.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
5 Kasım 2009 Perşembe

Feridun Düzağaç

Bugün Radikal'de yayınlanan yazısını her futbolsever okumalı. Söylediklerinin çoğunda yer alan haklılık payı için değil, takım sevgisini görmek için veya okuyup hırslanmak için değil. Türk basınında bir maç yazısının nasıl olması gerektiğini dağlara taşlara kazıdığı için okunmalı. Dakika ve skor bildiren bayat bir gazete cemiyetine inat, futbol yazısı dediğin böyle olur. Tebrikler ve alkışlar Feridun Düzağaç'a... İşte o yazı:

Ercan Taner 'Raul' desene..desene..desene-ee

İyi ve deneyimli bir futbolsever gözünü bağlasanız seyircinin çıkardığı sesten bile maçı yorumlayabilir. Oyundaki her aksiyona farklı bir ses üretir fanatik bir gırtlak; buna ‘tribün efekti’ denir. Bendeniz iddialıyım bu konuda; herhangi bir Beşiktaş maçında gözlerimi bağlasanız yüreğimi dağlasanız bilirim ne olduğunu. O homurtu ya da coşkulanma seslerinden oyuncu değişikliğini bile tahmin edebilirim. ‘Kurtlar vadisi-pusu: Acı son’ değilse bu maçın manşeti kesinlikle ‘sahibinden acil kiralık Serdar Özkan’ olmalı derdim ve derdim. Adam asmaca değil eğer öyle bir ihtimal kaldıysa Serdar’ı kazanmaktır zira yeteneklerini ısrarla bizden gizleyen bu genç arkadaşımız ne yazık ki tribünlerin negatif enerjisinin hem odağında hem de tetikleyeni durumundadır. Daha anlaşılır bir ifadeyle ve tribün türkçesiyle bu oyuncuya fena halde uyuz ve tahammülsüzüz; büyük Beşiktaşlı atom karıncaya eti senin kemiği benim cinsinden teslim edilebilir, Eskişehir aklıma gelen en iyi seçenek Serdar için. Keşke Yılmaz Büyükerşen hocamız Beşiktaşlı olsaydı; aday olsaydı, kazansaydı. Soğuk ve hissiz bir kenti nasıl da yaşayan gülümseyen ve akan bir suya çevirdi; Porsuk çayından yapay deniz olur Serdar’dan adam olmaz dememek lazım... Yeni bir Batuhan modeli kısaca; Eskişehirspor Rıza adamımızın sayesinde Beşiktaşımızın geri dönüşüm kutusu işte. *** En çok Hakan Arıkan için üzüldüm maça, ne yazık ki ‘Ben Rüştü ağabeyimin yedeğiyim’i bilincine kazımış olmalı ki rakibin iştahını kabartacak bir bilinçsizlik içindeydi. Birinci kaleci olamadığını gösterdi; ben ne zamandır yakıştırırdım oysa. Sorun tek tek oyuncular üzerinden gidilerek çözülecek bir sorun değildir. Sorun mabedin ‘en orta yerinde’, şeref tribününde ‘büyük bir yangın’ tehlikesinde hatta ‘yandı bitti kül oldu’nun arefesindeyken Beşiktaşımız orada öylece durmaktadır. Kah sevinçten hırstan çıldırır yumruk sıkar totem yapar, kah sinirlenir taraftarına el kol hareketi. Başımız başkanımızdır ne yapsa yeridir; yeri artık iyice anlaşıldığı üzere orası değildir. Beşiktaş bir oyuncak olsaydı kıyamaz ve kimselerle paylaşmazdım ben onu; Beşiktaş’ı yönetmek de çocuk oyuncağı değildir işte. Ah, Adile Naşit’imiz vardı benim çocukluğumun ‘Adile Teyze’si; uykularımızdan önce çıkardı siyah-beyaz televizyonuma masallar anlatır, öğütler verir, gülücükleriyle beraber sevgisinden dağıtır, içimizi ısıtırdı. Merakla beklerdik, sonuna geldiğinde programın isimler sayardı; “Ece, Elif, Barış, Metin, Ali, Feyyaz, Zeynep, Onur, Aydın, Deniz, Mahir, Yusuf, Nuri, Bilge, Ceylan...” O zamanlar Feridun’dum kısaca Fe değildim, adımı onun o güzel sesinden duymaya can atardım; hiç anmadı adımı ışığı bol olsun. Futbol çocukluğumuzun devamıdır, oyun düşkünlüğümüzün aynası. Beşiktaşlı’nın kaderi bu aralar; düş kurmak rüya görmek kadro dışı, Teyyocan’dan bile formsuz kabuslarımız ilk onbir