.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
3 Ağustos 2009 Pazartesi

Beşiktaş Fenerbahçe Maçı Taktik Analizi

Analizden önce maça gitmemizin avantajıyla aydınlatıcı bir kaç bilgi vereyim. Maça Yuki The Zorba'yla beraber gittik saat 6 gibi. Rahat gittik, rahat çıktık. Gene de organizasyonun mükemmel olduğunu söylemem. Bizim gibi ayağını hızlı tutmamış taraftarlar bizden sonra çile çekmiş olabilirler. Takımımız maça klasik dizilişi 4-3-3'le başladı. Kalede Rüştü, geri dörtlüde Erhan, Sivok, Ferrari ve İsmail oynadı. Bu oyunculardan İsmail'in daha ofansif, Erhan'ın daha defansif bir görüntüde idiler. Orta üçlümüz; ortada Fink, sağda Ernst ve sol içte Tello'dan oluşuyordu. Forvet hattında çok da alışık olmadığımız Bobo-Nobre-Yusuf üçlüsü vardı. Mustafa Denizli çok uzun süredir Bobo'yu sol önde oynatmamış ve bize bu sıkıntıyı yaşatmamıştı. Bunda rakip sağ bek Gökhan Gönül'ün hücum çıkışlarını kesme fikrinin olduğu açıktı. İşe de yaradı aslında. Bobo sol önde önemli bir etki yaratmamış olsa da varlığıyla Gökhan Gönül'ün ileri çıkışlarını azalttı. Özellikle ilk yarıda sol kanat organizasyonlarımız içimizi ısıttı. Bobo'nun varlığıyla birlikte sol içte oynayan Tello ve sol bek çıkışlarıyla İsmail Fenerbahçe sağ kanadını ciddi sıkıntılara soktu. Hem yetenek, hem organizasyon anlamında oluşan güç, Kazım ve Gökhan'ın savunamayacağı boyutlara ulaşınca Alex'in de o bölgelere yardıma gelme ihtiyacı doğdu ki, bu Fenerbahçe'yi kendi sisteminin dışına itmek demekti. İki takım arasında en belirgin fark takımların hücum stratejilerinde gizliydi. Fenerbahçe yeniden yapılanması ve yeni oyuncuları neticesinde oyun organizasyonunda takımımızın bir hayli gerisinde göründü. Fink-Ernst ve Nobre'den oluşan oyunun göbeği maçın genelinde Fenerbahçe'yi sürklase etti. Fenerbahçe orta göbekte bu fizik üstünlüğüne cevap veremeyince Bilica tarafından atılmış uzun toplara şahit olduk. Bir yanda kurduğu küçük üçgenlerle hücum etmeye çalışan ve bunu oyunun belli bölümünde çok iyi uygulayan Beşiktaş, diğer yanda orta alanda ciddi anlamda ezilen ve kendine yeni bir hücum stratejisi geliştirmek zorunda kalan Fenerbahçe. Şimdi bu anlattıklarımızdan 0-2'lik bir skor çıkmaz ama çıktı. İşte, onun nasıl çıktığı da ikinci 45'te yapılan değişikliklerle ilintili. 45'te Yusuf-Nihat değişikliğine şahit olduk. Hiç şüphesiz Mustafa Denizli Nihat'ı oyuna aldığına henüz 60. dakikada pişman olmuştur. Kesinlikle hazır değil ve zaten geçen hafta uygun adım yürüyüş yapan birinden de hazır olmasını beklemek de mümkün değil. Bu adam bırakın fizik olarak, psikolojik olarak bile hazır olamazdı. 1 ay önce evi İspanya'daydı, geçen hafta askerdi. Bugün de Istanbul'da yeni bir hayat kuruyor. Bunlar basit değişiklikler değil. Nihat'ın girişi Beşiktaş'ın o fizik üstünlüğünü ortadan kaldırdı. Yusuf düşük tempolu bir oyuncu olsa dahi uzun boyu ve enteresan fizik yapısıyla topa basan, saklayan ve olumlu kullanan bir görüntüde idi. Yusuf vücudunu topla rakip arasına koyduğunda uzun süre topu kaptırmadan saklayabilen bir oyuncu tipi. Bu, oyunu rahatlatan bir etki yaratıyor. Nihat zaten öyle bir oyuncu tipi değil. Beşiktaş Nihat'la daha bir kontra atak takımı haline geldi bu nedenle. Lakin onu da yapamadı. Kızarsınız bana ya da kızmazsınız, benim hep söylediğim bir şey var; Tello-Holosko-Delgado-Bobo Beşiktaş'ın zayıf halkalarıdır. Beşiktaş diğer yönleriyle ligdeki bütün takımlardan üstün görünümde. Ancak bu oyuncularda maalesef üstün değil. Deivid, Alex, Guiza üçlüsü bizim 10 kere hücum edip yapamadığımızı 3 kere edip yapıyor. Diğer tarafta da Arda, Baros, Keita, Elano malum... Eğer bu tabloyu ortaya koyuyorsanız zaten çözümünüz de hazırdır. O zaman bu oyuncular üzerindeki ofansif yükü azaltacaksınız. Tello'yu takımınızın 10 numarası olarak kullanmak yerine ciddi savunma görevleri de verip daha dengeli oynatacaksınız. Çünkü Tello 10 numara oynayacaksa Alex ciddi fark yaratır. Bu kadar basit. Tello'yu alır sol kanada koyarsanız arkasındaki İsmail'le birlikte bugün belli bölümlerde gördüğümüz gibi Gökhan Gönül'ü tanınmaz hale getirirsiniz. Holosko ve Bobo'nun bu fizik tempolarıyla zaten bu takımda oynayamayacakları 5 dakikalık hareketlerinden belli oluyor. Bobo 25. dakikada topla depar attı. Kalan 20 dakikada oyunda değildi. Vücut dili sıkıntısını o kadar iyi anlatıyordu ki. Holosko oyuna girişinin 5. dakikasından itibaren ilk 11'de oynayıp 70 dakika koşmuş arkadaşlarının da seviye olarak altına düştü. İşte sonradan giren oyuncularınız Nihat ve Holosko'nun fiziksel durumları bu olunca ve Bobo gibi müzmin fiziksel problemli bir oyuncunuz varsa orta sahanızda ne kadar Fink ve Ernst gibi kendi rakiplerini sürklase eden oyuncular olsa da yeniliyorsunuz. Fink Alex'i mi bitirsin, Emre'yi mi yoksa Bobo'nun takip etmediği oyuncuya mı koşsun. Hücum hattındaki bu zaafiyet o kadar belliydi ki Nobre maçın sonunda hem forvette hem orta sahada oynadı. İşte takımdaki oyuncular arasında bu denli bir emek adaletsizliği olunca 7-8 oyuncunun rakibine üstünlük sağladığı bir maçta bile skor üstünlüğü alamıyorsunuz. Kendi adıma olumlu oyunlarını gördüğüm oyuncular şunlardı; Sivok-Ferrari-İsmail-Fink-Ernst-Tello-Nobre. Kaleciyi de katsan 8 oyuncu. Nihat ve Holosko'nun felaket oldukları, Erhan'ın yetersiz olduğu, Bobo'nun ise takım yapısına uymayan oyuncu kişiliği nedeniyle verimsiz olduğu bir maç izledik. Enteresan bir maçtı neticede. Beşiktaş Fenerbahçe'den daha büyük ışık saçtığı maçta net bir mağlubiyet aldı. Ama şunu da dillendirmeden edemeyeceğim; Rüştü Erhan Sivok Ferari İsmail X Fink Ernst Tello Nihat Nobre Bu diziliş, hem Nihat'ı ekonomik kullanmamıza yol açar, hem Tello'ya savunma sorumluluğu vererek onun o bölgede yetersiz kalan hücum gücüne muhtaç kalmamazı sağlar, hem İsmail'in Tello ile yapacağı sol kanat aksiyonlarını arttırır hem de Beşiktaş'ı daha da makina düzeniyle oynayan bir takım haline getirir. Sağ kanada alınacak oyuncu da, takımı ileri taşıyabilecek, çalım atıp adam geçebilecek bir oyuncu olursa tadından yenmez. Zira ne Nobre'nin, ne Bobo'nun, ne Holosko'nun, ne Tello'nun, ne Ernst ne Fink'in adam eksiltme yetenekleri yok. Mevcut 4-3-3 düzeninin Bobo, Nihat, Tello gibi oyuncularımız için uygun olmadığını, beklerin hücuma katılımı noktasında da sıkıntılar yarattığını düşünüyorum. Ama kimse moralini bozmasın. Bu takım haftaya da İBB maçı için aklımızı çelecek heyecanı vermiştir... Sizi de bekleriz. Beşiktaş geçen seneden daha güçlü bir takım olmuş, hiç kuşkunuz olmasın...

