.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
21 Ağustos 2009 Cuma

Neden Bu Ruh Hali?

Beşiktaş taraftarının geneline yakın bir kısmında içinde bulunulan durumdan memnun olmama durumu var. Yılın bu döneminde umutlu, ümitli olmamız gerekirken bu kara bulutların nereden ve neden musallat olduklarına bakalım bir... Beşiktaş geçtiğimiz sene şampiyon olurken, bu şampiyonluğun bir "Beşiktaş Rüzgarı"'na dönmesi dileğinde bulunmuştuk. Gerekli hamlelerin yapılması için en uygun zamandı çünkü. Başkan hiç olmadığı kadar güçlüydü, Beşiktaş markası hiç olmadığı kadar yükseğe çıkmıştı. Anadolu'da Beşiktaş seferberliği yaratılıp bir Beşiktaş sevgisi üretimi mümkün olabilirdi. Yapılacak bir kaç önemli transferle de rakipler üzerinde yeni bir yükselen Beşiktaş baskısı oluşturulabilirdi. Geçtiğimiz yaz maalesef bu saydıklarımdan hiç birinin gerçekleşmediğini üzülerek gördük. Kulüp o hale geldi ki, şampiyonluk rüzgarını arkamıza alacağımıza, -nasıl olduysa oldu- şampiyonluk rüzgarına karşı yüzmek durumunda kaldık. O şampiyonluk bugün için gurur değil sıkıntı vesilesi oldu; Şampiyon olmuş takımın idaresi böyle mi olur? Ülkemizde futbol gerçekten sevilmiyor. Sevilen, esasında basit bir rekabet anlayışı. Bunun için milyon tane örnek verilebilir ancak ben kendimizden vereceğim. Beşiktaş şampiyon olmuş. Çarşı, Şampiyonluk kutlaması yapıyor, kutlamanın temel tezahüratı; Quaresma! Bir an hafızamı zorladım Beşiktaş'ı Quaresma mı şampiyon yapmıştı diye. O tezahürat, Beşiktaş'ın skandalı olarak tarihe geçmişti. Beşiktaş Quaresma'yı getirip Avrupa şampiyonu mu olacaktı? Olsa olsa lig şampiyonu olacaktı. E sen lig şampiyonu olmuşsun zaten. Neden şampiyonluğu değil de Besiktas adını 3-5 defa duymuş adamın adını sayıklıyorsun? Quaresma gelip Beşiktaş'ı şampiyon yaptığında da Messi diye mi bağıracaksın bu sefer? Sen şampiyon olmuştun zaten ama farkedemedin sanırım... Quaresma kimdi gerçekten? Neden Quaresma'ydı da bir başka oyuncu değildi? Oyuncuyu az - çok izlemiş herkes bilir ki; Quaresma takım bütünlüğünden uzak, yaptığı çoğu hareketin bireysel anlamda değer taşıdığı, takıma sınırlı katkısı olan bir oyuncu. Beşiktaş taraftarının özlemini çektiği oyuncu profili buymuş meğer. O zaman Serdar Özkan'ı neden protesto ediyorsunuz? Serdar da, Quaresma da yanında boş oyuncu varken ters tarafa dönüp üç kişinin içine giren oyuncular. Quaresma'nın o çalımları atabiliyor olması onu ancak bu düzeyde oyuncu yapıyor işte. Yetenek ne düzeyde olursa olsun, oyun zekası, akıl ve dinginlikle birleşmediğinde üst düzeyde barınamıyorsunuz. Taraftarın bu tarz bir Youtube oyuncusunu talep etmesi çok manidardır aslında. Quaresma kötü oyuncu mu? Değil. Hele Beşiktaş kalitesinin çok üzerinde bir oyuncu olduğu açık. Ama taraftarın X-Y değil, Quaresma ihtiyacı çok anlamlı. Alsın Arda'nın sağından atıp solundan geçsin, Alex'e beşlik atsın... İşte Quaresma'nın hayallere girme sebebi buydu maalesef. Galatasaray'ın Arda'sı varsa, Fenerbahçe'nin Alex'i varsa bizim de Quaresma'mız olsun. Ama