.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
5 Ekim 2009 Pazartesi

Babaya Manifesto

Bundan tam bir yıl önce, 8 Ekim günü Mustafa Denizli tesislerden içeri adımını atmıştı. Aynı günün sabahı Türk spor medyasının en değerli isimlerinden biri olan Attila Gökçe, şahsi kanaatimce spor gazeteciliğine örnek gösterilebilecek, ders niteliğinde bir yazı ile okurlarının karşısına çıktı. O öyle bir yazıydı ki Mustafa Denizli'nin hocalığa getirilmesi haberiyle çakışmasa çok daha büyük bir gündem yaratabilirdi. Hafiften duygusal yakınmalar içeren ama özüne baktığınızda milyonlarca Beşiktaşlı'nın derdine, duygusuna tercüman olan bir yazıydı bu. Öncelikle o yazıya bir daha bakalım: Del Bosque’yi gönderdiler... Futbolu bilmediğini, Beşiktaş’ı çözemediğini, başarı gösteremediğini söyleyerek... Deve yüküyle (7,5 milyon Euro) tazminat ödeyerek hem de! Rıza Çalımbay’ı getirdiler. Futbola gözlerini 12 yaşında Beşiktaş’ta açan, kaptanlıkta Hakkı Yeten karizmasını tekrarlayan Rıza Hoca, sevgisini rehber edindi. Gözünü kırpmadan, pazarlık etmeden geldi... Öz yuvasına kapıkulu gibi hizmet etmeye çalıştı. O’nun da başını yediler. Hem de kabul etmedikleri istifa kararından birkaç gün sonra... Gerçek gücün (!) kendilerinde olduğunu göstererek kovdular! Jean Tigana da yaranamadı bunlara... Adam iki kez Türkiye Kupası kazandırdı, görgüsüzce işgal edilmiş Kupa podyumunda kendine yer bulamadı. Bir tek kıçına teneke bağlamadıkları kaldı kovarken! Ertuğrul Sağlam, geçen sezonun başında iyi bir proje olarak herkesi yanılgıya düşürdü. Sanıldı ki Beşiktaş yönetimi artık akıllanmış ve toparlanmıştır... Kalıcı, uzun vadeli bir çalışma ile yerinden oynayan anlayışlar, çivisi çıkan iskeletler yeniden kurulur ve Beşiktaş, aradığı doğru yolu bulur! Hayır, O’nu da yediler... Tepeden bakan Bonapart kültür, hiç kimseyi dinlemeden, hiçbir şeyi ciddiye almadan, her yıl yeni yeni turşular kurarak, Beşiktaş geleneklerini iyice soyutlayarak duruş muruş, her şeyi buruş buruş edip soldurarak Ertuğrul Sağlam’ı da kovmayı koydu kafasına... Ama bu defa o ruhu teslim alamadı. Ertuğrul Hoca gitti... Bastı istifayı, adam gibi başladığı işi adam gibi bitirdi. Kimsenin kuşkusu olmasın... Kendi medyaları, kendi kurulmuş kalemleri, kendi cılkı çıkmış adam(!)larıyla bu komediye devam edecekler. Hayır, Ertuğrul Sağlam’ın giderayak bıraktığı o “sağlam” taş aynaya bakmaya da yüzleri ve cesaretleri olmayacak. Zengin ailenin tembel ve meraksız, hoyrat ve şımarık çocuğu kendine şimdi ithal ya da yerli yeni bir oyuncak bulacak. Sinan Engin de yeni gelene kefil(!) olacak... El bebek gül bebek, o oyuncağı da bozup bir köşeye fırlatana dek oynamaya devam edecekler. Oyuncak kırıp dökerken bir şeyler öğrenme çağları çoktan geride kaldığı; para, şöhret ve statü sahibi olduklarından eğitilemez pozisyona geçtikleri için hayatı da sporu da hiç anlamadan Beşiktaş’ı tüketecekler... Bugüne kadar federasyonlara kılıç çeken, sonra biat eden onlardı. Sponsorlara bile kapıyı göstermekten hiç gocunmadılar... Genç takımla protest maç onbirleri belirlediler, sonra o lafları hep birlikte yuttular. Yeni stat masallarıyla gündem değiştirmeye çalıştılar, olmadı. İnönü Stadı’nın boş duvarlarına reklam bile bulamadılar, yıllardır. Hiçbir eleştiriden ders çıkarmadılar. Hiçbir uyarıyı ciddiye almadılar. Beşiktaş’ı perişan etmekten asla yorulmadılar. Arada kişisel ihtirasları ve kapı arkası pazarlıklarıyla yayıncıları da birbirine düşürüp kaldırım kurnazlıkları da sergilediler. Beşiktaş’ın asırlık mirasını böldüler, çözdüler, kirlettiler, tükettiler. Ertuğrul Sağlam, bunlara asla teslim olmadı. O postu kimseye vermeden bastı gitti. Hoca değerlerinden vazgeçmedi... Bunlar da ihtiraslarından... ...Nur içinde yatsın, Kazım Kanat sağ olsa, tepesi atar, bunlara şapkayı ters giydirirdi. Her neyse... Bunlara ve Sinan Engin’e ben bir şey demeyeceğim artık. Bildiklerini yapsınlar. Kırk yıllık dostuma sesleneceğim. Erdoğan Bey’e... Oğlunun reşit olduğunu ben de biliyorum... Yasal olarak elbette her türlü kararı kendi verir. Ne yapacağını kendi bilir. Sayın Baba Demirören, Beşiktaş’ta vicdanların sesini dinlemeyen, hiç kimseyi ve hiçbir şeyi ciddiye almayan oğlunu çağır... Babalık hakkını kullan... Artık oyunun bittiğini söyle. Bu zavallı Lale Devri’ni sona erdir... Aileye yük olmadan, Beşiktaş’a daha da fazla dertler açmadan bu dönemi bitir! Beşiktaş aşkına... Allah aşkına! Değerli Ekşi Beşiktaş Ailesi, Bir önerim var. Bir şekilde bir yerden Erdoğan Demirören'e ulaşabileceğimiz bir mail adresi, faks numarası...vs bulalım. Kırmızı renkle belirlediğim yeri topluca kendisine ulaştıralım. Ciddi bir rakama ulaşırsak ses getirebileceğimiz kanaatindeyim. Görüşlerinizi bekliyorum...

