.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
17 Haziran 2009 Çarşamba

Sinan Güler'e

Beşiktaş'ımın 2007-08 sezonunda izlemekten en büyük zevki aldığım oyuncusuydu bu İsveçli'ye benzeyen sarışın çocuk. Geldiğinde tek bildiğim Muratcan'ın kardeşi olmasıydı ama o bir sezonun sonunda benim için Sinan vardı, Muratcan onun sadece abisiydi... Geçen sezonki takımdan kalmasını en çok istediğim oyuncu, sanırım 500 bin EURO gibi bir paraya Efes'e geçiş yapmıştı. Sinan gibi oyuncuları takımda tutmak zor ne yazık ki, maddiyattan daha çok, bir sonraki gün için planı olmayan bir takımda oynamak Sinan gibi wonderkidler için elbette doğru bir tercih olmamaktadır. Artık iyice ayağa düşen adam gibi adam kalıbı, Sinan için defalarca kez kullanmalıdır. Bugünkü maçın sonunda şampiyonluğu kazanalı henüz 5 saniye olmamışken, Efes Pilsen'li basketbolcular maçın bitiş ziliyle zıplamış henüz yere inmemişken sahaya inen bir dolu insanoğlu oldu. Bir tane Kara Murat, Kerem ve Kaya gibi iki insan irisi arasına daldı. Devlerin altında ezelirken, o göbekli kırmızı gömlekli Kara Murat'a doğru hamle yapıp onu aradan kurtarmak istedi Sinan. Bir tane de yeşil kareli gömlekli derisi kemiğine yapışmış bir Malkoçoğlu'nu olaylardan uzak tutmak istedi ve ona sırtını döndü. Ancak Malkoçoğlu öylesine delikanlı ve kadirşinastı ki Sinan'a arkadan tekme attı. Dönüp bakmadı bile o baltaya. İstese neler yapabileceğini düşünmek kolay, ancak o ağır adımlarla soyunma odasına doğru yürüdü. Ki bu arada kendisi serinin bana göre en kilit oyuncusu olmuştur. Bu seneki Akatlar'daki maçta denyonun teki Sinan'a küfür edip hareket çekmiş, Alen neredeyse tokatlayacak kadar sinirlenmiş ve azarlamıştı o denyoyu. Hidayet'ten bu yana, kendisi kadar atletik az sayıda oyuncu gördüm. Sinan elbet bir Hidayet, İbrahim, Mehmet ve hatta Mirsad değil: Belki olamayacak da. Ancak adamlığına onu her izlememde tekrar hayran oluyorum. Basketbolu gelişmiş olduğu, Yunanistan, Sırbistan ve Hırvatistan'daki maçlarda gerçekleşen olaylara bir bakmak gerekir. Evet salon sporlarında da olaylar olur, hakemler çıldırtır, tahrik gerçekleşir. Ancak; takımın finale çıkmış ve her maç kafa kafaya oynamış ancak şampiyonluk gelmemiş. Çağır tribüne takımını, delice alkışla bas bağrına, zaten taraftarı olmayan rakip şampiyon olduğunu anlayamasın bile. Dost düşman gıpta etsin, kıskansın. Bir fiske bile vuramayacakları güçteki adamlara göstermelik olarak saldırmalara, sürü psikolojisiyle üste yürümeler... Ne kadar ayıp, Vedat abimizin tanımıyla "ayıp kere ayıp". Hakemler ters bir kural mı vermişlerdir maçta? Bence tertemiz bir maçtır son maç. Bir önceki maçta da memur zihniyeti ile maç yönetip her kuralı harfiyen uygulayan ama sonuçta yanlış bir karar vermeyen bir hakemin son 12 saniyede maç topunu Efes'e vermesiyle kaybetmişlerdir. Sözlük'te maç sonrası entrylerde bir dolu futbol taraftarı, 3 büyük takım taraftarı salonlara gelirse şöyle olur böyle olur bık bık diye bir dolu lakırdı okudum. Sözlüğe yazıp, goygoycu genç nesille uğraşmak istemedik. Keşke onlar da 2004-05 sezonunda final oynayıp, şampiyonluğu finalde kaybetmiş ezikler gibi takımlarını alkışlayıp bağırlarına bassalarmış. El Amin'in ve sorunlu Varda'nın sürüklediği o takım Ülker'i geçip Efes'le eşleştiğinde bir rüya görmüş ancak ne yazık ki uyanmak zorunda kalmıştık. Uyanışımız da alkışlarla gerçekleşmişti. O seride de ters kararlar çıkmış, hatta sahaya elbette bu sezonki final serisindeki kadar olmasa da bir kaç su şişesi atılmıştı. (Hatta Kerem Tunçeri 1. maçta Murat Yolcu'ya alalen bir dirsek sallamış, diskalifiye olup seride oynayamayacak bir ceza almasına karşın sportmenlik dışı faulle geçiştirilmişti pozisyon.) Maç bittiğinde, sevmediğim Barış Özcan'a sarılırken helal olsundan başka bir söz çıkmamıştı dilimden. İki tane birebir örtüşen durum, iki farklı takım taraftarı ve gösterdikleri tepkiler. Bu yazının altına, ama sizin de tencerenizin dibi kara, dinime küfreden müslüman olsa gibi yorumlar girilebilme ihtimaline karşın bir hatırlatmayı son paragrafım. Evet Akatlar'dayken veya deplasmandayken bazen yanlış hareketlerde bulunmuş olabilir dahil olduğum grup. Ama sadece şunu söylemek istiyorum; bugünkü maç Akatlar'da olsa takım tribüne çağrılır, Efes ve kupa töreni iplenmez ve herkes evinin yolunu tutardı.

