.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
8 Ağustos 2009 Cumartesi

Kadronun Açmazları

Catania, Porto, Lyon, Fenerbahçe ve son olarak ta İBB karşısında gördük ki Mustafa Denizli'nin kafasında belli bir şablon var. Geçtiğimiz sene "duruma göre" değişen oyuncu dizilimi bu sene belli ölçülerde asgariye indirilmiş. Beşiktaş kadrosu 4-3-3 yazılıyor ama bu diziliş Beşiktaş'ın kullandığı iki dizilişten biri. Lyon maçının genelinde ve İBB maçında oynatılan diziliş 4-2-1-3 olarak adlandırılabilir. Burada 4-2-3-1 eleştirisi gelebilir ancak oynatılan oyuncuların yapısı ve oynama şekilleri 4-2-3-1 değil de, 4-2-1-3 şeklinde dizildiklerini ortaya koyuyor. Burada farklılığı yaratan, - hiç şüphesiz - Michael Fink'in kullanım şekli. Geçtiğimiz sezonun oyun şablonlarında Tomas Sivok veya Edouard Cisse'nin savunmanın hemen önünde başka bir savunma seti oluşturduğuna şahit olurduk. Bunu Fenerbahçe karşısında Alex savunmasıyla - yine - Michael Fink uyguladı. Ancak İBB karşısında gördük ki, Mustafa Denizli eğer rakip takimda Alex tarzında bir oyuncu yok ise, Fink ve Ernst'i yan yana oynatma değişikliğini yapmış durumda. Bu dizilişte Beşiktaş klasik anlamda bir ön libero pozisyonu kullanmadan, iki orta saha oyuncusu oynatmış oluyor. Bunun semeresini de Fink'in attığı golde aldığımızı söyleyebiliriz. Aksi takdirde, savunmanın hemen önünde görevlendirilen oyuncu, Nobre'nin indirmiş olduğu topta orada değil, Tomas Sivok'un 10 metre önünde olurdu. Bu taktiksel açılımı ileri günlerde daha net şekilde ortaya koyabiliriz. 4-2-1-3 dizilişinin geçen yıldan farklı olarak bize sunduğu bir başka husus Tello'nun kullanımı. Bu bağlamda - örneğin - Barcelona'nın diziliminden farklı bir dizilime sahip olduğumuz ortaya çıkıyor. Barcelona'da Yaya Toure savunmanın önünde yer alırken Xavi ve Iniesta göbekte yan yana hem savunma hem hücum görevlerini yerine getiriyorlardı. Burada Tello ise forvet arkası görevde oynama imkanı sağlıyor. Fink'in savunma önünde değil de orta sahanın göbeğine yaklaşmasının Tello'yu daha ileriye ittiğini görüyoruz. Bu değişiklikler henüz Beşiktaş'ın futboluna olumlu bir katkı yapmamış olsa da, bu tip taktiksel değişimlerin faydasını hemen ilk haftadan vermeyeceğini, bir süreç işi olduğunu da gözden kaçırmamak gerek. Gelelim sistemin tıkandığı noktaya. Günümüzde 4-2-3-1 oynayan ciddi sayıda takım var. Örneğin Arsenal klasik 4-4-2'sinden yer yer vazgeçip bu yeni plana adapte olmaya çalışıyor. Eduardo veya Van Persie'yi ilerideki oyuncu olarak düşünürsek Arshavin-Fabregas-Wilshire üçlüsü şablonu tamamlıyor. Beşiktaş'ta ise bu mevkiler için uygun olmayan oyuncular oynamak durumunda. Örneğin; Da Silva Bobo. Geçen sezon da bazı maçlarda denendiği gibi, forvet arkası üçlüsünün sol oyuncusu gibi oynaması mevcut fiziki durumu nedeniyle Beşiktaş'a fayda sağlamaktan uzak bir görüntü çizmesine neden oluyor. Sistemin 4-2-3-1'den 4-2-1-3'e evrilmesinin de yegane sebebi bu. Zira kendisi bir kanat oyuncusu olmadığından ne soldan adam eksiltebiliyor, ne orta yapabiliyor, ne de orta saha aksiyonlarına katkıda bulunabiliyor. Kadrodaki 12. adam gibi kendine yer arayan bir oyuncu konumunda. Sağ kanatta ise daha doğru alternatifler var; Holosko ve Nihat. Lakin orada da problem açık; fizik kondüsyon. Nihat henüz bu seviyede futbol oynamaya hazır olmadığından orta saha katkısını minimum düzeyde verebiliyor. Enerjisini ekonomik kullanmak adına da tamamen bir forvet gibi oynama yolunu seçiyor. İşte bu sebepler top rakipteyken ileride eli belinde dolaşan 3 adet oyuncu yaratıyor; Da Silva Bobo, Mert Nobre, Nihat Kahveci. Rodrigo Tello'nun da fiziki mücadeleden hoşlanmayan yapısını göz önüne alacak olursa Fink ve Ernst'in ne büyük bir oyun alanına sahip olduklarını daha iyi anlayabiliriz. Mustafa Denizli'nin maç sonlarına doğru uygulamaya koyduğu "Acil Eylem Planı" ise Almanlardan sonraki en önemli fizik güç Mert Nobre'ye orta saha görevi vermek oluyor. İşte bu yüzden Beşiktaş sistem arızalarıyla var olan bir takım haline geliyor. Elbette her sistemin arızaları vardır ama bu arızalar bugün itibariyle üstesinden gelinmez boyutta. Bobo'nun kendine uygun olmayan pozisyonu, Tello'nun düşük fizik kapasitesi, Nihat'ın henüz üst düzey futbolu kaldıracak fiziksel güce ulaşamaması takım içi tüm sorunların Nobre-Fink ve Ernst üçlüsü üzerinde odaklanmasını sağlıyor. Neticede takımdaki tüm problemler bu üçlü üzerinden çözümlenmeye çalışılıyor. Ernst bu işi geçen sene tek başına götürmeye çalışmıştı. Ancak hatırlıyoruz ki bazı maçlarda gerçekten yürüyecek hali kalmadan maçı bitirmişti. Beşiktaş gibi üst düzey bir takım, oyuncular arasında bu denli bir emek adaletsizliğini kaldırmaz. Emek adaletsizliği var da, gelir adaletsizliği yok mu sanki? O da ayrı bir konu. Beşiktaş'ın yapmadığı yabancı transferi bir de başka açıdan yorumlamak lazım aslında;
  1. Tomas Sivok
  2. Matteo Ferrari
  3. Fabian Ernst
  4. Michael Fink
Bu dörtlü Beşiktaş'ın değişmesi teklif dahi edilemeyecek 4 oyuncusu. Ne yazık ki hepsi yabancı statüsünde. Bu oyunculara Nobre'yi de katarsak belli bir iskelet elde etmiş oluyoruz. Ancak geriye sadece iki yabancımız kalıyor. İşte açmaz burada başlıyor. Alınması muhtemel yabancı oyuncu ile 5 olan yabancı sayımız Tello-Bobo-Holosko'dan ikisini yedek kulübesine mahkum edecek gibi görünüyor. Bunlardan oynamaya en yakın olanı Tello bana sorarsanız. Neticede Holosko'nun yerinde bir Nihat Kahveci alternatifi var. Beşiktaş'ın sezon başından görülen sezon planlamasında Bobo ve Holosko'nun +2 oyuncuları olacağını söyleyebilirim. İşte kadronun açmazı tam da burası; bu iki oyuncu da yedek kalmaya başladıklarında hem özgüven problemi yaşamaya başlıyorlar hem de çalışmayı bırakıyorlar. Hele ki sezon sonu sözleşmesi bitecek Bobo'nun bir sezonu sonradan girerek oynaması kulüp çıkarlarıyla ciddi olarak çelişen bir durum. Beşiktaş'ın eli ayağı düzgün bir futbol takımı olması için 4-2-1-3 gibi dünya üzerinde cımbızla bulabileceğiniz taktikten, dünya futbolunda sıkça kullanılan 4-3-3 yada 4-2-3-1 taktiklerine evrilmesi gerekiyor. Bunu sol önde orta saha işlevi görebilecek bir oyuncu kullanarak yapabilir, Bobo'ya bunu öğreterek yapabilir, Nihat'ın fiziksel durumunu geliştirerek yapabilir... Büyük futbol takımları, oyunlarını "pas" üzerine kurarlar. Beşiktaş mevcut kadrosu pas değil "fast break" hücumlarını andıran bir şekilde oynamak istiyor. Holosko'nun pas kalitesi zaten düşük, isteseniz de yapamıyorsunuz; aldığı her topu önüne atıp koşmak istiyor. Bu bağlamda, Beşiktaş'ın veya herhangi bir büyük takımın oyuncusu olmakla uzaktan yakından alakası yok. Durum böyle olunca olgunlaşan hücum girişiminiz Holosko ile buluşunca ciddi oranda top kaybıyla sonlanıyor. Diğer kanattaki Da Silva Bobo'nun da böyle bir oyun bilgisi yok. O da aldığı her topu ileri oynama hevesinde. Zaten düşük fizik kapasitesiyle sınırlı bir şekilde uygulayabiliyor. Bobo aldığı her topu dönüp hücum etmek isteyince arkadaki Tello ve İsmail'in varlığı da anlamsız hale geliyor haliyle. Beşiktaş üst seviyede mücadele etmek istiyorsa rakip ceza sahası çevresinde topu dolaştırabilmeli. Bunun dizilişle vs ilgisi yok. Tamamen oyuncu yapısıyla ilgili bir durum. Medya "düz" de dese Almanlara bu konuda güveniyorum. Çünkü bu pas trafiğini sağlamak için illa Deco, İniesta olmanıza gerek yok. Gerekli hareketli hücum prensipleri ile uygulanabilecek bir husus. Kim ne derse desin Nobre pas yapan takımlar için aldığı topu sağa sola açmakta, geri vermekte başarılı bir oyuncu. En azından takımdaki diğer oyunculardan daha hızlı düşünüp sağa sola bakınmadan hareket edecek mental yapıya sahip. Aldığı topla dönüp hücum etmek yerine başarıyla servis edebiliyor. Tüm bunlar ışığında "mevcut" Beşiktaş kadrosunun gol kısırı olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yok. Aldığı her topla dikine dripling yapan Holosko, her topta yüzünü kaleye dönüp iş bitirmek isteyen Bobo... Başarısız oldukları takım gol sayısından da belli zaten... Denizli de sıkıntının farkında, ileri uçta bulunan oyuncu sayısını artırmaya çalışarak bu problemi asgariye indirmeye çalışıyor. Bu bağlamda İBB teknik direktörü Abdullah Avcı'nın maç sonu demeci manidar; "İkinci yarı şişireceklerini biliyorduk. Zaten orada sayısal olarak da fazlalıkları vardı. Boşa düşen topları daha iyi oynayabilsekdik daha etkili olabilirdik". Beşiktaş, bir futbol takımı gibi oynamaya çalıştıkça sıkıntı yaşıyor. Geçen sene başka bir sporla karıştırılmış oyun anlayışımız rakiplerce bu kadar kolay analiz edilemiyordu. Sivok nerede oynuyor sorusuna doğru yanıt bulamazken kör-topal ilerledik gittik. Futbol oynamaya çalışmak böyle bir şey işte. Denizli, geçtiğimiz sene futbol oynatmayı değil şampiyon olmayı seçti ve başardı. Bu sene aynısının olmayacağını bildiği için takımı bir futbol takımına dönüştürmeye çalışıyor. Mevcut Beşiktaş kadrosunu ise bir futbol takımına dönüştürmek, bu takımı geçen sene şampiyon yapmaktan çok daha zor, bunu şu son bir haftada çok net gördük. TSL kalitesi bile yerinde oynamayan Bobo'yu ve Tello'yu, mevcut fizik kapasitesiyle Nihat'ı, yetersiz oyun zekası ile Holosko'yu kaldırmıyor. Peki Nobre o golleri atsaydı? Görüldüğü üzere Beşiktaş'ın temel problemi Nobre'nin kaçırdığı goller değil. Daha derin, daha ciddi problemlerimiz var. Yarın Nobre o gollerden 1-2 atmaya başlayınca da değişen bir şey olmayacak. Beşiktaş'ın problemi, Nobre'nin girdiği tek pozisyonu da kaçırmasına kaldıysa çok iyi yoldayız demektir. Ben böyle düşünmüyorum.

