.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
2 Eylül 2009 Çarşamba

Alın! Verin! Ekonomiye Can Verin...

Rodrigo Tabata = 8,000.000 Euro İsmail Köybaşı = 5,500.000 Euro Matteo Ferrari = 4,500.000 Euro Nihat Kahveci = 4,250.000 Euro Fabian Ernst = 3,000.000 Euro Tomas Sivok = 4,700.000 Euro Tomas Zapotocny = 4,750.000 Euro Filip Holosko = 5,000.000 Euro Gordon Schildenfeld = 2,000.000 Euro Federico Higuain = 1,650.000 Euro Matias Delgado = 5,500.000 Euro Ricardinho = 1,700.000 Dolar Da Silva Bobo = 2,000.000 Euro Mert Nobre = 1,850.000 Euro Vedran Runje = 1,000.000 Euro Ailton = 3,500.000 Euro Jose Kleberson = 2,600.000 Euro Bu böyle gider... Aslında alış rakamlarınızın tek başına bir anlamı yok. Satışlara da bakıp yorum yapmak gerek; Fahri Tatan = 800.000 Euro İbrahim Akın = 600.000 Euro Vedran Runje = 1,000.000 Euro Suleymane Youla = 1,600.000 Euro Çağdaş Atan = 750.000 Euro Ailton = 300.000 Euro Daha 200.000 Euro daha fazla vermemek için gönderdiğiniz İbrahim Kaş'ı geri almak için kendisine ve kulübüne toplamda 1,500.000 Euro ödendiğini de söylemedim. Bonservisi de hala sizde değil. Gordon Schildenfeld, Tomas Zapotocny, Federico Higuain, Antony Seric... Liste uzun. Uğur Meleke'nin dediği gibi, Beşiktaş'ta işler 6+2+2 şeklinde işlemeye başladı. 2 Gol Atsın. Unutulur... Hayır en kötüsü de, "Tabata 2 gol atsın, unutulur" diyenler... Tabata değil 2 gol, 22 gol atsa maliyetini çıkartamıyorsa kötü transferdir. Ayrıca birileri unutacak diye Beşiktaş taraftarının çizgisini o unutanlar belirleyecek değil. Ne Malum Avrupa'ya Satamayacağımız? Bir de "Ne malum değerini katlayıp Avrupa'ya satamayacağımız?" cılar var. Onlarla da anlaşmak zor. En son Filip Holosko transferinde ortaya çıkmışlardı. Neticede değil Holosko'yu, hiç bir oyuncuyu satamadık. Satma ihtimalimiz mi vardı ki, o da ayrı konu. Holosko bu neticede. Hayır sattın diyelim, maliyeti bunun 7 Milyon Euro'ya yakın zaten, kar etmen olası mı? Holosko'yu, Bobo'yu 10 milyon euroya mı satacaktık ki? Nasıl bir hesap bu ben anlamadım. Senin bu oyuncuları o değerlere satabilmen için bir gerekli şart var; Hiç gevelemeden Şampiyonlar Ligi'nde gruptan çıkacaksın. Yok eğer çıkamam diyorsan, demek bu oyuncular o bonservis seviyesinin oyuncuları değiller. Burada bir sıkıntı olduğu kesin. Oyuncular iyiyse, neden kimse gruptan çıkma ihtimalini konuşmuyor. Oyuncular kötü ise, -evet biz de onu diyoruz- o zaman doğru planlama nasıl yapılır onu konuşmak lazım, değil mi? Beşiktaş'ın grup üçüncülüğünü hedeflemeliymiş? Ne alakası var, Uefa Avrupa Ligi zaten senin bilmediğin bir yer değil ki? En kötü sezonunda dahi katıldığın bir kupa orası. Hedef o mu olmalı? Hedef o ise, harcama bu mu olmalı? Rodrigo Tabata bana grup ikinciliği konusunda katkı veremeyecekse, yahu ben o harcamayı neden yapıyorum o zaman? Muhebesebeci Miyiz Biz? Burada dolaylı bir etki söz konusu. "Rodrigo Tabata iyi oyuncu, ne kadar verdiklerinden bana ne" dendiğinde ortaya bir problem çıkıyor. Tabata'ya o paranın verilmesi ve verilmemesi neticesinde kombine biletlerin fiyatları değişmiyor bu doğru. Ama belki ondan da önemli bir şey değişiyor; Göz zevki. Şimdi göz zevkini hangi parametreyle ölçeceksiniz? İşte onun da ölçüm birimi biraz da para aslında. Elbette, bonservis ücretleri döneme, duruma göre farklılıklar arz edebilir ama neticede bazı genel kabuller vardır. "Rodrigo Tabata'nın bonservis ücreti çok fazla" dendiğinde bunu bir muhasebeci refleksi olarak değil de, o bedelle ulaşılabilecek hayallere uzak kalmanın serzenişi olarak algılamakta da fayda var. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Beşiktaş'ın son dönem yaptığı tüm transferlerin vadeleri seçim sonrasına itilmiş durumda. Tabata, Zapotocny, Sivok, Ernst... Skandal üzerine skandal... Neticede, olay dönüp dolaşıp şuna geliyor; Çekinmeyin... Alın... Verin... Ekonomiye can verin...

