.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
17 Mayıs 2009 Pazar

Maça Dair

Hikmet Karaman, antrenörlük stili olarak Mustafa Denizli'yi çokça andırıyor. Pragmatik yaklaşımlarını hemen her maç görebiliyorsunuz. Bugün de 3 uzun forvetli sistemi uygun görmüş; De Nigris, Mehmet Yılmaz ve Iglesias'lı bir hücum hattı oluşturmuş. Arkalarına da onlara kafa topu atacak Ceyhun Eriş'i. Gerçi maçta Ceyhun'un ayaklarından çok başka yerleri konuştu o da ayrı konu. Hikmet Karaman öyleydi de Mustafa Denizli farklı mıydı? Tabii ki hayır, kadrolar belli olup ta Ankaragücünün üç uzun forvetli yapısını görünce hemen Ekrem'i çıkartıp Toraman'ı da sağ beke çekerek Zapotocny'e görev verdi. Bu, hiç şüphesiz Ankaragücü'nün hava hakimiyetini minimize etmek için yapılmış bir hamleydi. Bunda başarılı oldular mı dersek, bence olmadı. Daha doğrusu hamle doğruydu da, hava hakimiyeti konusunda yine üstünlüğü Ankaragücü'ndeydi. Beşiktaş'ın temel problemi arka tarafıyla ön tarafının bir bütünlük içinde olamaması. Savunma oyuncuları tamamen "aman gol yemeyeyim derdinde" olunca savunmadan anlamlı hücum pasları çıkmıyor. Bunda o oyuncuları değil de bu mentaliteyi yerleştiren teknik adamı eleştirmek gerek. Savunmadan vurulan her vurulan dan-dun top rakibin indirip tekrar hücum etmesini sağladı. Özellikle ikinci yarıda gördüğümüz oyun buydu; Bobo, Holosko, Tello ve destek veren Ernst ile hücum etmeye çalışan bir Beşiktaş. Ernst'in attığı gol enfesti. Doğru oyuncu, doğru transfer, doğru zaman olunca neler değişebiliyor bugün bir daha gördük. Ernst'in performans düşüklüğü yaşadığına inanmıyorum. Beşiktaş, saha içi tüm problemleri Ernst üzerinden çözdüğü için bu biraz bize öyle görünüyor. Televizyondan izlerken en büyük sıkıntı, kameranın sadece topu çekmesi ise ekranda en çok görünen oyuncu da hiç şüphesiz Fabian Ernst'tir. Takım savunma yapıyor Ernst orada, takım set hücumuna çıkmış orada, takım kontra atağa çıkmış yine orada. Bu kadar mesafe kateden bir oyuncunun zaman zaman pas hatası yapmama ihtimali de yok açıkçası. Ben Edouard Cisse'nin Beşiktaş standardında bir oyuncu olduğunu düşünenlerden değilim. Beşiktaş'ta bir oyuncu, sadece oyun ve pozisyon bilgisiyle oynuyor olmamalı. Sakin bir şekilde sağa sola verdiği paslar belki olumlu pas olarak istatistik hanesine yazılıyor ama bu pasların hiç biri hücum başlatan pas olamıyor. Önümüzdeki sezon burada olmaması, ondan daha iyisinin olması -mümkünse 2. Ernst - Beşiktaş için hayati önem taşıyor. Bobo ve Holosko kupa maçı sarhoşu bir görüntü çizdiler. Ankaragücü defansı 1. dakikada yedikleri gol nedeniyle maç boyunca açık verdi. Konsantre değillerdi. Ama bundan yeterince faydanıldığını söylemek güçtü. Ama Bobo'nun enteresan bir özelliği var; gole yakın bir oyuncu. Kötü oynarken bile gol bulabiliyor. Şunu ortaya koyalım; Bobo'nun bu günkü oyunu da Beşiktaş standartlarının altındadır. İki gol atmış birinini nasıl standart altı bulursun diyebilirsiniz ama Beşiktaş'ın ön alanda top tutamayışının önemli sebeplerinden biri Bobo'nun arkasındakilere top indirememesi olduğunu söylemek mümkün. Ama attığı gol nasıl derseniz; çok güzel. Hep böyle gol atacaksa problem yok. Ama bütün benzerleri gibi iş yapmadığı zaman çekilmez hale geliyor. Bu bağlamda Bobo'ya Beşiktaş'ın Alex'i diyebiliriz. Etkili olduğu yegane alan gol istatistiği. Umarım her maç gol atar... Tello'nun ise istekli ve agresif oyununu izlediğimiz bir maçtı. Bana göre Cisse ve Ernst partnerliğini en iyi tamamlayacak oyuncudur Tello. Yoksa onu önde solda oynatmak onun görev alanını daraltmak anlamına geliyor. Artık görev yerini değiştirmeden orada oynamalı. Zan, Toraman, Ernst, Cisse, Üzülmez klasik mücadelelerini ortaya koydular. Cisse'ninki kendi klasiğiydi elbet. Üzülmez bu sefer gitti ileride de iş yaptı. Pası gol olsaydı şampiyon olduk diyebilirdim. Bu hafta Sivas maçını izlemedim. Ama dikkat edin kaç haftadır Sivas anormal goller kaçırıyor. Her maç 1-2 topları direkten dönüyor. Bizim Bursa maçında iki direğe çarpıp ta dönen topu hatırlayın. La İlahe İllallah. Anlayana...