63 Yorum:

sembolist dedi ki...

Geçen yıl 'kaos' futbolu ile bilinmyeneli denklem görüntsü vererek şampiyonluğa ulaşmştı BJK.
Diğer rakiplerinin tarihlernin en kötü dönemlerini geçiriyor olmaları da bu ''kaos'' futbolunun kupalarla onure edilmesni sağladı.
Mustafa Denizli bu yıl,GS ve Fb nin çok güçlü ve istikrarlı kadro kurduklarının farkında.'Kaos' futbolunda çağdaş futbola geçiş yapmanın zorunluluğunu(uzun vadede şart)hissediyor.Malesef bu kadro yapsıyla 'pas'a dayalı bir futbol imkansız.
Bence genel anlamda bu kadro 'hastalıklı' bir kadro.Fink Ernst gibi birbrbnin benzeri 2 oyuncu,Yusuf gibi sürekli yer aranan bir oyuncu,Bobo-Nobre ikiliminden sağlam bir golcü çıkmaması gibi etkenler bu kadronun hastalıklı olduğuna işaret ediyor.Dediğim gibi bu yıl diğer 2 büyük istanbul takımı çok farklı.Bu 'hastalıklı' kadronun gecen yıl ki kadar rahat olup olamayacğını beraber göreceğiz.
Ferrari ve Nihat'a ödenen bonservis bedeli ile geçen yıl Sivok-Zapo'ya ödenen bonservis bedeli toplandğında ortaya çıkan rakam BJK ni son 5 yıldaki perspektifin en güzel özeti gibi olur.Bu persfektif de ancak ve ancak geçen yıl ki gibi'kaos' futbolla kupa alablirdi.

cha dedi ki...

Tomas Sivok
Matteo Ferrari
Fabian Ernst
Michael Fink

Bu dörtlü Beşiktaş'ın değişmesi teklif dahi edilemeyecek 4 oyuncusu.

bence o kadar da değişilmez değiller. toraman ferrari'nin yerinde her türlü oynar. sağ bekte zaten toraman dışında 3 alternatifimiz var. ya da fink kesilir, sivok orta sahaya toraman sivok'un yerine. böylelikle forvet hattına bir kontenjan açabiliriz. ilerde tello 10 numara, holosko nobre, nihat'tan oluşan 3'lü forvet. takımın pozisyon sıkıntısında olduğu açık. bence yabancı hakkımızı forvet hattına düşünmeliyiz. nobre bobo değişikliği de görebiliriz böyle bir düzende. yeni bir 10 numarayla tello'yla holosko birbirlerine çok güzel alternatif olurlar.

onun dışında forvet hattımızdaki karmaşayı anlamış değilim. geçen sene kanat oyuncuları oyun içinde yer değiştirirdi. bu sene nobre orta sahaya iniyor. bobo sol forvet... nihat nerede oynadığı belli değil. tello 10 numara başlıyor sonra kanada geçiyor. oyun içinde bu kadar yer değiştirmenin faydasını değil, zararını görüyoruz. lyon, porto, fb, ibb maçında toplam atılan 2 gol her şeyi açıklıyor zaten.

AQ-47 dedi ki...

Maç sonrası Türk pasaportlu 10,5 numara transferinden bahsetmekte fayda var. Denizli Da Vinci'nin Şifresi tarzı bir ipucu verdi, herkes Yıldıray demeye başladı. Gerçekten de şu an bonservis vb. nedenlerle Yıldıray akla gelebilir, ancak Nuri Şahin ve Hamit Altıntop seçenekleri de öne sürülüyor. Bence Hamit imkansız, Nuri Şahin için bir umut var. Yaşıyla ve hırsıyla çok avantajlı. Eğer transfer edersek, dünya kupasındaki tempolu oyunu oynayan Yıldıray'ı bulacağımızı sanmıyorum. Nuri'yle Sinan Engin zamanından flörtümüz de var, bu sefer aklı çelinebilir ve alternatifsiz olması da onun oynama garantisi olacaktır. Ama, Türk pasaportlu futbolcu deyince biraz daha düşünmekte fayda var...Aurelio neden olmasın? 2 gün önce haberlerde Betis'le anlaşmadığı ve Türkiye'de Fener'le olan dava lehine sonuçlanırsa Galatasaray'a gideceği söyleniyordu. Neden Haldun Üstünel sürprizini biz de yapmayalım. Dün Erman Toroğlu Maraton'da yönetimden birisinin Deco'yu bitirdik dediğini söyledi. Bence Aurelio ya da Nuri transferi Deco'dan daha iyi olur. Delgado'nun sözleşmesi de dondurulmadı, Demirören de 3 ay için futbolcu alamam dedi. Yıldıray derken Aurelio gelirse şaşırmayalım. Transfer sezonunun başından beri şu Ernst ve Fink'in yanına Aurelio'yu koyabilsek diyordum. Hem 3'ü rotasyona da girebilir.

algon dedi ki...

Kaos futbolu deyip gecmeyelim. Gecen sene basitce "rakibe gore" futbol oynadi Besiktas, bu sene ise kendi sistemini oturtmaya calisiyor. Rakibe gore futbol gercekten de uzun vadeli bir plan olamaz.