21 Yorum:

Kuzmanovic başlıgının son paragrafında ödenen paralardan bahsetmısken bu baslıgın gırmesı de cuk oturdu.

"maliyetini çıkartamıyorsa kötü transferdir" sözün özü bu.

Şimdi geçen sene Ernts'e verilen paralara helali hoş olsun. Takım 5. ya da 6. sıradaydı girdiginde takıma, aldı şampiyon yaptı katkısıyla. Liste de yok ama Yusuf'ta sonradan çıkan 1 milyon € ceza ile 2 milyn € ya yakın maliyetle geldi bize.

Zira Bobo. 2.5 milyn € eyvallah. Gençtir, Brezilyalıdır, potansiyeli vardır verilir. Ama 30luk Nihat'a, Tabata'ya hangi kör cahil verir 12.25 milyon €.

Bizim takıma gençken fakir, tırnaklarıyla kazıya kazıya bir yere gelmiş ve toptan anlayan yok yok anlamasa da olur bir yönetici lazım. en büyük eksiklik bu.

Ryu dedi ki...

Bir de futbolculara ödenen fahiş ücretler var. Tello 900, Holosko 800 alırken Delgado 2.1, Nobre 2.4m€ alıyorsa bu büyük bir sorundur.

Jessie dedi ki...

evet daha o kısma gelemedik.

tello-holosko düşük almıyorlar esasen. nobre-delgado yüksek alıyorlar.

rüştü bile şu yaşında 1,500.000 euroyu koyuyor cebine, hem de garanti para.

QuaresmA dedi ki...

tamam yazının 99%'una katılıyorum. ama..

"2 gol atsın unutulur" takımı üyelerinden biri olarak: maliyeti çıkarmak çok göreceli bi kavram. biz bi groningen, bi heerenveen değiliz ki oyuncuların gelir getirebileceği tek alan oyuncu alış satışı olsun. şampiyonlar ligi para yağdırıyor tur atlamalara, galibiyetlere hatta beraberliklere. getirdiği prestijden hiç bahsetmiyorum bile. tabata bizim 2. tura çıkmamıza katkıda bulunsa bile maliyetinin bi kısmını çıkarıyor, oradan gelecek şanslı bi kura ile çeyrek final olursa tamamına yakını veya daha fazlasını çıkarıyor (tam rakamları bilmiyorum).

real madrid, cristiano ronaldo'yu daha sonra satışından para kazanabilmek için mi o bonservisiyle satın alıyor ?

ha tamam biz real madrid değiliz, tabata da cristiano ronaldo değil. oyuncu alış-satış dengemizin de bu derece negatif olması hiç hoş birşey değil ama "maliyetini çıkarma" kavramını daha geniş düşünmek lazım.

yuki the zorba dedi ki...

Rüştü'ye 1,5 Mio verildiği gün kopan kıyameti hatırlıyorum... Buralara koşar adım gelişimiz öyle başladı...

Sanırım Demirören, ta kendisi de ipin ucunu kaçırmış durumda. Bu sadece kulübü kendine bağlamakla açıklanamaz...

Futbolcu boyutunda şu var iyi yabancı transferinde...

