.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
8 Temmuz 2009 Çarşamba

Takım Bizim, Size Ne?

Şeytanın avukatlığını yapmayacağım. Mesai saatinin dolmasını bekliyorum, biraz da o yüzden yazıyorum şimdi. Ama uzunca bir süredir canımı sıkan bir durum en azından, rastgele bir şey yazayım zaman dolsun değil maksadım. Camianın önemli simalarından olduğu dönemler, yönetime girişi çok da hayırla yadettiğim dönemler değil. Hala da sabırla bekliyorum, gidiyorum diyişini. İstifa diye bağırdığım da oldu, bağırdığım için kavga ettiğim de, kavga ayırdığım da. Önyazı geçmeye gerek var mıdır? Ayrıntısıyla bilen biliyor zaten, bu taraftarın büyük çoğunluğu onu hala sindiremedi. İstifa sesi yükselmiyor diyenleri yalanlarcasına forza'da yüzlerce sayfaya ulaşan başlıklar açıldı, tribünde bağırıldı. Anketlerde %90'lara varan gitsin oyu topladı, helal olsun tüm o oylar kendisine. Ama evet, asla istediğimiz gibi bir tepki koyulamadı kendisine. Beni artık geren ise; az önce dediğim gibi; taraftar ona muhalefet yapmıyor 'itham'ları. Arkadaş sohbetlerinde, forumlarda, sözlükte, burada.. Yıldırım Demirören'in kırdığı potlar, söylediği kendi takımını küçük düşürücü laflar örnek verilir; sonra da eklenir; 'sizin taraftar ona hala git' diyemiyor. O kadar da iyi niyetle söylenmiş gibi yuvarlarlar ki ağızlarında; çok kişi de hak verir, 'ne dersen haklısın abi, çok küçük düşürdü bu adam bizi, biz de onu kovamıyoruz hala'.. Bunu diyen adamların başkanı Adnan Polat, Aziz Yıldırım.. Yaptıklarını anlatmaya başladığımızda Demirören'den çok daha sabıkalı adamlar. Biz ise başkanları eleştiririz, o adamı istifaya davet etmiyorsunuz, siz ne biçim insanlarsınız demeyiz. Ki onlar o başkanlarla gurur duyuyor üstelik. En azından biz kendi sorunumuza objektif bakabiliyoruz, yeri gelip utanabiliyoruz. Onlar hata kabul etmiyor, toz kondurmuyor. Biz kendimizi de eleştirebilen tavrımızı takındıkça, onlar bizim üstümüze geliyor. Kardeşlerim, Romalı olmayanlar, siz istediniz diye başkan protesto edecek değiliz. 10 sene önceki o 'özel' halimizi kaybettik diye de henüz sizin kadar kibirli değiliz. Evet bir başkanımız var. Güzel takımımızı yıllarca size benzetmeye çalışmış bir başkan, ama o bile bu kadarını becerdi ve biz bunu hala kabullenmedik. Siz kızdınız diye değil, bizim midemiz kaldırmadığı için. Demirören'in arkasında duran, onu savunan Beşiktaş taraftarını da sırf sizin baskılarınız yüzünden, kusura bakmayın ama, aforoz etmedik de etmeyeceğiz de. Siz istediniz diye bu takımı desteklemeyi bırakmayacağız. İnadına daha çok sahipleneceğiz. Demirören'i sindirecek miyiz? Kendi ve güvendiğim bir çok kişi adına; hayır. Peki bu takıma siz istediniz diye sırt dönecek miyim? Daha büyük hayır. Bu takım da benim, o başkan da beni bağlar. Seni değil. Kendi iç işlerinde bu takımın hiç bir taraftarına akıl verme, hor görme hakkına sahip değilsin, karışamazsın. Utanılacaksa biz utanırız. Utanmasını bilmeyip başka kapıların önündeki çöplere bakanlar utansın.

7 Yorum:

birkan dedi ki...

Siz iğneyi başkasına batırırsanız çuvaldızı göze alacaksınız.
Topuz'un şöferliğini yapan Aziz bitik adamdır, jetle kariyeri düşüşte defansı getirmeye giden Demirören ondan aşağı kalmaz.

Manu dedi ki...

tamam da arkadas çuvaldız da bize giriyor,iğne de bu nasıl iş onu anlamadım....

albayrak dedi ki...