Ancak Fink ile Ernst oyle tamamen ayni tip oyuncu degil. Kaldi ki ayni oyuncu olsalardi da sorun degildi. Dunyada her takimin bu tip iki tane oyuncuya orta sahada ihtiyaci var. Ernst ile Fink benzerligi Xavi ile Iniesta, ya da Gerard ile Lampard benzerligi kadar.

M. Denizli'nin Bobo'ya sol ileri pozisyonunu ogretmeyecegini dusunursek Bobo ile Nobre 9 numaranin, yani uc santraforun alternatifleridir ve bence Besiktas icin yeterlidir. Nihat ile Holosko'dan en azindan birinin performansinin iyilesecegine inanmak istiyorum. Bu baglamda Besiktas'in transfer ihtiyaci "sol ileri" pozisyonunadir.

scugnizzi dedi ki...

jessie artık psikopat olduğunu düşünmeye başladım :) bu kadar uzun nasıl yazıyorsun yahu her gün..

neden patrick vieira gibi bir isim düşünülmüyor bilmiyorum. sakattı, risk alırız diye düşünmüyorum; eski performansının çeyreği bize 10,5 numara laflarını yedirtir.

conju dedi ki...

üstüne söyleyecek bişey yok. blogda okuduğum en güzel analiz, onu demek istedim. özellikle fast break benzetmesi on numara.

dur ya da bişiler yaziim. dünyanın her yerinde, her liginde bir takıma futbol oynatmak isterseniz, yeni bir oyun karakteri kazandırmak isterseniz, ve özellikle o ligin büyük takımında bunu denerseniz başarısızlığa ulaşma olasılığınız %50'nin çok üzerinde. yaptığınız ve düşündüğünüz hamleler doğru bile olsa. çünkü başka bir sisteme geçişte ona uygun oyuncu bulmak cm dünyasında bile zor işler. ama her büyük hocanın da hayalidir modern futbola uygun bir mantık sürmek sahaya. denizli bu sene yaptıklarıyla 'farklı' bir hoca olduğunu ispatlıyor. 2006'da fransa'nın, italya'nın, şimdilerde barça'nın, jessie'nin dediği gibi hatta arsenal'in, ve belki takip edemediğimiz için bilmediğimiz bir çok takımın yaptığını yapıyor.
ama sistem zor. 4-4-2'ye geçişle eş değil. o yüzden 4-4-2 'hit' oldu, her takım alıp kolayca uygulayabiliyordu. her futbolcunun yeri-görevi-mantığı belliydi. 90'ların ortasından itibaren başlayan 2000'lerin başında devam eden, aynı sistemi uygulayan ve böylece karşısındaki takımı kendi takımı kadar iyi bildiği için kolayca kitleyebilen hocalar ve sıkıcı futbol 4-4-2 furyasının kaçınılmaz sonucu oldu.

4-3-3'ün açılımları ise öngörülemiyor, çözülemiyor, çözseniz bile önlem alınamıyor. 4-3-3 sürekli dönüşebiliyor. bunu başaran takımlar fark yaratıyor. başarmaksa imkansızı denemek gibi. yerimi bilirim, kadememe girerim diyen sol-sağ beklere ihtiyacı yok bu sistemin. santroforunuz dahil orta sahaya gelmeli. onun geri geldiği anlarda, o bölgeye sol ve sağda oynayan forvetleriniz girmek durumunda. yoksa kısır kalıyorsunuz. onların boşalttığı yere sol-sağ bekleriniz bindirmeli. dmc'ler, ben yerimi korur, stopere top gelmesini önlerim demiyor. hücuma katılıp, rakibi en fazla ben yormalıyım, karşımdaki adam benim dikine pas mı vereceğimi, yoksa topla savunmanın içine mi gireceğimi bilmemeli diyor.
her hangi bir sistemden farklı olarak bunlar, bu mantığın olmazsa olmazları. maç içinde 1-2 kere gerçekleşip şaşırtmak değil. hücumda sürekli bir devinim yaratmalısınız ki bu sistem pozisyon doğursun.

beşiktaş'ta durumun ne olduğunu jessie yazmış zaten. çok iç açıcı değil. sadece, geçen sene denizli'yi ilk maçtan son maça eleştirmiştim. sözleşme yenileme döneminde istememiştim yenilemesini. ama böyle bir sistem deneyeceğini bilmediğim içindi. şu dakikadan sonra da, bu takım bu oyunu zorladığı sürece, en fazla ilk 5 zorlayan takım olsak dahi kulüpte en çok desteklediğim isimdir denizli.
belki bu sene başarılamayacak ama bir takıma oyun karakteri kazandırmak 5 aylık bir iş değil. sanırım wenger için bile.

ve yine sanırım büyük takımlar başarısızlığı göze alıp ona göğüs germeye hazır olan takımlar. işin futbol kısmına bakıyorsak da, sevinmek için sevmemek de böyle bişey olsa gerek.

Rattlehead dedi ki...

yahu gökhan inler olamaz mı acep bu türk oyuncu?

alper dedi ki...

saha içindeki oyundan ziyade ben bir iddia mı ortaya atıp sizin görüşlerinizi de alayım.

biz zaten en kötü halimizde bile son 2 sezondur 70 puanı rahatça gördük.bu sezonda ben 70 puan toplayacamızı kesin görüyorum.öyle bir his var içimde.2 yıldır cisseden dolayı ondna önce klebersondan dolayı ön libero mevkiinden sozon içinde 1 gol çıkarmış bir takım olarak 70 puan iyi puan.bu yıl ilk transfer edildiğinde de yazmıştım finkten 5-6 gol bekliyorum.bu 5-6 gol de bizim 70 puanımızın üzerine 5-6 puan demektir.oda yapar 75 puan.uzak ara şampiyon oluruz bu yıl.attı 1 gol kaldı 33 hafta ve 4 gol.velhasılı kelam fink attıkça ligin boyu kısalır ve şampiyonluğu erken ilan ederiz...:))rahat olun rahatta okuyun beni..:))

saha içinde ise biri bana anlatsın.italyadan oyun kursun ayağı iyidir diye bir stoper aldık.iyi kötü ayağpı düzgün birde sivok varken ulan bu hakan arıkanın ikinci yarı aut atışlarını hep uzun vurmasının hikmetini biri bana anlatsın.deli oldum.

nihat:yalvarırım mustafa hocaya söyle ben hazır değilim 3-5 hafta oynatma beni de.kendine de sövdürme hoca sokmak istese bile oyuna.

yeniz ibrahim üzülmezimiz hayırlı olsun.adı erhan güven.bir top havalanmazmı yüğkselmezmi isabetli orta yapılmaz mı bir tane.

yine verilmeyen net bir penaltımız var.nereye gidecek bu sezon sonu bakalım.hatyırlısı..

enseyi karatmayın.bu takım bu sene öpe öpe gider şampiyonluğa.ki şahsım adına avrupada 10 yeyip li şampiyonu olmayı tercih ederim bu sene.gs yi, harcadığı bunca para ile iyice borç batağına sokmak için daha uygun bir fırsat ve yıl yok..

Jessie dedi ki...

bu arada, tomas sivok'un bir stoper oyuncusu olmadığını geçen seneden bu yana söylüyorum. son iki maçta yaşananlar bunu ortaya koyuyor bence.

bir ferrari'ye bakın, bir sivok'a. bir kere stoper mevkii sivok'un oyun stiline uygun bir bölge değil. beklemek, alan daraltmak gereken bölgede sivok durmadan hamle yapıyor. her yaptığı hamlede de çalım yiyiyor.

ferrari kaç kere çalım yedi? çok nadir. sivok kaç kere yedi? çok! zaten aldığı sarı kartların tamamı çalım yedikten sonra arkadan çekme sonrasında oluyor.

geçen sene ifade etmeye çalıştığım tam da buydu zaten.

ferrari'ye baktığınızda iyi de kötü de oynasa "stoper" dersiniz. sivok'a "stoper" denebileceğini düşünmüyorum. libero veya ön liberodur oyuncumuzun mevkiileri.

elbette, sivok ön libero oynasın demiyorum. stoperde de gerekli katkıyı verecektir. ama bireysel olarak maksimum katkı vereceği yer stoper değildir, çok net.

sivok-ferrari-fink-ernst dörtlüsü varken öpüp başına koyarsın, nerede oynarsa oynasın. o da ayrı

AQ-47 dedi ki...

Şu Jessie'nin dörtlüsünün yanına sadece 1 (bir) tane düzgün oyun kurucu koyamadık ya kaç aydır, bravo...Bu arada Yattara Türk vatandaşlığına geçti mi? Geçtiyse o'nu da ekleyebiliriz listeye...Gökhan İnler ya da Murat Yakın da dediler ama ben ihtimal vermiyorum.

Strateji dedi ki...