İş görüşmesine gidiyorsunuz, iyi bir okuldan mezun, kalburüstü işlerde çalışmış ideal bir adaysınız... Daha önemlisi gelecek vaad ediyorsunuz. Ayda kazandığınız para 3000 Euro'ya denk geliyor, iyi geçiniyorsunuz... Karşınıza Yıldırım Demirören oturuyor... Siz hep İstanbul'da yaşamışsınız, ama iş başka bir memlekette, başka bir dine mensup bir yerde... Mesela Tel Aviv'de çalışacaksınız, Demirören için... Tel Aviv'e hiç gitmediniz. Bilmiyorsunuz, başka insanlar, başka bir dünya ve karşınızda Demirören... Bugün kazandığınızın 3 mislini teklif ediyor, mesela 9000 Euro. Hemen atlar gider misiniz? Şirketin yurtdışı seyahatleri var, evet tıpkı Şampiyonlar Ligi gibi, Londra'da, New York'da eğitimler alacaksınız, doğru... Gider misiniz? Demirören'i gördükten sonra gider misiniz arkadaşlar? Bir de öbür tarafta bugün kazandığınızdan biraz daha fazlasını veren var, hadi 5000 Euro. İşyeriniz İstanbul'da değil de Ankara'da... Biliyorsunuz ediyorsunuz. Karşınıza da mesela Serdar Bilgili oturuyor... Gitmez misiniz? En azından kafanızda başka şeyler şekillenmez mi? Şirketin geleceği açıksa, örneğin, Coca Cola Company ile aynı gruptaysa, oraya geçiş olanağınız varsa, bir şekilde sürekli Coca Cola Company ile etkileşimde olacaksanız, Tel Aviv'deki yağ fabrikasına mı gidersiniz, bu şirkete mi? Bu örneği Fenerbahçe'ye gelmeyen Paulsen için de kullanabilirsiniz... Aziz Yıldırım'ın, Demirören'in jestlerini düşünebiliyor musunuz? Kariyerinizi bitirdiğinizi düşünmez misiniz? Ben düşünürüm. Ben salt daha çok para için bir sürü şirketle için görüşmem dahi. Sonuçta her şey para değil maalesef. Vizyon, para ve tabii ki lokasyon (fiziksel ve mental) üçlemesini kurmadan futbolda da iyi transfer yapamazsınız, iş hayatında da, bu net...

Üstte yazdıklarım tabii ki işin futbolcu bacağı... Bir de kulüp bacağı var. Demirören Jessie'nin de belirttiği gibi işin bu tarafında fena çuvallatmış vaziyette kulübü... Çünkü futbolcuyu satan kulüplerin bütün misyonu futbolcudan vazgeçmeye niyetli oldukları anda bitiyor. Yani, futbolcu ister Manisa'ya ister Adana'ya ister Milan'a gitsin, kulübü ırgalayan bir şey yok! Sadece futbolcudan vazgeçiyor. Bu durumda eğer futbolcu için haddinden fazla para ödüyorsanız, bunu açıklayacak şey dünyaya kendinizi tanıtma şekliniz. Böyle bir durumda Katar'dan farkınız olmadığını ortaya koymuşsunuz demektir... ADamlar artık sizi yolunacak kaz olarak görüyorlar! Eminim ve biliyorum ki Kayserispor Topuz meselesinde piyasayı sıkıştıramadığı için Antep'e verilen paralar sonrasında pişmanlık yaşıyor.

Neticede bu mantık çerçevesinde işler çığrından çıktı, bonservise 5 yılda 60 Mio Euro gibi bir para harcandı, belki daha fazla... Bunun ne kadar büyük bir para olduğunun farkında mısınız?

Bilmiyorum, belki oturur 5-6 ay üzerinde çalışır müşterek bir kitap yazarız bu konuda. Gerçekten abartmıyorum, Beşiktaş'ın nasıl bu harcamaları yaptığını anlatmak bu bloga sığmaz. Mali tabloları okuyanınız var mı bilmiyorum, bu kadar spekülatif bir hisse senedi hayatımda görmüş değilim... Kulübün tüzüğünden şirketin kuruluş anlaşmasına her şeyin elden geçirilmesi gerekiyor. Bu büyük yönetim zaaflarının önü bu kadar açıkken Beşiktaş'ın kalkınacağını düşünmek maalesef hayal...