14 Yorum:

theotheo dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
theotheo dedi ki...

benimde jokond'a bir önerim var.

eksibesiktas ailesindeki yıldırım demirören karşıtlarının babalarına mektup;

Sayın Baba Ekşibeşiktaş;

Oğullarınızın, nasıl kısa vadeli düşündüğünü, nasıl boş işlerle uğraştığını görünüz.

Jokond, şu bomboş yazıyı yazmaya harcadığı vakti, bir beşiktaş tarihi analizi yapmaya harcasa kötü mü olurdu.

Takım iyi gitmeye başladığında susan, 2 yenilgi aldı diye, sene başında övülen herkese sallayan taraftarları nasıl yetiştirdiniz, saygıdeğer babalar.

Lütfen çocuklarınızı uyarın, ya Beşiktaş'ı tutmayı bıraksınlar, ya da bu işleri bıraksınlar.

Saygılarımla

Theotheo, ArsenalTurkiye

okka dedi ki...

bu takım son 6-7 senedir ne zaman iyi gitti ki?
(geçen sene de dahil)

budur. yazı bütün korkunçluğu özetliyor. bu hoyratlık ortada çiçek güzellik bırakmadı.

ceyhun dedi ki...

7 senedir kötü hittiği için takımın hala kötü gitmesinde sorun yoktur. demirören de suçlu değildir. hayat da biber kadar acıdır...

geçen mahmut abilerde oturduk içiyoruzz...

neyse

Pamukk dedi ki...

demirören ve ailesinin hedefi, silahı Denizliye yönlendirmek. böyle böyle bikaçhafta geçer sonra hoca gönderilir sonra aynı tas aynı hamam devam edilir.
Denizli suçsuz demedim ha. yönetimin kendini böyle kollayacağını düşünüyorum ne kadar sürerse artık. tribünde dağıtılan o gazetedeki ismail er yazısına bi bakın derim. yönetimin paralı kalemi. ben böyle bi anlam çıkardım en azından..

Pamukk dedi ki...

theotheo ismail er olabilir :D

Jokond dedi ki...

teyo pehlivan,

bana bir suçlama getirmeden önce iki kez düşünmen lazım. seni davet ediyorum, hodri meydan. jokond rumuzuyla sözlükte de burada da yıllardır yazıyorum. Takım iyi gitmeye başladığında susan, 2 yenilgi aldı diye, sene başında övülen herkese sallayan bir tane cümlemi bulup göstermeni istiyorum. yaptın yaptın, yapmazsan çok kötü şeyler olacak bundan sonra...

1. Bu theo theo denen adama burada halen daha nasil soz hakki veriliyor ve ortami seviyesizce germesine izin veriliyor anlayabilmis degilim. Demokratik ortamda biryere kadar...