Bu "fast break" olayı her şeyi özetliyor aslında. Oyunu rakip alana yıkamamamızın, stoperlerin geriden oyun kuramamasının, savunmanın orta alana çıkıp alan daraltamamasının temel sebebi bu. Keza "İsmail Köybaşı bu maçta vasattı, doğru dürüst hücuma katılmadı." denmesinin de sebebi bu. Top rakip yarı alanda kalmadığı sürece, beklerin ileri çıkması, atak organizasyonlarına katılması mümkün değil. Ki buna rağmen Bobo'nun servis yapma kabiliyetinin olmamasından dolayı, İsmail'in 2. yarı soldan yaptığı pek çok bindirmenin boşa gittiğini de gördük.

Dün maçtan sonra Rıdvan Dilmen de benzer şeyler söyledi: "Beşiktaş oyunun kaçıncı dakikası olursa olsun, hep gerideymiş gibi, telaşlı oynuyor."

Dolayısıyla temel problem sistemden değil, eldeki oyuncu özelliklerinden kaynaklanıyor. Mesela Mustafa Denizli'nin Holosko'yu bir kenara çekip "Bak olm, top ayağına geldiğinde hemen kafanı yere eğip koşmaya çalışma, topu geri ver, sonra tekrar al, bi etrafına bak, bekin gelmesini bekle, onunla ver kaça gir, hatta sağ içteki oyuncuyla birlikte üçgen kurun, böylece alan boşalsın, ondan sonra ileriye hamle yap." diyerek kulak çekmesi gerekiyor.

Bunları yaparsan, üst düzey takımlar gibi geriden oyun da kurarsın, beklerin hücuma da çıkar, savunmayı orta alana kadar da çıkarırsın. Elinde Ernst ve Fink gibi iki orta saha varken, dönen bütün ribaund topları da toplarsın, böylece oyunun çoğu rakip yarı alanda geçer.

Gökhan dedi ki...

murat yakın mı kaldı,hakan yakın dır o.yine de hakan yakın da iyi bir adam değil bence.
gökhan inler i de alamayız zaten bence

nwbrn dedi ki...

sivoktan en çok 3-5-2 de verim alırız bence. toraman döndükten sonra 3-5-2 denenebilir bence şu kadro ile:
rüştü
toraman-sivok-ferrari
holosko-ernst-fink-tello-ismail
nihat-nobre

Gökhan dedi ki...

holosko yu sağ kanatta tek başına düşünemiyorum bile.
böyle bir oyun oynayacak olsak bile sag kanat için en uygun adam ekrem olur heralde

Gökhan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Gökhan dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Strateji dedi ki...

Bu arada şunu da söylemek lazım, sezonun ilk yarısı Nihat takıma uyumunu ve özgüvenini kazanana kadar, kendisinin egoistliğinden çok çekeceğiz. Fener maçında da İBB maçında da bunun ışıklarını gördüm ben. Umarım bir an önce atlatır bu sorunu da, asgari zararla geçiririz bu dönemi.

No Pasaran dedi ki...

Eklemeden geçmeyelim, sezon sonu sadece Bobo'nun değil Holosko'nun da sözleşmesi bitiyor...

Nihat da İBB maçında çektiği tek şutta bomboş pozisyondaki Nobre'nin önüne yuvarlayabilirdi, Nobre altı pastan golü atabilir miydi o şüpheli ama =) sonuçta Nihat bu, kızamazsın, adam böyle Nihat oldu, oralardan vuracak, çerçeveyi bulmaya başlayınca o şutlar unutulur bunlar...

Jokond dedi ki...

ekstrem olacak ama bu takıma hem deco hem de yıldıray alınmalı.

CDiS dedi ki...

nobre'nin santrafor olduğu bir takım dünkü görüntüden daha fazlasını vaat edemez bize. Şampiyonluğu kopardığımız maçlarda (son 7-8 maç) nobre'nin oynamaması bir tesadüf mü acaba?.. Nobre olunca kaotik bir hücum ortamı çıkıyor meydana. Bu da İ.B.B gibi disiplinli bir takıma fayda etmiyor. Tabi ki güçlü takımlara karşı hiç fayda etmeyecek. Son 4 maçta fena oynamamamıza rağmen sadece 2 gol atmamız işin şifresi olabilir.

delgado dedi ki...

nobre oynayınca kaotik bir durum ortaya çıkmıyor.

bir forvetin kaptırdığı top sonucu geriye depar atıp topu geri kazanmaya çalışmasını görmeye pek alışmadığımız için bize ortada kaotik bir düzen varmış gibi gözüküyor tabi. adam sırf oyunun çoğu bölümünde 2 kişilik oyun oynadığı için suçlanıyor, diyecek bir şey yok.

16.haftadan sonra fabian transferiyle beraber yaptığımız müthiş çıkışın başrol adamlarındı nobre. yani 100x50lik alana göre örneklersek nobre taşıdı taşıdı götürdü bobo'ya da boş kaleye dokunmak kaldı. (bok gibi örnek verdim ama siz de artık biraz mantıklı argümanlar sunun be abi. geçen sezonu izlemeyip kimin neler yapıp yapmadığını bilmesek kandıracaksınız bizi)

yunus dedi ki...

Niye herkes ya Nobre ci ya Bobo cu.Benim gibi ikisi birden sevilemiyor mu.

Ki bence 4-4-2 nin 2 lisi bobo nobre olsa tutacak defansı ayakta alkışlarım.Birbirlerinde eksik olan yönlerini tamamlıyorlar; aslında süper ikili olurlar.

Jessie dedi ki...

evet şu hallerinden daha iyi olacakları kesin. ama bobo bu sefer de nihat'ın gazabına uğrayacaktır.

AQ-47 dedi ki...

@jessie

Vaay, yani Bôbo'nun "bu sefer" Nobre'nin gazabına uğradığını ima ediyorsun? Atgözlüğü kullanmamak işte budur, bravo.

@delgado

Kesinlikle farklı sezonları izlemişiz.

alpstein dedi ki...

Bence Nobre su haliyle Bobo'dan kesin daha faydalidir. Ayrica Nobre bu takima ilk yazilacak oyunculardandir, o konuda da Jessie'ye katiliyorum. Gol kacirmasi bu durumu degistirmez. Gelen her topu gole cevirmekten daha onemli olan gol pozisyonlari yaratabilmek ve pozisyonlara girebilmektir, ki Nobre bu isleri fena yapmiyor. Ayrica aldigi toplari genelde olumlu kullaniyor ki, Besiktas hucum hattinda bunu yapabilen oyuncu sayisi su anda cok az. Son olarak, Nobre oyunu rakip yari alana yigmamiz icin kesin gerekli bir oyuncudur: Dikkat ederseniz gecen sene Nobre'siz maclarda ileride zayif bir varligimiz oldugu icin oyun genelde Besiktas yari alanina yakin oynaniyordu.

Ancak Bobo'nun ilk senesini hatirlayin. Aldigi her topla direk kaleye gitmeyi dusunen, adam eksilten ve son vuruslari fena olmayan bir oyuncu izlemistik. Ayagindan top almak cok zordu. O Bobo'yu koysan bence sol ucta da cok iyi oynar, hatta o zamanlar Bobo bu pozisyona daha uygun gorunuyordu (sol cizgiden adam eksiltip yaptigi asistleri ben hatirliyorum).

O performansina kavusmus bir Bobo takima neredeyse Nobre kadar (belki daha fazla) faydali olacaktir, ama su anda bu goruntuden cok uzakta. Maalesef son iki sezonda Bobo'nun hirsi ve performansi gittikce dustu. Saman alevi gibi bir mac oynayip iki mac kayboldu. Buna ek olarak, bu yazki transfer dedikodulari Bobo'nun formunu cok dusurdu. Uzun sure transfer olacagini dusunmus oyuncudan, bir anda form tutup gol atmasini beklemek dogru degil. Bence Bobo'nun su andaki formsuzlugu buyuk bir yonetim yanlisidir. Ya bu kadar transfer dedikodusuna izin vermeyeceksin, ya da satacaksin, bunun arasi beceriksizlik oluyor.

monochrome dedi ki...

bence denizli koysun klasik 4-4-2'yi mis gibi oynatsın. takım yapısı uyuyor çünkü. ısrarla farklı sistemler, dizilimler olsun vs. diye ısrarla fanteziye gerek yok.
al sağa holoskoyu, koy sola tello'yu göbek ernst-fink. kale-bekler aynı. defans göbeği ise toraman-sivok/ferrari. forvet ise nobre-nihat. form, yeterlilik durumlarına göre de sağaçık nihat, nobre yerine bobo yahut çift forvetin birine(4-4-1-1 gibi) yıldıray-yusuf-gelince delgado. bu yıldıraylı kadro da güçlü rakiplere karşı kullanılır. o yüzden sistem deneyleriyle vakit kaybetmenin de bi anlamı yok. 'bu sistem içerisinde' işte oyuncu değişiklikleri yapılır.

ugur dedi ki...