46 Yorum:

gökhan dedi ki...

"Beşiktaş'ın temel problemi arka tarafıyla ön tarafının bir bütünlük içinde olamaması. Savunma oyuncuları tamamen "aman gol yemeyeyim derdinde" olunca savunmadan anlamlı hücum pasları çıkmıyor."

sivok un farkı burda ortaya çıkıyor işte. topla arası iyi olduğundan hem hucüma faydası oluyor, hem de savunmayı ileri çıkardığı için takımın boyu kısalıyor ve az-çok kompakt bir yapı oluşuyor.

önümüzdeki haftaya bakarsak şampiyonluğu ilan etme şansımız hiçte az değil. inönü de şampiyonluğu kutlamak istiyor insan...

alpi dedi ki...

gene de iyi bir maç çıkardı azıcık hatalı da olsa sonuçta küme düşmeye oynayan bir takımdan, hele ki onun sahasından, 3 puanı 3 güzel golle almak kolay iş değildi.

tebrikler...

marpione dedi ki...

şu savunmadan top çıkması konusunda tek söylemek istediğim artık spikerden "gökhan uzun oynuyor" cümlesini duymak istemediğim. o topların hepsi geri dönüyor.

ikinci konu da bobo. şu form/şans grafiğini veya da en azından şu fırtına gibi holosko'yu 5 hafta erken bulabilseydi şimdi şampiyonduk.

sonuncusu, fabian ernst artık beşiktaş'ın yabancı transferi konusunda standardı olmalı. görevine göre seçilmiş ve işini düzenli yapan profesyoneller gelsin yabancı olarak. bizim avrupa'daki çapımız bir zorlarsan iki yıldız oyuncunun etrafına kurulu görevini yapan adamlar takımıdır. uçulmasın transferde, şu fabian gibi adamlar alınsın. gene ilk geldiklerinde sözlükte "hakkında 3-5 entry girilmiş, işe yaramaz" diyenler çıksın, gene göt olsunlar.

jessie nobre'ye verdikleri para hakkında ne düşünüyorsun? ben o işin içinde figer olduğu için hep bir kazık yiyeceğimizi düşünüyordum başından beri. şimdi 2.250.000€'mu ne olmuş kontratı ama imzalanmamış. değer mi o para nobre'ye?

gregor samsa dedi ki...

çok klişe ama bobo hava toplarını indirse ve top tutabilse manchester berbatov'u değil bobo'yı alırdı yazın.

gökhan dedi ki...

bobo dan hava toplarını indirmesini beklemek haksızlık zaten. adamın öyle bir özelliği yokki. holosko hava topu indirsin demekle bobo hava topu indirsin demek aslında aynı şey. bobo dikine gitme özelliği olan bir futbolcu. sende adamın bu özelliğinden faydalanacaksın.

yani hava topu indiremiyor diye bobo yu eleştirmeyeceksin, bobo ya hava topu gönderilmesini eleştireceksin.

