.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
27 Kasım 2009 Cuma

Favori Olmamanın Dayanılmaz Hafifliği

Acayip bir milletiz. Asmaya kesmeye çok meraklıyız. Franz Rijkaard gibi, kariyeri herkesi dövecek bir adam darağacına çekilmeye hazırlanıyor. Neden? İşte esas bu sorunun cevabı sakat, neden sakat olduğunu da aşağıda açıklayacağım.
Sene başında burada konuşuldu. Ya Beautiful Freak, ya da Yuki dedi ki "Ben Rijkaard'ın sezon sonunu göremeyeceğine inanıyorum." Aklıselim herkes Galatasaray'ın defansif zaaflarından, ve de hücümdaki "bireysel yetenek bağımlılığı"ndan bahsetti. Bunun ileride yaratabileceği dezavantajlardan, oyuncuların sene başındaki dinçliği ve formu devam ettirmesinin zor olduğundan bahsetti.
Şimdi bu beklenen iken, ne yapıldı? Medya önce "Rijkaard geldi, Galatasaray total futbol oynuyor -total futbol öyle 1 haftada oynanan bir şey ya!-, bir hücum organizasyonu sorma gitsin" diye şişirdi balonu. Levadia'yı yenince Avrupa Kupası Şampiyonu olmuş sayıldılar mesela. Dedi ki "süper kadro, süper diziliş; gol yese de atıyor." Ama aynı medya, Galatasaray'ın ilk gol atamadığı maçta bu sefer "Rijkaard'ın B planı yok" dedi. Sonra Rijkaard B planına döndü, defansif güvenliği ön plana aldı; bu sefer de "Galatasaray'ın futbolu değişti" dendi. Ulan sen değişttirdin zaten?
Sadece Rijkaard bazında da değil bu. Arda'yı şişiren, bir bakıma kaptan yapan medya, 2 ay geçmeden Arda'nın kaptan olup olamayacağını sorguladı. Kız arkadaşı, giydiği tişört falan yüzünden hem de.
Fenerbahçe'ye gelelim. Daum bu ülkeyi biliyor. Ne yaparsan yap maç kazan. Futbol olarak Galatasaray'ın da gerisinde olan Fenerbahçe; Alex, Emre ve Lugano'nun sırtında yürüyen Fenerbahçe süper futbol oynuyor oldu. Ne zaman bu üç tekerden biri patladı, takke düştü. Bu hafta gene puan kaybederlerse, Galatasaray'ın olduğu gibi onların da "şaşırtıcı düşüşü" konuşuluyor olabilir. Şaşıranlar da hakikaten mi şaşırıyorlar, orası meçhul.
Gelelim bize. Bizim de "şaşırtıcı yükseliş"imiz var gündemde. Sanki geçen sene şampiyon olan takım bu değilmiş gibi, herkes bizi bir üçüncü sıraya yerleştiriyordu sezon başında, zira Galatasaray ve Fenerbahçe kurdukları kadrolarla uzay çağını yakalamışlardı, "esas büyükler" geri dönmüştü. Ama tavşanlar öldü, istikrar yakaladık, güven geri geldi; toparlandık biraz.
Ya da Bursaspor ile Kayserispor'a bakalım. Gündeme çok gelmediler, bir Manisa, bir Sivas kadar. Üzerlerinde baskı yok, sessiz sakin ilerliyorlar. Bugün Bursaspor, geçen sene yapamadığını yapıp Galatasaray'ı aşağı aldı. Konuşulan hala daha "uzay takımı Galatasaray nasıl bu hale geldi?"
Sezon başında Fenerbahçe ile Galatasaray'ın fazla şişmesinin faydasını gören biz "underdog"lar oldu. Ne diyeyim, bazen "iyi ki de 3. büyüğüz" diye şükretmemiz lazım diye düşünmekteyim. Keza kendi şişirdiğini kendi aşağı almaya meraklı bu medya varken, fazla da şişmemek faydamızadır.
Büyüksün Türk medyası, hadi bir an önce idam et Rijkaard'ı!
Not: Hepinizin geçmiş Şükran Günü kutlu olsun! (Gurbetçi Beşiktaşlıların başı kel mi? :))

25 Yorum:

Gökhan dedi ki...

gs nin düşüşe geçmesi gerçekten çok olağan bir durum ama fb bence büyük bir düşüş yaşamaz,rijkaard sezon soununu göremez tahmini de beautiful freak ten gelmişti.

shelbyl dedi ki...

