.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
10 Eylül 2009 Perşembe

Super Kupa Finalinin İlk 25 Dakikası

Türkiye'deki futbol organizasyonları "kaçak yapı" olduğu için her an çökme tehlikesi yaşayabiliyorlar. Bir futbol takımı belli bir dönem müthiş işler yapabilirken, takip eden dönemde inanılmaz çöküşler mümkün olabiliyor. Bu, Avrupa futbolunda bu sıklıkla gerçekleşmiyor. Örneğin Arsenal, kim gelirse - kim giderse gitsin belli bir şablon ve belli bir başarı grafiği içinde kalabiliyor. Sadece Arsenal de değil, çoğu üst düzey takım böyle. Örneği Arsenal'den verdim oradan devam edeyim, Fabregas'ın yokluğu veya varlığı Arsenal için çok kritik. Sezon başında Fabregas'ın form düzeyi ve sakatlanma oranını doğru tesbit edebiliyorsanız Arsenal'in sezon grafiğini tahmin edebiliyorsunuz. Türkiye ise bambaşka bir yer. Bırakın sezon çizgilerini, maç içinde bile inanılmaz iniş-çıkışlar söz konusu olabiliyor. Buradaki okur-yazarların Beşiktaş'ı ortalama futbol seyircisinden daha büyük bir ilgi ile takip ettiğini bildiğim için rahatlıkla sorabiliyorum; Beşiktaş'ın Olimpiyat Stadyumu'ndaki Fenerbahçe maçında ilk 25 dakikada nasıl oynadığını hatırlıyor musunuz? Orta alana hakim olan, rakip orta saha oyuncularını kendi savunmalarının içine iten, topu daha iyi kullanan, alanı daha iyi parselleyen ve tempoyu belirleyen bir takım. Rüya gibi değil mi? Peki ben hayal mi gördüm? O maçın ilk 25 dakikası öyle yaşanmamış mıydı? Şahitlerim var yahu. Biz o maçın 25 dakikalık diliminde Fenerbahçe'yi sürklase ettik. "Patron Biziz" mesajını ortaya koyduk. Hatta o maç o dakikalarda öyle bir hale gelmişti ki, Beşiktaş taraftarı sanki bir basketbol maçı oynanır gibi her hücumda daha büyük bir "Ooooleeey Saldır Beşiktaş'ım" tezahüratında bulunmuştu. Peki ne oldu da o futbolu bir daha göremedik. İşte bu biraz da Türk futbol organizasyonunun temelsiz olmasıyla ilgili. O maç gitti Fenerbahçe'ye döndü. Olamaz mı? 90 dakika bu, her şey olur. Peki o maçtan elde kalanlar neden diğer maçları etkiledi? İşte burası sıkıntılı. Hakem Bilica'yı atmış olsa Fenerbahçe'in bugünkü tüm havası alınmış, Beşiktaş işe şampiyonluğun ciddi bir favorisi olduğu kabul edilmeyecek miydi? Tam da böyle olacaktı evet. Beşiktaş sezona o havayla girecek ve Fenerbahçe'nin karizması çizilecekti. O 25 dakika unutulup gidince karizması çizilen taraf Beşiktaş oldu. Şimdi hayal ediyorum Beşiktaş bu 3-4 haftalık aranın ardından o 25 dakikakı tekrar oynayabilir mi diye. Bunun olmaması için hiç bir neden yok. Beşiktaş o 25 dakikada gol atamamıştı belki ama bir penaltı, iki de %100'lük gol pozisyonu harcamıştı. Önde Bobo-Nobre-Yusuf ve arkasında Tello-Fink-Ernst'ten başkası da değildi oynayanlar. Sonra İsmail rotasyona girdi nedense, Bobo-Nobre-Yusuf sakatlandı. O maçında kaybedilmesine yol açan Holosko-Nihat girdi ve bittik. 15 günlük ara Nihat'a yaramış olabilir. Tabata kadroya dahil oldu. Ekrem 11'de yer alacak kıvama geldi. Sağ bekin alternatiflerinden biri; İbrahim Kaş geldi. Sözün özü şudur; Beşiktaş filmin son bölümünü filmin daha başında izletti. Mustafa Denizli'nin kurguladığı futbol tam da o maçın ilk 25 dakikalık bölümünde oynanabilen oyundu. Beşiktaş'ta bu potansiyel var. İnanmayan o maçı tekrar izlesin. İsmail, Ernst, Tello organizasyonlarına tekrar tekrar baksınlar. Bireysel oyun yerine takım organizasyonunu ön plana çıkaran anlayışı tekrar görsünler. Daha 20. dakikada Gökhan Gönül'ün dışarıdaki dilini, Alex-Kazım-Gökhan Gönül saha içi tartışmalarını izlesinler... Galatasaray'lılar da kızmasınlar ama Galatasaray hücumu da organize şekilde işlemekten öte bireysel oyuncularının performanslarıyla oluşuyor. En azından şu an için böyle diyelim. Bu bizim çok ciddi bir farkımız olabilir. Zaten Galatasaray'a karşı bir fark yaratacaksak bu alanda yaratacağız. Dingin ama agresif olacağız. O oyunla - o zaman olmadı ama - bu sefer golü bulacağız. Golü bulunca da geçen senenin ezberlenmiş futboluna döneceğiz. İşte o zaman kozlar tamamen bizim elimize geçmiş olacak. Tüm kilit o ilk 25 dakikada... Beğeniriz, beğenmeyiz ayrı. Ama bu silkelenişi yaparsa Mustafa Denizli yapar.