40 Yorum:

Volkan dedi ki...

İşlerin daha iyiye gittiğine ben de inanıyorum
Holosko ve Nihat ikilisi ŞL deplasmanları için uygun bir forvet ikilisi olabilir. Arkalarında Ernst-Fink ortada, Ekrem ve İsmail kanatlarda olmak üzere savaşçı bir ortasaha da onlara destek verebilir.
Yusuf artık takım temposunu düşürmeye başlamış, Nihat onun yerine oynamadı bu maçta Denizli ondan bir çeşit Litmanen ya da Bergkamp tarzı bir oyuncu yaratmaya çalışıyor kanımca.

Detaylı bir taktiksel analizi
http://civilikrampon.blogspot.com/2009/08/bjk-0-fenerbahce-2-panige-gerek-yok.html
yazımda ele aldım, söylediklerimin hepsini buraya yazmam mümkün olmadığı için senin yazınla ilgili olanları yazabildim sadece.

Thiam Jaba dedi ki...

usta sağ bek olarak ekrem dağ olsa daha iyi olmaz mı, veya beşiktaş'a alışana kadar üzülmez devam etse, ayrıca toramanda stoperde oynar bence.

rüştü
ekrem toraman ferrari üzülmez

fink ernst

holosko(nihat) yusuf tello

bobo(nihat)(nobre)



rüştü
ekrem toraman ferrari üzülmez

holosko(nihat) fink ernst tello

nihat(nobre) bobo

Jessie dedi ki...

denizli'nin sağ bekte ilk düşündüğü futbolcunun i.toraman olduğunu düşünüyorum. onun olmadığı maçlarda erhan-erkan-rıdvan-ekrem... hepsi düşünülebilir. ancak şunu da söyleyeyim takımla 3-5 antreman yapmış rıdvan şu maçta 75 te oyuna giriyorsa o forma erhan'ın üzerinde çok kalmayacak sanki.

Volkan dedi ki...

Ben de aynı fikirdeyim,
Toraman antepteyken sol bek(!) oynuyordu çoğu zaman, fiziği ve oyun tarzı bekte oynamaya daha uygun.
Ekrem Toraman'ın önünde oynayabilir 4lü ortasaha olursa...

cha dedi ki...

öncelikle maçı sürekli tezahürat yapan bir grubun içinde izlediğim için doğru dürüst takip edemedim.

geçen sene gol yedikten sonra takım oyundan düşmezdi, gol yememiz bizi hırslandırırdı. bu maç bu olayın terse döndüğünü gördüm. 60. dakikada fener gol atsın ki bizimkiler hareketlensin diye düşünüyordum. ama gol yedikten sonra acayip bir şekilde oyundan düştük. rıdvan'ı tam takip edemedim ama erhan sağ bek için iyi bir alternatif değil bence. defansın ortasında bu yerin adamı sadece 3 oyuncumuz var. erhan'ı bu yönde onlara alternatif olarak kullanmak daha mantıklı bence. ekrem ve toraman geldiğinde sağ bekteki problem kısmen çözülür diye düşünüyorum.

denizli 2. yarıya başlarken nihat'ı hangi mevkiye soktuğunu anlamadım. sanki tello sağa geçti, nihat 10 numara pozisyonunda oldu gibime geldi.(tabi başta söylediğim üzere pek sağlıklı takip edemedim maçı) ilk yarı tello, yusuf beraber oynamayıp bu pozisyonunda 1 yarı tello, 1 yarı yusuf oynayabilirdi. diğer açık holosko olurdu. nihat da nobre'nin yerine uç forvet ya da bobo'nun yerine kanatta oynaması daha yararlı olabilirdi.

yeni gelecek bir 10 numarayla bu takım bu sene iş yapar gibi gözüküyor.

algon dedi ki...

Ben aksine Erhan'i Ismail'den daha cok begendim. Tabii ki konusmak icin erken, ama Ismail'in arkasinda cok bosluk biraktigini dusunuyorum. Ikinci yari biraz daha diri gozuktu, ama ilk yari Fenerbahce oradan cok rahat geldi.

Fenerbahce ilk yari Vederson'u cok kullandigi icin Erhan eksik gozukmus olabilir, ancak ben onun bir hatasini gormedim. Birkac pozisyonda vucudunu cok iyi kullandi hatta.

Bir de Nihat ikinci yariya ilginc bir sekilde orta sahada Ernst'in biraz onunde basladi. Hucum uclusunun arasinda degildi. Zaten macin sonunda da Nobre'yle yer degistirdiler, bu sefer Nobre orta sahaya gecti. Ben yenilginin bu oyuncularin yanlis kullanilmasindan kaynaklandigini dusunuyorum. Nihat ileri uclunun saginda ya da solunda oynamali.

ian dedi ki...

takımın maçın sonunda düşmesini sezon başı olmasına bağlıyorum, bu sezon da göreceğiz ki bu takımın en önemli özelliği 90 dakika tempolu oynaması olacaktır. bobo'yu solda görünce biraz yadırgadım ilk başta ama, bence yetenekleri ölçüsünde fena diildi.. keşke ileride kullansaydı hoca onu.. ismail-rıdvan güzel hareketler bunlar.. oynayacak bu çocuklar.. hücumcu kanatlar form tutup yardıma geldikçe daha verimli olacaklar.. sivok süper oynuyordu penaltıya kadar.. ben geçen sezondan daha iyi olduğumuzu düşünüyorum.. oynadıkça açılacaktır takım.. karamsar olmamıza neden olacak bir oyun olmadı dün sahada.. daha iyi olacak bu çocuklar inanıyorum.. hem nihat frikik için topun başına geldiğinde hangimiz herzamankinden farklı bir heyecana kapılmadık??