Bence Fenerbahce Galatasaray'dan daha sansli; ama Emre'siz gececek 4 haftada cok onemli bir sinav verecekler. Bakalim, gorecegiz.

marpione dedi ki...

Galatasaray toparlanır bence. onların sorunu hem shelby'nin dediği gibi erken havaya girmekti, hem de erken forma girmek. şu ilk devre bitimine kadar 1-2 yenilgi daha almazlarsa ve Rijkaard'ı küstürmezlerse toparlanırlar.

bizde ise tam tersi oldu. takım da hoca da formunu geç buldu. bence bir miktar da geçen seneki başarıların üzerine doymuşluk vardı. şu belalı ilk 6 haftada biraz şansımız olsa ya da golcülerden en azından bir tanesi formda olsa bu kadar büyük travmalar yaşamazdık.

Manu maçından sonra Denizli'nin söylediği bir şey vardı ki önemliydi. "Bu takım ileri gitmedi, geriye dönüp kendini buldu" dedi. Çok doğru bir laf söyledi. Bizimkiler nihayet şampiyon olduklarını hatırladılar.

Sene başında bir aralar Galatasaray fırtınası eserken, bizler de bu şaşaalı ve gösterişli futbolu izleyip ne olacak bu halimiz diye düşünürken buraya yazdım mı hatırlamıyorum ama bir gün Jessie'ye demiştim. Göreceksin elbet düşüş yaşayacaklar, düştükleri günlerde de leş kargaları öyle bir çullanacak ki üzerlerine bütün bu cilaları sökülecek diye.

Kahin falan da değilim, sadece Türkiye'nin bir gerçeği bu. Medyanın gazete satabilmesi için mutlaka üç büyüklerden birinin krize girmesi veya krize sokulması şart. Bu kriz bazen doğal yollarla oluyor, bazen de yaratılıyor.

Bu sezonun ilk kriz mağduru biz olduk, bir süreliğine sıramızı savdık. Takımın başında Denizli'nin olmasının da avantajını yaşadık. Kim ne derse desin basındaki leş kargalarının kolay kolay saldıramayacağı bir adam Denizli. Başkası olsa -misal geçen sene Sağlam'ın başına gelenler- bizi teknik direktörden de vurmaya kalkarlardı.

Şimdi tabi saçma bir benzetme olacak ama doğruluk payı olduğuna inandığım bir başka konu da takımın başında basiretsiz bir başkan olmasınının da takımı koruduğu. Demirören bütün bu beceriksizlikleri ile öyle bir toparladı ki kızgınlığı üzerine taraftar bütün kötü sonuçlara rağmen takımı, oyuncuları yıpratmadı, basın da takımdaki oyuncularla uğraşmadı.

Bakın bütün bu hafta tüm gazeteler Fenerbahçe üzerine hep sorun dolu haberler yaptılar. Eğer bu hafta Fenerbahçe'de tökezlerse daha da üzerine gidecekler onların. Eğer yenilen biz olsaydık zaten bizi bitirirlerdi. O 3-0'lık maçta sırat köprüsünden geçtik biz.

Ben Galatasaray yönetiminde olsam ilk iş sahte okey Elano'yu gönderirdim. Burdan bakınca takımdaki tüm harmoniyi bozan o olmuş gibi görünüyor. Bir de Arda'ya resmen acıyorum. Camia olarak el birliğiyle çocuğun taşıyamayacağı yükleri sırtına bindirip sinir stres yumağı yaptılar. Arda'nın bu yükü kaldıramayacağı, bir yerde sigortalarının atacağı belliydi. Ayrıca Türkiye'de birisi sivrilirse ve öne çıkarsa bu mutlaka birilerine "batar". Hiç şaşmaz bir kuraldır bu. Yüzüne de kimse bir şey söylemez sorunu "yansıtırlar".
Şu ülkede "gitse de önü açılsa" dediğim adamların en birincisi Arda Turan'dır. Gitsin de kurtulalım manasında değil elbet. Gitsin de kendini kurtarsın diye!

lakerda dedi ki...

Galatasaray'ın yaşadığı düşüş son 3 haftada da sürecektir diye düşünüyorum. Bu maçlardan kayıpsız dönerlerse kendileri için başarı olur bence.

Uzun şeyler yazmak isterdim ama sıkıldığımdan ötürü kısaca nedenleri şuraya yazayım.