Bu kadar konuştum sportif başarıya gelmedim. O ayrı bir konu...

alper dedi ki...

bence bu postu yazan arkadaş bir üstteki postuda okumalı.
bir başkan nasıl takım içi sorulara,teknik taktik sorulara cevap vermemeli ise bir taraftarda takımın kime kaç para verdiğini bu kadar didik didik edip dibine tokasına kadar yazıp çizip üstünde durmamalı.ben muhasebecimiyim tayfasındayım hemde gs ye 2 gol atsın unutmazsam namerdim tarafındayım:))yapmayın bu işleri ilgilenmeyin bu tip şeylerle bence ya.bu artık salt ekonomik hesap olmaktan çıktı.demirören gitsin,demirören yanlış,demirörenin herşeyi hatalı boyutunda ilerliyor.takımın parasının hesabını sormak boyutunu aştık demirörene vurma boyutuna geldik.vurun da şu para işindne vurmayın yav artık.başka argümanlar yazın.her sene aynı para mevzuu..
serdar bilgili ve demirören karşılaştırması mental açıdan iyi olmuş ama para konuşunca gerçekler susarmış.istesin serdar bilgiliyi gece evine getirtir demirören parasıyla öyle bedava vizyon misyon kelimeleri le açıklanmaz bazı şeyler.servetlerini karşılaştıracak terazi yok daha onların.
dedim ya bırakın artık şu para mevzunu herkes aynı şeyi konuşuyor zaten elde başka veri mi yok.

fidddas dedi ki...

biz muhasebeci değiliz... ama dortmund durumunda olmaya koşar adım giden bir takımın taraftarıyız...
ki onlar şampiyonlar ligini aldıktan sonra ipin ucu öyle kaçtı ki 6-7 yılda ancak toparlayabildiler ... aslında tam da toparlayamadılar...
bu arada gelen büyük sportif başarısızlıklar ise taraftara kaldı... ha onlar yine doldurdular stadı ama sonuçta kaybedilmiş hemde şampiyonlar ligi şampiyonluğundan sonra kaybedilmiş 6-7 yıl var...
bunları da göz önünde tutmak gerek...

ian dedi ki...

beşiktaş'ın parasının kötü yönetildiği bir gerçek, bunu kabul etmek lazım.. zaten taraflı tarafsız herkes bunu yazıyor çiziyor yeri geliyor dalga geçiyor çok da önemli değil bu.. beşiktaş'ı yönetecek seviyede olan insanların bu konuda fikir üretmesi çalışma yapması gerekiyor.. bunu sağlamak için taraftar ne yapmalı bunu düşünmek lazım.. en basitinden benim aklıma "yeteeer.." falan geliyor ama kongre var tarihi belli, düzen var 106 yıllık kulubüz sonuçta (cumhuriyetten eski boru diil :p)..

benim taraftar olarak, aynı renklere gönül veren arkadaşlarımdan tek beklentim, bu paralar üzerinden futbolcuları üzerine gitmemek; her yanlış paslarında, topu ıskalamalarında o paraları gündeme getirmemek.. sonuçta kimse zorla attırmadı o imzaları onlara..(nobre iyi çocuk da şu figer dallamasından bi kurtulsak).. kısaca para tartışmak için muhasebeci olmaya gerek yok ama tartışmanın eksenini doğru yönlendirmek gerekir bence..

Starks dedi ki...

Arsiv niteligi tasiyan bir post oldugu icin bazi rakam yanlisliklarini duzeltmeyi uygun gordum.


Ernts'in fiyatinda yanlislik var. 4.5M Euro degil, 3M Euro olacak.

"
''Fabian Ernst'in transferi için, Alman Schalke 04 Kulübü'ne, sözleşme fesih bedeli olarak 15.10.2009'da 1.500.000 avro, 15.02.2010'da 1.500.000 avro ödenecektir."

***

Brezilya milli takiminin "sol kanat oyuncusu" Ricardinho'nun bonservisi ise 3.750M Euro degil, 1.7M Dolar (evet dolar) olacak.