Ryu dedi ki...

Bugün bir kez daha gördük ki bu takımın forveti öncelikle Nobre'dir. İlla çift forvet oynayacaksak bu Nobre-Bobo değil Nobre-Nihat olmalı. Nihat eğer sakatlık sorunu yaşamazsa Sociedad'taki formuna rahatlıkla ulaşabilir çünkü yanında hava toplarına oldukça hakim ve neredeyse havadan gelen her topu alan bir Nobre var. Bu sene Nobre Kovacevic rolünü üstlenecek ve o rolün hakkını fazlasıyla verecektir eminim.

Taş gibi takımız buna şüphe yok ama bir eksik var bir Alex nelere kadir daha önce defalarca şahit olduk insiyatif alabilecek, oyuna yön verecek adam lazım bize. Ernst bugün bu rolü üstlenmeye çalıştı ama bu kez de defansif olarak eksik kaldı dolayısıyla Alex fb adına maçın yıldızı oldu.

Nobre bugün en az 5 kez ortasahadan top alıp ileri sürmeye çalıştı, bunu yapacak adamı bulursak ne Ernst Deco'luk yapmaya çalışacak ne de Nobre.

Ayrıca Erhan konusunda jessie'ye katılmıyorum Porto maçında Hulk'a adım attırmadı bugün de soldan gelen ataklarda oldukça başarılıydı bence. Yanlız Toraman iyileştiğinde sağ bekte oynayacağı için iyi bir yedek olacaktır Erhan. İsmail iyi futbolcu ama önünde ona defansif anlamda yardımcı olacak kimse olmayınca daum da bunu farkedince çok sıkıntı yaşadı fb maden bulmuş gibi geldi o kanattan. Ferrari zamanla daha iyi olacak diğer şampiyonluk adaylarıyla kıyasladığımızda Sivok'la birlikte Türkiye'nin en iyi geri ikilisi şuan.

Bu sene daha güzel olacak gibi sanki. Hadi başkan al şu Deco'yu takım da rahatlasın biz de.

Eser dedi ki...

Fizik üstünlüğümüzün yanı sıra son dakikaları oynama becerisi en büyük kozumuz olmasına rağmen, sivil hayata bile alışamamış Nihat’a böylesi bir maçta - bu denli ihtiyaç duymamız ve golden sonraki orta sahasız futbolun pek kabul edilir yanı yok. Gole ihtiyaç duyduğumuz son 15 dakikada, bundan sonraki haftalarda rezil-rüsva olması yüksek ihtimal Bilica-Önder ikilisini bir kez bile zorlayamadık, normal oyunumuzu oynamaya devam etsek, hatta beğenilmeyen İnceman takvisyesi gelseydi bundan çok daha iyisi olurdu, hatta madem Rıdvan gibi önde oynamayı seven ve top kullanan bir beki oyuna sokmayı planlıyordu; koşan-bozan-dönenleri toplayan bir orta saha ve çift yönlü bastıran beklerle ciddi anlamda sıkıntı yaşatabilirdik. Tam olarak hazır olduğumuzu ifade etmek zor, ama bu dönemde şu anki performansın üzerine çıkmak da kolay değil. Unutmadan; Bobo'dan bu şekilde istifade etmeye çalışmak; o'nu taraftarın gözünde sevimsiz kılmaktan öteye gitmez.

AQ-47 dedi ki...

Bugün takımın ilk yarıdaki dizilişi alışık olduğumuz gibi 4-3-3 değil, 4-4-2 idi. Denizli 2 önemli hazırlık maçından sonra neden bu değişikliği yaptı anlamak zor, sanırım şapkadan tavşan çıkarma hevesi kabardı. Yusuf'u resmen sağ kantta oynattı, bu da tek kozunu ilk yarıda gereksiz yere harcamasına neden oldu, anlaşılmaz bir hamle daha. Erhan'ı beğenenlerdenim, üstelik dediğinizin tam tersi ilk yarı Erhan ofansif İsmail defansif oynadılar, İsmail'in heyecanı 2. yarı daha azalmıştı, bir-iki pozisyonda neler yapabileceğini gösterdi. Bence ilk yarı gayet iyiydik, geçen yılki takımın üzerine birşeyler eklendiği belliydi. Kurulan üçgenler ve Tello ve yusuf'un derin topları dikkat çekiciydi. Fakat hala bu takımın santrforu olduğu iddia edilen Nobre gibi bir adam kalye değil de yan ağlara nasıl attı o topu anlayamadım. Her zaman dediğim gibi, futbol değil bu oynadığı resmen tepiniyor. Top kontrolü yok, hava topu olsun yerden pas olsun top ayağından önce sekiyor sonra topa doğru yer değiştirmek zorunda kalıyor. Adam koşmuyor mu, taş oluruz, tabii ki koşuyor, zira O'nun yerinde ben olsam başka özelliğim olmadığı için ben de at gibi koşardım. Dikkatle bakarsanız 1-0dan sonra kameraların Nobre'yi gösterdiğinde terden sırılsıklam olduğunu görürüz. Peki ne işe yaradı? şimdi herkesin gitsin dediği Bobo'ya bakalım. Koşmadı mı? İlk yarı evet, hatta top çalmaları da vardı. ikinci yarı iyice sol kanada geçince hiçbir faydası kalmadı. Bobo sola top için mücadele ediyor, onun yardmına Nobre geliyor...Bu ikili topu kazanıyor fakat o da ne, ceza sahasında gol vuruşu yapabilecek adam yok...Aslına bunun nedeni play maker olmaması, ilk yarıda yusuf varken de sağ kanatta kullanılması. Ama yine de bu takımda Nobre bobo varken ancak yedek olur, kendinizi kandırmayın. top kontrolü, oyun zekası açısından aralarında dağlar kadar fark var. Ha derseniz ki Deco ya da Dos Santos olsa ikisi oynayamaz mı? tabii oynarlar ama yine de ben bobo-Holoskoyu tercih ederim, bence iyi anlaşıyorlar. Defansta Ferrari Zapo'dan fazla birşey katmadı, Sivok kritik hatlar yaptı ve gole yol açtı, erhan ve ismail iyi, erhan'ın sınırını sanırım tahmin edebildik bu maça bakarak fakat İsmail'i daha izlemek lazım. Fink ve Ernst iyiydi, beklediğimin ya da lanse edilenin aksine Fink defansif Ernst ofansifti. Keşke olmasaydı, play maker olmaya çalışırken enerjisini gereksiz yere harcıyor. Son olarak: başkan bize play maker al...

shelbyl dedi ki...

AQ-47, iki defa yorumlarinda rastladigim icin altini cizme geregi duydum. Nobre'nin bir kacirdigi pozisyonu ornek veriyorsun, ama oyle bir sey ki, Ibrahimovic kacirsa ona da futbolcu degil diyeceksin. Nobre bos kaleye gol kacirmadi, ki orada Tello'nun arapasina uyanip kosmasini da es gecmeyelim.