- Erken sezon açma geyiğinin belki de gerçekleşmesi fakat unutulmamalı ki Gs'nin bizle oynadığı maçtan beri düşüşte olduğunu düşünüyorum. Bu da 2 aylık gibi uzun süren bir düşüşe tekabül ediyor.

-Elano'nun yarattığı bizdeki Nihat tipi takım içi sıkıntısı, sezon başında iyi bir 10 numara pozisyonu gören Arda'nın belki de bu yüzden sol açığa çekilmesi. Orta saha ve forvet arasında ciddi bir iletişimsizlik sorunu var aynı bizim gibi.

-Sene başında rotasyon sinyalleri vermesine rağmen, ileriki haftalarda bana göre doğru rotasyona girilmemesi.

- Fener derbisinin ağır hasarı. Bu yüzden hem takımın kendine güveni açısından, hem de camia açısından adeta tabu olan rijkaard'ın bile bir sorgulanmaya açılması. Rijkaard'ın B planı yok diyenlere nazire yaparcasına sistemi değiştirmesi 3 kazma orta sahaya dönüp bunun sonucunda hücum açısından Beşiktaş'a benzemesi ve buna rağmen gol yeme sorununu halledememesi. Yani hala karar verilenemeyen,oturtulamayan bir sistem.

-Takımı orta sahadan ileri taşıyan belki de tek oyuncu tipi Ayhan'ın formsuzluğu, Topal-Sarp ikilisinin tempoyu oldukça yavaşlatması. İyice kısırlaşan hücum varyasyonunda bir de Baros'un sakatlığı ve Keita'nın kendine gelemeyişi.

- Ve bence en önemli özellik galatasaraylı oyuncuların oyun içi disiplinini kaybetmesi,hakem itirazları. Rijkaard'ı eleştirdiğim konu budur. Gerets ve Skibbe zamanını iyi incelemesi lazım.

Gs bu krizi yönetebilecek mi göreceğiz. Son not olarak Neeskens'in neden hep yardımcı antrenör olduğunu bu maçta anladım. Oyunculardaki gerginliği arttırdı, adeta bir SS subayı gibiydi. Kısacası bana çok sevimsiz gözüktü.

Fener'e bakarsak, Emre'nin eksikliğinde nasıl bir çözüm yolu arayacak göreceğiz. Takımın kesinlikle kilit oyuncusu. Rakip takımlar Alex'i de kilitlerse puan kayıpları çok da sürpriz olmaz.

QuaresmA dedi ki...

galatasaraylılar için çok üzgünüm ama ismi kendisinden büyük çok fazla oyuncuları ve teknik direktörleri var. bu tarz takımlara örnekler benfica ve atletico madrid. her neyse, bu sebeple sene başında toz pembe hayaller vardı ama pembesini geçtim tozu bile kalmadı.

arda'yı, elano'yu, hatta rijkaard'ı abarttınız abarttınız. hadi toparlayın bakalım şimdi :)

yilmaz dedi ki...

bu güzide 2 büyüğümüz bizi kendilerine rakip olarak görmediklerini iddia ederler ama ne hikmetse biz ne zaman biraz toparlanmaya başlasak elleri ayaklarına dolaşıp tepe taklak giderler anlayamadım bi türlü.

alper dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
barış dedi ki...

sene başında gs nasıl abartıldıysa burada yapılan da aynı abartma değil midir şimdi? beşiktaş da fenere yenilseydi ki çok da uzak bir ihtimal değildi, halen kaos içindeydi, ama şu anki durumda gs ve fb balon bjk geçen senenin şampiyonu oldu değil mi?

herkesin kendisine göre favorisi vardır, takımların futbol karakterinde de büyük farklar vardır lakin türkiye ligi bunu yansıtacak bir lig değil. öyle olsaydı geçen sene de bu sene de beşiktaş kaybolur giderdi. ne kadar balon deseniz de iyi takım değil deseniz de bu takımlar ligi iyi bir yerde, beşiktaşın az önünde veya az arkasında bitirecek. burada medyanın abartısıydı zaten demek medyayla farkınız olmadığını gösterir.

lakerda dedi ki...

@barış

Burada eleştirilen basının fener'i ve gs'yi göklere çıkarıp beşiktaş'ı yerin dibine sokması. Beşiktaş Uefa'yı alır,ligi alır diyen mi var burda. Veya Gs,Fb çok kötü diyen mi var. Takıma hakedilen değeri verilmesini isteyince mi abartıyoruz?