"SIRKETIMIZ, BREZILYA MILLI TAKIMININ SOL KANAT OYUNCUSU CORINTHIANS TAKIMINDA
OYNAYAN RICARDINHO'NUN TRANSFERI ILE ILGILI 1.750.000 USD BEDELLE ANLASMAYA
VARILMISTIR. AYRICA OYUNCU RICARDINHO 2+1 YILLIK VE 1.750.000 EURO KARSILIGI
SOZLESME IMZALAMISTIR. "

***

Bobo'nun bonservis bedeli ise 2.5M euro degil, 2M Euro olacak.

"Şirketimiz SC Corinthians Paulista'nın futbolcusu Deivson Rogerio Da Silva (BOBO) ile 4 yıllık sözleşme imzalamıştır. Sözleşme karşılığında kulübüne bonservis bedeli olarak 2.000.000 Euro futbolcuya ise yıllık 600.000 USD ödenecektir."

***

Schildenfend'in bonservisi ise 1.750M Euro yerine 2M Euro olacak.

"SIRKETIMIZ DINAMO ZAGREP`TE FORMA GIYEN
GORDON SCHILDENFELD`IN TRANSFERI KONUSUNDA KENDISI VE KULUBU ILE ASAGIDAKI
SARTLARDA 3,5 YIL+1 YIL OPSIYONLU OLMAK UZERE ANLASMA SAGLAMISTIR. FUTBOLCUYA
2007/2008 SEZON SONUNA KADAR 200.000 EURO GARANTI PARA VE 5.000 EURO MACBASI,
2008/2009, 2009/2010 VE 2010/2011 SEZONLARINDA ISE HER SEZON ICIN 400.000 EURO
GARANTI PARA VE 5.000 EURO MACBASI ODENECEKTIR. AYRICA DINAMO ZAGREP`E
2.000.000 EURO SOZLESME FESIH BEDELI ODENECEKTIR. "

Jessie dedi ki...

@starks düzelttim

Deniz dedi ki...

Alınan futbolcu, kulübe kazandırmak zorunda.

Büyük takımsın diye transfer yapma zorunluluğu olayı artık geçmişte kaldı.

Eğer Tabata'ya 8 milyon avro verdiysen, o adam sana sende oynadığı süre içerisinde o paraya değecek bir fark yaratmak zorunda.

Zapotocny'nin yollanıp Ferrari'nin gelmesi ile katlanılan maliyet, Ferrari'nin takıma katkılarıyla çıkarılabilecek mi?

Nihat'a verilen 15 milyon avroya karşılık, Nihat 15 milyon avro değerinde maç kazandırabilecek mi, forma sattırabilecek mi?

Bakış açınız doğru, sözlükte bunun muhabbetini yıllardır yapıyoruz.

Dediğiniz gibi, 8 milyon avro verip bir oyuncuya, grup üçüncüsü oluyorsak, vermeseydik yine grup üçüncüsü olsaydık. 8 milyon cebimizde kalsaydı.

Altyapıdan bir nesil çıkarmanın maliyeti nedir acaba. Bir nesil altyapıdan çıkan oyuncunun içinde hiç mi bir İsmail olmaz, bir Nihat olmaz.

Peh.

ian dedi ki...

altyapı ile başlayan cümleler kurduğumda insanlar dinlemiyor bile artık.. varsın dinlemesinler, altyapının önemine inananların her ortamda bunu dile getirmesi lazım.. bu takımın en parlak yıllarını altyapıdan yetiştirdiği oyuncularla yaşadığını unutmayalım.. illa kendi futbolcumuzu sıfırdan eğiticeğiz diye birşey de yok.. yetenek bu malum, nerede bulunacağı belli olmuyor.. bir tarama grubu kurulup türkiye'nin dört bir yanını araştırmak lazım, ki zamanında bu yapılmış.. sonuç; halâ özlemini duyduğumuz yıllar.. hem o zaman muhasebeyi de daha az yaparız en azından :)

bu arada beşiktaş a2 takımı kartalspor'u deplasmanda 5-0 yendi.. gollerin dördünü can erdem, birini de ömer karancı atmış.. batuhan da bu sene 9 numaralı formayı giyecek.. umarım olabildiğinde şans bulur ve bir daha çıkarmaz o formayı.. ismail'e tepki gösteren kapalı alttaki tayfaya da teessüfler, aklıma gelmişken..

lakerda dedi ki...