mütemadiyen. Öfkeli, iri bir adam çıkıyor full kadraj ekranımıza ayaküstü uyutuyor bizi; yakın geçmişimizden isimler sayıyor yüzünde ihtiraslı ve münzevi bir gülüş, bir bıyıkaltı iştah ama bıyıksız: “Yula, Gordon, Higuen, Rikardinyo, Runye, Baki, Ali, Tan, Doğan, Zapotoçni, Sivok, Fink, Sinan, Okan, Berkant, Diyatta, Huanfıran, Del Boske, Tigana, Ertuğrul, Rıza, Mustafa, Tuna, Seriç, Yozgatlı, Ayilton, Fatih Sonkaya, Adem Dursun, Burak .....” Beş yılda sadece bonservislerine 70 milyon yuro ödenen ve büyük çoğunluğu uzay boşluğunda kaybolan isimler zinciri. Titan saadet zincirinden acıklı. Özet: Olanları birbirine bağlıyorum, mütemadiyen ağlıyorum. *** Maçı ülkesi adına anlatan Alman tiviciye boşuna yüklenmiş medyamız; Benim adamda gördüğüm medyamızın gaza getirircesine yazdığı gibi ‘sınırları zorlayan bir küstahlık’ değil müthiş bir futbol zekasıdır. ‘Beşiktaş’ta her şey tesadüf üzerine kurulu; benim oturduğum yerden bir sistemleri görünmüyor’ demiş Klauscan, defansta doğru olan bir şey yok demiş Fink’in Almanya geçmişinden hatırlatmalar yapmış ve onu bir Şampiyonlar Ligi maçında görünce şaşırdığını söylemiş sadece. Mustafa hocamız bizler ahkam kesince “Kimse benim kadar yaşamıyor Beşiktaş’ı” deyip kestirip atıyor nacizane önerim bu Yurgen oğlandan faydalansın. Adamcağız doksan dakikada Beşiktaş’ın en gerçek fotografını çekmiş sadece belli ki uzun pozlamış. Aferin helal hatta danke. ‘Bu Beşiktaş seyircisinin bu ülkede bile benzeri yok’ diyerek bal da çalmış dudaklara, oh. Lakin ben tribün efektinin de değişmesi gerektiğini savunurum. ‘Kartal gol gol gol’ tezahüratının ‘kargolgılgugıl’ şekline dönüştüğü an, ümitlerin bittiği ve kaosun İnönü üzerinde ‘yaprak dökümü’ndeki kaynana gibi sırıttığı andır. Kongre öncesi ve sonrası yeniden yapılanma sürecine taraftar grupları da el atmalı söylem, makam ve repertuvar acilen değişmelidir artık. Bunu bilir bunu söylerim. Kahramanımız Alman gazetecinin ‘Yeter Demirören’ yorumu bu kadar zekice bu kadar çarpıcı olabilirdi ancak: “Beşiktaş tribünleri şu anda heyecanla bağırmaktalar ama iyi mi kötü mü anlaşılmıyor; bence kötü birşey söylüyor gibiler” demiş. Bazen hayat yüz vermez; doğruyu haykırmak bile işe yaramaz. Değiştiremiyorsan değişeceksin. En büyük acıyı en çok seven çeker ve iş yine taraftarın cefasına vefasına düşer. Düşen bir Serdar görürsen beni hatırla demiştin; biliyorsun seni ben İnönü’de sevmiştim. *** Türksel ligi iki bin on sezonu Beşiktaşımız için kapanmıştır. Dileyen başka liglere temayül edebilir, yeni sezona dek başka ligden takım tutabilir. Milliyetçi Beşiktaşlılar için Finlandiya liginden Turku ya da İtalya Seri B’den Gallipoli, Nihilist Beşiktaşlılar için Kimki, Trakyalılar içinse Portekizden Germinal Be yav takımlarını öneriyorum. Ben La Liga’ya dönüyor ve ikincil takım Barselona’yla avunuyorum. Beşiktaşımı yüreğimde saklıyor ve bugünden kötü olmaması için dualar, totemler ediyorum. İtiraf olsun ki düpedüz şezlonk yazarıyım gayrı ve bu sezondan tek beklentim La Liga’daki düşman Real maçlarını hep sevgili Ercan Taner’in anlatması ve bize bol bol aşkla tutkuyla ihtirasla ‘Raul’ demesi olacaktır. Futbol bazen sadece futbol değildir bazen de hayatın merkezi olmamalıdır. Olunca acı çekiyoruz Ferit; seninle insan sevmeye korkuyor. Bu aşk içimde kah kanayan yara kah yarayan kana olarak sürecek ve ben dilimin döndüğünce seveceğim seni içimden. Yalan söyleyen Antep’e başkan olsun. Stop!