"ne kadar balon deseniz de iyi takım değil deseniz de bu takımlar ligi iyi bir yerde, beşiktaşın az önünde veya az arkasında bitirecek. burada medyanın abartısıydı zaten demek medyayla farkınız olmadığını gösterir."

Zaten bu cümlede kendi kendine cevabı vermişsin. Madem tüm takımlar hemen hemen aynı yerde bitirecek, o zaman medya abartıyor deyince biz kendimizi mi abartıyoruz?

He takımların değeri TSL'de ölçülmüyorsa Ziraat Kupasında mı ölçücez yoksa takımlarımız her sene uefada en az çeyrek final oynuyo da benim mi haberim yok?

lakerda dedi ki...

Bu arada balon demek takımların haddinden fazla abartılması demek. O takımlar kötü demek değil. Zaten şu anki ligin durumu da bunu göstermiyor mu?

barış dedi ki...

bana göre balon takım demek kötü takım demektir, iyi bir takıma uefayı alacak kadar iyi değil diye balon denmez. galatasaray da fenerbahçe de tarihlerindeki standardlarının aşağısında değiller bu sene. galatasaray takım olarak en iyi olduğu yıllarda da aşağı yukarı bu puan ortalamasında oynuyordu, kaldı ki şu an iki takım da avrupada kötü gitmiyor uefayı alacak kadar olmasa da. balon tabiri neresinden baksan yanlış yani.

şu medya olayı da ayrı bir saçmalık. her takımın taraftarlarında var bu, yok fenerli medya yok anti fener medyası yok 2 büyük medyası. yahu kardeşim anlamıyor musunuz bu adamların milleti gaza getirmekten başka çıkarı yok. fenerbahçe hakkında da galatasaray hakkında da beşiktaş hakkında da saçmasapan haberler yapıyor. milyon tane örneği var bunun. yarın beşiktaş da yenerse bu hafta boyunca beşitaş şampiyon gibi karşılanacak o gazetelerde. e biz de fanatik fotomaçı ciddiye alıp bundan sonra beşiktaş her kaybettiğinde "hani beşiktaş şampiyondu, eyyamcı medyaya kafam girsin" diye çemkirelim mi, nedir yani? sadece beşiktaşlılar değil tüm takım taraftarlarının sadece kendilerine haksızlık yapıldığı psikolojşsşnden kurtulması lazım.

Gökhan dedi ki...

@ barış

sen iyi diyorsun,güzel diyorsun da zaten bizim kızdığımız senin gibi düşünenler değil,ha dersen ki medya her takıma eşit oranda yalakalık yapıyor ya da bir maç kaybettiğinde eşit oranda yükleniyor o zaman tabi beşiktaşlılarla aranda fikir ayrılığı olur,belki biz biraz fazla abartıyoruz bilmiyorum ama bizim aklımızda medyanın bizim aleyhimize olduğu düşüncesi heralde hiç bir zaman değişmez.
eser gökulu nun bir postunda yazdığı gibi fb 70 puanla şampiyon olurken hiç bir şey denmezken,bizim 71 puanla kazandığıız şampiyonluğa bu kadar bahane bulunursa da bizim önyargımız bana göre doğru oluyor.

tearkan dedi ki...

balon avrupai terimle 'overrated' yani haddinden fazla abartılan, şişirilen takımları, oyuncuları vs tanımlamak adına kullanılır. yukarıda bir arkadaş da belirtmiş 'ismi kendinden büyük' diye. rijkaard iyi hoş; ama barça.dan kovulmasının nedeni yıldızları kontrol edememesi. guardiola.nın ondan tek farkı biraz daha disiplinli olması. bu takım kim gelirse gelsin cruyff.un oturttuğu düzen içerisinide oynuyor zaten. xavi bile diyor biz zaten alt yapıdan beri 4-3-3 oynuyoruz diye. keita, elano, rijkaard ismi kendinden büyük adamlar ve bizim scala dönemindeki gibi erken form tutan takım illa ki bir düşüş yaşayacaktı. pana maçında verdiği bir ton pozisyonu görmeyen medyamız bu takımın defansta şansı tutmayınca, ileri uç da biraz formsuz olunca alaşşağı ediverdi çakma los galacticos.u. fenere gelince açıkçası onların da 8de 8 yaptıkları dönemde bursa, manisa maçlarında direkten döndüklerini görüp eninde sonunda sendeleyeceklerini biliyordum; ama bu derece olacağını tahmin etmiyordum açıkçası. başlarında dahi olduğuna inanmasam da sonuçta bu ligi ve iyi oynamasa da kazanmasını bilen daum vardı. bize gelince, kimse iyi oynadığımızı iddia etmiyor, bu geçen sene de böyleydi; ama mücadele ediyor ve kazanıyorduk. bu sene de bu özelliğimizi hatırlayıp biraz da gol atmaya başlayınca herkesin daha üç - beş haftada peşin peşin üçüncü ilan ettiği beşiktaş bir anda yarın kazanması halinde zirvenin bir puan gerisinde ikinci sıraya yerleşecek. biz yerimizi ve haddimizi biliyoruz. amacımız da bunu bilmeyenlere hatırlatmak sadece. bu takım bu sezon kesin şampiyon diye bir iddiamız da yok; ama abarttığınız gibi fener lig şampiyonu, gs uefa şampiyonu olmuş da değil. bunu biz zaten biliyorduk; şimdi siz de görüyorsunuz yavaş yavaş. allahtan bu seneye direk onları şişirmekle başlamışlardı, şimdi sessiz sakin geliyoruz işte..