yanlıştı... Çok yanlış... Olmadı ki Quaresma'nız sizin/bizim hiç bir zaman... Olmadı. Quaresma'ları olan takımlar, şehrin başka takımları oldu hep. Bir yandan sezon çalışmaları başlıyor, takımlar yeni transferlerle kadrolarını güçlendiriyorlardı. Elano, Keita, Dos Santos gibi üst düzey oyunculara ev sahipliği yapan Atatürk Havaalanı Nihat, Ferrari ve İsmail transferlerinde sessiz kalıyordu. Keita her geçen gün daha büyüyen bir adam olurken Nihat Kahveci geldiğinden itibaren küçülmeye başlamıştı bir kere. Renkli medyanın "Senin Keita'n-Benim Deivid'im" savaşında siyah ve beyaz dikkate bile alınmıyordu artık. Beşiktaş taraftarı sıkışmıştı... Yönetim kurulunun bu süreçleri yönetmedeki başarısızlıkları da üstüne binince bugün içinde bulunduğumuz kara tablo ortaya çıkmış oluyordu. Geçtiğimiz yıl tam da bu zamanlar "Şampiyon Kim Olur?" anketi yapılmıştı önemli bir gazetemiz tarafından. 50 ünlüye sorulmuştu... Aralarından sadece iki tanesi Beşiktaş şampiyon olur diyebilmişti. Medya ne yazarsa yazsın, topun şeklini, kalenin büyüklüğünü, rakibin tandemini, rüzgarın şiddetini etkileyemez. Futbol işte o yüzden güzeldir. Dünyaca ünlü Beckham da olsanız yenilirsiniz... Futbolun tadı o dur. Medya futbolun kendisini etkileyemez veya sınırlı şekilde etkileyebilir ama asıl etkilediği taraftardır. Yarattığı psikolojik durum, Beşiktaş taraftarına biçtiği rol ve o rolün camiadaki etkisi etkiler sporcuları. Medya Nihat'a sakat dediği için sakatlanmayacak Nihat. Rıdvan Dilmen Sivok'a "düz oyuncu" dedi diye Sivok taça atmayacak her topu. Ama çizdiği bu karabulutlar, o negatif enerji hem Nihat'ı, hem Sivok'u her maç, her dakika ve her saniye etkileyecek. Başarı ve başarısızlığı değerlendirmek için sürece bakalım. Zapotocny gitti Ferrari geldi. Erhan Güven gibi bir alternatif oyuncu kazanıldı. Fink gibi Beşiktaş vasatına uygun bir oyuncu geldi. Takımın lider eksikliğini gidermesi adına Nihat Kahveci getirildi. İbrahim Kaş gibi bir alternatif stoper kiralanırken Gökhan Zan gibi kimsenin benimsemediği bir oyuncu takımdan uzaklaştırıldı. Geçtiğimiz sezonlarda Baki Mercimek, Gökhan Zan, Gordon, Ali Tandoğan ve buna benzer oyunculardan kurulan savunma hattımız İsmail Köybaşı, Matteo Ferrari, Tomas Sivok, İbrahim Toraman, İbrahim Kaş gibi oyunculardan oluşuyor artık. Yine iki sene önce Kleberson - Delgado - Ricardinho'dan oluşan, ancak Katar Ligi seviyesinde başarılı olabilecek bu orta alan bugün Tello - Fink - Ernst gibi Alman ligi vasatına ilerlemiş durumda. Bunun bir ilerleme olduğu çok açık. Mustafa Denizli'nin bu dönüşümü inanılmaz bir şekilde yönettiğini görmemiz gerekir. Ben ki Mustafa Denizli'nin yönetim biçimlerini, oyun anlayışını beğenmem ama bu dönüşüm, oyun anlayışı kadar önemlidir esasında. Kulübümüz gitgide Mustafa Denizli'ye bağımlı bir hale geliyor, onun olmadığı dönemlerde her şey arap saçına dönüyor ama neticede bu bir süreç meselesidir. Bakın 2010'la ilgili güzel haberler de geliyor. Takımımızı çok özledik ama kavuşacağımızı da bilmek ne güzel değil mi?