41 Yorum:

Socrates dedi ki...

feridun abi süper yazmış, içimden beşiktaş başkanları hep böyle adamlardan olsa diyorum. ellerine yüreğine sağlık ağbicim

kaba şimşek dedi ki...

yazı üç cümlede falan bitermiş; safi laf kalabalığı olmuş gerisi. şu blogda birileri hayrına "futbol romantizmi" konusunu masaya yatırsa ya. yani okuması keyifli olabiliyor bu tarz yazıları. ama işe beşiktaş açısından bakınca, basında senin sesin olması gereken adamların tamamı, sadece romantizm yapınca realiteden uzaklaşıyorsun. iş eleştiriden çıkıp şiir antolojisine dönüşüyor. o zaman da baskı kuramıyorsun muhalefet olarak yönetim üzerinde. ben başkan olsam, bana muhalefeti böyle metaforla, maniyle falan yapsanız; bırakın silkinmeyi, size bir de rakı ısmarlarım. "ne duygulu yazıyon lan, patlat bakim bi şiyir fede'm" der, vururum kadehimi kadehine.

ombisome dedi ki...

"Düşen bir Serdar görürsen beni hatırla demiştin; biliyorsun seni ben İnönü’de sevmiştim."

V.Ö.'ye selam yola devam.

alkış.

serkan dedi ki...

son zamanlarda aklımdan çıkmayan bu şarkıya yaptığı gönderme ile beni feci yakaladı bu yazı..

Düşen bir yaprak görürsen,
Beni hatırla demiştin.
Biliyorsun seni ben
Sonbaharda sevmiştim

Her sonbahar gelişinde
Sarı, sarı yapraklarda
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma

Rüzgarla düşen yaprakta
Daima senin hayalin
Yine bir sonbaharda
Döneceksin sen bana

Her sonbahar gelişinde
Sarı, sarı yapraklarda
Kuru dallar arasında
Sen gelirsin aklıma

barfilozofu dedi ki...

Sabah bu yazıyı konmadan eksibesiktas@gmail.com'a neden okunası yazarlar bölümünde Feridun Düzağaç yok dedim. Hala cevabını beklemekteyim. ve baktım yine yok!

sertano dedi ki...

@kaba şimşek

Demirören'e F.D. gibilerin şiirsel yazıları etki etmez di mi..
İsmail Er'e ya da Sergen'e söyleyelim de derdimizi, ona göre şekillendirsinler yazılarını/ haberlerini. Belki gider Y.D.
Amma gereksiz laflarla doldurmuşsun yazıyı be F.D.

Güzel tespit (!) kaba şimşek.

kaba şimşek dedi ki...

@sertano:

yorumu bir kez daha oku diyerek vakit kaybetmeden gerekli kısmı alayım buraya:

"basında senin sesin olması gereken adamların tamamı, sadece romantizm yapınca"

yani ne demişim orada? benim sesim olması gereken adamlar romantizme takılmış demişim. ismail er'le sergen'le ne alakası var bunun? romantizm yapanları hepimiz biliyoruz. bunlar da ismail er ya da sergen değil. esasen alınganlık yapmanı gerektirecek bir durum yok. ben zekasına güvendiğim adamların, artık bu metaforik anlatım yerine, çatır çatır reel muhalefet yazıları yazması gerektiğini düşünüyorum.

ben cem dizdar'a, fede'ye filan romantizm yapmayın demiyorum. hobi olarak yine yapsınlar. ama 'sadece' romantizmin mala davara faydası yok arkadaşım. artık geçelim bu kısımları. bu yeteneğini albümlerinde kullansın mesela fede. bir gazetenin spor sayfasını seni beni temsil etmek için işgal ediyorsa, bunu istemeye hakkım var diye düşünüyorum ben.

Pamukk dedi ki...

serdar özkan demişken; Trabzonspor maçının kadrosuna Wolfsburg maçındaki etkisiz futbolu nedeniyle eleştirilen Serdar Özkan alınmadı

TheRasco dedi ki...

Aslında bu şekilde romantizm hakkında konuşmadan evvel, öncelikle romantizmin tam olarak ne demek olduğunu bilmek gerekir.

Romantizm aslında sanıldığı üzere Sezen Aksu veya Yalın ın dingin parçalarında yaşadığımız hissiyatın ötesindedir. Veya mum ışığında yenilen bir akşam yemeği değildir romantizm. Diğer bir çok kavram gibi yanlış anlatılmış-anlaşılmış bir şeydir. Her taşınabilir kaset çalara Walkman demek gibi birşeydir romantizmi bu şekilde yorumlamak...

Romantizm, 18. yüzyılda klasisizme tepki olarak ortaya çıkmış bir düşünce akımıdır. Dahasını öğrenmek isteyen girer araştırır. Ama kısaca "İnsanın aydınlanması önünde engel olan her şeye karşı olan düşünce akımı" olarak nitelendirebiliriz romantizmi...

Sanırım bu şekildeki bir düşünce yapısına hiç birimiz karşı değilizdir...

Keşke bütün gazetelerin köşelerinde böyle insanlar romantizm yapsalar da biraz aydınlansak!!!

kaba şimşek dedi ki...

therasco arkadaşımıza, bize romantizmi öğretirken 'demagoji'ye de örnek vermiş olmasından dolayı teşekkür etmeliyiz bence. bayaa bilgilendirici bir blog oldu burası slkdjflskdfjls.

sertano dedi ki...

@kaba şimşek
Fevri tepkim için özür dilerim (hepimizin biraz sinirleri bozuk galiba!).

Aslında anlatmaya çalıştığım, hangi gazetede, her kim, ne yazarsa yazsın -reel muhalefet adına- yönetim tarafından kaale alınmayacaklarına olan inancım. Kendi taraftarının üzerine adam salan zihniyetten bahsediyoruz.