barış dedi ki...

@tearkan

1)"abarttığınız gsyi uefa, feneri de lig şampiyonu" yapan biz değiliz. ancak fanatik, fotomaç, sabah vs. gazeteleri ve gaza gelip bunlara inanan birtakım taraftardır, ki burayı okuyup da yorum yapan kimsenin uefayı alacaz işte dediğini sanmıyorum.

2)uefayı alacak bizden iyi tonla takım var ama bu iş biraz da şans işi. geçen sene sakatlık ve idari olarak kaos içindeki takımın çeyrek finali nasıl kaçırdığını da biliyoruz. bu sene de avrupada geçen seneden pek farklı bir futbol oynamıyoruz, belki bir üst turda eleniriz, belki yarı finalde. ihtimali az da olsa uefada üst turlara kalmak hayalcilik değil. beşiktaş da yapabilir bunu, valla.

3)ama sen de ligde 2 maç kaybetti diye, onlar şişirilmişti zaten biz asıl takımdık geliyoruz dersen medyadan farkın kalmaz. galatasarayla fenerbahçenin iyi oynadığı maçları da biliyoruz sonuçta, ikisi de ligde seri yapmış avrupada grup lideri, herhalde favori gösterilecek.

4)skorlara göre yorum yapmak çok değişken şeyler çıkartır karşımıza. beşiktaşın de fener maçı öncesi geleceği bir pamuk ipliğine bağlı gibiydi. ki kaybetmiş de olabilir de o maçı. galatasaray da trabzon maçını kaybetseydi fener maçından sonra 10 puan geriye düşebilirdi. ama şu an 2 puan gerisinde.

5)balon tabiri "overrated"ı karşılar hakılsın. yalnız overrated tabiri iyi ama çok iyi olmayan bir şey için kullanılmaz, belki anlamını karşılar ama overrated daha çok kötü şeyler için kullanılır. sadece beklenenden iyi veya beklenenden kötü şeyler için kullansaydık o tabirleri, her şeye underrated ya da overrated demek zorunda kalırdık. guizaya elanoya balon diyebilirsin mesela. keitaya balon diyemezsin, sonuçta videosunu izleyip gaza gelen bir sürü adam vardı ama videodaki kadar olmasa da adam belli bir standardı tutturdu, bilmem anlatabildim mi?!

6)sene başında levadia maçlarından sonra burada fener le gsye çok balon denildi. sonra beşiktaş kaybetmeye devam ederken azalsa da bu sesler duyuldu ve bir süre sonra bitti. ve şimdi tekrar çıkıyor bu sesler. oysa galatasarayın birkaç maç üst üste puan kaybedip tekrar kazanmaya başladığı olmuştu. formu da yükselip düşecektir. 17 maçı da kazanacak hali yok. şu anki lig performanıs gayet normaldir.

7)gazetelerin spor sayfasına çok bakmam ama bugün baktım sizin için. 3 haber "kewell:antrenmanda çalışmıyoruz", "galatasarayda düşüşün nedenleri", "elano kötü formunu açıkladı" ve dün "rijkaard kaçtı". şimdi bunlar her takıma yapılıyor, yapılacak da çünkü millet bunu görmek istiyor. "medya gs ile feneri favori gösteriyor yeaa" diyip kurtulmak kolay. beşiktaş 10 maçta 3 gol ortalamasıyla oynasın onu da abartacaklardır merak etme, onların işi, bu çünkü.