Ya arkadaşlar BJK'yi bekleyen çok ciddi bir başka sorun da kadrodaki stoper meselesi. Bu sezon 3 ayrı ligde oynuyoruz CL, Lig ve Kupa. BJK resmi sitesinde defans oyuncuları aşağıdaki gibi sıralanayor:
20 İbrahim Toraman DEFANS
19 İbrahim Üzülmez DEFANS
7 Rıdvan Şimşek DEFANS
44 Erhan Güven DEFANS
27 Matteo Ferrari DEFANS
3 İsmail Köybaşı DEFANS
6 Tomas Sivok DEFANS

Arkadaşlar bu nasıl olabilir Toromanla birlikte sadece 2 stoperimiz var. Üstelik bu takımın Toromanı sağ bek olarak kullanma opsiyonu da var; özellikle CL'deki rakiplerine. Bir FManager oyununda bile bu hesapları yaparız ve kadroda en az 5 stoper bulunduruuz en basitinden. Üstelik Sivok ve Ferrari gibi kart görmeye müsait oyuncularımız da var her daim. Nitekim Sivok ilk maçtan sarıyı gördü.üstelik, Rıdvan, İsmail, Üzülmez, Erhan gibi diğer bekler de stoper oynamaya müsait değil. Ne düşünüyor bizim teknik kadromuz, yönetimimiz. CL'de mesela Barcelonaya karşı tek gerçek stoperle çıkma ihtimalimiz olan maçlarla karşılaşabilir miyiz? geçen senelerde mutlaka Baki, Tuna, İ.Kaş, Tuna Üzümcü, vn., soper stepnelerimiz olurdu bu sene yok! Ne düşünüyor sizce yönetim? Üstelik PAF'ta umut vadeden, bu düzyde oynayacak bir stoperimiz d eyok. ben inananmıyorum bu tercihlere gerçekten. Böyle bir kadro planlaması olabilir mi?

algon dedi ki...

@ ugur

Erhan Guven stoper oynayabiliyor.

alper dedi ki...

erman güraçar-rahim-khletsov-halilagiç-stoperleriyle kluıvert,rivaldo,overmars,zenden li barca yı 3-0 yenmiştik biz yav.
forvetten bozma sağ bek dobrowski ve keklik gibi seken yasin sülün ile chelsea yi 2-0 yenmiştik biz.
önemli olan inanmak,mücadele etmek,koşmak,savaşmak disiplin ve avrupda skor dezavantajına düşmemektir.ki olsa bile en fazla kura şansı falan ile gruptan çıkar bir türk takımı artık şu saatten sonra CL de.dert etmeyin.
benim 10 numara adayım manisada oynadığı zamandan beri şuan trabzond aoynayan selçuk inandır.topuzla uğraşcağımıza 10 milyonu verip alsaydık onu türk poasaportundan dolayı iyide olurdu.

ati99 dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
ati99 dedi ki...

yahu aklıma geldi. su turk pasaportlu 10,5 numara tuncay olamaz mı? adam 2. ligde. tam bobonun yerinde oynıcak adam 4 3 3 un sol tarafında. bizim baskan alıp getirse ya tuncay'ı. sahane olur.

UGUR dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
UGUR dedi ki...

Erhan transferinden sonra Aykut Kocaman'ın yorumu vardı, sroper oynaması biraz zorlama oluyor diye, ona istinaden söyledim İbrahim, Sivok, Ferrari sışında gerçek bir stoper yok diye. Arkadaşlar bir de BJK'nin sağ bek ce sağ açık olgusuna (bence bu artık bir olgu) göz atalım diyorum. Yıllar oldu, denemediğimiz Türk futbolcu kalmadı, nadir de olsa yabancı futbolcu da denedik gerçi ama çok nadir. Çoğuna da büyük paralar verdik. Özellikle topladığımız zaman korkunç bir bütçe çıkıyor. BJK'nin denediği sağ bek ve sağ açık listesine bir bakın, bazısını hatırlıyorsunuz, bazsını hayır. Eksik olan varsa yazarsınız hatta, ben hepsini yazmaya çalıştım. sadece 9 yıllık bir liste bu:

Dimitri Khlestov
Tamer Tuna
Niyazi Güney
Ali Eren
Okan Buruk
Serdar Kurluluş
Fatih Sonkaya
Erkan Zengin
Ali Güneş
Ali Tandoğan
Lamine Diatta (sağ bekti yıllarca,öyle alındı zaten E.Sağlam stoper oynatmaya kalktı, kadro gerekliliğinden)
Erkan Avseren
Zafer Demiray
Okan Koç
Thomas Schafer
Tamer Tuna
Mehmet Yozgatlı
Ümit Aydın
Ahmet Hassan
Güven Kocabal
Mehmet Aksu
Kaan Dobra
Serdar özkan
Tayfun Korkut
Murat Alaçayır
Erhan Güven
Ekrem Dağ

Arkadaşlar sağ bek ve sağ kanat için tam 27 ayrı alternatif, şaka değil, 27...Bir ikisi dışında çoğu 1 veya 2 yıl kalabilmiş. Bir takım bir bölge transferinde bu kadar hata yapabilir mi? benzer bir durum sol kanatta da var. Ona da ayrı bir liste yaparım. Üstelik bu sene de malesef sıkıntı devam edecek gibi duruyor. Yani şöyle düşünelim ya adı sanı duyulmuş ya da kanat konusunda çok iyi bilinen mesela İngiliz ekolünden kalbur üstü bir transfer yapmayı hiç mi düşünemedik? kanatlaran yıllardır neler çakiyorzu. Üstelik günümüzde kanatları iyi olmayan takımların efektif olamayacağı da aşikar. Niye kanat tranferi beceremiyoruz ya da yabancı hakkımız kullanmayı tercih etmiyoruz? Bu kadar hata niye. Ne düşünüyorsunuz siz?

algon dedi ki...

@ ugur

Belki sag bek-stoper oynamis Mustafa Dogan'i ve Ibrahim Kas'i, bir de Holosko'yu sayabiliriz. Ben Umit Aydin'i DMC gibi hatirliyorum, ama yanlis olabilir, cok fazla izlememistim.

Kanat ve beklerin onemi Turkiye'de son 2-3 yildir anlasildi. Daha once yabanci oynatma limiti daha azken de kulupler bu hakkini forvetten, 10 numaradan yana kullanmak istiyordu. Halbuki iyi bek ve kanat bulmak cok cok daha zor.

Aslinda son zamanlarda da Seric, Tello, Diatta bu sekilde dusunerek yapilmis transferler. Ne yazik ki, bu yetmiyor. Transferlerimiz titizlikle yapilmadigi icin Seric vakalarindan oteye gidemiyor.

Solda Munsch vardi bir ara, iyiydi o iyiydi... :)

Gökhan dedi ki...

özellikle sağ bek konusu benim içimde bir yara gibi :)
beşiktaş ın maçlarını seyretmeye başladığım ilk günden beri bir gün iyi bir sağbekimizinde olabileciğinin hayallerini kurarım.10 yılı geçti normal diyebileceğim bir sağ bek bile görmedim.(esas mevkisi stoper olduğu için,diğerlerine göre daha iyi olan toraman ı ayrı tutuyorum)
erhan kötü olmasa da iyi de değil,umarım 18 yaşındaki rıdvan iyi bir sağ bek olur.

Jessie dedi ki...

aralarında bence en iyisi dimitry khlestov'du.

gerçi o da 3-5-2 sağ stoperi olarak görev yapmıştı :)

alper dedi ki...

bence en iyileri erkan avseren ve ali eren beşerlerdi.
ama yüzüncü yıldaki kaan dobra da unutulmaz beyav..:))

nihat kahveci ile birlikte 28 yapar o liste.sanırım o iyi olduğu için yazılmamış yada alt yapıdan çıktığı para verilmediği için..:))

adem dursun-kürşat duymuş-mehmet sedef-yasin sülün lerden buralara gelmek te şimdilik güze.:))

matiasemilio dedi ki...

ümit aydın DMC oynuyordu,güveni tam hatırlamıyorum ama sanki sağ kenar oyuncusu değildi..
**ayrıca suanda takımın mevcut kadro içerisinde iyi bir serdar özkana ihtiyacı olduğunu düşünüyorum..

molosztash dedi ki...

kaos futbolu nedir ne değildir bilmiyorum. benim gördüğüm geçen sene çatır çatır oynayarak, kazanma isteği ve azmiyle bileğinin hakkıyla şampiyon oldu Beşiktaş, başlarda "biz yoktuk, o yüzden şampiyon oldunuz" diyerek Fenerliler, GS'liler küçümsüyordu, şimdi küçümseme modası Beşiktaş taraftarlarına geçti.