F.D. abimiz de pek güzelce ifade etmiş benim kafamdakileri, ona laf etmene alınmışım, sen söyleyince farkettim gerçekten :)

stalker dedi ki...

kaba şimşek'in vurguladığı nokta önemli aslında. camia olabilmekle alakalı. misal çok sevdiğim cem dizdar bile "ben bjk camiasından değilim" diyor. kendisini taraftar olarak tanımlayarak, o mecraya sıkıştırarak sıyrılıyor mevzudan. eh be güzel abim sen artık yazılarında kullandığın tabirle "kamusal adam" olmuşsun, bırak bu sivil kalıyorum tavırlarını. bak alem göt olmuş; yd'nin icraatlarından, taraftar dövdürdüğünden bahsetmiyor ama "beşiktaşlılar ayıp etti, başkan haklı, hak etmedi bunları" diye habire maymunlaşıyor iki gündür. ne yapayım ben şimdi. o akşam protestolarda dişlerini sımsıkı kenetlemiş, ağzını bile açmamış biri oalrak yd'nin "küfürbazları temizliycez" teröründen zarar görürsem kim konuşacak bunu medyada? "barcelona'ya dönüyoruz" mu diyeyim ben de...

bizim bi selçuk yulamız olsun demiyorum tabii; biraz gündemi takip edecek, gündem yaratacak, birilerinin ağzının payını verecek, yeri gelince çatır çatır kavga edecek adamlara ihtiyacımız var. bu adamlar çok güzel abiler, eyvallah, lakin fırtınada filikaya tek başına atlayıp kaçmak da olmasın yahu..

kaba şimşek dedi ki...

@sertano: özür mözür nafile, çok kırıldım ben sana lsdkjflsdkjflsdkjfs.

ya o değil de, şimdi romantizm akımı aydınlanmaya karşıdır şudur budur ama birincisi bu adamlar spor sayfasında ikamet ediyorlar. yani herhangi bir edebi eser beklemiyoruz kendilerinden. ikincisi ve en önemlisi, bu tarz yazılar, sürekli hale gelince alışkanlık yapıp, çekilen acıları da sempatik hale getirmeye başlıyor bence. şu durumda tuttuğun takımın sportif başarısızlığının temelinde yönetim zaafiyeti var. o sebepten bir tavır koyman gerekiyor. ama sen ne yapıyorsun? işin içine edebiyatı sokup, çekilen acıyı bir bakıma meşru hale getiriyorsun. bunları okuyan gençler de yanlışın nerede olduğunu, kurtulmak için ne yapılması gerektiğini öğrenmekten ziyade, "abi fede'nin yazısını okudun mu? yemin ederim şurdan iki damla yaş süzüldü! beşiktaşlı olmak çok başka yææ, yaratıcılık filan :/" demeye başlıyor. bu böyle dalga dalga yurt sathına yayılıyor, insan bunu görür üzülür :/

yanisi, tipik forza gençliğini yaratıyorsun elbirliğiyle be arkadaş anlayalım bunu artık. "abi rep, vallahi ağladık burda okurken ailecek"ten öte bir lakırdısı olmuyor koca camianın.

ya aslında böyle yazılar güzel ama işte sıkıntı averaj futbol seyircisine laf anlatmakta

feridun abi morumsu camlı gözlükleriyle averaj adama şiirsel söylese adam gider demiröreni savunur bi skim anlamadığından.

averaj adama ben burada höyt lan diye yazıyorum. gerçi öyle yazınca da gurur yapmayın lan, okura karşı saygılı olun, ekşi beşitaş'a yakışmadı deniyor.

ben o ayarı tutturacak yazar bilemiyorum sevgili kaba. belki rahmetli kazım kanat ile vedat abi.

ötesi boş işte, averaja sesleniş yok.
o zaman da başkan istediği gibi at koşturuyor işte.

matiasemilio dedi ki...

mükemmel..
eğer burası Beşiktaş'a aşık olan şahısların platformuysa tabiki romantik olan alkışlanacaktır..

shelbyl dedi ki...

Kaba'nin yazdiklarinin altina imzami atarim.

Ben yaziyi okurken, basima bir sey gelmeyecekse soyleyeyim, sikintidan satir atladim falan. Yani siirsellik, akicilik tamam guzel de, bak mesela Beautiful Freak'in herhangi bir yazisini bu yaziya tercih ederim. Romantiklikse, duygusalliksa o da romantik; ama dise dokunur romantik. Adam bir mesaj veriyor, bir tezi oluyor, bir butunsellik var.

Su yazinin tezi nedir abicim? "Serdar kiralansin, transferler kotu, Demiroren gitsin, taraftarlar toparlansin." Bunlara acilim getiriyor mu? Hayir. Bunlari herkes diyor zaten. Eee, peki sonra?

Tamam, FD bunlari daha guzel diyor. Ama neticede bu yaziyi okuyan bizler sadece mental masturbasyon yapiyoruz. Sonra da masturbasyon yapmis adam rahatligina kavusup dertleri, sorunlari unutuyoruz. Kendi romantizmimizde boguluyoruz.

TheRasco'ya ithafen sunu diyeyim; romantizm ile 18.yy'da aydinlanir, bu yuzyilda ancak "nostalji" yaparsin.

Spor yazisi boyle olmaz. Bu yazi, Radikal Spor'da degil, Radikal Iki'de yayinlanmaya deger bir yazidir, okuyani belli, anlayani belli olsun. Sadece berberde sirasini beklerken gazete okuyan adama boyle hitap edemezsin.

sertano dedi ki...

@shelbyl
Nası satır atlarsınnnnn ve bunu nasıl söylersinn, hassasiyetimi anlamadın mı ldkfjfkfkj

shelbyl dedi ki...

