.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
14 Eylül 2009 Pazartesi

İlk Taşı Günahsız Olan Atsın

12 Eylül'ün yıl dönümünde 20 yıl geriye götürmeyen cinsinden de olsa fena bir darbe de biz yedik. İyi oynadık diyebileceğimiz bir maçı, atılamayanlar ve bizim atamadıklarımız kadar pozisyon olmayan cinsten yenen gollerle kaybettik. Mağlubiyet çok üzdü, mağlubiyet kadar üzüldüğüm diğer husus ise Ali Sami Yen'e edilen küfür oldu.

Aslında sıradan bir İstanbul deplasmanıydı. Kazan'ın ordan hep beraber çıkılan yol, Fulya'daki mola, Polat Towers'ın orda ne yapmak için orda olduğunu bilmeyen polislerin gereksiz engelleme çalışmaları sonrası Sami Yen'e geldik. Kapıda yaşanan bozuk turnike yalanı eziyeti beraberinde getirdi. Girişte gerçekten çok bunaldık, en önde yer alan grupta olmama rağmen içeri ancak bizim takım ısınmaya çıkarken girebildim. 

Ufak tefek atışmalar haricinde rakip tribünle aramızda hiçbir şey geçmedi. Sesimizi duyurabildiğimiz kadar da duyurduk, doğru zamanlamalarla araya girerek... Yediğimiz saçma diye nitelendirebileceğim golün tribüne etkisi olmadım dersem haksız çıkmam. Serdar Özkan'ın kaçırdığı golle beraber biten ilk devre bitti. Su almak istedik, ancak su bitmişti. Bundan 1,5 yıl önce oynanan derbide bir türlü bitmeyen sular, misafir tribününde bitmişti. Olur böyle tesadüfler dedik, bu sırada Çarşı'dan Sarı Emrah'ın bulduğu damacana ile su servisi edildi, boşalan damacana tahmin edileceği gibi Galatasaray tarafına atıldı, bu elbette göstermelik bir hareketti zira o hacimdeki bir nesne en fazla 4-5 metre ileri atılabilirdi. 2. yarıya iyi başladık, güzel pozisyonlar bulduk, Özkan topu üstten auta atarken, Bobo çıldırıyordu. Maç sırasında Özkan'a sitem ettiğini sanmıştım, ancak onun yaka paça düşürülmesinden ötürü hakeme itiraz ettiğini ancak eve geldiğimde öğrendim. Leo Franco'nun ceza sahası dışında topu tutması ve sonrasında yediğimiz gol zaten berbat olan tribün psikolojisini iflas ettirdi. Sonrasında, çok üzüldüğüm küfür olayı yaşandı.

Eziyet gören, su verilmeyen, son şampiyon ünvanı taşıyan takımları sezona berbat bir giriş yapan ve o sırada bir derbide 2-0 geride olan bir takımın taraftarları olmaları bu yaptıklarının affı veya özrü olamazdı. Yapılan hatayı hafifletmek gibi bir amacım, hatanın ağırlığının farkındayım. Ancak o küfür edilirken, psikolojileri dip yapan o insanlar Ali Sami Yen'e daha doğrusu bir insana sövdüklerinin farkında değildiler. Bir şeyi üstüne basarak söylemek istiyorum ki o tribün ne Alparslan Dikmen'e ne de Metin Oktay'a küfür ettiler. 

Galatasaraylılar'ın Şeref Bey'i diyebileceğimiz bir insana küfretmek Beşiktaş taraftarına hiç yakışmadı. Sağlam diyebileceğim bir taraftar olarak Şeref Bey benim okuduklarımdan, siyah beyaz fotoğraflarından ve birkaç heykelinden ibarettir, ancak ona küfredilmesi elbette beni üzerdi. Şeref Bey'i tanımayan, adını dahi bilmeyen bir çok taraftar da mevcuttur. Orada küfür edenlerin bir çoğu için Şeref Bey veya Ali Sami Yen bir fotoğraf-heykel dahi değildir. Nitekim, Alpaslan Dikmen ve Metin Oktay'a küfretmeye kalkan en fazla 10 kişi diyebileceğim gruplara kimse katılmadı ve bu gruplar susturuldu. Metin Oktay'ı  kaybedeli 19 yıl oldu, Dikmen'in acısı halen çok taze. Bu 2 insan, o tribünlerde yer alan kişilerle aynı zamanda yaşadılar, 2'sini canlı olarak tanıma fırsatları oldu. İşte bu yüzden, bu iki önemli insana edilmeye çalışılan küfürler engellendi. Tekrar ediyorum, Metin Oktay'a ve Dikmen'e toplu küfüredildiği tamamiyle yalandır, kaldı ki o 3-5 çapulcunun sesi yanındakiler tarafından dahi zor duyuldu. 