12 Yorum:

damacana dedi ki...

Mehmet Topuz olayıyla başladı herşey, Beşiktaş'ın şampiyonluğu gölgelendi(!) Fener'in kim olduğu (ki bir anlamda doğrudur bu) ortaya çıktı. Transferler, rakiplerin yıldızları derken Süper Kupa maçı geldi çattı, Fener kazandı, ve sanki şampiyonluk kupası elimizden alınmış gibi davranıldı. Oysa Beşiktaş hala şampiyondu. Bir de üstüne Fener-Cimbom'un Avrupa'da 3.sınıf takımlara 3er 5er attığını ligde de (aslında gayet normal bir şekilde) puan kaybetmediklerini görünce yandı gülüm keten helva dedik. Bizim taraftarımızın futbola bakışını da maalesef çok hatalı buluyorum. Eziklikten, başarısızlıktan, fener-cimbom nefretinden bu kadar beslenen bir söylem geliştirirsen böyle olur işte.

Halbuki umutlu olmamız gereken şeyler var:

1- Geçen senenin bombaları Trabzon ve Sivas bu yıl patlamış gözüküyorlar. Bu seneki yarışta ikisi de olmayacak muhtemelen.

2- Anadolu'dan sürpriz bir takımın çıkması ihtimali de çok az.

3- Ligde Galatasaray dışında Beşiktaş kadrosundan daha iyi bir kadro olduğunu düşünmüyorum. Göklere çıkarılan Fenerbahçe'nin geçen yıldan farkı Andre Dos Santos ve Daum faktörüdür (Adam iyi abi, yiyo ama çalışıyo).

4- Beşiktaş'ın transferleri (Nihat hariç) mevkiye yapılan takviyelerdir ve Erhan Güven dahil hiçbiri kötü değildir. Deco ciddi ciddi tartışıldığında güldüm sadece, gelmeyecektir zira Beşiktaş'a ve Türkiye'ye. O halde kimi alanzi?

5- Son olarak bu kadro ligde bir şekilde şampiyonluk yarışını götürür. Avrupa'da ikinci tura çıkmamız da hayal değildir. Holosko'nun bu takımda yedek olduğunu - bence olmamalı ya neyse - görmek gerek. Trabzon da değiliz vesselam.

Umutluyum, umutluyuz yani.

murat dedi ki...

beşiktaş taraftarının genel hali böyle.çabuk umutlanıp çabuk umut kaybediyoruz.geçen sene başlarken metalist maçına kadar müthiş gidiyoruz diyordu herkes.sonrasında ise hayal kırıklıkları, bu takımdan adam olmaz feryatları.bunda tabi basının da etkisi var.son 1 aydır, 4-3-3, Rijkaard, Arda, Galatasaray'ın müthiş futbolu, Dos Santos'tan başka bir şey duymuyoruz.Pardon arada, Beşiktaş'a transfer yasağı geldi, gelecek haberleri çıkıyor.

Starks dedi ki...

Medya cok onemli faktor. Ben Besiktas disinda diger takim haberlerini okumadigim icin olsa gerek olumsuz ruh hali yok.

Gecen sene Mart ayinda, sezon sonu ne olursa olsun Denizli kalmali, cunku bize yonetimi yonetecek teknik direktor lazim demistim. Saha ici sonuclari mutlaka cok onemli fakat saha disi yanlislarinin Denizli doneminde diger donemlere gore ne derece azaldigi gozden kacmamali.

Medya disinda, taraftardaki umutsuzlugun diger bir sebebini de CL olarak goruyorum. Bu kadro CL'de ne yapar sozu beni irrite ediyor. Daha onceki Turk takimlari ne yaptiysa onu yapar, yani 95%oraninda gruptan cikamaz ve ucunculugu zorlar. 4.cu olup elenmek nasil basarisizlik olarak gorulmeli ise, gruptan cikmak da cok buyuk bir basari olarak gorulmeli, ozellikle de bu yonetim gorevde iken 3 yil ust uste UEFA grubundan bile cikamamis bir takim icin.