Yıldırım Demirören 2004 yılında göreve geldiğinden beri Carew, Ernst gibi 1-2 istisna hariç yanlış oyunculara hatırı sayılır paralar ödediği için şimdi bu seneki transferlere ödenen inanılmaz rakamlara rağmen seviniyoruz. Şimdi size alternatif bir transfer politikası söyleyeceğim seçmesi size ait olsun.
1- Zaponun yerine Ferrari'yi bonservisi elindeyken 2008-2009 senesinde almak. (BJK'nin karı= Zapo'ya ödenen bomservis bedeli 4,2million Euro + Ferrariye bu sene ödenen bonservis bedeli 4,5 million Euro - Ferrarinin maaşı ile Zaponun maaşı arasındaki 1 senelik fark 1,70 million Euro=
7 million Euro.
2- Delgadoyla 2009 Şubatında sözleşme yenilememek. (BJK'nin karı
ülkere ödenen 7,750 million USD + oyuncunun 3 yıllık maaşı olan 6,5 million Euro = 12 million Euro.
3- Nobreyle sözleşme yenilememek.
(BJK'nin karı oyuncunun 3 yıllık maaşı olan 7 million Euro). (Bu sayede Batuhanın yedek olarak daha fazla forma giymesi cabası.)
4- Bobo'yu şu anki piyasa değeri olan 6 million Euro'ya satmak.
(BJK'nin karı 6 million Euro + oyuncunun 3 yıllık maaşı olam 4 million Euro = 10 million Euro.

Bu bilançoya göre BJK'miz şu an itibariyle finansal olarak 36 milyon Euro artıda olacaktı. Bu parayla 2 yabancı hakkımızı ofansif orta saha ve forvet hakkımıza kullanmamız gerekecekti.
Oluşan bu dev gibi bütçeyle inanılmaz kalitede 2 oyuncu almak çok da zor olmasa gerek. Örneğin bonservisi elinde 2 dünya yıldızının herbirine yıllık 6 milyon Euro teklif edebilirsiniz.Veya 9*2=18 million Euro bonservis vererek 2 oyuncu almak isterseniz yıllık 3 million Euro da maaş teklif edebilrsiniz.
Bu şartlarla alacağınız oyuncuları bi düşünün. (mesela Deco, Pavluychenko, Van der Vaart, Gudjonnsen,

Yani Nobre + Bobo + Delgado mu yoksa bonservisleri + kendilerine 3yılda verilecek maaşlarla 36 milyon euroya transfer edilecek 2 oyuncu + Batuhan mı. Hangisini seçersiniz. Cevaplarınızı bekliyorum.

Not: İsmail Köybaşı ve Nihat transferini, bonservis bedelleri haddinden fazla olmasına rağmen oyuncuların yerli olmasından ve
çok iyi performanslar ortaya koyacaklarından hiçbir şüphem olmamasından dolayı saygıyla karşılıyorum.

pancurtaran dedi ki...

@ albayrak

aga yazdıklarını cogunda haklısın ama dunyanın hic bir takımı zaten yuzde yuz basarılı transfer yazpamıyo zaten.tabii ki aklın yolu bir keske dediklerini yapmıs olsaydık.
- carlos alberto werder bremen (8.5 milyon euro)
-nani manchester united (25.5 milyon euro)
-anderson manchester united (31.5 milyon euro)
-mendieta lazio (48 milyon euro)
-hleb barcelona (15 milyon euro)
bunar ilk cırpıda aklıma gelenler

keza rakiplerimizden orneklersek lincolnun 2 yıllık maliyeti 14 milyon euro,lugano 7.5 milyona alınıp sıfıra gidiyo eduda oyle olcak gibi.sanırım tek yuzde yuzluk ortalama portoda.sadece diego da voliyi vuramadılar benim hatırladıgım.

pancurtaran dedi ki...

bide biz topcularımıza niye bu kadar itin gotune sokuyoruz ben onu anlayamıyorum.son 3 yılda yapılan transferler tello,holosko,sivok ve boboyuda katalım ve ernst.bunların hangisinden bekledigimiz verimi alamadık veya hangisinden zara ettik veya edicez.adamlar son senesinde golu olmayan keitayı messi ilan etcek nerdeyse,45 dakkalık kewell goklerde,gokhan zan zaten milli takımın yıldızı.biz kendi oyuncumuzu kendimiz degerli gormuyoruzki eloglu deger versin.soyle bi telloyu veya sivoku gs formasıyla dusunun isterseniz.

ian dedi ki...

werder bremen alman u21 mesut özil'i alır 5M €.. atletico madrid ispanyol u21 sergio asenjo'yu alır 5.5M €.. beşiktaş türk u21 ismail köybaşı'nı alır 5.5M €..(ülkemizde yabancı sınırlaması da var malum,ispanya'da ab ülkeleri falan filan,almanya'da yok bildiğim kadarıyla) dünyanın geri kalanında da böyle yürüyor bu işler.. biz de isteriz tabi kendi sporcumuzu yetiştirelim.. ama illaki başka yerden de oyuncu yetişiyor.. transfer ve milyon avroların lafı geçmişken belirtiyim dedim..

Milky Way dedi ki...

adam "sen de kucuk ahmet'le cikarsin sahaya" dedi yahu. aa dedim ohannes.

Yorum Gönder

Ara