Altyapı lafı geçmişken bir iki kelam etmek isterim.

Evet tarama grubunun kurulması gerekir. Bu iş eş,dost,tanıdık, köyün ileri geleni şeklinde az çok yapılıyor. Bunun profesyonel bir şekilde yapılıp yapılmadığı hakkında fikrim yok şayet değilse profesyonelce yapılmalıdır burası tamam.

Ama bence en önemli sorun şudur:
Hep türk futbolcusunda görülen en büyük eksiklik olarak temel hareketleri yapamaması, fundamental eksikliği, takım sistemine adapte olmasında zorluk göze çarpar.

Bu yüzden almanya ve ingiltere'den işinin ehli altyapı hocaları getirmeyi niye hiçbir klubümüz düşünmez? Bakın Barcelona gibi altyapıdaki sistemin A takıma göre endekslenmesinden bahsetmiyorum. Nerde duracağını bilen, oyuncuların yeteneği üzerine birşey katacak sistemli çalışmalardan bahsediyorum. Yabancı hayranı değilim yanlış anlaşılmasın, ama her açıdan bu kadar malzeme olan bu ülkede, oyuncu yetişmiyor, yurtdışına büyük klüplere oyuncu pazarlayamıyorsak, gidenler de geliyorsa, bir işte yanlışlık var.

alpstein dedi ki...

Bu konuda QuaresmA'ya katiliyorum. Besiktas'in transfer politikasinda sistemsizlik oldugu cok acik, ancak bu sistemsizligi transferlerin sadece alis ve veris fiyatlarina bakarak irdelemek dogru degil.

Mesela, gecen sene Yusuf buyuk paralar ve oyuncular verilerek transfer edildi. Yusuf'u bu yasinda bu paralara satamayacagimiz cok belli. Peki Yusuf transferi ekonomik olarak kotu transfer diyebilir miyiz? Yusuf'suz Besiktas sampiyon olabilir miydi, inaniyor musunuz? Olamazdi diyorsaniz, sampiyonlar liginden kazandigimiz gelirler Yusuf'un masraflarini cikardi mi, cikarmadi mi? Transferleri biraz boyle degerlendirmek lazim. Alis ve satis ucretlerine bakmak bu degerlendirmeden uzakta kaliyor.

Ote yandan, boyle bakinca bile, Besiktas'in pek cok transferinin gudik oldugunu gormek gayet kolay.

Ancak ben Tabata'nin bu gudik transfer politikasinin disinda kalmis, istisnai gordugumuz dogru hamlelerden biri oldugunu dusunuyorum. Tabata'nin takimi sampiyonlar liginde ust tura cikaracagina, bu sekilde parasinin bir kismini cikaracagina inaniyorum. Ligde yapacagi katki da ekstra olacak.

Tabata'yi oyuncu olarak biliyorsaniz, Tabata konusundaki sahsi kanaatime katilmayabilirsiniz. Yalniz Tabata'yi oyuncu olarak bilmiyorsaniz, sadece Gaziantep'ten geldigi icin, sadece milli takimda oynamadigi icin vs elestiriyorsaniz (ya da hayalinizdeki "yildiz" oyuncu olmadigi icin), Tabata'ya biraz haksizlik ediyorsunuz.

Bir de, Tabata 2 gol atsa da 22 gol atsa da yetmez demek de garip bence. Neden yetmesin? Bu oyuncuyu goller atsin ve attirsin diye aliyoruz. Bu gorevi yerine getirirse, bir ust tura cikma ihtimalimizi (ve sampiyonluk ihtimalimizi) de arttirmis oluyor. Bunu gerceklestirdigi olcude masrafini cikartiyor. Tabi ki 22 gol atarsa unutulacak bu mesele, cunku dogrusu budur. Turkiye super liginde 22 gol, sampiyonlar liginde 3-5 gol atmis oyuncu, satis fiyatindan bagimsiz olarak, masrafini buyuk olcude cikarmis demektir.