Forvetler gol kacirir. Tuttugunu sokan bir Jardel hatirliyorum ben.

delgado dedi ki...

@aq47

yahu nobre yapılacak en iyi son vuruşu yaptı o pozisyonda. volkanın soluna sağ ayağıyla plase yapmaya çalışsa sol ayağı kırılır adamın. ayağının üzeriyle ön direğe yapılacak vuruş en iyi vuruştu orda. girmedi napalım. vurduğunu gol yapan forvet mi arıyoduk güvenç kurtar gibi?

ortak kanı erhan'ın takımın zayıf halkası olduğu yönünde. ama oyunun genelinde ismail'den daha güven verdi bana, yaptığı faulsüz baskılara bayılıyorum hele. ama ibrahim varken iyi bir alternatif olur, ortalarını tehlikeli hale getirirse forma yarışına bile girer.

biraz fazla türk basını kokacak ama transfer şart gibi. sezon ilerledikçe sistem ne yönde değişir denizli neler düşünüyor bilemem ama başlattığı bu 10,5 akımı için adam arıyosa bugünkünden çok farklı bir sistem yoktur kafasında. yalnız jessie alta kurdu kadroyu kafam karıştı ak sağlam bi sağ açık acaba bize seviye yükseltir mi diye. yazılarını ne zaman okusam kafam karışıyor.

Ryu dedi ki...

Nobre'yi küçümseyen beşiktaşın topçusu değil diyen arkadaşlar bu adam 2,5 sezonda 50 golü Kazakistan Ligi'nde atmadı. fbdeyken leblebi gibi gol attığını hatırlamayanlar golcülüğüne laf edenler fbdeki istatistiklerine bakabilirler. Sen golü attıracak pası attın da autamı attı?

Öncelikle şunu iyi algılamak lazım. Bizdeki Nobre ile bizden önceki Nobre arasında dağlar kadar fark var önceki Nobre'nin pres yaptığını yada defanstan top çıkardığını, top sürdüğünü hatırlayan var mı? Durarak oynayıp ceza sahasında ayağına gelen topa vurmak dışında hiçbir iş yapmayan Nobre bizde gol pası atacak adam olmadığından tamamen stili dışına çıkmak zorunda kaldı. Şuanki Nobre pas almak için ortasahaya kadar geliyor, defanstan top çıkarıyor, hava topu indiriyor herşeyden önemlisi pres yaparak rakip defansı bozuyor. Golcülüğünü de daha önce ispatlamış ve büyük bir artısı da yerli statüsünde oynuyor.

Çok uzatmayayım Nobre bence şuan Türkiye'nin tartışmasız en faydalı forvet oyuncusu. Ha bizim taraftarımız 10 maç yatıp 1 maç oynayan Bobo'yu seviyor orası ayrı. Adam kafasında Beşiktaş'ı bitirmiş neyse pohpohlamaya devam Bobooo Bobooo..

sözlüğe de yazdım gece bir hırsla, bobo'nun ezdiği topların yerine leblebi koyalım bak nasıl leblebi tozundan zengin oluyoruz.

yok arkadaş ben denizli'yi anlamadım düni

niye yusuf tello birlikteliği vardı?
lyon ve porto maçlarında yaptığını yapsa ölür müydü?

ismail zavallım bobo'nun götünü kollayacam derken maymun oldu. sağda da erhan aynı şekilde.

ferrari bana biraz ağır geldi. guiza'ya vurdurduğu ve kaptırdığı toplar gökhan zan'ı hatırlattı. dediğim gibi fiziksel olarak biarz daha kondüsyon kazanınca iyi olacak.

bu takım bence ancak şöyle oynar

-------rüştü (hakan)
erhan ferrari sivok ismail
holosko fink ernst tello
-------nihat
---------------nobre


ha eğer 10,5 alınırsa nihat sağ açığa ya da forvete kayar.

nihatın şu dizilimdeki rolü 10,5 değil ama. fc'dir onu da belirteyim.

yanlışlık olmasın

@ asist time dedi ki...

Detaylıca konuşmamız gereken bence değişen sistem anlayışı idi dizilişimiz aynı olsada macta farklı bir sistem benimsedik;

Gecen sezon ve bu sezon başında ki hazırlık maçlarında Besiktas genellikle 4-1-2-2-1 dizilişi ile sahaya yayılıyordu. Ama bu maçta başarıyı getiren alışılagelmiş rotasyon da birbirinin yedekleyen Bobo ile Nobre'nin beraber oynaması yani sistemde yapılan bir değişiklik nerdeyse 3 değişikliğe sebep oldu;

1) Bobo'nun sola geçmesi ile; rotasyonda ortada ve solda oynayan Yusuf Simşek'i sağ tarafta oynatmaya itti. Solda oynarken arkasında Ibrahim Uzulmez guvencesi olan Yusuf'un ilk yarı boyunca daha çok Erhan'ın sıkça boşalttığı alanları doldurması yuzunden ilk 45 dakika boyunca hucumda nerdeyse sadece 1 dakika topa hukmetti.

2) Bobo'nun sola geçmesi ile, Tello da sola yakın oynamak zorunda kaldı cunku; Ismail surekli hucuma cıktığı için Tello sık sık Ismail'in ve Bobo'nun boşalttığı alanları doldurdu ve bu yuzden de orta da pas dagıtımını gerceklestiremedi.

3) En onemli değişiklik de dizilişimizin zorunlu olarak 4-1-4-1 şekline donmesi. Bu dizilişte en önemli oyuncular kimdir tabiki kanat oyuncuları peki saha da kimler vardı Sol çizgi de Bobo ve sağ cizgi de Yusuf yani kanat oyuncu özelliklerini barındırmayan oyuncular. Bu oyuncular bir nebze olsun gecen sezon sol iç de oynadılar ama bu maçta daha cok cizgi de oynadıklarından cok fazla efor sarfettiklerinden oturu takımı verimlilikleri git gide azaldı.


Işte bir Bobo'nun sol tarafa geçmesi sistemde birçok değişikliğe yol açtı. Ilk yarı boyunca iyi bir performans sergiledik. Yusuf'un direkten donen topu, Nobre'nin kaçırdığı gol ve penaltı pozisyonları ile uretken bir ilk yarı geçirsek de ikinci yarı Nihat'ın oyuna girmesi ile yine sistem de değişikliğe gidildi.

1) Oncelikle Tello Yusuf'un yerine sağa gecti.
2) Nihat'da Tello'nun gorevini yapmak yerine çok önde durunca da Fink-Ernst ikilisi bu sefer 2 oyuncu ile degil 3 oyuncu ile ugrasmak zorunda kalınca Fenerbahce 2.yarı orta alanda cok daha fazla topa hakim oldu ve Cristian-Emre-Alex uclusu oyunu kanatlara daha sık yaymaya basladılar.

Ikinci yarı da sistem içerisinde Nihat, Tello'nun, Tello'da Yusuf'un rolunu ustlenemeyince hucumda butun organizasyon Ernst ve Bobo'nun ustune bindi. Onlara da sık sık Cristan-Emre ve Gokhan Gonul'den pres yedikleri için direncleri duşmeye basladı.