Ilk hedef yine lig sampiyonlugu olmali. Bunu Avrupa'yi onemsiz gordugum icin degil, bilakis daha onemli gordugum icin soyluyorum. Ulke siralamamiz degismedigi ve bu sene devreye giren yeni CL eleme sistemi gecerliligini korudugu surece lig sampiyonu olamayan Turk takimi CL'ye falan KA-TI-LA-MAZ. Bu sene Sivas'in yasadiklarini onuzdeki sezon lig ikincisi yine benzer sekilde yasayacak. Bu yuzden CL olayi fazla kafaya takilmamali. Zaten ister istemez her CL macina tum camia olarak en ust motivasyonla cikilacak, fakat alinacak sonuclar ligi olabildigince az etkilemeli.

Tum medya doldurusuna ragmen Besiktas'in saglam bir kadrosu var. Yine medyanin her turlu karalamasina ragmen renkli kuluplere gore cok daha karakterli, sorunsuz ve takimdasligi beninsemiz oyunculardan olusuyor. Zor gol yiyecek bu takim mutlaka golunu atacaktir. Gecen sene bile bir sekilde atilan goller bu sene Nihat ve Batuhan'in da eklenmesi ile mi atilamayacak?

Quaresma konusu ise... O donemde basinda Deco haberleri ciksaydi, orada belki Deco diye bagirilirdi. Belki de bagrilmazdi. 3 senedir verdigi iki topuk pasi, caprazdan attigi 3 gol icin bu taraftar bir futbolcuyu yere goge koyamiyorsa, Queresma'yi istemesi de dogaldir ayrica.

Bora Turktas dedi ki...

Bu pessimsitligi anlamiyorum.
Bence gayet iyi transferler yaptik.
Takimin gecen seneki en buyuk sikintisi defansti, oraya Italyan kalburustu bir stoper aldik.
Cisse'nin yerine istikrarli, Ernst ile iyi anlasabilen saglam bir orta alan oyuncusu aldik (ki bende kendisini basta begenmemistim aslinda).
Buyuk sikinti yasanan sol beke (bana gore) kesin bir cozum bulduk.
Bunun ustune bir de Nihat gibi ekstra klas bir golcu aldik, daha ne olsun?
G.Zan'in yerini de bugun itibariyle Kas ile doldurduk.
Yaraticilik konusuna gelince. Gecen sene ligin en cok golunu atarken bu takimin 10 numaralari Tello ve Yusuf degil miydi, onlar sampiyon yapmadi mi bizi? Ustelik Delgado da gelecek, ki cok elestirilse bile her sene 7-8 gol atan bir adam. Yani karamsar olmaya da gerek yok o kadar.
Ayrica CL icin de pessimist olmaya gerek yok. Sanki su an kadromuz cok kotu de bir 10 numara mi herseyi halledecek? Inanin Deco da gelse Chelsea,Barcelona karsisinda sizi kurtaramaz, cunku onlarda 5 tane Deco var. 2 sene evvel Tandoganin sagbek, Nobrenin 1. forvet, Higuainin yedek forvet, Baki, Toraman, Diattanin stoper oldugu takim Cl'de 6 puan topladi, Liverpoolu yendi ve son maca kadar tur atlama sansini kendi elinde tuttu, bunu unutmayalim. CL biraz sans isi, dogru fikstur ve kurayla 2. tura cikabiliriz. Yoksa sen Barcelona-Inter-Wolfsburg cekersen hem Deco hem Quaresma gelse bile nafile, ama sen Sevilla-CSKA-Unirea cekersen 10 numarasiz 1. de olabiliriz, yani endiseler biraz abartili bence.....

jeankier dedi ki...