Hocam ben Turk yazarlarinin "romantik" tada lafi uzatarak ulasma hastaligindan bikmis usanmis bir adamim. Lise yillarimi Cezmi Ersoz mahvetti, gelemiyorum bu triplere.

Bak hikaye anlatacaksa tamam. Ayrinti koyabilir istedigi kadar. Ama bu kose yazisi. Romanet degil ki?

Su yazinin ikinci bolumunu ben uc cumlede anlatirdim, espri olurdu, daha etkili olurdu. Ya da gitsin dipnot kullansin. Ama yazinin akiciligi falan yok, gitmis, dura dura okumak zorunda kaliyorum. Olmaz.

Kurt Vonnegut ustad der ki: "Yazdiginiz bir cumle anlatiya bir sey katmiyorsa silin." Bak yazidan gereksiz cumleleri aliyorum buraya:

"Soğuk ve hissiz bir kenti nasıl da yaşayan gülümseyen ve akan bir suya çevirdi; Porsuk çayından yapay deniz olur Serdar’dan adam olmaz dememek lazım..." (bkz: Turk yazarindaki romantizmi deniz ile yakalama hastaligi)

"O zamanlar Feridun’dum kısaca Fe değildim, adımı onun o güzel sesinden duymaya can atardım; hiç anmadı adımı ışığı bol olsun."

Falan filan.

Sonuc: Ben mizahin aci, keskin ve de rahatsiz edici olanini severim. Boyle islere de tokum, "zerre titretmiyor o akordu bozulmus gonlumdeki bam telimi bu yuregimi irmak gibi akip gecmesi beklenen yazilar."- shelbyl

sertano dedi ki...

@shelbyl
Ama yine olmadı ama, gereksiz dediğin ilk cümle Eskişehir'i anlatıyor, yaşadığım şehir!!!

(Tamam geyiği uzatmıycam, son kez derim ki; okuma aktivitesini sadece berberde sıra beklerken yapmayan bizler için de birileri yazmalı -içimizden birilerini kızdırma pahasına olsa da-)

@shelbyl
"Lise yillarimi Cezmi Ersoz mahvetti, gelemiyorum bu triplere."

Harika tespit.

Yazı güzeldir, hoştur. Ancak bizim acilen Gündoğdu'daki gibi alev alan hale geçmemiz lazım. Sen benimher gece efkarım ruh hali bize iyi gelmedi.

Ege

marpione dedi ki...

yazıyı da beğendim ve dikkatle okudum, kaba şimşek ve shelby'ye de katılıyorum.

yalnız bu yazı o cıvık cıvık ağlamaklı yazılardan değil. fede vermiş veriştirmiş ama bunu amigo üslubu ile yapmamış. serdar özkan'a "sen tükendin artık, git kafanı toparla" demiş, "bu serdar'dan futbolcu falan olmaz" dememiş "başka bir meslekten bozma" spor yazarları gibi.

demirören'in paraları saçtığı insan ordusunu yazmış, alman tv'ci üzerinden sahadaki oyunu eleştirmiş, fink üzerinden transferi eleştirmiş, sahadaki düzensizlikten bahsetmiş. ortada hiç de ağlak bir söylem yok, gayet de kıvrak bir dil var.

şu "masaya vurup hakkımızı çatır çatır arayacak yazar" geyiği de ne eski ve esaslı bir geyiktir ha! çok da taraftarı ve inananı vardır. gene de bu davranışları yapan adamları da ben hiç "beşiktaşlı olarak" tahayyül edememişimdir kafamda. kazım kanat'ı da sevmezdim zaten, ne zaman taraftarın kahramanı oldu o bölümü de kaçırmışım.

bu camianın hala ısrarla terketmediği bir ruhu var. 10 sene sonra kalmayacak. yeni jenerasyonu sinan engin ile başlayıp, sergen çetin ile devam eden bir kadrodan kimse hayır beklemesin. hani yani öyle "hardkor seba'cı" da değilimdir ama benim büyüdüğüm dönemden bu son jenerasyona kadar olan kısımdan da hep "adam" çıkmıştır, medya maymunu değil. istisnalar kaideyi bozmaz.

şimdilik bizim elimizde kalan, kulubü bu beceriksizliklere kaptırdıktan sonra sadece aklımızda ve sözümüzde yaşatmaya çalıştığımız bu söylemler bu ruhtur.

fenerle galatasaray'la aşık atacağız, onlar gibi olmaya çalışacağız diye bunu da yırtıp atarsak aklımızdan, elimizde kalan bayrak beşiktaş bayrağı olmaktan çıkar, siyah ve beyaz renkli kumaş parçasına dönüşür.

özetle, ben bu yazıyı gecenin bir yarısı oldukça sakin bir kafayla okudum, beğendim. sabah işin gücün arasında okusaydım ben de sıkılabilirdim. gene de ben bu yazıyı, bu bakış açısını, bu dili "devamlı karşısındakini dövecekmiş gibi" davranan spor yazarına tercih ederim.

sıkıldım ben beşiktaş ismini kullanan kalitesiz adamlardan. zaten en büyüğünü utanmadan başımıza başkan yaptık.

shelbyl dedi ki...

Ben de marpione'ye katildim.