8)bu dediklerim sadece taerkan içindi, kimse üstüne alınmasın.

marpione dedi ki...

barış,

medyanın takımları şişirmesi veya yerin dibine batırma girişimleri konusunda tamamen aynı fikirdeyim seninle. hele ki şu "kewel: çalışmıyoruz" haberini duyunca hemen aklıma 2-3 hafta önce aynı haberin nihat için de yapıldığı geldi. zaten türk medyasının toplasan 15-20 tane şablon haberi var. takım gözetmeden uyguluyorlar.

yalnız, gökhan'a ve diğer beşiktaşlıların itirazına da katılıyorum. basının fenerbahçe ve galatasaray'a iltimas geçtiği dönemler sık sık oluyor.

bunun nedeni öncelikle taraftar sayıları, bu direk tirajla alakalı çünkü. bu iki takımın daha çok taraftarı var, daha çok gazete sattırıyorlar. gayet ortada, bilinen bir denklem.

bunun yanında bu işler elbetteki konjonktürle de alakalı. aynı medyada olduğu gibi diğer mecralarda da gelişen olaylar camianın o günkü pozisyonuna uygun olarak gelişiyor.

yani kulubün başında "basiretli" bir yönetim varsa, ya da "yıpratılamayan bir teknik adam" varsa daha az dokunulabilir oluyor camialar.

olay tamamen camiaların "açık vermemesi" ve "sağlam durabilmesi" üzerine kurulu. yoksa, senin futbolculara ödeme sorunun varsa, takımın içinde huzuru bozan futbolcun varsa, teknik direktörünün geleceği tartışılıyorsa, borç batağındaysan, idari bir rezalete karışmışsan, yöneticilerin abuk subuk davranışlarda bulunuyorsa, kendi camian içinde kişisel menfaati için tüm camiayı baltalayan adamlar çıkıyorsa vs medya bunu her zaman haber yapar, yapmıştır, yapacaktır.

bunun yanında tabii ki gazetelerin spor servislerinin başına geçen adamların da etkisi çok büyük oluyor. hurriyet'te ercan saatçi dönemi başladığınan bu yana olanlar meydanda. bizim fb maçından önce yaptıkları "beşiktaş taraftarı tribünde terör estirme planları yapıyor" minvalli bir haber vardı mesela. ya da meriç tunca denen bir adam var bir süredir her hafta mutlaka "tek amacı galatasaray'a saldırmak" olan akıl almaz haberler yapıyor hurriyet'in spor sayfalarında. beşiktaşlıyız diye bunların da farkında olmadığımızı sanma.

hangi takımın "balon" veya "underrated" olduğu konusuna gelince. cevabım "hiç biri". 3 takımın da kendince iyi bir kadrosu var. üçü de ligi alabilecek güce ve kaliteye sahip.

fakat işte ne bu seneki lig, ne de geçen senelerdeki ligler sadece kadro kapasitesi ile kazanılmadı. bir sürü başka etken de var. takımın antrenman yöntemleri, teknik direktörün formu, yönetimin becerisi, mali durum, seyircisinin tutumları, futbol şansı, fikstür, sakatlıklar, hakem hataları vs vs hepsi etki ediyor şampiyonluklara.

marpione dedi ki...

bu açıdan bakınca bugün düşen gs veya fb 1 ay sonra tekrar kendine gelip seriler yakalayabilir, daha iyi futbol oynamaya başlayabilir. tam tersi biz de yeni bir krize girebiliriz/sokulabiliriz.

4 hafta önceki beşiktaş'ta en basit paslar bile yerini bulmuyordu, futbolcular sahada başı kopuk tavuklar gibi dolanıyordu. şimdi aynı futbolcuların ayakları yere daha sağlam basıyor, paslar yerini buluyor. tam tersi olarak gs ve fb'de benzer görüntüler oluştu. bunlar 16 yaşındaki futbolcular değil ki sonuçta 1 ayda yetenekleri ve becerileri değişsin. kim hangi rüzgara kapılırsa ona göre oynuyor.

bu da çok çok normal. aslında bir anlamda da ligin kalitesinin arttığını gösteriyor. 5 sene önceleri misal ispanya'da real madrid her sezona berbat başlardı sonra son 10 haftada gelip ortak olurdu, hatta ligi alırdı. ingiltere'de, fransa'da, almanya'da da bu tarz örnekler var. biz de geçen sene mesela devra arasında 6. sıradaydık, iki transferle (ernst, yusuf) takımın şekli değişti şampiyonluğa koştuk.