CL' ye direk katılacak bir takımın, kadrosuna 1(yazıyla bir) tanınmış oyuncu (bak yıldız demiyorum) alamadığımız, bunun üstüne yöneticimizin biz! taraftarları "C.Ronaldo' yu gölgede bırakacak bir transfer yapacağız" açıklaması ile enayi yerine koyduğu, Formaya Kızılay reklamı almamıza rağmen bu olayın satışı bir türlü beceremeyip üzerine bir de "reklam alacak adam bulamadılar" laflarını yediğimiz, mehmet topuz olayında durduk yere gol yediğimiz, delgado' nun sözleşmesini dondurmayı istediğimizi cümle aleme duyurup, beceremeyip, kontenjan boşaltmak için tek adam akıllı forvetimizi satmaya kalkıştığımız, defansın soluna, -tamam yetenekli çocuk- daha kendini ispat etmemiş bir oyuncuya sadece olası ve muhtemel yeteneği için 5,5 mio€ + s.kurtuluş' u verdiğimiz, 1 sene stat yapılacak diye konuşup rakiplerimizin hamleleri karşısında karşı bir done geliştiremediğimiz ve saymak istemediğim bir dolu hatalı hareketimizden dolayıdır bu umutsuzluk.. gel gör ki yine maça gideriz, yine 130 ekran tv üzerine hd ligtv alırız bu sevda için.. ne olacak.. yine işyerinden bu sözleri yazarız yani..

Benim yaşımda olanların hatırlar sanırım.Daum'la şampiyon olduğumuz sene ki kadro ile geçen sezon kadromuz benzer bir yapıdaydı.Bu şampiyonluktan sonra ki sene çok önemli transferler yapılmıştı.Stefan Kuntz,Ronny Johnsen,Trabzonspordan Orhan gibi isimler alınmıştı hatta Seba döneminin en büyük harcamalarındandır bu dönem.Bir önceki sezon şampiyonlukta büyük payı olan ancak medya tarafından beğenilmeyen Sverinson ise takımdan yollanmıştı.Santrafor diye alınıp ortasaha hatta savunma bile oynamıştı kendisi.Bizden sonra Herta Berlinde uzun yıllar oynadı ve orada jübile yaptı.Herkesin favorisi beşiktaş dı o sene şampiyonlar ligi eleme maçında Rosenborg'a elendikten sonra maalesef herşey kötüye gitmiş ve ligi 3.bitirmiştik.Yıldız oyuncu almak şampiyon yapmıyor anlaşılacağı üzere.Ama açıkcası bu sene marka bir oyuncu alınmasını bekliordum.

MIRAT dedi ki...

Rica etsem bu yazıyı forzabeşiktaş'a da asabilir misiniz? Burdaki insanların birçoğu bu yazıyla paralel düşünüyor tahminimce.

ian dedi ki...

beşiktaşlıyım diyenin okuması gereken bir yazı olmuş.. hayatımda gördüğüm, futbolla ilgili en saçma yaz dönemini yaşadım.. bazen tanıyamıyorum bizim taraftarı.. herkese laf yetiştiremeyiz de, yakın çevremdekilere anlatmaktan bıktım yani.. olumsuz saçmasapan bir hava hakim.. ama "iyi gün taraftarı"nda durum biraz böyle.. kötü günde de takımın yanında olan gerçek taraftar umutsuz diil, karamsar hiç diil.. alen markaryan'ın bir lafını duymuştum, çok hoşuma gitmişti.. "bu çocuklar yarın bir gün iyi oynarsa, utanırsınız" diyor büyük amigo.. hakikaten merak ediyorum yarın birgün takım rayına oturduğu zaman sevinecekler mi o karamsarlar, "gitsin yeaa"cılar,quaresma'cılar.. sevinirlerse ne yüzle sevinecekler.. ben bizzat çocukluk arkadaşıma, bana en yakın olan bikaç insandan birine söyledim "madem öyle sevinmeyeceksin takım iyi giderse" diye..