Bu yazi, Feridun Duzagac'in sarki sozu yazari kimligi ile kose yazari kimligi arasinda gidip gelmese cok daha guzel olurmus.

Bak mesela su uzun Adile Nasit kismini ben yeniden yazayim:

"Biz cocukken Adile Nasit, o tonton simasiyla ekrana cikar, bir suru isim sayar, hepimize iyi geceler dilerdi. Kabusumda ise baska bir tonton cikip saymaya basliyor isimleri sirayla: .......... Uyu uyuyabilirsen ondan sonra."

Bitti. Kisa ve net.

Benim derdim budur, yanlis anlasilmayayim.

TheRasco dedi ki...

@Kaba Simsek
Bisey diil.

Ben bu yazı hakkında kimsenin söylediği şey için "saçma" yada "gerçek değil" demedim. Herkesin görüşüne saygım sonsuz. Fakat ortada bir kavram karmaşası mevcut. Yanlış mevcut. Havada uçan kartalı görüpte "aaa akbabaya bak" demek mevcut.Düzeltmeyeyimmi yani???

@Shelbyl

Romantizm 18.yy da at arabasından inip motorlu taşıtlara binelim, kalemleri bırakıp daktiloyla yazalım gibisinden dönemsel geçiş ve ilerleme içeren bir şey öne sürmemektedir. Fikirle alakalı, beyinle alakalı birşeydir.Kendini geliştirmek istediği noktada engelle karşılaşan ve bununla alakalı harekete geçen her insan romantiktir.

"KİŞİNİN AYDINLANMASININ ÖNÜNDE ENGEL OLACAK ŞEYLERİN HEPSİNE KARŞI OLMAK-HAREKET ETMEK"

Aslında şu anda yaşadıklarımıza uyarladığın zaman, YETER diye bağıran her taraftar romantiktir. YD Bjk nin gelişiminin önündeki bir engeldir(itiraz yok sanırım)
Ve engeli aşmak için Beşiktaş taraftarı bu şekilde mücadele etmektedir.

Sıkıntı sadece Romantiklik ile Melankoliklik kavramlarını birbiri ile karıştırmak ve doğruyu göstereni üzeri kapalı bir biçimde ukalalıkla suçlamak-Burası güzel bir blog, genellikle aklı selim insanların bulunduğu-yazdığı bir blog.O yüzden buradaki her insanın gördüğü bir yanlışı düzeltmesi bence boynunun borcudur. Daha iyiye ulaşmak, aydınlanmak adına...Benim size söylediğim şeyler doğruluğu bilim adamlarınca kabul edilmiş şeylerdir.Ansiklopedik bilgidir yani. Ben çok itiraz edilebilir bulmuyorum.

lsdkjflsdkjflsdkjfs

kaba şimşek dedi ki...

bir ansiklopedik bilgi de ben verip kaçayım hemen:

"galat-ı meşhur"

shelbyl dedi ki...

TheRasco, yanlis sularda kurek cekmektesin.

Romantizm sadece aydinlanmayi engelleyici seylere karsi cikmaz. Romantikler Aydinlanma Cagi'nda bilimsel rasyonalizmin onem kazanmasina da karsi cikarlar. Romantik bilim ile Aydinlanmaci bilim arasinda fark vardir. Romantizmin temel endisesi aydinlanmadan ote "estetizasyon" olmustur. Falan filan.

Ansiklopedik bilgi veriyorsun da, bilgiyi verdigin ansiklopedideki ilk Turk Adnan Aybaba, oradan kaybediyorsun.

Neyse, sanat tarihi tartismaya gerek yok burada. Ama ahkam kesiliyorsa orada "dur" derim. Isvicreli bilim adamlari her seyin dogrulugunu kabul ediyorlar zaten bugunlerde...

shelbyl dedi ki...

Oyle demissin de kaba simsek, lugat-i fasih galat-i meshurdan daha yanlis gibi durmakta bu durumda zaten..

kaba şimşek dedi ki...

yok, ben sadece melankoli yerine romantizm kullanmakla alakalı söyledim onu. bi de bunun aslı nedir la? lugat-ı sahih de deniyo; fasih de?

TheRasco dedi ki...

Arkadas benim kazanma kaybetme gibi bir olayım yok. Doğru bildiğimi söylerim ben. Ben bu tartısmanın kişisel bir boyut kazandığını görüyorum. Ahkam kesmek gibi bir niyetim olsa ahkam kesilmesinden dert yanmazdım. En başından beri söylediğim gibi, yanlış deyim kullanılıyor ve ben bunu düzelttim.

Ha romantizm hakkında sayfalarca yazarsın istersen. Ama konumuz bu değil, "romantizm" diye yazıp arattığın zaman karşına çıkan her materyalin ilk paragrafında bulunan bir bilgiyi paylaştım sizinle. Bilemiyorum Aybaba varmı yokmu?Ama yanlış yaptım herhalde.

Son yorumunda ne güzel söylemiş Kaba Şimşek Galat-ı Meşhur" diye.Haddim olmayarak işaret ettiğim şeyi görmüş, kazanmak kaybetmek dememiş...