Jessie dedi ki...

tabata'nın 22 gol atması demek zaten beşiktaş'ın şampiyon olması demek. ama o 22 rakamı uydurma bir rakam. 2 dendiği için 22 dedim, 3 dense 33 diyecektim.

yusuf transferi kötü transfer değildi zaten. neticesinde şampiyonlukta katkısı oldu. yusuf olmasa şampiyon olamaz mıydık? olabilirdik demek hiç kolay değil. ama neticede şampiyonluğun da bir değeri var. getirisine götürüsüne bakıp yusuf doğru transfer dersiniz.

ama bunu sonunda değil başında söylersiniz. neticede transfer yapılırken şampiyonluk garantisiyle yapılmıyor.

bugünün şartlarıyla değerlendirmek gerek. kim ne demişti bilmiyorum ama yusuf transferini ben o dönem çok doğru olarak yorumlamıştım.

tabata'nın ise şampiyonluk yarışında katkı sağlayacağını, en azından beklenen katkıyı sağlayacağını veya şampiyonlar ligi'nde katkı yapacağına inanmadığım için eleştiriyorum.

tabata 8.000.000 euro değil de 800.000 euro bedelle transfer edilseydi ve başkan şampiyonlar liginde üst tur hedefliyoruz deseydi onu da eleştirirdim.

tabata'nın futbolculuğuna olan şüphelerim var çünkü. daha doğrusu beşiktaş'ı ileri taşıyacağına.

beşiktaş tamam o bölgede o tipte bir oyuncuya ihtiyaç duyuyordu ama tabata sonrası da bu ihtiyaç giderildi diyebilir miyim bilemiyorum. tabata'nın performansına bakmak gerekecek.

örneğin tabata alisamiyen deplasmanında beşiktaş'ın kişilikli futbol oynamasına katkı sağlayacaksa susar bir şey söylemem. ama zihinsel olarak bunu ne kadar kaldırabilir soru işareti.

bugün katar'da oynamakta olan juninho transfer edilseydi örneğin. belki futbol performansı olarak tabata kadar bile etki sağlamazdı ama takıma "juninho var bu takımda, her an bir şey yapabilir" özgüveniyle oynama fırsatı verecekti.

tabata'nın antep'ten gelmiş olması tabata'nın futbol değerini düşürmez lakin tabata algılanışı tribünü, oyuncuları ve onların duygusal konumlarını direkt olarak etkiler.

bu da az-buz bir etki değildir.

bugün 35 lik juninho beşiktaş antremanında olsaydı galatasaray taraftarı da "durun olm, biz bu beşiktaş'a yenilmeyelim" diye düşünüyor olurdu. şimdi ise...

delgado dedi ki...

"bugün 35 lik juninho beşiktaş antremanında olsaydı galatasaray taraftarı da "durun olm, biz bu beşiktaş'a yenilmeyelim" diye düşünüyor olurdu."

hehe ondan emin değilim. muhtemelen "40ına merdiven dayamış adam, bizim mustafa sarplı barış özbekli mehmet topallı dinamik ortasahamızda kaybolur gider." diye düşünürlerdi.

alpstein dedi ki...

Jessie, dogru sen yusuf transferine olumlu yaklasmistin. Sozluk'te Yusuf konusundaki yorumlarini hatirliyorum. Yusuf'a bu kadar para verilir mi, Aydin gibi genc yetenek(!) gonderilir mi rerero diyenlere cok guzel yanitlar vermistin, aklimda kalmis.

Senin 2 ya da 22 lafini ben yanlis anlamisim. Simdi anladigim kadariyla, sen Tabata'nin buyuk mac performansindan endise duyuyorsun. Bir de sanirim Bobo, Holosko, Tello, Delgado gibi istikrarsiz bir katki saglayacagindan endise ediyorsun. Boyle olursa gercekten cok kotu olur, cunku bu takimin istikrarsiz oyuncu kontenjani fazlasiyla dolu.

Tabata'nin kumasinin iyi oldugu belli, fakat yukaridaki risk hakikaten var. Nedense bende bu risk konusunda bir iyimserlik hakim. Yukaridaki oyuncular gibi degil, Ernst gibi istikrarli bir katki saglayacagini dusunuyorum. Sende de bir kotumserlik var, onun disinda anlasiyoruz :)

Iyimserlik, kotumserlik yoruma acik mevzular, Tabata'nin performansini gorup tekrar degerlendirmek gerekecek. Ancak ben iyimserligin iyi sonuclar dogurabilecegine de inaniyorum. Taraftar olarak Tabata'yi bu kadar elestirince basina da malzeme veriyoruz. Tabata elestirilerden etkilenirse, sahada bu psikolojik baskiyi kaldiramazsa, kotumserligin kotu sonuclari dogmus oluyor.