toparlamak gerekirse. medya bu işlerde elbetteki etken. fakat medyanın "konjonture uygun olarak" gerçekleştirdiği "nabza göre şerbet verme" huyu ile "bilinçli saldırılarını" ayırt etmek bizim görevimiz. bunların ilki medyanın evrensel stili ve davranışına gayet uygun. düşene vur, çıkanı onore et. ikincisi ise bildiğin şerefsizlik, hainlik.

her takımın taraftarı hep birlikte bu durumlara uyanırsa zaten medya da kendine çeki düzen verme durumunda kalacak. bu iş nasıl becerilecek dersen onu bilmiyorum. biz burda 1000 kişiye sesimizi ulaştırıyoruz, onlar her gece milyonları hipnotize ediyorlar, hop kaldırıp hop oturtuyorlar, etkiliyorlar, zehirliyorlar, kafalarını karıştırıyorlar, birbirine düşman ediyorlar. sonra da "biz suçsuzuz" diye ağlaşıyorlar.

bu konuda taraftarların birbirini suçluyor olması da en büyük becerileri. hani olağan şüphelilerde verbal kint diyordu ya "şeytanın yaptığı en büyük kurnazlık; tüm dünyayı yaşamadığına inandırmakmış" diye, bizim medyanın en büyük başarısı da tüm taraftarları "bu haksızlığın sadece onlara yapıldığına kandırması".

oysa ki sadece birine yapmıyorlar, hepsine yapıyorlar. hepsi bir olup "yeter lan bizi yediğiniz" deseler medya bir silkelenip kendine gelecek. olamıyor çünkü özünde (adı üstünde zaten) taraftar da sadece kendini düşünüyor, kendi tarafından bakıyor, denklemi okumak için vakit harcamıyor.

böyle bakınca benim çıkıp da bir fenerbahçeliye "ya bu medya satılmış, devamlı sizi kolluyor" diye sitem edip kavga etmem ve bir şeyi kanıtlamaya çalışmam da saçmalık oluyor. o taraftarın bir etkisi yok ki olanlarda! bilakis ona da sorsan medya aynısını ona yapıyor.

sonra da insanlar birbirini yiyorlar boşu boşuna.

barış dedi ki...

benim zaten buradaki yazarlarla ayrıldığım çok az nokta vardı ama gökhanla çok nokta vardı mesela, ona ithafen yazdım.

marpione, dediklerine aynen katılıyorum.

shelbyl dedi ki...

Baris,

Muhattap aldigimiz kitle ile cevap verdigin kitle karisinca anlamsiz bir tartisma olmus.

Bu post'ta benim dedigim tek bir sey var; ki onu da sen demissin zaten, aynen senden alintiliyorum: "galatasaray da fenerbahçe de tarihlerindeki standardlarının aşağısında değiller bu sene. galatasaray takım olarak en iyi olduğu yıllarda da aşağı yukarı bu puan ortalamasında oynuyordu, kaldı ki şu an iki takım da avrupada kötü gitmiyor uefayı alacak kadar olmasa da."

Iste olay o. Ama bize sene basindan beri pompalanan Galatasaray ve Fenerbahce'nin tarihsel standartlarin ustunde oldugu.

Eger lig icin bir tarihsel standart varsa o da bu ligin uc adet favorisi oldugudur -eskiden 4 idi-. Bu sene medya onu ikiye dusurdu. Iyi ki de dusurdu.

Bir de, ilk defa bu post'ta sen balon dedin, kimse balon lafini agzina almadi ki?

shelbyl dedi ki...

Marpione de zaten bu post'u alip gavurun tabiriyle "rephrase" etmis:

"Medya seninle ugrasmiyorsa bu ulkede sanslisindir."

barış dedi ki...

benim eleştirim aslen balon tabirinedir, zaten genel olarak yazarların görüşlerine balon noktası haricinde katıldığımı ama medyanın her şeyi abarttığını bunun sadece beşiktaşla ilişkilendirilmemesi gerektiğini belirttim. benden önce yazılmış ama silinen yorumlarda balon tabiri kullanılmıştı. onu geçtim sene başında sürekli kullanılıyordu, zaten şu an başka postların altında da galatasarayla feneri şişiren medya, gs-fener patladı gibi yorumlar var. durduk yere tartışma açmadım ve zaten beşiktaşlıların değil kişilerin görüşlerine itiraz ettim.