Sanat tarihi ile ilgilenmiyorum, o yüzden tartışmakta istemem, Beşiktaş tartışalım, kaldıki sanat tarihi tartışmak isteyecek olan birisininde
"Romantizm ile 18.yy'da aydinlanir, bu yuzyilda ancak "nostalji" yaparsin." diyen birisiyle bunu tartısacagını düşünmüyorum, o da ayrı...

shelbyl dedi ki...

Evet cumleleri "out of context" alip, "tartismak istemiyorum" deyip laf atalim. Ahmet Cakarizm cok yasa!

Benim romantizm hakkinda soylediklerime itiraziniz var mi? Benimkiler de bilim adamlarinin dogrulugunu kabul ettigi seyler cunku. Onu merak ettim ben.

shelbyl dedi ki...

Bu arada niyetim kimseyi kirmak degil. Uc koldan bir tartisma icindeyim, sinirlerim lacka olmus durumda, sert cikmis olabilirim, bastan ozur dileyeyim.

yuki the zorba dedi ki...

Ben de bir şey söyleyeyim dur hele;

Evet doğrudur, Beşiktaş'ın adam gibi yazarları romantik takılmayı sevmekteler. Ekstra bir baskı unsuru, muhalefet gibi kavramlardan da uzaktalar. Bunlar net, değil mi... E bu adamlardan ne bekliyorsunuz ki, FD'yi yolda da görseniz bir Selçuk Yula yaratamayacağınızı fark etmeniz lazım... Beklentileri adamı bildiğiniz ölçüde yönlendirmelisiniz. Bu adam bu yazdıklarını böyle söylemesin, başka türlü söylesin / ya da daha beteri bu adam bunları söylemesin, başka şeylerle gelsin bana noktasına geliyor. O da Feridun Düzağaç özelinde ortaya çıkınca, bana manasız geliyor açıkçası... Feridun Düzağaç Beşiktaş'ı yönetmeyi ya da yönlendirmeyi değil, sevmeyi biliyor ve onu yazıyor. Cem Dizdar'ın da yaptığı bu...

Eksikliğini çektiğimiz yazar modeline, doğrudan Ahmet Çakar'ı gölgede bırakacak bir transfer önerisiyle geliyorum, Jessie... Bakın yazıyorum şuraya, koyun Jessie'yi Telegol'a on gün sonra Beşiktaş maçlarından önce maç yorumunu, maçlardan sonra Rıdvan'ın yanındaki koltuğu almazsa ne olayım... Adam harcanıyor bizim programda :)

TheRasco dedi ki...

Hayır, benim senin söylediğin şeylere itirazım yok. Çünkü söylediğin şeyler benim baktığım paragrafların ikinci-üçücü cümleleri.

Benim savunduğum

Feridun Düzağaç ın yazısı "Romantik" olarak nitelendirildi. Bende dedimki sıkıntı var.Romantik değildir.Romantik kısaca şudur budur.(hatta ilk yorumda dahasını öğrenmek isteyen araştırır ama kısaca söledir boledir" diye yazdım)

Peki sen bu yazı Romantik bir yazıdır mı diyorsun?

Ayrıca tabikive kesinlikle romantizm kavramını seninle burada tartışmak istemiyorum, neticede burası bunun yeri değil ve bu bizi sadece amactan saptırır. yoksa tartısmaya çekindiğimden değil...Nedir yani,Google dan bak bak yaz..

Ayriyetten insanların tek cümlesini alıpta, genel düşünce yapısı ve kişiliği hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadan onlara Çakarizm gibi genel ve bence ucuz(Cakarizm ucuz)sıfatlar yapıştırmanı da gercekten cok ayıp buluyorum. Yazarı oldugun bu blogun comment post screen inin hemen üzerinde belirtilmiş hususlardan "diğer yorumculara saldırganlık yapan-kişisel saldırıda bulunan" hususuna kaçar bir tavrın var (asıl amacın oyle olmayabilir fakat benim üzerimde yarattığın hissiyat bu)ve bu beni açıkçası rahatsız ediyor.

Ben yanlışımdır, doğruyumdur, önemli değil, asıl önemli olan eger ben yanlıssam beni senin düzeltmen gerektigidir. Tabi eğer birlikte bir şeyler üretme mantığı çerçevesinde buradaysak...Sen bana itiraz oldugun noktada "Ben ahkam kestirmem" şeklinde, beni benzettiğin kişilerin ağzından cıksa hiç yadırgamayacagım bir söylemle çıktın ortaya.

Sen bana bu sekilde düzeltme odaklı değilde, agzının payını verme şeklinde çıkarsan, bende bu bloga bundan sonra yorum yazarken elim titrer, gene bu şekilde bir tepkiye maruz kalırmıyım diye, düşüncelerimi ortaya koymaktan çekinirim.

Sonuçta ne olur? Neticede ben sadece bir okurum ve arada yorum yazıyorum, ben bir daha girmesem bu blog hiç bir şey kaybetmez fakat düşünce çeşitliliği ve özgürlüğü bence ciddi şekilde yara alır. Ayrıca ben yanlış bildigimle kalırım. Ayrıca sendeki bilgide birisinin aydınlanmasına yaramadığı için değersizleşir. Bir yerde kişisel tercih ve yapı meselesi.

Özet: Feridun Düzağacın yazısı romantik bir yazı değildir, daha çok melankolik bir yazıdır.