17 Yorum:

Ismail Arslan dedi ki...

Sinan bizde iken o kadar komik bir rakama oynuyordu ki 200 bin bile degildi. Bu arada threepoint ne yaptın 500 bin euro 1 trilyon ediyor, Serkan Erdogan 1.2 ye oynuyor. Sinan Efes e 400 bin dolara gitti yanlış hatırlamıyorsam.

Yazıda geri kalanlar ise fenerin bu aksam yaptıgı rezillikler ile bizim taraftarı karşılaştırmışsın yazdıklarına katılıyorum biz tabiki alkışlar hiç şampiyon olan takımı takmazdık ama su an icin bence herhangi bir anlam ifade etmiyor bu yazılanlar.

Soylediklerine de biraz eklemek istediğim bişeyler var;

Akatlar da gecen sezon Telekom macında atılan 2 ayran kutusu oyunu oyle bir sogutmuştu ki tam ritm bulmuşken oyunda direncimizin dusmesine neden oldu.

Hapoel macında ki muhtesem geri donuste topu oyuna sokacak olan Hagag ın ensesine tokat atılmasını hakem yakalasa idi bakalım o macın gidişatı ne olacaktı ??

Gecen sezon ki galatasaray macında dee brown uclugunden sonra oyunda son bir tutunma şansı kaldıgında pota altında hakeme tukurup oyunun yine durması yine direncimizi dusurmustu ??

Futbol taraflarını durdurmak imkansız kendilerini inonu de kadıkkoyde veya ali sami yen de sanıyorlar oyun salonuna dışardan herhangi bir etki geldiğinde etkiyi yapan taraf psikolojikmen zaten direncini kaybediyor. Futbol degil ki bu tansiyonu dusurmek icin cekilsin defansa pas yapsın, siz ne kadar tepki verirseniz oyuncuların eli o kadar titrer ve o kadar direncleri erkeden duser.

threepoint dedi ki...

yok ben 500 bin EUR'ya gitti demiştim, alıyor dememiştim, dolar da olabilir yanlış hatırlıyor olabilirim.

ayran olayını çok net hatırlıyorum, ayranı atan adama ceza orman kanunlarınca verilmişti. elbette hata yapıyoruz, ama ben bahsettiğim çok benzer 2 durumdan bahsettim. yoksa ben de biliyorum maçtan önce bilet lazım mı diye peşimde dolaşnların basketten bir nane anlamayacaklarını.

Ismail Arslan dedi ki...

Sinan Guler'den herhangi bir bonservis parası alınmadı.

Sadece Prston Shumpert'den 350 bin euro alındı bonservis olarak.

Simdi eger ki sozlesmeye yazılırsa soyle bir kural var; bir sezon x takımında oyayan bir "yabancı" bir sonraki sezon aynı ligde farklı bir takımda oynarsa aldıgı ucreti bonservis olarak eski takımına verir. Tabi yabancı oyuncular icin gecerli bu şart.

Efes Pilsen Sandro Nicevic'i de istemişti ama Nicevic bizde 600 bin euro ya oynuordu hatta baskanlar Nicevic icin goruşme bile yaptı ama 600 bin Efes Pilsen icin cok geldi.