2. Liderturk diye bir site var, buradan dun gece erdogan demiroren ile ilgili oldukca detayli bir bolum buldum. Linki suan aklomda degil ama benim bloga gidenler gorebilir... Eminim orada bir adresi vardir...

Not. Su an otobuste ise giderken bunlari yaziyorum, tel ile. O yuzden kaynagi alip buraya kopyalayamiyorum. Kusurumabakmayin...

ismail dedi ki...

@ theotheo

hafızan nasıldır bilmiyorum ama benim ki baya bi iyidir. Demirören'in ilk başkan seçildiği anları saat kaçtı, sondan kaçıncı sandık açılmadan başkanlık garantilenmişti iyi hatırlıyorum ve tabii ki Demirörenin icraatlarınıda..
1)Matheus getircem dedi sonra bir takım akıl hocaları çıktı ve VDB geldi (kendi kararlarının arkasında duramayan, başkalarının aklına uyan bir portre çizdi)
2)Stad zemininin indirilmesi projesi Nato zirvesinden dolayı geç başladı, Galatasarayın olimpiyat macerası unutuldu zaten samsun maçı sonrası bünyesi bozulan bir camianın yanından taraftarı alındı
3) Cihat Aktaş olayında haksızlığı bilinen ve itiraz edilmemesi için ciddi isimlerin devreye girdii bir dönemde Beşiktaş'ın çıkarlarını değil kendi ilişkilerini ve çıkarlarını korudu.
4)2005'de Yayın haklarının yeniden dağılımı sırasında Beşiktaş ciddi zarar gördü aynı dönem FB,GS,TS gelirlerini arttırırken Beşiktaş kaybetti
5)2003 sonunda Turkcell'le sözleşme yapıldı ve 2005 sezonu sonunda ColaTurka ile anlaşıldı bedel yüksek gibi gözüksede hem seri firma değişikliği hem de sözleşme uzunluğu zara getirdi.
6)Ana sponsorun Ülker bonservisi kendine ait futbolcu getirdi sana, ezeli rakiplerine para ve futbolcu direkt verildi.
7)Yayın haklarını sattığın grup transfer finansmanı yaptı yine sıfır alındı.
8)Beşitaş'ın ismini mahkemelere düşüren Sinan Engin gibi bir ismin klübe dönmesini sağladı.

düşündüm de 21 madde falan yazabilirim saha içine değinmeden merak ediyorum sen yaptığı doğruları saybilirmisn başarı ya da başarısızlıkları saymıyorum dikkat et!

farfallone dedi ki...

Başkanın babasını ikna ettiğimizi ve bu dönemin sona erdiğini varsayalım. Peki, bu dönemi takip edecek dönemlerde geminin dümeninde olacak adaylar ortaya çıktı da haberimiz mi yok? Celal Kolot, Fikret Orman gibi adamlar olacaksa yeni başkan, bu dönemden bir farkı olmaz. Bize daha güçlü, daha ağırbaşlı, az ve öz konuşan, çok icraat yapan başkan ve yöneticiler gerek. Demirören'in icraatlarından birkaç tane de ben sayayım:

1- Mantıksız "Maça Paf Takımla Çıkarım" restinden dönmesi, bu resti, İstanbul'da 2-1 devrilmiş Liverpool'a karşı deplasmanda oynanacak maçtan 1-2 gün önce yaparak tüm takımı ve camiayı, bize bilenmiş Liverpool'a karşı hazırlıksız bırakması.

2- Mehmet Topuz'a kulübü ile anlaşmadan forma giydirmesi, Beşiktaş'a hayırlı olsun, bu adamı almak isteyenin o kendi ezikliğidir deyip sonunda bu sidik yarışını kaybetmesi. Buna bir başka örnek, "İstesem Carlosu X saatte getirirdim" açıklaması olabilir.

3- Bir yıllık alacağını peşin ödemeye razı olacağı Delgado'nun sözleşmesini dondurmak için transferin son üç gününü beklemesi, taraftarı yöneticileri vasıtasıyla dünya yıldızı alacağım diye gaza getirdikten sonra 8 Mio Euro'ya Tabata'yı alması.

4- Çevresinde zırt pırt desteksiz sallayan yönetici bozuntularını bir türlü sustur(a)maması.