Jessie dedi ki...

tek forvet oynuyorsam indirmesini de beklerim. yapacak bir şey yok. başka bir formasyon öneriyorsanız onu önerin.

gökhan dedi ki...

adam gibi orta sahan varsa, doğru düzgün hücum organizasyonun varsa top şişirmeye gerek kalmaz ki zaten.

ernst gelene kadar da en büyük sorun orta sahasızlıktı işte. orta sahayı geçemeyince önüne gelen top şişiriyordu nobre de iki top indirince olanağanüstü bir futbolcu oluyordu. bakıyorum ernst geldi, iyi kötü bir orta sahamız oldu, bobo ve holoskonun da performansı ve istatistiklere olan katkısı yükseldi. tesadüf değil bunlar.

Jessie dedi ki...

performans yükselmelerini transfer ihtiyaçlarına bağlıyorum ben. çünkü ernst 2. yarıdan beri var. bobo holosko 2 maçtır oynuyorlar.

gökhan dedi ki...

iyi de transfer yapacak takımlar iki maça bakıpta yapmazlarki. bobo da holosko da bunu farkındadırlar heralde. pek katılmıyorum yani söylediğine.

ayrıca ernst 2. yarıdan beri vardır da ernst in olduğu her maçta orta sahamız var mıydı orası tartışılır. tek başına ha cisse yi koymuşsun ha ernst i farketmez ki. ama ikisi birden oynarken takımın oynadığı maçlara bakıyorum çoğunu rahat kazanmışız. bobo ve holosko da bu maçların hemen hepsinde yeterli katkıyı göstermişler.

Starks dedi ki...

15 gun once ligde Fener'e yenilmis, Sivas'in hem puan hem averajla arkasinda kalmis, camianin moralman coktugu bir takimdik.

Bu tur durumlari gecen senelerde Tigana ve Ertugrul ile cok yasadik ve dustukten sonra ayaga kalkamadik.

Futbolda iyi takimlarin ozelligi hic yere dusmemesi degildir, dustukten sonra ne kadar cabuk ayaga kalkabildikleridir.

Bu anlamda kredinin buyugu Denizli'ye gidecektir ve gitmelidir. Fener macindan sonra Ankara deplasmaninda alinabilecek en ufak ters skor takima guveni sifirlardi. Mac 1-1'e geldi ve takim maci cevirecek karakteri gosterdi.

3 gun sonra Fener'le yine bir olum kalim maci vardi. Fener'e 10 gun icinde iki defa kaybedip hem ligi atese atmak, hem de 26 yildir kazanamadigi kupayi kazandirmak, hem taraftarla takim arasindaki hem de ozellikle taraftarla Denizli arasindaki baglari bir daha belki kolay kolay tamir edilemeyecek sekilde koparabilirdi. Bu mac da 1-1'e gelmesine ragmen takim farkli kazabilme karakterini gosterdi.

Sivas'in dun liderligi tekrar almasi ve Ankaragucu'nun durumu ile 8 gun icinde yine bir nevi olum kalim macina ciktik. Yine 1-1'e gelen bir mac ve yine maci dondurme karakterini gosteren bir takim.

Her macin her dakikasinda iyi oynamadik ama ciddiyetten, disiplinden, takimdasliktan ve yardimlasmadan hic kopmadik. Bunun sonucunda da bu noktaya geldik.

Bunu yazmamin sebebi bu macin ozelinde elestiri getirebilecegim oyuncularin hakkini bastan vermek.

Ankaracunden baslayalim, TUrkiye standartlarinin cok uzerinde uzun bir takim. Ustune ustluk her duran topta faul yaparak topa cikiyorlar. Buna bir de bizim adam paylasmada zorlanmamiz ve stres eklenince duran toplar kabus oldu.

Sevindiri yani duran top disinda pek ciddi pozisyon vermemis olmamis. Ote yandan istisnasiz her pozisyona bu kadar itiraz eden bir takim azdir. Top adain bacagina carpar penalti itirazi, kafasina carpar penalti itirazi. Tamam iyi guzel can derdindesiniz ama bu kadar abartilmaz. Demek ki kenardan ozel bir taktik almislar bu konuda. 2. yarinin basinda biz de ilerde hic top tutamayinca hakemi baya ellerinde oynattilar ve baski kurdular. Ozkalfa'da herhalde evliya sabri vardi ki maci yonetmeye calisan, her dudukte kendisine ana avrat kufur eden Ceyhun'u atmamak icin direndi.

