.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
2 Kasım 2009 Pazartesi

İşte Bu Yüzden

Bu soğukta bu havada o stadyum dolacak. Orada olacağız. Senelerdir insanlar Beşiktaş taraftarını ayrı bir kefeye koyuyorsa boşuna değil. Gene sevenimiz sevmeyenimiz sezarın hakkını verecekler. Kimimiz siyah giyinecek kimimiz beyaz. En ümitsiz olduğumuz zamanda da o stadyumdaydık biz. Biz bu takımı hiç bırakmadık ey ahali. Ama onun tadı tuzu var mıydı, işte orası malumunuz. Fakat yarın öyle değil. Haftalardır bu galibiyet denen körolasıca meret hepimizin içini ısıtıyor. Kaç maçtır oynanan futboldan ziyade aldığımız puanlarla gönüllü kör oluyoruz. Ha oynanan futbol derken aslanlar gibi savunmamız var orası ayrı. Ama biraz daha organize çıkabilsek ileri. Aman neyse, onun yazısı ayrı, onu yazan ayrı. Ne diyorduk, evet yarın İnönü gene ümitli insanlarla dolacak. Dolmabahçe yolu gene semtten akan şarkılarla çınlayacak. Aşk ile aşık edebiyata inat buluşacak. İşyerlerimize gene siyah beyaz gideceğiz. Atkılarımızı masamızın arkasındaki kalorifere boylu boyunca uzatacağız. Bütün gün elimiz ayağımız heyecandan durmaz halde Beşiktaş ile ilgili sitelerde neler yazılmış diye dolanacağız. Patron falan gelirse de ses etmeyecek. Öyle kabullenmiş artık, bize yapılacak bişey yok, biliyor. Maç saati yaklaştıkça havanın soğuğuna bakıp eyvah diyeceğiz. Aslında umurumuzda olmayacak ya, laf olsun diye işte. Mesai bittiğinde semte ineceğiz. Kış vakti, karanlık, Köyiçi çoktan demini almaya başlamıştır, Kazan’da Elma’da eş dost. Herkesin yüzü güler ama biliriz heyecan içten içe bitirir. Şefim tuzlu fıstıkta getir. Kadrolar açıklanınca seyreyleyin gümbürtüyü. O olur mu bu olmaz mı. Abi koyver gitsin, olan olmuş. Olmaz, o çocuk orda oynamaz! Ve işte birisi saatine bakar, haydi der. Tribüne yüklü gitmek olmaz, çıkmadan tuvalete uğramak gerek. Yer yer sakin yer yer kalabalık o meşhur ağaçlı yol geçilir. Her adımda heyecan, alkol, soğuk birbirine girecek. Her adımda hız biraz daha artacak. Sağda panoların arkasından bir şırıltı gelebilir, dikkat, ilişmeyin. Kenarda atkılar, bereler, çekirdekler ve karaborsa biletler. Çoğunu görmez duymazsınız bile. Hedef belli, rota, istikamet, yön, yol hepsi belli. Ve hepsi ışıkları görene kadar abi, İnönü’nün ışıklarını görene kadar hepsi. Sonrası koskocaman bir beyaz. İçerde bayraklar pankartlar o biçimdir. Boru değil Şampiyonlar Ligi bu, o kadar olsun şımaralım. Maçın başlamasıyla birlikte çıkacak o gökgürültüsünü kendimiz bağırırken bile bayıla bayıla seyredeceğiz. Kafalar etrafa dönecek, gururla bütün tribüne bakılacak. Ve işte bu yüzden diyeceğiz içimizden, işte bu yüzden… Ne demiş Optik Başkan “Ben onbin tane deplasmana gittim!”. Sen yen, yenil, düş, kalk Beşiktaş’ım. Biz hep orada olacağız. Seni hiç bırakmayacağız.

3 Yorum:

yuki the zorba dedi ki...

Aslanım bilet tantanasında şahane post ıskalandı :) Blogda 1000 tane yorum var, sende bir tane yok! Yakışmaz...

Jokond dedi ki...

Hakikaten ıskalanması kötü olmuş. Eline sağlık...

Abim heyecandan elimiz ayagımız birbirine dolandi bilet yuzunden... Ama helal olsun o ani yasamıs kadar oldum... Benim zamanimda da kosuyolundan uskudara iner, oradan motorla karsiya gecerdik.. bogazdan o isiklari gormekde bir baska guzel. Bosuna dememisler dunyanin en guzel stadi diye... hey gidi gunler...

Yorum Gönder

Ara