Ardından çalınan penaltı da fiziksel anlamda sezon bası olması dolayısı ile dusus yasayan Besiktas'ın tamamen direncini dusurmesine sabep oldu ve kupayı da Fenerbahce'ye getirdi. Ilginç bir ayrıntı Yunus Yıldırım bugune kadar 4 penaltı çalmış bunların 3'u Fenerbahce'ye ne kadar ilginç bir tesaduf.



Son olarak da Nobre'yi de ne zaman gelişen bir kombine atak sonucunda plase ile gol atarken gorucez merak ediyorum. O golu de atamıyorsan senin Batuhan'dan veya hatta Mehmet Yıldız'dan ne farkın kalır, aynı mucadeleyi ileride Mehmet Yıldız'da gosteriyor. Nasıl basketbol da bir şutor takımını hayal kırıklığına ugratmamak ve şut isabet oranı yuksek seviye tutmak için sabah akşam şut idmanı yapıyorsa Nobre'nin de sabah akşam şut idmanı yapması lazım artık.

AQ-47 dedi ki...

Hala Fener'deki Nobre hayaliyle yaşıyoruz...o günler güzeldi, evet ben de biliyorum attıkça atıyordu, evet ben de biliyorum paslarıyla besleyen biri olsa böyle olmayacağını DA, bu takımda oynayan holosko ve Bobo da kendi playmakerlarını yanlarında oyuna sokup Nobre girince oyundan çıkarmıyorlar, yani şartlar eşit ey Beşiktaşlılar...Bilirsiniz her futbolcunun bir -iki parlak sezonu olabilir, Nobre'ninkiler de fenerdekilerdi...Hep birden lince başlamışsınız şu gol pozisyonuyla ilgili, insaf adamın tek vuramadığı top o mu? Ya da şöyle mi diyelim hangi topa düzgün vurdu? İte kaka futnol devri bitiyor eyy Beşiktaşlılar...

Jessie dedi ki...

hayır tam da ite kaka futbol devri başlıyor aq-47

hem itip kakan hem de iş yapan adamlar ingilterede oynuyor. sadece itip kakanlar avrupa'nın 2. sınıf takımlarında. sadece iş yapanlar da suudi arabistan ve katar'da...

AQ-47 dedi ki...

Mücadele ve itiş kakışı ayıramadığımız noktada tarışmayı sürdüremeyiz. Kendimizi yetersize alıştırıp eh ne yapalım burada anca bu tip aamlar oynar dersek Arda, bir zamanlarki Geremi ve Amokachi, Tjikuzu ve nicelerini yok sayarız. Nobre'ye mahkum ettiniz kendinizi helal olsun, bu takım bu tip oyuncularla "idare edin işte" mantığıyla buralara geldi. Denizli gelmeseydi de Ertuğrul'a aynı muameleyi çekip 2.liklere alışacaktık. Konu çok dağıldı fakat mantık hr yerde aynı işliyor.

Levent dedi ki...

- Mustafa Denizli'nın "Bobo'dan sol açık yaratmak" sevdasından vazgeçmesi lazım. Dünkü maçta varlığıyla Gökhan'ın ileri çıkışlarına mani oldu fakat bir çok topu ezerek yaptığı olumlu işleri de sıfırladı bence. Orada oynayabilecek oyuncularımız Nihat ve Ekrem'dir. Nihat ters ayağıyla içeri katederek ve uzak mesafe şutlarını deneyerek etkili olacaktır. Ekrem ise çabuk, topu hızla ileri taşıyan, iki ayağını da aynı verimlilikle kullanabilen bir oyuncu. Geçen sene Mustafa Denizli'nin göreve getirildiği ilk maçlarda bu mevkide oynamıştı, anımsayalım.
- Orta göbeğimiz, arkadaşların da belirttiği üzere ayağa kısa paslarla ve üçgenler kurarak göze hoş gelen bir anlayışla oynuyor. Lakin dünkü maçta Fink'in Alex ile adam adama oynatılması (bir nevi 3.stoper gibi) orta üçlünün daha da etkin olmasını kısıtladı. Porto maçında Fink-Ernst ikilisinin sürekli ileri geri çalıştığını ve hücumda da pozisyonlara girdiğini görmüştük.
- Yeni transferlerimizden Ferrari'yi önceki maçlara oranla daha iyi ve toparlanmış gördüm.
- Bir diğer yeni isim İsmail ise savunmada kritik hatalar yaptı lakin zamanla bunları telafi edecektir.
- Özetle geçen seneye oranla daha iyi orta alanımız olduğu bir gerçek. Ofans hattındaki ve yine kanatlardaki hücum etkinliğimizi zenginleştirebilir ve gol pozisyonlarına girmeyi başarabilirsek çok daha iyi olacağız diye düşünüyorum.

marpione dedi ki...

bence bu maçta gördüğümüz iki takım üzerinden sezon değerlendirmesi yapmak yanlış. hepimiz biliyoruz ki bu adamlar haftalardır ağır antrenman yapıyorlar ve yazın göbeğinde maç yaptılar.

sağ ve sol bekte ısrarla erhan ve ismail'in oynatılmış olması bence çok sağlıklı. erhan'ınki mecburiyetten olsa da solda ismail'in oynatılması ve önemli maçtır diye ibrahim'in olmaması bence çok doğru karar. bu iki adamın hem takıma alışması hem de "büyük takım" maç stresine alışması şart. sağa ekrem veya toraman geçse bile erhan'ın da hazır olması lazım.

jessie'nin bahsettiği ortasaha üçgenlerini ben de çok beğendim. özellikle ernst ve fink'in pivot olup gelen topu çok hızlı bir tek pas ile aktardıkları pozisyonlar belli ki "çalışılmış" ve oyun taktiğinin bir parçası yapılmaya çalışılıyor. doğru düzgün bir oyun kurucusu olmayan bir takım için gerekli olan alternatif de odur.

ben bu 4-3-3 ısrarına katılmıyorum. ısrarla 4-4-2 varyasyonları oynamamı gerektiğine inanıyorum.

uçtaki ikili de nobre-nihat olmalı. bobo ve holosko da rotasyonun parçaları. bobo'dan sol kanat hücumcusu olmaz. onu orda oynatmak bence ona haksızlık. kaleye o kadar uzaklaşan bir bobo'dan kimse hayır beklemesin.

nihat'da ferrari'de hazır değil. nihat'ın ki fiziksel, ferrari'nin ki "hava değişimi" sendromları. ikisi de çok daha iyi olacaklar. ferrari daha çabuk toparlar, nihat'ın ki 6-8. haftayı bulur. toraman'ın bu dönemde sakat olması hiç iyi olmadı, keşke sağlam olsaydı da ferrari'nin alışma döneminde orda olsaydı.