Birde su bilet mevzuu var. Aslında hiç girmek istemiyorum. O lise cagında ki cocukların kendilerin kac yas buyuk oyunculara veya ısınan hakemlere daha mac baslamadan ettikleri kufurler. Yahu durun sen hakemlere daha mac baslamadan soversen hakem de tabi ki sen misin bana soven diyip calar dudukleri. Basketbol da cunku hakemin etkisi futboldan cok cok daha etkili. Neyse bilet mevzusunu devam etmeyelim cunku ister istemez kendimi kaybedebilirim. Bu konuda tek bir dileğim var bileti olmayanlar bari maca son 5 dk kala filan içeri alınsın.

ozax dedi ki...

sinanı sevmemek elde değil; her takıma lazımdır kendisi.aldığı para helal hoş olsun...bu akşam olanlar aslında aslında ucuz bile atlatıldı, cana kast var resmen...ve bizim taraftarı karşılaştırmıyorum bile..ama biz finalde olsak, karşıda f.ülker olsa...o kadar da emin olamıyorum...

threepoint dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Deke dedi ki...

Bakiniz ekteki video http://www.youtube.com/watch?v=aKtOcZBXo6M

simplextablosu dedi ki...

Fenerbahçe elbette büyük bir camiadır ama düşündükleri kadar büyük değiller. Bu olayların nedeni hep o. O kadar enteresan bir halet-i ruhiyeleri var ki inanılır gibi değil. Tesislerimiz, gelirlerimiz, oyuncularımız, başkanımız, başbakanımız, cumhuriyetimiz falan diye diye balatayı yakmış vaziyetteler. Kendi kendilerine yarattıkları bu büyüklük imajı, büyüklük manyaklığı biraz hasar gördüğünde de şirazeleri kayıyor. Bir önceki maçtan sonra bile, Mirsad, Rasim ve taraftarların o rezaletinden sonra bile lafa hala "ama" ile başlayabilen, bir mazeret uydurmadan kabul edebilen Fenerbahçeli çok azdı. Bu maçtan sonra ise iş raydan çıktı. Ama en komiğide şu; tehditlerle sindirmeye çalıştıkları federasyon seyircisiz oynama cezası ver(e)meyince bu maçın sonunda daha beter rezil rüsva oldular. Ha beter olsunlar tabi o ayrı.

Pamukk dedi ki...

gerçekten o muydu bilmem ama, Sinan Gülerin facebookta sayfası vardı, efese gittiğinde o gruba üye olanlara teşekkür içeren vedalaşma mesajı gelmişti bana.

threepoint dedi ki...

@ Deke.

Link için sağolasın hocam.
Bu bir sonraki sezon, ligde ülkeri efesi 2 kez yendik ancak finale çıkamamıştık.

Deke dedi ki...

@ threepoint
Tesekkurler duzeltme icin :) Benim aklimda final serisinin ilk maci olarak kalmisti. 1-0 onde baslamistik.
Siralarin gumbur gumbur sallandigini hatirliyorum. Maca bizimle gelen Gs'li arkadasim once dalga gecmisti 20 sayi gerideyken boyle bagiriyorsunuz diye, sonra oha demeye basladi, sonra kamerasini cikartti tribunu cekti, en son baktigimda bizimle beraber bagiriyordu.

Stan Van Gundy dedi ki...

Başlıkla içerik çok uyumsuz olmuş ama ziyani yok, güzel bir posta..

Ben yine de şunu söylemeden geçemeyecegim. Bir Beşiktaş taraftarıyım. Ama basketbol aşkım Efes'tir. 13 şampiyonlugun 13'ü de tertemizdir. Zaten 80-90 arasindaki 10 yillik donemde dogmus olan cocuklarin cogu hatta neredeyse tamami basketbolu Efes, Ulker, Tofas, Darussafaka, Tuborg, Oyak Renault gibi sadece basketbol şubeleri olan takimlarla sevdi. Cunku belirli ve farklı bir kulture sahip insanlar tarafindan kurulmus kulupler bunlar. Sporu seven, "zeki, çevik, ahlaklı" mottosuyla hareket eden insanlar tarafindan insanlar desteklemistir hep basketbolu ülkede.

Herneyse.. Efes - Beşiktaş maçlarında her zaman Efes'i desteklemisimdir.. Ayrica orjinal olarak Besiktas formamdan cok Manchester United formam vardir. Ama ben yine de kendimi Beşiktaş'lı olarak addediyorum. Neyse konu dağıldı.

Ben futbol taraftarinin basketbol parkesinden uzak durmasi gerektigini dusunuyorum. Eger parkeye geleceklerse de adam gibi gelmelerini istiyorum. Hayvanlar gibi tezahurat yapip tepinmek yerine adam gibi alkis gerektigi yerde alkis, destek gerektigi yerde destek, yuh gerektigi yerde yuh cekmek gerekir salonda.