TheRasco dedi ki...

Kusura bakma son yazdıgını görmeden gönderdim...

kaba şimşek dedi ki...

@yuki; yok, fede'den elbette şahsen hiçbi şey beklemiyorum. kendisiyle ilişkim ortak tanıdıklar ekseninde merhaba merhabadan öte de değil.

lakin, fede'den hareketle, beşiktaş'ın basındaki kalemlerinden/seslerinden, 'bana göre' analiz yeteneği gelişmiş olanlarının, işin sadece bu 'aşk' kısmında takılıp kalmalarının beşiktaş'ın bugünkü durumunda büyük etkisi olduğununun altını çizmeye çalışıyorum ben. istediğim şey masaya yumruk vurulması falan değil. 'basit' cümlelerle sorunu ve çözümlerini seslendirmeleri. çünkü gerçekten bu yapılmadıkça, sadece forza'daki o artık gına getiren gerzek muhabbetler yapılır oldu camiada. vay efendim şiir gibi yazılar, aman bir ağlamalar, kendinden geçmeler. nedir abi? noluyoruz yani? herkes fetullah gülen gibi oldu; sürekli hislenip ağlıyoruz. başkanın da bununla övünüyor işte. neymiş yenince de yenilince de ağlıyormuş. teallam sdlkjflsskdlfjdskfjs.

shelbyl dedi ki...

Sevgili TheRasco,

Burada saat 5, ve ben millete Yilmaz Ozdil'in son yazisinin neden cinsiyetci oldugunu anlatamama sikintisi icerisindeyim.

Benim zaten lastiklesmis sinirlerimi kipirdatan ifaden su olmustu:

"Benim size söylediğim şeyler doğruluğu bilim adamlarınca kabul edilmiş şeylerdir.Ansiklopedik bilgidir yani. Ben çok itiraz edilebilir bulmuyorum."

Konuyla ilgisini kuramadim, kuramamaktan ote fazlasiyla gereksiz buldum, o yuzden ben de ansiklopedik bilgi kivaminda bilgilerle senin dediklerine karsi ciktim. Burada uslubum sasti galiba biraz.

Bundan ayri olarak, bana "Ayriyetten insanların tek cümlesini alıpta, genel düşünce yapısı ve kişiliği hakkında hiç bir bilgi sahibi olmadan onlara Çakarizm gibi genel ve bence ucuz(Cakarizm ucuz)sıfatlar yapıştırmanı da gercekten cok ayıp buluyorum." demissin. Birincisi, bu dedigim genel degildi, sadece bir ifadene yonelikti. Ikincisi, genellemeyi o ifadeden once sen bana "sanat tarihi tartışmak isteyecek olan birisininde
"Romantizm ile 18.yy'da aydinlanir, bu yuzyilda ancak "nostalji" yaparsin." diyen birisiyle bunu tartısacagını düşünmüyorum, o da ayrı..." diyerek yaptin. Yani uslup olarak, esit olmasak da, dengede yerlerdeydik.

Ben iki ifade arasinda fark goremiyorum, kisisel saldiri hic goremiyorum. Sadece, post'larimdan da bilindigi uzere, sert bir mizahi seven bir adamim. Arkadaslar bana "agresif hicivbaz" derler.

Neyse, umarim ozrumu kabul edersin, ama "bu blog'a yazarken elim titrer, cok kisisel saldiri oldu" tarzi ifadeleri abarti ve de gereginden fazla kirici buldugumu da belirteyim.

TheRasco dedi ki...

Ben orada "tartısacak kişi bu lafından sonra seninle sanat tarihi tartısmaz" dediğim noktada senin kişiliğinle alakalı bir şey söylemedim. Bir post evvelinde bunu yazdıktan sonra, bir post sonra romantizmle alakalı literatür dökmen ve benim tartışmayı istemiyor olmamı eleştirmen tezat gelmişti bana.Fakat sen Ahmet Çakar benzetmesi yapınca, bende direk benzetmeye konu şahısla bağdaştırdım kendimi.Senin öyle yorumladığını zannettim. Neyse demekki ben yanlış anladım. Yada sen yanlış anlattın.Herhangi bir kırgınlığım yok, zaten hislerimi açık biçimde ifade ettim ki, kendimce yanlış olanları düzeltelim diye...

Genel tavrını bilmediğim için rahatsız oldum. Az öncede belirtmiştim, netcede kişilik ve yapı meselesi.

Bende eğer öfkeyle seni kıran şeyler yazdıysam kusura bakma.
Sadece nasıl hissettiğimi tasvir etmeye çalıştım ve belirttim, öyle bir amacın yoksa bile burdan öyle görünüyor diye. Neticede tartısma ortamı insanı geriyor.

shelbyl dedi ki...

Gereksiz bir tartismanin tatliya baglanmasi: priceless.

Konuya geri donersek: su zamanlarda melankoliden cok gaza ihtiyacimiz var der, cekilirim.

Jessie dedi ki...

Tatli demisken, suanda botas kiz basket takimiyla yemekteyim. Gozlerinizden operim.

TheRasco dedi ki...

@shelbyl
Alkıs...

@Jessie
Hell Yeah!

Jokond dedi ki...

jessie senden üçlük bekliyorum.

Yorum Gönder

Ara