Jessie dedi ki...

nobre'deki "takım oyunu" bilinci holosko ve bobo'da olsa şu an çok başka oyunculardan konuşuyor olurduk. nobre'nin ernst ve tello'yla yaptığı tek paslar zaten bizim dünden kalan güzel yönlerimizdi.

ayrıca fink-alex eşleşmesinden dolayı ernst tek kalınca buraya yardıma gelen oyuncu kimdi? nobre!!! 2 defa kendi ceza sahamız çevresinde faul yaptı. kime yaptı? yanlış görmediysem cristian. o kim? rakibin orta alan oyuncusu.

düşünün ki takımımızın en ileride oynayan oyuncusu rakibin ortasaha oyuncusuna kendi cezasahamız çevresinde faul yapacak şekilde geri gelmiş.

nobre'ye geri gelme. basma. rahat ol, ceza sahasını kovala derseniz bunu yapar. ama sen tello'nun fizik gücü zayıf onu kapat, bobo koşmaz onu kapat, yusuf koşmaz onu kapat, git bilica'yla mücadele et, dön cristian'a bas, nihat girdi yoruldu en iyisi sağ içe geç nihat yapamadı derseniz nobre de mavi ekran verir kimse kusura bakmaasın

takımın tüm defolarını ernst-fink-nobre üzerinden çözmeye kalkarsanız bu adamları defolu hale getirirsiniz. kolay değil o işler.

nobre evet o basit golü atmalıydı. hiç tartışmasız. ama orada nobre değil bobo olsaydı o top oraya gelmezdi, gelse bile 5 tane geleceğine 2 tane gelirdi. beşiktaş oyuna hakim olamaz, göze hoş gelen hücum aksiyonlarında bulunamazdı.

dünkü maçı izledikten sona nobre'ye kızmamak lazım. o golü atmalıydı ayrı. ama nobre kaçırırsa, sağlık olsun diyeceksin. nasıl sivok elle vurup maçı verdiyse...

1 maç verirler 3 maç alırlar. biz hata yapsalar da sivok'u da nobre'ye de destek vermeliyiz.

pancurtaran dedi ki...

demekki bu blogda boboya sallamak serbest ve hatta cok populer.ama nobreye agzını acmaya kalkarsan carpılırsın.

delgado dedi ki...

acaba benim anlayışımda mı bi körelme var deyip dikkatlice en yukardan okudum şunu. yok abicim senin söylediğin gibi olay.

en fazla gelip saçmasapan argümanlarla nobre'yi itin götüne sokup bobo'yu 1.sınıf santrafor yapanlara kabaca laf anlatılmaya çalışılıyor. o kadar da olsun uzun uzun yazılardan cımbızla tek bir cümleyi çekip cevap verenlere karşılık. senin tabirine "nobreye ağzını açanlar" nobre'ye bir gol pozisyonunu değerlendiremediğinden dolayı kızanlar, futbolcu değil diyenler. soruyosun adama nolcak kaçırdıysa, neticesinde o da futbolcu diye. adam forvet yakaladığı pozisyonu atmalı dese türk basını olacak. "bari başka şeyler yapsın durup durup gol kaçırmasın öyle" dese dünyanın en saçma cümlesini kurmuş olacak, ne desin tabi haklı o da.

niye boboya laf söylemek serbest,nobreye laf söylenmez diye algılıyosunuz hiç anlamıyorum..

herkes kendi meşrebince analizini yapıp niye bobo değil nobre ya da tam tersi oldugunu anlatmaya calısıyo hepsi bu..
tartısmaya bu kadar kapalı olmayın, size ters gelen her fikir yanlıştır yanılgısına düşmeyin lütfen..

pancurtaran dedi ki...

@aye aye captain
bu blogda besiktas porto macından sonra yazılanları dikkatlice okursan ne dedigimi anların.mesela bazıları şöyle başlıyo.bobo denen gereksiz adam yada bobo denen sıfır adamı yollarsak.bu sıfır adam gecen sene sampiyonluga giderken son 8 macta 5 gol atmıs kupa finalinde 2 gol atmıs.biz levent erdogan zihniyetinden bahsedip şikayet ediyoruz emin ol bu blogda onlarca levent erdogan var.tek fark sadece levent erdoganınsozleri gazetede yayınlanabilirken bu arkadaslarınki sadece bu blogda kalıyo.bu olay nobre soyledir bobo boyledir olayı deildir.artık her mactan sonra iyi oynasın gol atsın veya kotu oynasın farketmez tu kaka bobo veya golattı ama şunuda yapması lazımdı demek bir gorevdir sanırım bu gencler icin.ilk basta alıntı yaptıgım cumleler,itin gotune sokulmamak için daha fazla ne yapmalıydı anlamadıgım bir porto macından sonra yazılmıştır

Jessie dedi ki...

Beyler Bobo'na üzerinde sağlıklı yorum yapmak için dünkü macın 25. Dakikasinda attıgı depar sonrası beden dilini görmeniz lazım. Bir ara tribünde şimdi düşüp kalacak yere diye endişelendik. Pozisyondan 4 dakİka sonra basit bir pas aldı ama zihinsel gorevleri yerine getiremeyecek nabız düzeyinden dolayı topu ayaginin altindan kaçırdı. Nobre'yi kötü futbolcu olmakla elestirebiliriz lakin bobo'nun mevcut fiziksel seviyesinin futbol oynamaya namusait olduğunu görmezden gelemeyiz. Parasını futboldan kazanan biri için su seviyede olmak ne kadar kabul edilebilir onu da size birakiyorum.

shelbyl dedi ki...

Pancurtaran, sana soyle en esaslisindan bir "YUH!" cekmek istiyorum.

Once Porto maci sonrasi benim post'uma bakalim:

"- Bobo biraz daha toparlanmış gözüktü Lyon maçına kıyasla. Özellikle geriye koşup kademeye girdiği bir pozisyon vardı ki, çok sevindim."

Yuki deginmemis bile. Yorumlarda da isteyen istedigini der. Blogun resmi gorusunu "anti-Bobo" gibi resmetmek ne demek?

Ki gecen seneki kupa finali sonrasinda, "Nobreci" oldugum icin sayfalarca uzerime gelinen su post'a bakalim:

http://eksibesiktas.blogspot.com/2009/05/kupa-finaline-dair-notlar.html

Surada yakin tarihe kadar Nobreci diye agzimizin ortasina ediliyordu Jessie, ben ve delgado'nun.

Bu blogda Bobo'ya sallamak serbest ve populermis. Breh breh breh.

Peki Nobre'ye agiz acinca carpilmak ne demek? Konusana hakaret mi etmisiz, sozlerini mi yayinlamamisiz, dalga mi gecmisiz? Ne demek carpilmak?

Biri A der, otekisi B der. Hepimiz A desek bu blog olmaz zaten.

Hayir anlamiyorum, gercekten. Surekli yorum yapan, katkida bulunan adamlardansin pancurtaran, bu son yorumunu hic ama hic anlamadim.

algon dedi ki...

Bobo'yu elestirebiliriz, ama bu mac bu elestirinin tam yeri olmaz. Bobo'yu cift forvet hattinda ya da tek forvet olarak izleyip Nobre'yle kiyaslamalisiniz. Sonucta Nobre de o depari atmaya kalksa ben Nobre'de de o beden dilinin olusacagini dusunuyorum. Tamam, belki Nobre'nin zaten oyun stili bu degil; ama Bobo icin de Agustos'un 2'sindeki bir mactan sonra fiziksel anlamda cokmus diyemeyiz. Ben olsam, illa tek forvet olacaksa Nobre'yi tercih ederim, ama dunku macta Nobre'yi iyi, Bobo'yu da o pozisyonda bekledigimden iyi buldum.

pancurtaran dedi ki...