Eger ki salondaki ayı tribundeki ayiysa Fener, GS, Beşiktaş farketmiyor.. Aynı bokun laciverti, kirmizisi, siyahi oluyor bir yerden sonra.

Sozlukte biri yazmis "Ben kızarkadasim tuvalete gittiginde aklim onda kalsin istemiyorum" diye. Ben de istemiyorum abi. Bu kadar basit. Ben basketbolu izleyip avuçlarım kızarana kadar alkışlamak, bireysel olarak pozisyonlara tepki göstermek yada "aslanim Kaya beee!" diye bagirabilmek istiyorum.

Nasil ki Fenerli hayvanatlar sahaya inip sadece Fenerliler varken "hepiniz or.... cocugusunuz" diye kendi kendilerine tezahurat cektiler, gozumde pota arkasinda El-Amin serbest atis atarken "oooo" ceken hayvanatin da farki yok.

O yüzden kendimizi ayırmayalım Besiktas'lilar boyle sey yapmaz diyerek. Ben biliyorum yaptiklarini. Siz de biliyorsunuz. O güruhun icinde olmak sizin objektifliginizi zedeler zaten bisey diyemiyorum ama bari biz 2 tane şişe attık demeyelim. Komik oluyor.

Son olarak şunu tekrar belirteyim. Ben futbol izleyicisi gelmesin demiyorum. Tribun ayilari gelmesin diyorum. Onu da savunan varsa buradan cevap vermeyecegimi pesinen söyleyeyim.

threepoint dedi ki...

@stan
çok fena laflar hazırladım sana :)

ilk gözüme çarpanlardan başlayayım, amin faul çizgisine geldiğinde söylediğin gibi oooo çekilmezdi. herkes elini açar, sessizlikle bekler atış girerse de amin diye bağırırdı.

futbol taraftarı diye bir kalıbı kabullenemiyorum, takım taraftarı bir insan olarak. ancak senin de dediğin gibi benim içimde de efes pilsenin yeri her zaman başkadır. defalarca kez kapısından dönülen final four, ardından gelen koraç, sonra önce asvel sonrasında da cska zaferleri sonrasında yaşanan final four maceraları. uzar gider. Efes Pilsen bizim jenarasyon için tombul şişeden fazlasıdır bu yüzden.

ancak tam bir taraftar olduktan sonra Efes Pilsen pek de umrumda olmamaktadır. Ayrıca güruh kelimesini kesinlikle kabul etmiyorum. İki şişe atıldı, evet naparsın 5000 kişide 2 denyo çıktı. 2 tane diyorum, 500 kişi sahaya indi veya sayısız şişe atılmasından bahsetmiyorum. o şişeler veya ayranlar yüzünden, akadları dolduran o insanlara, sizi tükaka futbol taraftarları, gelmeyin bir daha buraya demek senin de belirttiğin gibi elbet doğru değildir.

bir de sorum var, full dolu Akadlardaki bir Beşiktaş maçını izlemek mi yoksa yine full dolu Abdi İpekçideki bir Efes maçını izlemek mi? Kırmızısını siyahını lacivertini ayırıyorum hocam ben burda, bizim tribünümüz yeri geldiğinde hatalı yürüme yeri geldiğinde hücum faul çaldırıyor. henüz 3 saniye çaldıramadık çalmıyorlar zaten :) bir önceki sezondaki 18 sayı fark gerektiren hapoel maçı veya diğer bir örnek. Kusuruma bakma, Beşiktaş tribününü her yerde ayrı tutmaktayım, bu görüşüm basket için de değişmeyecektir. Her ne kadar sevmesem de Bursa tribünü, bizim tribünden sonra en beğendiğimdir, onlar da Tofaş zamanlarında salona gelip doğru şekilde desteklerlerdi takımlarını.

Deke dedi ki...