5- Aziz Yıldırım ve Fenerbahçe kompleksi yüzünden, her fırsatta Beşiktaşlılığı, Fenerbahçe düşmanlığı üzerinden tanımlaması, Beşiktaşı küçük düşürmesi (Galatasaray şampiyon olsun ne demek arkadaşım, bize ne renklilerin hangisinin şampiyon olacağından, Gs değil mi Malatya'ya araba, Ankaragücü'ne para dolaplarını çeviren? Kahpe dostum olacağına, mert düşmanım olsun)

6- Orta vadeli plan yapacak, her işi ehline verecek yöneticilik vasıflarına sahip olmadığından, sürekli hatalı transferlerle borcu yükseltmesi, aldığını ertesi sene zararına elden çıkarması, istikrar olmadığı için kendi sistemini oturtmaya fırsat bulamayan çalıştırıcıyı ilk tökezlemede şutlaması.

7- Beşiktaş Başkanı sıfatıyla, polemikçi yazarlarla muhatap olmaması ve hiç bir koşulda bunlardan laf yememesi gerekirken, Ahmet Çakar gibi bir adamla sokak ağzı ile dalaşa girmesi ve bunda bile ezilmesi.

8- Kulüp sitesinden Beşiktaş'a yakışmayacak dilde beyanatlar yayınlatması (Üç beş kitap okumuş iyi Beşiktaşlı bir üniversite öğrencisi bile istihdam edilse bu kadar çelişkili, acınası açıklamalar Beşiktaş adına yayınlanmazdı).

Şu saydıklarım ve benzeri yönetememe anlayışı ürünleri, Beşiktaş'ın ligi 2. ya da 3. bitirdiği yıllarda dahi burnundan kıl aldırmayan mağrur Beşiktaşlıları, iki kupa kazanıldığı sezonun sonunda sevinmeye bile utandırmıştır.

Ertuğrul Sağlam'ın gönderilmesine karşı çıkmıştım, Metalist yenilgisinin şokuna rağmen. Şimdi ilk fırsatta (evet formsuz ve kararsız da olsa) Mustafa Denizli kovulursa ona da karşıyım. Bu başkan ve yönetimin miadı dolmuştur, tribünde protesto yapmaya çalışan taraftarı dövdürmek için adam tutan biri bu kulübü daha fazla yönetmemeli, yönetirse sonuçlarının hepimizi üzeceğini sanıyorum, Beşiktaş taraftarının, Aziz Yıldırım'ın sindirdiği FB taraftarı gibi evcilleştirilebileceği kanaatinde değilim çünkü.

helldoradotcom dedi ki...

erdogan bey ogluna holding'te imza yetkisi vermemis, besiktas kulubuyle oyalansin, sirketle tum alakasini kessin istemistir. Bu tavrinda bir degisiklik olacagini sanmiyorum. Zira "...ailesine daha fazla zarar vermeden biraksin!.." istemine de katilmiyorum cunku babasinin sirketinde yetkiyle donatilsa idi muhtemelen besiktasi soktugu buhrandan daha beteri aile sirketinin basina gelecekti. Iste bu nedenledir ki erdogan bey oglunun elinden oyuncagini almayacaktir. en azindan ailenin menfaatleri icin. yapilacak en hayirli is aleyhte ama kufursuz tezahurata veya maca gitmemeye devam etmektir.

Pamukk dedi ki...

aziz yıldırım bile arkasında değerli başkanımızın. internet sitelerinde olaydan 3 gün sonra koruyucu kollayıcı kınayıcı açıklamalar yapmışlar. bunun bi anlamı demirören kalsın rezil olmaya devam etsinlerdir. ya da başka bişey karşılığında anlaşmışlardır 2 yıldırım.

protestodan küfürden vs den gitmez bu adam küfür etsen de gitmez. napıcak gurur mu ? gurur olsa bugüne kadar yaptığı binlerce hatadan utanır 50 kere giderdi. öff!

Eser Gokulu dedi ki...

Geçenlerde gazeteye ilan verme işini konuşurken Demirören aleyhine hiçbir gazetenin bu ilanı yayınlamayacağı fikri ağır basmış ve arkadaş şu öneriyi sunmuştu; ''Demirören'e aday olmayın, kulübün önünü açın şeklinde bir mektup yazıp Taksim PTT'den topluca postalamak lazım...herkes kendi mektubunu aynı saatte getirirse...bu gündem yapar; hem de organize bir eylem olmadığı için kimse suçlanmaz'' demişti, ki benim aklıma fazlasıyla yatan bir öneri.

Jokond'un belirttiği veya daha farklı bir metin ile bu işin üstesinden gelinebilir. En azından tepkimizi salt Baba'ya iletmektense, bunu gündeme gelecek bir biçimde yapmak çok daha etkili olacaktır kanısındayım.

Yorum Gönder

Ara