Forvetlerle ilgili sorun da şuradan kaynaklanıyor. Nobre ile Bobo 442 forveti olarak oynayabiliyorlar, 433'te ise göbeğin alternatifleriler. Nihat ile Holosko da sağ forvet alternatifleri. Durum böyleyken, sorun şu ki Türk kontenjanı yüzünden Bobo-Holosko; Nihat-Nobre birbirinin yedeği gibi duruyor. Yani ya Nobre-Holosko oynayacak, ya da Bobo-Nihat.

Sol ön tamamen farklı bir konum. Şu an yaşanan problem tamamen sakatlıklar kaynaklı, Yusuf 90' tamamlayamıyor, Tello'ya AMC'de ihtiyaç var. Bunlar dışında Delgado ve Serdar da değerlendirilebilir, ki bence Delgado için en güzel bölgedir.

Denizli'yi de anlayamıyorum. 10 numaraya ihtiyacım var diyorsun, Necip ya da Onur'dan birini bile yedek kulübesine almıyorsun. 80. dakikada Tello'nun yerine bu kendini gösterme isteğiyle yanıp tutuşabilecek -ultra gamsız değilse- gençlerden birini alırsın, belki de maçı alır sana... Şu dönemde de oynayamayacaklarsa ne zaman oynayabilirler ki...

Jessie dedi ki...

@moloztash

şampiyonluğu küçümsüyor değiliz. en azından ben değilim. ama beşiktaş futbol oynayarak kazanmadı şampiyonluğu. oynatmayarak kazandı.

bunun en güzel örneği iki fenerbahçe maçı; oynamak zorunda olduğu maçta sürklase oldu. oynamak zorunda olmadığında da sürklase etti. ama bekleyerek şampiyon olamazsın. giderek olabilirsin. geçen sene bir çok faktörün bir araya gelmesiyle beşiktaş "gitmeden" şampiyon oldu. bursa'yı trabzon'u fener'i sivas'ı yenemedi. galatasaray'ı mucizevi bir şekilde yendi.

beşiktaş iyi futbol oynamadı. oynayamadı. eldeki kadroyla bu olurdu zaten. bu sne de kadro kalitesi çok artmış değil. ama şampiyonlar ligi neticesinde denizli sadece bozarak bir şeyler yapamayacağını farketti ve hamle yaptı.

neticede beşiktaş ta bu değişimin sancısını çekiyor.

@ asist time dedi ki...

ne nobre sevdasıdır arkadas, nobre nin arkadasını getirsen bu kadar savunamaz. Kacırdıgı gollerin haddi hesabı yok. Adam da ne bitiricilik var ne de dribling. Hava topu, pres ve mucadele. Koy Mehmet Yıldız'ı Veysel Cihan'ı anında elestirilerin ard arkası kesilmez. Ama Nobre olunca ne basında elestiri goruyorum (tabi basının isine geliyor) ne de taraftarlarda elestiri goruyorum.

Nobreyi cıkar koy Bobo'yu tek forvet, bide oyle deneyelim denemeye gerek yok hatta gecen sezon son 6-7 haftaya bakmak yeterli.

Ozellikle son 5 macın 4'u 1-1 berabere bitince Mustafa Denizli'nin bizleri yeteneksiz Nobre'den kurtarıcagından suphem kalmadı.


*************Hakan**************

**Erhan**Sivok**Ferrari***Ismail

*************Ernst**************

****Fink************Yusuf********

***Nihat******************Tello**

*************Bobo***************

UGUR dedi ki...

Ben de Jessie'nin yorumlarına katılıyorum. Hatta bahsedilen sorunların 2003 ve 2004 kadrosundan beri dürdüğünü düşünüyorum. BJK'nin sorunu kanımca bu 5 yıllık kadrolarda hep ortalama bir oyun oynamayabilmesi oldu. yani ne kimlikli bir defansif takım ne de kimlikli bir hücum takımı olabildi. Zaten son haftalara kadar kovaladığımız ve kaçırdığımız pek çok şampiyonluğun ardında da bu vardı diye düşünüyorum. Bir türlü yetmedi. FB maçından örnek vermeyeceğim dünkü (Denizlinin çok zayıf ve hazır olmayan bir takım olduğunu düşünüyorum, ama GS'ye baktığımızda onların çok iyi bir hücum takımı kurduğuna inanıyorum. Üstelik M.Topal ve Elano girdiğinde vites de arttıabilirler hücumda.belki bu onların şampiyon olmasına yetmez ama en azından ihtiyaçları olduğunda gol atabilecek potansiyelleri olduğunu biliyoruz. Bu seneden örnek verelim: FB, Porto, Lyon, İBB..hangi maçta hücum yaratıcılığı konusunda ümit verdik. Defansı dert etmiyorum (sadece kadroda stoper sayısında eksik var diye düşünüyorum), diğer rakiplerimizden daha iyi ve daha potansiyelli olduğumuzu dşünüyorum. Zaman geçtikçe de daha iyi olacktır. Bu konuda Ernst ve Fink'in de istikrarlı ve bilinçli oyunlarına güveniyorum. Ama ya hücum? Önce, Kanatlarımızdan her ikisine bakalım. Sağda Serdar özkan bir metamorfoz geçirmedikçe, orada idare edeceğiz sadece. Çünkü Nihat'ın iyi bir açık alan forvet oyuncusu olduğu tescilli artık. Nihat doğal olarak forvete kullanılacaktır. hele Bobo'nun bu görüntüsünde. Holosko sağda oynadığında ise, artık aşikar, Holosko bize derbi maçlarında ve CL maçlarında daha büyük katkı verecektir. her ne kadar bu maçta başarılı bulduysam da İBB gibi kapalı alanlarda Holosko'nun müthiş driplingleri bize yetmiyor. Ya sol? Sol bekte İbrahim veya ismail bize standart bir katkı verecektir ama Tello oyun dizilişinde orada oynasa bile daha çok içeri girmeyi seven bir oyuncu. Ütelik onun dışında orada ümit vadeden bir başkası da yok. Sağda yaptığını holosko solda yapar o kadar. Ama marcus münch'ten beri orada bizi yaptıkları ortalarla ve bindirmeleriyle gole taşıyan veya hücum etkinliği saplayan bir oyuncu gördük mü? Bence hayır. hala 10, 10,5 numaralardan bahsediliyor ama Kaka bizde olsa kanatları efektif kullanmayan, b,ndirmeler yapamayan bir takım ne kadar hücum etkinliği yaratabilir. Nitekim tüm defect'lerine karşın İ. üzülmezin kullandığı sol kanatın BJK'nin hep een etkin kanadı olmasının nedeni, üzülmezin tükenmez enerjisiyle yaptığı sayısız bindirmedir. kanatlarını etkin kullanmayan bir takımda 10,5 numaranın tanımı, topu alıp diklemesine tüm sahayı ortadan delip, 25, 30 m'lik şutlarla kaleyi döven bir adam mıdır acaba? halbuki orada gerçekten Ernst ve Daha henüz erken ama umutluyum Fink gibi avantajımız var. Ben Ernst'in hücuma katkısının hep underrated olduğunu düşünüyorum.Adam hücumda da hep olması gerektiği yerde. Hem de 90 dakika. Ataklarda yay üstünde topu çevirmeyip, daha şutçu bir oyuncu olsa attığı gol sayısı sezonda eminim +5 olur. ****2. yarısı geliyor***

UGUR dedi ki...