@Stan Van Gundy

Hocam dediklerinin bir bolumune katiliyorum.
"Ben kızarkadasim tuvalete gittiginde aklim onda kalsin istemiyorum" demissin tabii ki haklisin bunda, bunu istemekten daha dogali da yok zaten. Kiz arkadasinin yanina etten duvar cekmek zorunda olmamali kimse. Besiktas taraftarinin icinde de hayvanat bulunmakta burada da seninle hemfikirim. Biz de sutten cikmis ak kasik degiliz tabii ki.
Ancak sanirsam ikimizin hayvanat anlayisi biraz farkli. Takimini desteklemek icin maca gelen insanlari, bu coskuyu biraz daha fazla yasiyorlar diye hayvanat olarak nitelendirmek bence biraz yanlis. Normalden daha fazla bagirmak, ziplamak, tepinmek hayvanatlik olarak nitelendirilmemeli. Sahaya koltuk atmak, sise atmak yanlis ve hayvanatlik bence de. Ama Amin serbest atarken oooooo cekenler (kaldi ki o sirada buyuk bir sessizlik olurdu tehreepointin dedigi gibi) isin asil guzelligi. NBA'deki gibi mac seyretmek bence is degil. Takim 30 sayi gerideyken bile hoparlorden gelen emirlere gore hareketler yapmak istemiyorum ben. 20 sayi gerideyken cikista sorun yasamamak icin mac erken terketmek istemiyorum ben. Takimim aleyhinde bir karar verilince baski olusturmak istiyorum. Takimimdan bir oyuncu smac yaptiginda kuru kuru alkislamak istemiyorum.
Tepkimizi verirken bazen kufur giriyor isin icine, bunun rahatsiz edici olabileceginin de farkindayim, ozur dilerim kendi adima cunku ben de ettim. Futboldaki gibi coskuyla mac seyretmek bence basketbol gibi bir sporun da hakettigi bir olgu. Hatta basketbol futbola gore daha fazla hakediyor bunu. Daha fazla heyecan var baskette, daha fazla guzel hareket var. O yuzden futbol/basket seyircisi ayrimina katilmiyorum.
Biraz dagilmis olabilirim, kusura bakmayin :)

habua_bakhala dedi ki...

kendine Beşiktaşlı deyip Efes- Beşiktaş maçlarında efesi tutan birini; ayrıca şimdiye kadar ipekçide fb taraftarının yaptığı gibi bi olay çıkarmamış Bjk taraftarına aynı bokun laciverti, siyahı diyen birini Beşiktaşlı saymadığımı bilmenizi isterim.

çok da umurumda diyeceksiniz bende iyi diyeceğim.

Stan Van Gundy dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Stan Van Gundy dedi ki...

@Threepoint

Amin olayini yanlis hatirliyor olabilirim, belki hafizam yaniltiyordur. Bursa konusunda da haklısın.

Soruna da cevap vereyim her iki şekilde de maç izlemiş biri olarak. Ikisinin yeri çok ayrı birbirinden. Akatlar'da full tribunle mac izlediginde adrenalin tavan yapiyor sesin solugun kesilene kadar tepiniyorsun ve bagiriyorsun ama negatif bir şeyler oldugunda duydugum kufurleri 12 yaşındaki yeğenime açıklayamiyorum. "Olur abicim, onlar eder, sen de buyuyunce edeceksin" mi demeliyim? Diyemem.
Abdi Ipekci'de aldigin haz, soludugun hava bile degisik oluyor sanki bu yuzden. Ben birkaç kendini bilmez dışında küfür duymuyorum. Yada kimse beni tahrik yada taciz etmiyor. Full tribun olsa bile (ki çoğu zaman perdeler indirildikten sonra sıkışıyoruz hafiften)... Basketbolda bu yuzden farkli bir his var zaten. Bir pozisyonla "ohhh nasil yerleştirdik hissi" duyarken birazdan "koydular üçlüğü" diyip yutkunabilirsin kendi kendine..

Ama durmaksizin tepki gosteren taraftar, nasil ki takim kötü oldugu son 4 senede Inonu'de cogu zaman negatif etki yaptiysa basketbolda da tek tek butun oyuncularina en kötü gününü yaşatabilir.
Diye düşünüyorum..

Stan Van Gundy dedi ki...

@Deke

Az önce de yazdim. Yanlis hatirliyor olabilirim. Yani orada kendimi dogru ifade edememişim ama bir üstteki cevabimda onu da açıklamışımdır sanırım.

NBA'de de maç izlemiş biriyim. Gidip 10$'lık biletle değil üstelik normal NBA maçları seyredenler için söyliyeyim
kameranin çektiği yerin altindaki pahali biletlerden. Ustelik normal sezon maçı da değil geçen yılki Boston - Lakers maçıydı.

Hoparlorden gelen emirlere çoğu Boston'li uymuyor zaten. Sadece "Di-fens" diye bagirdiklarini duymak bana da saçma geliyordu. Ama gel bir de tribundeyken duy bu sesi. Bir "diiiiii-feeenns" diye bagiriyorsun tuylerin diken diken oluyor valla. Hele ki Lakers sayı atamadan geri donuyorsa orada gerçekten olman lazim.. O bir anda ayaga kalkan adamlardan-kadinlardan gelen sesleri duysan şaşarsın. Öyle böyle bir sevinç değil. Ama kimse "ananin .mna girdi mi kobeeee" demiyor, bu tamamen bize has bir sevinç(?)..

Yorum Gönder

Ara