@shelby
yapman gereken bana soyle esaslısından yuh cekmek yerine o mactan sonraki postlara yapılan yorumları okumaktı.ben yorumumda porto macından sonra yazılanlar demişim; bunun içine postlara yazılan yorumlarıda dahil edersen ve bu yorumları okursan lafımın senin yazdıklarına olmadıgını anlarsın

shelbyl dedi ki...

@pancurtaran

Ee, sonraki elestirilerim? Link'ini verdigim eski post?

Bu blog'da herkes istedigine laf eder. Bu blog'un felsefesi budur. Sen gelip "Bu blog yanli" gibi bir imada bulunursan da arkasinda durmakla yukumlusun. Durmazsan da yuh yersin.

pancurtaran dedi ki...

aga ben ilk yorumumda sana yada senin yazdıgına bisey demedimki sen bu kadar ustune alındın.benim demek istedigim levent erdogan telloya begenmiyorsa ceksin gitsin dediğinde bizden ne kadar tepki alıyosa hatta post konusu bile oluyosa o zihniyete yanlıs derken bu blogdada levent erdogan zihniyetindeki insanların oldugudur.ne demektirki bobo denen sıfır adam,yollayın gitsin.onu yolla bunu mundar et.

CDiS dedi ki...

dün maçı izlerken fenerbahçeli bir arkadaşım, christian oldukça teknik bir adam dedi, içimden brezilya'dan kasap getirsen teknik olur demek geldi, durdum, maça baktım, kaderin bir cilvesi, nobre'nin ayağına top geldi, nobre dışında dedim. bu adam nasıl olurda beşiktaş'ın 1 numaralı forvet opsiyonu olabilir, nasıl forvetler arasında en fazla parayı alır, sadece Türk statüsünde oynadığı için mi? Evet, Nobre koşuyor, yırtınıyor, mücadele ediyor ama top bizdeyken 1 kişi eksik oynatıyor. Bobo'da İbrahimoviç değil ama ondan daha iyisini alabililir miyiz bir düşünün? 2 aydır bir adamın sözleşmesini donduramadılar, bir 10 numara alamadılar. Alex gibi adamımız yok arkadaşlar hala. Nihat 3-4 hafta sonra anca hazır olur. Bu hücum yapısıyla şampiyonlar liginde işimiz çok zor. Güneş balçıkla sıvanmaz..

Jessie dedi ki...

şampiyonlar ligini neden bir başka spor alanı gibi nitelendiriyoruz?

nobre türkiyede iş yapar şampiyonlar liginde yapmaz kriteri nedir? mesela alex ne iş yapmıştır şampiyonlar liginde? bobo şampiyonlar liginin tarihine geçen maçında oynayan oyuncu değil midir?

nedir yani şampiyonlar liginde iş yapmanın kriteri?

ben size söyleyeyim, metalist gibi 10 oyuncunuzun tamamı rakip hücumdayken topun arkasına geçecek. taktik disiplin, yardımlaşma üst düzeyde olacak.

neden sergen değil tuncay gitti premier league'e? sergen'in yeteneğiyle tuncay'ınki kıyas bile götürmezken hem de...

neden dünya yıldızı denen lincoln schalke gibi aslında avrupa'nın 2. sınıf takımında parladı da biz emre ve okan'ı inter'e yollayabildik? bunların bir anlamı olmalı.

metalist kharkiv hangi futbol değeriyle bizi sürklase etti buna bakalım.

son 5 yılda 1 şampiyonlar ligi kupası, bir 2.liği olan liverpool'un 10 numarası kim peki?

dirk kuyt futbolcu mudur sizin kriterinizde? çalım atamaz, şut çekemez, dripling yapamaz. gol oranı düşüktür. ne biçim forvet bu peki? benitez neden "forvet dediğin gol atacak kardeşim" demiyor?

çünkü liverpool hücum özellikleriyle değil savunma özellikleriyle gol atıyor. kuyt'un bireysel yeteneğiyle veya tekniğiyle değil, tam da onun savaşçı, mücadeleci, taktik disipline sıkı sıkı bağlı yapısı üzerinden gol atıyor. golü belki kuyt atmıyor. ama kuyt'un ortaya koyduğu emeğin karşılığını bir başka oyuncuda alıyor.

futbol neticede 11 kişiyle oynanan bir takım sporu. gol atmak, gol vuruşu yapmak ta çok değerli özelliklerdir. ama bu mantıkla jardel dünyanın en iyi golcüsü olurdu. ama değil. veya denebilir ki çok iyi bir golcü ama iyi bir futbolcu değil.

nobre'nin oyunun geneline verdiği katkıya bakılır. tıpkı bobo'da olduğu gibi. sadece bir gol pozisyonunun başarı oranından yorum yapmak futbolun oynanış biçimine haksızlıktır bana göre.

beşiktaş ilk yarı fenerbahçe'yi kendi ceza sahasına ittiyse, yeri geldiğinde tempoyu arttırabildiyse bunda nobre'nin payını vermek gerekir.

beşiktaş bobo ve holosko ile tempolu futbol oynayamaz. zira biri temposuz oyuncu diğeri de seni rakip alanda tutan oyuncu değil.

beşiktaş'ın bobo'nun ileri uçta oynadığı tek bir maç söyleyebilir misiniz rakibi abluka altına almış olsun, sağdan soldan gelebilmiş olsun. böyle bir gerçeklik yok.

zaten şunu unutmayın; ferrari-sivok,fink-ernst dediğiniz zaman 4 ediyor. tello-yeni yabancı=6

kimi keseceksiniz sivok'u mu? top yapan, orta yapan adam kıtlığında tello yu mu?

mustafa denizli'yi genel olarak ben beğeniyorum.

sivok-ferrari
ernst-fink
nobre

iskeletini net bir şekilde ortaya koyuyor.

beşiktaş'ta sakatlık ceza falan olmadığı takdirde bu 5linin değişmediğini göreceksiniz. bence doğru olan da bu zaten. ibo-ismail değişir, erhan'ı rıdvan'ı konuşuruz, tello veya uğur deriz. ama bu beşli 2009-2010 sezonu beşiktaş'ının iskeletidir. bir iyileştirme yapılacaksa diğer taraflara odaklanılmalıdır bana göre.

menderes dedi ki...

