.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
10 Ağustos 2009 Pazartesi

Mahşerin 4 atlısı

Beşiktaş'ın ofansif oyuncularını alt alta sıraladığımız zaman aslında ortaya müthiş bir tablo çıkıyor. Nobre, Bobo, Nihat, Yusuf, Holosko ve Tello. Geçen yıl gelen şampiyonlukta oynayan futbolcuların hepsinin payı var, hiçbiri ön plana çıkmamış. Yeri gelmiş Bobo son dakikada sahneye çıkmış, yeri gelmiş Yusuf çilingir olmuş. Öyle veya böyle maçlar son dakikaya kadar oynanan tempolu futbol, şampiyonluk hasreti, mükemmel bir Denizli motivasyonu ile genelde mutlulukla sona ermiş.
Peki ya bugün? Aynı şeylerden bahsetmek mümkün mü? Beşiktaş'ın ileri dörtlüsü hakkında karamsar yorum yapmanın erken olmadığını düşünenlerdenim. Zira bir tek İstanbul Büyükşehir maçını esas alarak bu takımı kantara çıkarmak doğru değil. Ama ligin ikinci yarısından bu yana net görülen ve hala önlemi alınmayan gelişmeler yaşanıyor Beşiktaş'ta.
Geçen sezondan tek farkımız, geri dörtlüyü ve önündeki iki ön liberoyu belirlemiş olmamız. Hepimiz aynı kanaatteyiz, bu takım bu sene az gol yiyecek. Gerideki altı adamın ismi cismi belli, iyi hoş ama peki ya ileri dörtlü? Sezon başındaki Denizli'yi okumak isimli yazıda bahsini ettiğim "oyun şablonu" meselesine yine gelip dayanıyoruz. Nihat dışındaki diğer tüm transferler geçen yılın devamını kanıtlar nitelikte. Nihat ise ayrı bir yerde. O yazının son cümlesini şöyle bağlamıştık: "Mustafa Denizli Nihat'a göre yeni bir sistem mi yaratacak yoksa var olan düzende onu heba mı edecek hep beraber göreceğiz."
İlk lig maçında gördük ki Mustafa Denizli bu inadı sürdürürse Nihat heba olacak. Klasik ikinci forvet yerine sağ-sol açık veya nokta forvet pozisyonunda 3'lü hücum anlayışında yok olup gidecek. Nobre'nin karambolü var, Bobo'nun son vuruşu var, Holosko'nun sürati var iyi hoş ama bu oyun düzeni Nihat geldikten sonra Mahşerin 4 atlısını oluşturmaya yaramıyor. Defansif yönü ağır basan altı adam geriyi tutarken, bekler acemilikten ve gençliklerinden gerekli desteği veremiyorken, stoperler oyun kuramıyorken, ön liberolar liderlik yapamıyorken bu topu ilerideki dört kişiye kim ulaştıracak?
Şayet Mustafa Denizli geçen seneki oyun şablonunu ve hücum yapısını devam ettirecekse ona göre konuşalım. Yazının sonunda da kendi şablonumuzu ve tercihlerimizi öneririz.
Evvela bu düzende yani 3'lü hücum ve 3'lü orta saha anlayışında, Ernst-Fink büyük maçlar haricinde beraber oynamamalı. 2 katalizör boşuna masraf oluyor. Ernst ve Fink değişmeli oynamalı. Boşalan yere de bir oyun kurucu koyulmalı. İleri üçlünün oyun kurucuyla bir elmas oluşturması lazım. Fenerbahçe ve İstanbul Büyükşehir maçındaki değişikliklerden de gördük ki Mustafa Denizli kendi tabiriyle 10.5 numara futbolcusu hala olmadığı halde sanki öyle bir oyuncu sahada varmış gibi hareket ediyor. Her iki maçta da Yusuf'un çıkarılması (şayet sebep sakatlıksa bilemem) Tello'nun yeriyle çok fazla oynanması kötü. Bu ileri dörtlü meselesi çok ayrıntılı yerlere rahatlıkla çekilebilir. Kıssadan hisse, bu dörtlünün pozisyon alma konusundaki dağınıklık çok can yakacak gibi gözüküyor. Bu sebepten dolayı mutlak suretle bu adamların isminin, cisminin ve alanının belirlenmesi lazım.
Bir diğer konu ise Bobo ve sol açık. Bir sezon boyunca Tigana bu fanteziyi denedi aynısını yapmaya çalışmak intihar olur. 3'lü hücum anlayışında Bobo ortada, Nobre ortada oynar. Bu adamlar kanat bindirmesi yapamaz, beklerle hücumu organize edemez. Eğer bu şablobla devam edilecekse Nihat, Bobo ve Nobre'den sadece bir tanesi sahada kalabilir. Diğer ikisinin yedek oturması gerekir.
Gelelim asıl oynamamız gereken şablona. Bu takım yine bu klasik dörtlü savunma, klasik dörtlü orta saha ve iki forvetten başka bir halt oynayamaz. Zira elimizde mahşerin dört atlısı yok. Feci derecede teknik oyuncularımız yok, ayağa pas konusunda çok çok iyi değiliz. Bizi bu sezon da öne çıkarabilecek şeyler belli. Defansif yönümüz kuvvetli, çok savaşçıyız, son ana kadar mücadele ediyoruz, oyuncular arasında yardımlaşma ve dostluk çok iyi noktada. Fizik gücümüz yüksek, ölü top organizasyonlarını değerlendirecek birçok varyasyona ve oyuncuya sahibiz (ama ne yazık ki bunu iyi çalışmadığımız için kullanamıyoruz). Bu özelliklerin ötesini beklemek de hayalcilik olur.
Rakiplerimiz bu sene yıldız oyuncularının performansına endeksli bir görüntü çizecek. O maç Elano ne kadar iyiyse, Keita ne kadar istekliyse, Guiza ne kadar günündeyse, Alex'in bileği ne kadar kıvraksa sonuç da ona göre şekillenecek. Bizim durumumuz ise çok farklı. Geçen yılın çifte kupalı şampiyonu, bu kupalara müthiş takım oyunu sayesinde uzandı. Ve bu noktada 3'lü hücum yapısı, şahısları öne çıkaran ve onlardan medet umacak olan bir sistemdir. Bu sistem bize ve kadro yapımıza uymuyor. Klasik dörtlü diziliş ise yardımlaşmanın, koordinasyonun, mücadelenin öne çıktığı bir sistemdir. Bize uyan oyun şablonu da budur.