bi de son bir dikkatimi çeken birşey.. futbol takımı taraftarı, hangi takım olursa olsun, olan olayları hep kendi takımının yararına rakibin hoşuna gitmeyecek şekilde yorumluyor.. bir adamı onlar alıyorsa "oo süper transfer", diğerleri alıyosa "sakat yeea bu".. ee medyada da gs-fb hakim olduğundan bilinçli ya da bilinçsiz olarak beşiktaş haberleri hep bir karamsarlık, kötü yönden vurma olarak oluşageliyor.. bizim iyi gün taraftarı quaresmacılar da okuyor tabi bu gazeteleri ondan sonra "hakan arıkan yaramaz","ismaile bu kadar para verilirmi","nihat geçen sene hiç oynamadı","deli ibo çok röreröere"... utanırsınız yarın bir gün bu takım iyi oynayınca..

alper dedi ki...

NE KARAMSARLIĞI YAV.31 İNCİ HAFTADA BU İŞ BİTER.

sembolist dedi ki...

Sanrım bu karamsarlık,kadroda hala İbrahim üzülmezin-Nobreni oluşu,hala Bobo'nun git-kal tartışmalarını yaşıyor olmanın yarattığı kaotik psikoloji ile yakından ilgili.Bence Mehmet Topuz-kayseri-Azizi Yıldırımn danışıklı konsensüsü ile BJK tuzağa düşürülüp şu zamana kadar sirayet eden bir ruh hali yarattılar.Ki Aziz Yıldırımn başarısı(şampiyonluğu gölgeleyip BJK yi saçam transferlere zorlamak amacı başarılı)ve mahareti ortaya çıktı burda da..Kanımca Nihat transferi böyle bir şuursuzluk atmosferiyle bilinçsizce yapıldı.Nihat kötü topçu asla değil ama o bonservis ve yıllık ücretinin total değeriyle ŞL çapında ses getircek bir trasnfer yapılabilirdi.İsmail Köybaşı'nın maliyetini de böyle bir 'şuursuzluk ya da akıl tutulması' anına bağlayablirz.
Özetle Topuz depremi BJK yi hem ŞL tandanslı yıldız orta saha futbolcuları almaktan alıkoydu(köybaşı-nihat alındı) hem de karamsarlığı sezonun şu haftasına kadar sirayet ettirdi..
saygılar.

benim karamsarlığımın sebebi takımın üretken olamamasından kaynaklanıyor.süper kupada fenerbahçe'yi çok zorladık fakat üretken olamadığımız için yenildik.tabii bunda sivok'un yaptığı penaltı da önemli bir faktör oldu.
ayrıca bobo ve delgado'nun akıbetlerinin belirsiz olması da beni düşündüren bir başka faktör.

molosztash dedi ki...

ne tuhaftır ki karamsarlığımın da umudumun da sebebi Mustafa Denizli... Gençlerbirliği maçının 3 oyuncu değişikliğinin 2'sinde bekleri değiştiriyoruz. Geriye kalan tek değişiklik hakkımızda da Nobre'yi alıyoruz. Bu şunu gösteriyor, yedekteki beklerin ofansif güç katma olasılığıyla oyuna sokulduğu açık, o zaman bu ofansif anlayış neden en başta yok... 2 değişiklik yapılan hataları düzeltmek için yani. Halbuki baştan İsmail ve Rıdvan başlasa, zaten hücumcu bir takım olarak başlayacaksın, ve daha hücumcu olabilmek için elinde opsiyonların olabilecek, oyundan düşen Nihat'ı çıkarabileceksin, şu anki sağlam kadroda sol önde oynayabilecek tek oyuncu olan Serdar'ı oynatabileceksin, yetmediyse son 10 dakikada bir umut olarak Necip'i oyuna sürebileceksin, belki bir gol atacak/attıracak hayatı değişecek... Bu kadar adam sakatken de oynamayacaksa ne zaman oynayabilecek ki zaten....

Benim karamsarlığımın sebebi Denizli'nin zaman zaman yaptığı saçmalıklar maalesef. Yoksa iyi takımız, kadromuz iyi, düzelir, eyvallah bunların hepsine...

Yorum Gönder

Ara