Jessie yazdıklarının hepsine katılıyorum.Çoğumuzun göremediği bir gerçek var daha doğrusu bu ülkede olmaması istenen.Herkes bir takım kurmayı takım olmakla karıştırıyor.Takım iyi oynamıyorsa hemen transfer gerekli,10 numara yok,forvet lazım lafları dolaşır hep.Bu sene benim gördüğüm kadarıyla Sayın Denizli takım oyunu üzerine odaklanmış.Maç boyunca beklerin hücumu desteklemesi ve savunmaya hızlı dönüşleri gördük.Hatta yıllardır paslaşma özürlü takımımızın ayağa paslar yaptığını gördük.Muhakkak eksikliklerimiz var.Ama bunlar giderilmeyecek şeyler değil.Ben forvette bu oynamış şu oynamış tartışmasını gereksiz görüyorum.Çok fazla alternatif var ve muhakkak bunlardan verim elde edeceğiz.Herkes 10 numara diyor ama bence ileri 3 lünün soluna oyuncu bulmak gerekiyor.Maçta ortasahamız topu ileri taşıma konusunda sıkıntı çekmedi ilerde topu tutma konusunda sıkıntı çekti bence.Ben 10 numaradan çok mesela bir murat ceylan takviyesinin bizi çok daha ileri taşıyacağını düşünüorum.Beşiktaş bence doğru yolda.

rafael marques mariano gelir mi acaba?

hani hem sola hem ortaya idare eder, yerli statüsünde, yedekliği sorun etmeyecek tipte.

ich istanbul yolcusu demiş, mesaj attım doyamadınız transfere dedi.
acaba mı diyorum ben!!!

zubi dedi ki...

abi çok yaşa ben de bugün o entry yi gördüm ve aynı tepkiyi verdim "ulan yoksa?" diye. blogdan biri mesaj atsa da öğrensek diye geçirmiştim aklımdan ki sen atmışsın bile=)

Hiç kimse dedi ki...

Hücumcu bek iki ucu b.klu değnek gibidir; bir yandan hücumunuzu yadsınamayacak şekilde verimli bir hale getirir, boyut atlatırır, fark yaratır diğer taraftan da arkasında bırakacağı boşluklarla düzgün kontraya çıkabilen takımların ekmeğine yağ sürer. Ama hayat futbol gibidir demeyiz boşuna; risk olmadan tuvalete bile gidemeyiz.Bence İsmail için bu riski almaya değer. Abidik gubidik ufak tefek hataları oldu ama mazur görmek lazım, Gökhan Zan'dan sonra Beşiktaş defansında tuhaf hatalar yapma ekolünü birisinin devam ettirmesi lazımdı.

Tello Beşiktaş için neyse, Deivid'de Fenerbahçe için o anlama geliyor. Top ayaklarındayken kesinlikle takımı rahatlatıyorlar. Uzaktan topa iyi vuruyorlar, top saklamayı becerebiliyorlar, taktik disiplinin dışında oynamayı seviyorlar.

Güiza'nın futbol zekası gerçekten müthiş. Alex'e yaptığı ortayı TSL'de kaç oyuncu yapabilir gerçekten merak ediyorum.

Beşiktaş şu andaki haliyle oturmuş bir savunmaya sahip Porto-Schalke seviyesinde bir Avrupa takımı gibi görünüyor, sonuçta bir Türk takımının Şampiyonlar liginde başarılı olmak reçetesi aşağı yukarı bellidir: Disiplinden kopmayan savunma anlayışı, temposu düşük-geriye de olsa pas yapabilen orta saha, verimli duran top kullanabilme, ileride top tutabilen forvet. Beşiktaş'da bunların belki orta sahadaki pas alışverişi biraz noksan olmak üzere hepsi var. Ancak yaratıcı kısmı çok eksik, Nihat'ın ne zaman Nihat olacağı bence muamma, Yusuf bir Alex gibi, her sene 20 gol 15 assist yapacağı neredeyse garanti olan bir adam değil. O yüzden Avrupa'da da Türkiye'de de Beşiktaş geriye düşerse maçları zor toparlar.

Ernst'in hücumda bu kadar maharetli olduğunu bilmiyordum. Fink'i beğenmedim ben, Alex'i çok iyi kilitledi de maç sonucunda skor tabelasında Alex(2) yazıyor. Adam kitlemek buysa aynısını Hürriyet'de yapıyor onu alsalardı keşke yabancı kontenjanı da elde kalırdı hiç değilse.

Bobo örneğinde olduğu gibi kafasına gitmeyi koymuş adamı çok bağlamayacaksın, bu sefer koşum takımlarına zarar veriyor zira...

Fenerbahçe'yi biraz kaotik buldum ben, ilk yarı resmen kaos futbolu oynadık. Christian kaliteli kumaş ama bence daha tam olarak 'rolünü' kafasında oturtamamış gibi, ona verilenden çok daha fazla ofansif sorumluluk alabilir gibi geldi. Eğer savunmadan top çıkarma görevini tek başına yüklenbilirse Emre'de geriye gelip top almaz, driblingiyle, paslarıyla tekniğiyle etkili olabileceği ön kısımda topla buluşma şansı bulabilir. Eh bu da ileride topun bizde daha çok kalmasını, savunmayla-hücum arasındaki alanın daralmasını, Güiza'nın sağa sola deplaselerinin etkili hale gelmesini, Andre Santos'un ve meçhul sağ kanadımızın forvete destek vermesini ve hatta beklerinde hücuma girmesini sağlar. O yüzden Christian'ın hücum katkısı Fenerbahçe'nin set hücumunun direğidir.

delgado dedi ki...

@Hiç Kimse

bu yorumunuzla maçı izlemeyen birini fink konusunda tamamen yanıltırsınız. fink'i beğenmemiş olabilirsiniz ama alex'i marke etmesi üzerinden değerlendirmek ve üstüne üstlük alex 2 gol attığı için kendisinin markajda da başarısız olduğunu söylemek; alex'in bir golü penaltıdan, bir golü de kalenin içinden atmasından dolayı inandırıcılığını kaybediyor. bu maçta hücum yönünden büyük katkı verememesini de alex'ten gözünü ayıramayışına veriyorum ben.

biri bana geriye depar atıp güiza'ya omuz attığı pozisyonu izletse ve "ayağının ayarı da var he" dese adamı düşünmeden takımıma alıp 11e koyarım.

AQ-47 dedi ki...

Arkadaşlar, Nobre-Bobo (+Holosko) kutuplaşması kabak tadı verdi. 2 gündür yazmıyorum ama şimdi de bu takım bobo ve Holosko'yla tempolu oynayamaz ya da Nobre'yi yama oluyor sırıtan bölgelere ondan böyle gibi yorumlar görünce dayanamadım. Affedin beni, ama işimize gelince takım oyunu önemli, kişiler tek başına herşeyi yapamaz, pas atan mı var deyip de Nobre'yi kayırırsak tartışmanın da anlamı kalmaz. Daha önce de yazdım, yineliyorum, Bobo da Nobre de Holosko da aynı takımla oynuyorlar, dediğiniz gibi olsa Nobre'nin yerine Bobo'nun oynadığı ve başka hiçbir futbolcunun değişmediği 2 kadro arasında anormal farklar olmalıydı ki, Bob'lu kadro çökmeli, sahada ezilmeli, orta sahası çökmeliydi. Biraz göz, biraz izan, lütfen...Temposuz oynayamaz ne demek, ligin son haftalarında o meşhur her yere koşan adamınız var mıydı ilk 11de? o takım temposuz muydu sizce? Kimse alınmasın, ama Pancurtaran gibi düşünüyorum ben de, belki bir Bobo (+ Holosko) kutbu (paktı, hizbi) oluşturmalıyız :)

AMT_2007 dedi ki...

nobre kabızı ilk onbir olmalı demek.. :D:D

Yorum Gönder

Ara