Beşiktaş taraftarı, dün yaptıkları hata sonrası tükaka ilan edildi, dahası bu kaçıncı hata minvalinde lakırdılar yükseldi ve kaldır çöpe at durumu yaşatıldı. Muadilleri ve rakipleriyle karşılaştırıldığında birkaç adım önde olan bu insanlar, dünkü hatalarıyla beraber giyotine götürüldüler. Eski defterler karıştırıldı, kabahatleri olanlar "sizin ayıbınız bizim ayıbımızdan büyük" edebiyatına başladılar. Ve yalan ithamlar da, Sami Yen'e söven herkese söver gibi üzerlerine yüklendi. Bu yazı, kendi adıma benim ki ben kimim ki; özrüm olsun... Ancak yalanların da belgesi olsun.

Bu blog'da yer almaktan ve burdaki güzel insanlarla yazıp çizmekten çok mutluyum. Burada tribün olaylarına az yer verilirdi, ancak yapılan hata ve söylenen yalanlardan ötürü yaşadığım rahatsızlık beni gerçekten üzdü, birşeyler söyleme isteği doğurdu. Tekrar tekrar özürler...

Son olarak dünkü maçta tanıştığım Yuki the Zorba, Scugnizzi, Noat Samisa'ya sevgiler...

4 Yorum:

Bu yorum yazar tarafından silindi.
carvel dedi ki...

Hayatimda ilk defa Eski Acik tribununde bulundum. Dolayisiyla bir misafir seyirci grubuna bu kadar yakin oldum.

Dostlarin, akrabalarin vesairenin etkisiyle antipati soyle dursun sempati duydugum bir kurumdur Besiktas. Bu yuzden olaylar en az sizin kadar beni de uzdu.

Sunu gercekten uzulerek belirtmek isterim ki Ali Sami Yen'e macin oncesinde de kufur edildi. Klasik Besiktas tezahuratlari kadar gur duyuldu bu kufurler, malesef. Metin Oktay'a toplu kufur edildigini ise bizzat duymadim. Ancak buna dair soylenti bir anda tribunun bir ucundan diger ucuna dalga dalga yayildi. Tahminim Besiktas tarafindan bir-iki kisi Galatasaraylilara dogru bagirmis olabilir. Dolayisiyla toplu bir kufurden kesinlikle soz edilemez, olsaydi herkes duyardi.

Bir iki kisinin ya da bir grubun terbiyesizligini tum Besiktaslilara mal etmekse ayri bir ayiptir.

bilog dedi ki...

Ekşi Beşiktaş'ı açtım, çünkü bu olayı duydum. Merak ettim yer verdiniz mi, konu hakkında ne yazdınız diye. Gerçekten çok güzel bir yazı yazmışsınız, keyifle okudum. Sadece yazının sahibine değil, tüm Ekşi Beşiktaş yazarları için söylediğim sözler bunlar. Ara sıra kızıyorum ama Beşiktaş'la ilgili buna benzer bir şey duyduysam okumak istediğim yer burası arkadaş :)

Ben bir Galatasaray taraftarıyım ve Beşiktaş taraftarının yaptığı bu hareketi tabi ki ayıplıyorum. Fakat şunu da biliyorum, o rakibin önemli figürüne küfreden taraftar İnönü'deki Galatasaray taraftarı da olabilirdi. Böyle bakıyorum olaya. Sizin böyle bir yazı yazmanız güzel, Galatasaraylı blog yazarı arkadaşların bloglarında çok aşırıya kaçmamakla birlikte tepki göstermesi de güzel. En azından bunun hatalı bir hareket olduğunu birçok insana ulaşıp iletebiliyorlar. Umarım her iki takım taraftarlarının da bu tepkilerinden etkilenen insanlar vardır.

Eminim vardır, bu yüzden yazmaya devam! :)

threepoint dedi ki...

maça 8:30'ta zar zor girdik ki sanmıyorum öncesinde de küfür olduğunu, çok az insan vardı. ben duymadım, belki de karıştırıyorum.

Yorum Gönder

Ara