DEVAMI
10 numara eksiğini, bence oyun organizasyonundan daha çok sıkışan maçlarda oyunu açacak,olmadık kişisel yeteneğiyle bize gol kazandıracak adamda arıyoruz bence. 2003'te Sergeni, adını anmak istemezdim ama (!) Tümer'i, geçen sene Yusuf'u, hatta zaman zaman Delgadoyu düşünelim. yaptıkları buydu. takımdaki diğe 10 oyuncunun atamadığı golleri atmak, atamayacağı pasları atmak. Ama bu ekstralar şampiyonluk getiriyor. Bunu diğer takımlarda Alex, Hagi, Arda da yaptı şampiyonluklarda. Biz de ise şu an sadece 30 dk'lık Yusuf var. 10 numara ile ilgili asıl sorun bu. ha Yıldıray gelirse çözüm olur mu? hepimiz biliyoruz kumar. Ama tutarsa Yıldıray, 2 yıl öncesine kadar Bundesliganın marka değerini yükselten oyunculardandı. 5 kişi arasında sayılıyordu. Hatta Ballack Chealse'ye gittiğinde Alman ligi yorumcularu olsun Yıldıray gibiler var dedi. Ama sanki Nihat da kumar değilmiydi? Niye birçok insanda heyecan yaptı transferi, sadece eski BJK'li diye mi? Üstelik N,hat Pozisyonunda oynayabilecek Bobo, Holosko, hatta Serdar gibi oyuncular da vardı bizde. Nobre konusu ayrı bir dava. her ne kadar çabasına hayran da olsak, kanatlardan veya ortadan istenilen paslar gelmezse, Nobre yine 8-10 gol civarında kalır. FB'de niye gol ortalaması yüksekti. Çünkü Alexli, Anelkalı, vb, kadroda Nobreye 3 top geliyor oda yetenekleri doğrultusunda birini atıyordu. Ama İBB maçında da gördük ki malesef sadece 1 top geliyor, o da 2 m'den içeri atılamayabiliyor. Üstelik Nobre'nin asıl etkili olduğu duran toplar konusunu BJK'de çzemedim. bir takım 10larca korner, serbest vuruş kullanıp, bu kadar mı etkisiz olur? ya acaba dioyurm Tello mu sorunlu kullanıyor bunları dikkatli izliyorum, hayır adam gayet iyi kesiyor. keza Nihat R.Sociedad ve Villeral de pek çok kornerin başına gelen isimdi. O da kesiyor yine olmuyor. Sadece gol atmaktan bahsetmiyorum, tehlike bile yaratamıyoruz. GS'nin Avrupa ve dünkü GAntep maçlarındaki organizasyonlarını görmüşsünüzdür. neredeyse her top rakip takım terliyor. Bilmiyorum bu kısmı çözemedim. ben burada Batuhan'ın mutlaka kadroda tutulması gerektiğine inanıyorum. batuhan Nobreden daha özellikli, yetenekli bir adam. özellikle ceza alanı içinde ve yüksek toplarda. Niye üvey evlat muamelesi anlamadım. Disiplinsizlik, vb., sorunları kabu etmiyorum. hataları olsa da henüz o nedenle çöpe atılacak durumda değil. Zaten çözüm onu Antepe, eskişehire göndermek mi? Bizim ihtiyacımız varken hem de. Denizli yok diyorsa elindekilerle bu durumu çözebileceğini gösterecek o zaman.

Jessie dedi ki...

o zaman size yetenek 11'i yapalım;

bobo

nihat serdar özkan uğur ismail

holosko necip tello

bobo bobo bobo

...

dirk kuyt futbolcu mudur? cevabı gelmiyor bir türlü.

molosztash dedi ki...

@jessie

bir takımın futbol oynayıp oynamamasında ölçü sadece saydığın takımlarla oynadığı maçlar değildir. eğer sadece onları baz alsan bile, o takımları yenememiş olmamız o maçlarda futbol oynamadığımız anlamına gelmez. 1-1 biten Trabzon maçında kim oynadı, kim oynatmadı? ya da Bursa maçında...

Maalesef "oynatmayarak kazandı" deyince olanca küçümsemiş oluyoruz bence.

Jessie dedi ki...

trabzon maçında biz oynadık ta o kadar oynadık işte. organize bir futbol oynadığımızı söyleyemeyiz herhalde. fenerbahçe gibi pas yapamıyoruz. galatasray gibi de yapamıyoruz. çünkü oyuncularımız müsait değil.

holosko'yla bekle vur taktiğinden başka taktikle oynayamazsın zaten.

ligin gerikalan maçlarında organize bir hücum izlediğimizi düşünmüyorum. zaten gol yollarındaki sıkıntımız ortada idi.

geloraptor dedi ki...

Cevap: Dirk Kuyt futbolcudur. Yaratıcı özellikleri çok fazla olmasa da yetenek fakiri bir adam değildir. Ondan bahserderken lanetayn topçu gibi bahsetmek haksızlık. Tüm takım teknik elemanlardan oluşsun demiyoruz ama bir santraforun yetenek fakiri olması da eleştiilmeyecekse ne eleştirilecek. Nobre'yi severim ama bu onun kazma olduğu gerçeğini değiştirmez. Şampiyonlar Ligi'nde oynayan takımın asıl santraforu olamayacağı gerçeğini değiştirmeyeceği gibi. Sen bobo'nun Nobre kadar profosyonel olmasını istiyorsun ama olduğu anda Türkiye'de kal(a)mayacağını göz ardı ediyorsun. Batuhan eğer kadroda tututlacaksa Nobre yerinde ilk düşünülecek işi olmalıdır. Nobre ile arasındaki kalite farkından bahsetmeye lüzum görmüyorum. Bobo'nun sol önde kullanılmasını da çok yanlış bulmuyorum. Henüz çok faydalı değil ama zamanla daha iyi olacağını düşünüyorum. Noat Samisa blogunda güzel bahsetmiş bundan.

Bir de takımın iskeleti meselesine gelirsek sivok o iskeletin değişmezi olmamalı. Sivok çok iyi oynadığı maçta (bkz:Fener maçı) takımın ağzına edebiliyor. Toraman iyileştiği zaman bilhassa İnönü'deki maçlarda daha ofansif beklere ihtiyaç duyulduğunda Ekrem ya da Rıdvan sağ beke konularak Toraman-Ferrari ikilisi kullanılıp Sivok enarda oturabilir. Zaten 6-7 maçta bir cezalı olacağından sık sık da uygulanacak bu tandem. Böylece Holosko-Bobo-Tello üçlüsündan aynı anda faydalanabiliriz önlerinde Batuhan ile beraber.

Jessie dedi ki...

işte stoper sivok'un ligin 1. haftasında düşmüş olduğu durum. saol geloraptor niticede ben de bundan bahsediyordum.

sezon sonunda sivok gider ve yerine ayağı düzgün stoper gelir :) ferrari mode on :)

Jessie dedi ki...

bu arada, nobre-batuhan tercihinde teknik direktör seçimlerinin neden batuhan değil de nobre olduğunu düşünüyor musunuz.

bu adam bırakın beşiktaş'ı antep-eskişehir'de barınamadı. ha o teknik direktörler de kötüydü idare edemediler batuhan'ı.

bugün rıza batuhan'ı 1 sezon oynatabilseydi "batuhan'ı kazanan adam" olacaktı. bu fırsatı bile elinin tersiyle itebiliyorsa bir hoca düşünün vahameti.

unutmayın gökhan gönül hacettepe'deyken gençlerbirliğinin 2 günlük teknik direktörü. hemen gençlere getirin talimatı veriyor. cavcav, hayır onu satacağı dedikten sonra ersun hoca da ben de bırakırım o zaman diyor ve bırakıyor.

ersun gökhan'ı gençlere getirebilmiş olsa idi, onu piyasaya çıkarmış td. olarak anılacaktı. hiç alakası yokken. yani teknik direktörler severler böyle işleri.

ama batuhan örneği ortada.

ayrıca, gelir batuhan'ı oynatırım diyen hiçkimsenin de td olması halinde gerçekten necip, aydın, batuhan gibi oyunculara şans vereceğini sanmıyorum.

geloraptor dedi ki...

Sivok'u ön libero diye aldıysam zaten ilk 11'e sakatlık-ceza harici nedenler dışında girmemeli. Sivok iyi oyuncudur her ne kadar bonservisine fazla para verilmiş olsa da ama düzenli oynaması şart, olmazsa olmaz değildir. Oynanılan maça göre "stoper" mevkiinde ilk 11'e koyarsın ya da yedekte oturtursun.

Strateji dedi ki...

Batuhan'ı Rıza hoca istemedi diye bir şey yok. Sezon sonuna kadar kiralık gitmişti, kontratı bitti. Rıza hoca tekrardan kiralamak istediğini yönetime iletti ama yönetim muhtemelen olası bir yerli transferinde (İsmail Köybaşı?) kiralık göndermek için Batuhan'ı elinde tuttu.

kayip ruh dedi ki...

bir de güntekin'in de söylediği gibi oyunu çok geniş alanda oynuyoruz. savunmada da hücumda da yaklaşık 40-50 metreye sıkıştırmak gerekli aktif alanı, özellikle hücumda bunu yapamamanın sıkıntısını çekiyoruz. üst düzey hiçbir takım bu kadar yayılarak, 80 metrede oynamaz oyunu. bu anlayışla devam ederse denizli bu sezon hayal kırıklığı olacak bence, kadrodan dizilişten önce bu probleme odaklanılmalı.

alper dedi ki...

mustafa denizlinin ikinci sezonlarındaki başarıları hakkında bilgi yada fikir sahibi olan bir arkadaş varmı acaba??

Gökhan dedi ki...

@ alper
gs yi 87-88 de şampiyon yapmış,sonra ligde sıçmış,avrupa da yarı final
gs ile 90-91 de ligde 2.olmuş,sonraki sene ligde yine sıçış,kupa galipleri kupası çeyrek final
fb yi de herkes biliyordur zaten

yani ligde hep başarısız olsa da ilk 2 2.sezon deneyimlerinde avrupa da baya başarılı olmuş,belki de avrupa ya yoğunlaşmaktan dolayı ligde başarısız olmuş olabilir.sadece bunu dert etmek çok doğru değil bence.
diğer taraftan bir teknik direktör 2.kez geldiği takımda başarısız olur derler bu açıdan fb de de problem var.
türkiye ye gelen kariyerli hocalar da genelde başarısız oluyorlar bu açıdan da gs de problem var diyebiliriz.
yani aslında bence umutlu olmak isteyenin de umutsuz olmak isteyenin de bulabileceği bir çok bahane var.

alper dedi ki...

teşekkür ederim gökhan...