6 Yorum:

son yıllarda deplasmandaki derbilerde şöyle bir ezberimiz oldu, iyi oynuyoruz yeniliyoruz, kötü oynuyoruz yeniliyoruz. şu geçen seneki fener deplasmanında oynadığımız oyun bence çok tatmin ediciydi, ha keza galatasaray maçı da aynı şekilde ama bir türlü kazanamadık o maçları. süper kupa da tam olarak böyle gelişti, iyi başladık, iyi devam ettik ve sonra değişikliklerin ardından oyundan koptuk.

bunun temel nedeni bence, fiziksel yüklemeye geç başlamamız ve bazı futbolcuların hazır olmaması, sakat olmasıydı. zaten o maçta da oyuna sonradan giren bütün adamlar, çıkanları arattı.

şimdi hep bahsettiğimiz cl maçları geldi çattı. yani fizik olarak en iyi seviyede olmamız gereken zaman bu olmalı. o yüzden önemli bir gösterge olcak bu maç bizim için. eğer istenilen seviyeye gelmişsek sorun yok, gelememişsek de bahane yok, demek ki olcağı olacağı bu deriz geçeriz.

ben güveniyorum takıma, hatta tabata'dan da umutluyum bu maç için ayrı olarak. bakalım ne olacak, umarım maç iptal olmaz. bence bizim için daha kötü olur maçın ertelenmesi..

ian dedi ki...

bir kere biz bu takıma güveneceğiz ve eylül ayından takımını satanlar umarım mayıs ayında pişman olacaklar. pek bahis oynayan biri değilim, yıllar önce pancu'nun kaleye geçtiği maçta beşiktaş'a 4.30 oran veriyordu, gözümü kırpmadan oynadım. bu hafta da oynayacağım, beşiktaş'ın yenmesi sürpriz diyenlere inat.

süper kupa finalindeki ilk 25 dakikaya gelince; vayy bee demiştim, beşiktaş nasıl böyle top oynar :) bizim beşiktaş.. dedim heralde bu sene daha rahat geçecek falan ama noolduysa rüzgar ters döndü. yine eski haline döner sorun değil. potansiyel var bu takımda, inanın azıcık bişey kaybetmezseniz. bişey kaybettiğini düşünenler mayıs ayında bırakabilirler takımlarını, kadıköy'e vapur veya gassaray'a nostaljik tramvay ücretleriniz benden :)

Jokond dedi ki...

O ilk 25 dakikanın oluşmasında en büyük etken Yusuf olmuştu bence. Ne zamanki Yusuf sakatlandı Beşiktaş sonraki haftalarda ciddi darbe almış oldu.

lakerda dedi ki...

Aslında ilk yarı iyi oynamıştık. Fakat ikinci yarı hazır olmayan Nihat'ın oyuna girmesiyle birlikte, takımın balansı bozulmuştu. Sol açıkta anlamsız şekilde Bobo'nun oynaması her ne kadar Gökhan Gönül'ün hücuma çıkmasında tedirginlik yaratsa da, ikinci yarı iyice yorulmasıyla birlikte Nihat,Bobo ve Nobre ile orta saha arasında mesafe farkı çok açıldı, adeta duvar gibi toplar geri geldi, Ernst ve Fink'e inanılmaz yük bindi. Nobre'nin top almak için orta sahaya birçok kez geldiğini hatırlarım.

Hep diyoruz malesef 4-3-3'ün ideal sağ ve sol forvetleri yok bizde. O maçta fizik gücü kaldırmaz dediğimiz Yusuf'un futbolcu meziyetleri, ayağında top tutuşu, diğer oyunculara nazaran kolay top vermemesi, orta sahayı rahatlattı, bence de iyi oyunumuzun en önemli sebebi buydu.

İdeal kanat oyuncularımız yok diyoruz ama orta sahadaki yaratıcı,top dağıtıcı adam eksikliği hazırlık maçlarından beri göze çarpıyordu. 1 numaralı eksik buydu ve Tabata geldi. Elano Gs'ye geldiğinde üzülmüştüm kaçırdık diye. Ama iki maçta izledikten sonra aradığımız tip olmadığını düşünüyorum. Çünkü oyunun defans yönünde hiç yok ve top dağıtma özelliğini göremedim şu ana kadar, forvet oyuncusu gibi oynuyor. Zaten Mark Hughes kendisinin savunmaya hiç yardımcı olmadığı için istemediği söylentileri çıkmıştı.

Son tahlilde tanıdığımız Tabata'nın aradığımız 'oyuncu tipi' olduğunu düşünüyorum. Umarım yanıltmaz, 2 maçta harcamayız.

memet dedi ki...

O maçta ilk yarı geçen sene oynadığımız şablona yakın bir şablonla mücadele etmiştik.Orta sahada ernst-fink-tello ileride yusuf-nobre-bobo ancak 2.yarı mustafa denizli oyuna daha takıma ve sisteme uyum sağlamamış nihatı aldı.1-0 dan sonra ise daha vahim bir hata yapıp telloyu çıkartıp holoskoyu oyuna aldı.son değişiklikle beraber hiç organize olamayan bir takım haline dönüştük.İleride nihat-bobo-holosko-nobre geride defans oyuncuları peki bunlara kim servis yapacak Yusuf çıkmışken tellonun da çıkarılması bence taktiksel bir hataydı.
Lig maçların da ise nihatın uyum sürecinin bedelini ödediğimizi düşünüyorum.

Pamukk dedi ki...

golü yedikten sonra neden tac bile kullanamaz hale geldik onu hiç anlayamıyorum

Yorum Gönder

Ara