mesela sana da bir nokta da katılmıyorum, sene başında beşiktaş 3. gösterildi diyorsun, doğrudur ama bu hep yapılan abartıdır. beşiktaşla fener maç başı 3 gol ortalamasıyla oynayıp galatasaray 10 puan geriye düşseydi o dediğiniz galatasaraya yapılacaktı. kaldı ki şimdi de takıma kaosta muamelesi yapılıyor, rijkaard kaçtı deniyor. bu takımın puanı 10 puan daha düşük olsa avrupada maç kazanamamış olsa medya neler yazardı tahmin ediyorsunuz sanırsam. ha bu beşiktaşa biraz fazla yapılıyor dersiniz, marpione tirajdan bahsetmiş, o zaman katılabilirim. tabii tirajı çok olan takımın tdsini göndermeye daha çok uğraşıladabilir, o ayrı konu. marpione ile post aynı doğrultuda şeyleri söylemiyor.

marpione dedi ki...

barış,

shelby'nin dediği "bu takım anca 3. olur" muamelesi daha lig başlamadan yapıldı. lig başlayıp kötü sonuçlar gelmeden önce yani.

önce rijkaard geldi, sonra elano, keita falan hoop medya dedi bu gs siler süpürür ligi, ikinci uefa kupası gelir.

sonra fener daum'un üzerine topuz, lugano ve iki brezilyalı'yı getirdi hooop bir kıyamet daha koptu "kesin" şampiyon fener diye.

bize ferrari, fink, köybaşı, nihat geldi. beğenmediler. beğenmedikleri gibi ferrari'ye "sıradan", fink'e "ikinci sınıf", nihat'a bitik(*) muamelesi çekmeye kalktılar. kalkmak hafif kaldı, resmen yerin dibine batırdılar.

burada shelby ve diğerlerinin isyanı buna. medya daha oynanmamış lige kendince şampiyon biçmeye kalktı. onun gazına gelen fb ve gs seyircisi de sanki şampiyon olmuş gibi konuşmaya başlayıp bin türlü havalara girdiler. biz lige de kötü başlayınca bu sefer iyice "baştan kaybetmiş acıların çocuğu" muamelesi çekmeye devam ettiler.

e sonra ne oldu? türk medyasının futboldan ne kadar anlamaz, sırf gaz üreten, keyfine göre takılan bir mecra olduğunu -aynı geçen sene olduğu gibi- bu senede ispatladı beşiktaş. hem de en kör adamın bile itiraz edemeyeceği şekilde.

benim bir korkum dün diğerlerini yazan onlar değilmiş gibi şimdi "bizi de şişirmeye" kalkacaklar. şikayet eden arkadaşlarımız var ya hani "bizi yeteri kadar göstermiyorlar" diye.

aman diyeyim. göstermesinler. gölge etmesinler başka ihsan istemem. rahat bıraksınlar bizi. haber yapacağız diye uyduruk uyduruk haberler yapacaklarına uzak dursunlar.

(*) ah nihat nasıl hayal kırıklığı yarattın belli değil!

barış dedi ki...

hmm, lig başlamadan 3. ilan edildik diyorsunuz, ne diyeyim öyledir o zaman. ama gerisinde ben haklıyım =)

marpione dedi ki...

barış,

ligin başlamasını bırak, izin versek bizi direk olarak büyükten saymayıp ortamı "2 büyükler" kıvamına getirmek isteyenler var. taraftar sayımız belki hiç bir gün onları yakalayıp geçmeyecek, belki hiç bir gün o kadar çok ürün satamayacağız, diğerleri gibi boy aynasında gösterilmeyeceğiz, medyada manşet haber olmayacağız ama ne olursa olsun beşiktaş bu ülkenin büyükler grubundan çıkmaz. o bazılarının içinde bulunduğu büyük bir hayal.

sonra işte uykuya yatıp kabuslarla uyanıyorlar, bir bakıyorlar biz 8 de 8 yapmışız, birini geçen hafta yenmişiz, öbürünü altımıza almışız bile :) sen hangi takımlısın bu arada?

iyi sohbet oldu. söylediklerinde de haklısın.

barış dedi ki...

beşiktaşlıyım desem ne komik olurdu;)

galatasaraylıyım.

Pamukk dedi ki...

hiç favori olmayalım mümkünse de.

Yorum Gönder

Ara