2.yıldaki sıçışları hakkında az çok bilgim olduğu için sordum bu soruyu zaten..:)

peki bu yıl avrupada çeyrek final ve ligde sıçış mı istersiniz yoksa ligde şampiyonluk ama avrupda gruptan eleniş mi??

burda yazılan tüm yorumları büyük bir zevkle okudum.gerek yazan arkadaşların kaleminin düzgünlüğü akıcı bir üslup kullanları gerek ise konuya yani beşiktaşa hakim oluşları okunurluğu ve zevk alışı hızlandıran faktörler.yazan herkese teşekkürler.AMAAA tüm bunları okuduktan sonra ulan bir topun arkasından koşan 22 kişiden ve iki amacı gol yememek ve gol atmak olan bir oyundan bu kadar denklem üretmeye gerek varmı diye de düşünmeden edemedim.::))
gs nin hocasız (cevat güler nerelerde şimdi) fb nin hoojdonk ile şampiyon olduğu olabildiği bir oyunda Beşiktaş iyidir iyi.Mustafa denizli saçmalayıp takımın üstü başıyla çok oynamasın yeter.takıma kravat takmaya çalışmasın bıraksın beşiktaş bıçkın delikanlı edasıyla geçen yıl olduğu gibi içinden geldiği koşsun vursun kırsın öyle oynasın bu oyunu ya..

gerek verilmiş 3 şampiyonluk sözü
gerek devlet destekli gs
gerek lick tv nin son senesi olması hasebiyle
gerek hakemler
gerek sayın denizli faktörleriyle umutsuzluk bir yanımızda dursada bu yıl için
ernst-fink orta sahası ile
ve damarlarımızda dolaşan büyük takım olma olgusuyla da bir yanımzda da umut hep var.ve ben biliyorum ki beşiktaş sonuna dek savaşıp bu oyunu bu yıl yine bozacak.bozmak için çalışacak.:))

gs yi ben dert bile etmem bu yıl işin açıkçası.devre arasını göremeyecğini öngördüğüm rijkard bunda en büyük güvencem.sonuçta cruyff ta gelmedi ya onla..:))

kokoyuda çeken şarabıda içen aziz yıldırım yanınDAUMursanmayacak bir çakallık gösterip bu ligi bilen biri olarak en büyük rakip fener diyorum.

Abdullah dedi ki...

inanın avrupa umurumda değil, bugüne kadar ne yaptık avrupada? 1 sene daha bekleyebiliriz... her cl'de olduğu gibi inönü'de çok flaş bi galibiyet ve 3.lük gayet yeterli olacaktır..

bu sene şampiyon olmamız, ileriye çok daha umutla bakmamızı sağlayacaktır bence... ligdeki olası bir sıçış son 6 senede yaşadığımız ve bir arkadaşın da gösterdiği gibi 27 tane topçuya 4-5 tane daha ekleme olarak dönebilir ve umarım bu gerçekleşmez...

ayrıca bütün büyük transferleri 3-5 yıla vade yapan ve olmamış stadının bile koltuklarını satan galatasaray'a ve başkanının çok açık bir şekilde 3 sene üstüste şampiyon oluruz diye taraftarı ümitlendiren fenerbahçe'ye bu kadar büyük bir darbe vurma ihtimalimiz olan bir sezon daha olabileceğini sanmıyorum..

son olarak, artık 6-7 senede 1 kere değil de rutin bi şekilde şampiyon olmak da taraftarın(özellikle benim :)) ) üzerindeki baskıyı kıracaktır, dolayısıyla inönüde ayakları titreyerek oynayan topçulara da ekstra bir motive kaynağı olacaktır ve artık avrupa kapıları çok daha emin bi şekilde açılacaktır.

Gökhan dedi ki...

bu sezonki lig şampiyonluğunun çok değerli ve önemli olmasının yanında bence avrupa da da artık bir yerden başlamak gerekiyor.
kulüp puanı olarak fb yaklaşık 52bin puanda biz 32bin puandayız.gs bizim biraz önümüzde ama son 5 yıla bakıldığı için çok başarısız oldukları 04-06 arası hesaptan düşüldüğünde gs de fb civarı bir puana sahip olacak.
cl ye yeni statü sayesinde 3.torbadan girme şansı da yakalamışken benim beklentim ve isteğim grıp 3.sü olup,uefa ya kaldıktan sonra orada baya bir ilerlemek ve bu sezon 15bin in üzerinde bir kulüp puanı elde etmek. istikrarlı bir şekilde yıllık 10-15bin kulüp puanı kazanmaya başladığımızda artık ister cl de olalım ister uefa da üst turlara kadar seri başı olma,ya da gruplara en kötü 3 belki de 2.torbadan katılma şansı yakalayacağız,bu sayede de daha zayıf takımlrla eşleşip doğal olarak daha da başarılı olacağız.
bir döngü gibi başarılı oldukça puanımız artcak,rakipler kolaylaşacak daha da başarılı olmamıza uygun bir fırsat doğacak,rakipler daha da kolaylaşacak...

ama tabi derseniz bu yıl bir şampiyon olalım,seneye de bu sayede cl ye direk gideriz,o zaman avrupa da başarı hedefi koyalım,o da olabilir.
ama iki işi bir arada götürebiliriz bence.lig şampiyonluğu ve cl de 3.olup,uefa ceyrek finali olmayacak bir şey değil.

nwbrn dedi ki...

sivok uzun bir aradan sonra milli takıma seçilmiş. sanırım en son euro 2008 de milli takımdaydı, onda da yedekti hep. bakalım oynarsa hangi pozisyonda oynayacak çok merak ediyorum.

sembolist dedi ki...

Nihat'ın egoizmi bu yıl en önemli açmazlardan bir tanesi bence..Müsait durumdaki arkdaşlarına yine pas çıkarmayıp kaleyi zorlaycağı pek çok maça hazır olunmalı.

matiasemilio dedi ki...

bence de nihat egosununun tatminini saha dışında aramalı;katılıyorum sembolist..

ugur dedi ki...

Ben Nihat'ın egozmi diye 'kronikleşmiş' bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Nihat oyuncu özelliği olarak assistçi bir oyuncu zaten. Zaten sağ kanat orjinli. İspanya'da iyi oynadığı sezonlarda asist ortalaması 5'in üstünde. R.Sociedad'ta şampiyonluğu kovaladıkları sene, Kovaçeviç'e attırdığı goılleri de hatırlıyoruz. bence sorun üzerindeki baskı. Dün bir progrmada bahsedildi. Lig istetistiklerinde dünyanın en iyi ligi İspanya liginde son 10 yıla damgasını vuran yabancı oyuncular listesinde Nihat 4 numarada. Nihat böyle bir kariyer rağmen (kimse Türkiye'nin en başarılı lejyonerleri olarak Nihatla birlikte Tugay'ı saymasın, nihat başka bir düzeyde oynadı) oyuncuları buna rağmen salt Türkiye'de BJK'ye transfer oldu diye aşağılandı, önemsenmedi. her ne kadar S.Özkan, Bobo ve Holosko mevcudiyetinde rağmen Nihat transferi o parayla bence de soru işareti olmasına rağmen Nihat'ın geçen sene veya bu yıl FB'ye transfer olduğunu düşünelim, dünyayı ayağa kaldırırlardı. Nihat bu eleştirilerin baskısı altında, deyim yerindeyse kötü ve şanssız geçen sezon ardından kendini ispat peşinde.bence Nihap toparlandıkça iyi olacaktır, BJK'nin lider oyuncu eksiğini kapatacaktır

Dirk Kuyt yeteneksiz bir oyuncu degildir, yeteneklidir fakat son derece "overrated" bir oyuncudur ve mesela bir Wesley Sonck bile Kuyt'tan daha iyi bir oyuncudur. Dirk Kuyt'un oynadigi maclari izlemekten zevk almiyorum ki herkesin zevksiz buldugu Serie A maclarini bayilarak izlerim cunku mucadele izlemeyi severim.

Nobre konusundaki gorusum, Besiktas kadrosunda yer bulacaksa orta sahada defansif bir yer bulabilecegi. Bunun disinda doldur bosalt yapilacak dakikalarda degerlendirilebilir. Nobre'nin forvette oynadigi her dakika benim icin (eger illa fizigiyle one cikan bir forvet isteniyorsa) Batuhan'in oynayamadigi dakikadir.

Yorum Gönder

Ara