Shelbyl'in bugunku yazisinda anlattigi gibi, bu PR meselesi onemli. Bunu yonetim yapmiyorsa, taraftar olarak bizim elimizden geleni yapmamiz gerekebilir.

Gecen gun, sanirim Milliyet'teydi, bir haber okudum. Tabata transferi konusunda taraftarlarin Internet forumlarindaki yorumlarini (dogru bir sekilde) anlatiyordu! Sasirdim kaldim, demek ki bizim burada (ve diger forumlarda) konustuklarimiz, zaman zaman basina yansiyor. Basina direk yansimasa da, bunlari okuyanlarin fikirlerini etkiliyor. O kisiler gidip baskalariyla konusuyorlar, ve bu sekilde bu forumlarin da taraftar psikolojisi uzerinde bir etkisi oluyor.

Olumlu dusunelim ki olumlu seyler olsun :)

şimdi burada bana cevap hakkı doğmuş ajkshdjad

maç öncesinde görüşemediğimiz için muhasebeci miyiz, 2 gol atsa unutusunuz (bak unuturuz demiyorum) diyenlerin önde gdeni bayrak sallayanı oalrak basitçe söylüyorum neden böyle düşündüğümü.

takım son 6 senede yöneticilik anlamında, mentalite anlamında, takım kalitesi anlamında yıllaaar öncesinin kalitesine bile ulaşamayacak durumda.

iddia ediyorum 2000 senesinin takımı bu takıma 5 atar. 2003 demiyorum bak.

neyse, esas sorun türkiye süper liginin karanlık halidir.

ilk yapılması gereken 3 büyükleri direkt küme düşürmek, sornasında da diğer birinci lig takımlarını ciddi denetim den geçirmek.

ikincisi de daha önc almanyada olan hakemlerde temizlik işine girmek.

bu sayede ancak takımlar ve süper ligin bir değeri olur. o zaman dek hepimiz arsenal hayalleri, west ham futbol akademisi hayalleri görmeye devam ederiz.

açık ve net görünmektedir ki bu yönetimin takımı taşıyabileceği bir yer yoktur. demirören seçildiği günden beri bunu söylüyorum.

bilen bilir bunları 30 bin kere söyledim, söylemeye devam edeceğim.

nobre, delgado vs bu taraftarın prensi olduğu zamanlarda olmaz dedim. küfür yedim. yönetim istifa dedim küfür yedim.

e şimdi benim skimde değil tabii. benle o zaman beraber sesini yükseltmeyenler kusura bakmasın ama şu dakika hiçbir söz söyleme hakkına sahip değiller.

kartal gol gol beşiktaşlılığıyla olmayacağı açıktır. tabata değil vdv alınsaydı da aynı fikirde olacaktım. hoş alınamaz ya.

rögon menajerlik şirketi miydi?
sinan engin'in menajerlik şirkeleriyle yakın ilişkisi miydi?

neydi sahi bunlar?

o yüzden o oyuncu x'e geldi y'ye gitmedi gibi hayalleri geçin. yönetim şekli bu olduğu sürece sen zdravko kuzmanovic'i 15'e alıp 1 sene sonra bedavaya göndermeye çalışacaksın. durum açık ve net.

Tabata hangi takım da oynamış ki lafı bence doğru olanı ortaya koymuyor.Bugün Manu'da O'Shea ve Brown,Real Madrid'de Granero,Milan'da ki tüm kaleciler Beşiktaş'da oynayabilir mi? Geçen sene Wolfsburg'da oynayan Grafite 20 yaşında mı keşfedildi? Onu da geçtim Sergen Yalçın'ı avrupada kim tanır? Tabata Brezilya liginin son 10 yılına damgasını vuran 3 takımdan biri olan Santos'da 10 numara oynuyordu.Onunda Sergen gibi saha dışı sorunları olduğundan gönderilmiştir.Fiyatı fazladır bunu inkar eden yok ama kendisi bir Adem Dursun felan da değildir...

Yorum Gönder

Ara