5 Yorum:

merihli dedi ki...

o 4-4-2'nin de forveti nihat'la batuhan olmali,yani en azindan denenmeli bu yav!

Rory Breaker dedi ki...

Bu takımın 3 lü forvette 2 kanat oynatması resmen intihar. Yani Bobo solda kepaze resmen, Holosko da sağ açıkta bir numara yapamıyor. Her iki oyuncu da kapasitelerinin çok çok altında oynuyorlar bu dizilişte. Sonuçta ikisi de mükemmel adam eksiltebilen oyuncular değil. Denizli'de sanırım bunu görmüştür ileriki maçlarda bu dizilişi çok fazla tercih edeceğini sanmıyorum.

delgado dedi ki...

takımın ideal sisteminin 4-4-2 üzerinde şekillenmesi gerektiği doğrudur belki ama, holosko'nun 3lü forvetin sağında oynayamayacağı bir yanılgı, çünkü holosko'nun şu an 3lü forvetin sağında oynayamaması kendisinin 3lü forvetin sağında oynayamamasından kaynaklanmıyor. sahanın neresine koyarsan koy verim alamazsın fiziksel olarak bu durumdayken.

Jessie dedi ki...

katılıyorum delgado.

QuaresmA dedi ki...

herkes takımının sistem takımı olmasını bekler. sen eğer zayıf rakiplere ernst, güçlü rakiplere ernst-fink ortasahası uygularsan gelebileceğin en üst nokta gerets'in şampiyon olduğu seneki lig + avrupa (?) performansı olacaktır. yan yana oynamayı benimsetemediğin ernst - fink ikilisi şampiyonlar ligi maçında "aha barça maçı, zor maç bu hadi çift defansif ortasaha oynatalım" dersen çok pis yamulturlar.

Yorum Gönder

Ara