Bize gelince oncelikle Gokhan Zan'dan baslamak istiyorum. Bu sezon sevabiyla gunahiyla gececek fakat onumuzdeki sezon Zan bu takimin banko stoperi olursa cok zorlaniriz.

Bugun bakinca belki hatasi yok denecek ama takim oyununu ciddi sekteye ugratiyor. Ornegin rakip uzun bir top atiyor, top Zan'a gelmis, 20 metre oteden birisi yavasca pres yapmaya geliyor, Zan sanki 3 kisi bastirmis gibi ucan tekmeyle topu 50 metre uzaga vuruyor. Top tabii rakipte. Topa basip oyunu acmak gibi seyler Zan'a cok uzak.

Veya Toraman Rustu'ye bir geri pasi atiyor, Rustu'ye rakip pres yapmak icin kosuyor, bu arada diger stoperin ne yapmasi gerekir? Kaleciyi rahatlatmak icin cizgiye acilip onun pas verebilecegi bir alan yaratmak degil mi? Zan ne yapiyor iyi seyredin, rakibin arkasina saklaniyor, saklaniyor ki ona pas verilmesin ve sorumluluk almasin. Verilmiyor tabii Rustu 50 metre vuruyor ve top rakipte.

Hazirlik paslarindan sonra Zan'a gelir gelmez ileriye doldurmalarini vs. zaten cok goze battigi icin soyleyemiyorum bile.

Zan'i izlerken macin her dakikasinda panik halinde bir oyuncu goruyorum. Kimileri bunu hirsli ve motive olmak olarak algiliyor, ama degil, bu tamamiyle bir panik hali. Ozellikle de stoper oynayan bir oyuncu boyle panik atak seklinde oyun oynayamaz, oynamamali. Takimi rahatlatmali. Bu yuzden Zan'in banko stoper oldugu bir takimda kaos futbolu her zaman varolacaktir.

Uzulmez 2 mactir onemli bir ozelligini ortaya koyuyor. Fener macinda ikinci yari girdikten sonra Deivid'e yapisip kilitlemekle gorevlendirilmisti ve bunu cok basarili sekilde yapti (sadece bir kontrada kacirdi ki bu da Semih'e pozisyon oldu). Bu macta da Jaba oyuna girince Denizli onu Jaba'yi kilitlemekle gorevlendirildi ve yine cok basarili oldu. Dikkat edin Jaba akan oyunda hicbirsey yapamadi, duran toplarda buldugu pozisyonlarda eslestigi adam Holosko idi.

Kissadan hisse, yeni alinacak solbekin cok kaliteli olmasi lazim, oyle Atouba vs. gibi biri gelirse, yabanci kisitlamasi olan ligde Uzulmez'un cigneyip attigi sayisiz solbekten biri olmaktan ileriye gitmez.

Cisse bu mac son maclara gore dusuk performans verdi. Bunun iki sebei var. BIrincisi daha once de bahsettigim sekilde Sivok modern bir stoperin yapmasi gerektigi gibi defansi orta cizgiye dogru cikarip oyunu sIkIstiriyor. Fakat Zan ve Toraman aman araya top atilir da ihale uzerimize kalir korkusu ile geriye kactikca kaciyor ve takim 80 metrede oynuyor. Bugun Melih Sendil bile Denizli'nin defalarca bunu soyledigini belirtmek zorunda kaldi.

Bu Cisse'nin kotu gozukmesinde bir etken FAKAT buna ragmen Cisse, Ankara ve Fener maclarindaki kadar atik ve coskulu degildi. Yogun mac temposu onu da yormus.

Ernst konusundaki gorusum her zaman oyle bahsedildigi gibi ciddi bir dususe gecmedigi yonunde idi. Tersine takim (ve ozellikle Cisse), giderek onun performansina yaklasmaya basladigi icin artik fazla "goze batmaz" hale gelmeye baslamisti. Iyi oyuncular da bunu yapar, kendileri kotulerin seviyesine inmez, kotuleri kendi seviyesine cikartmaya calisir. Golunun takim icin onemini soylemeye gerek yok, ancak bu kadar caliskan bir adamin zaman zaman gol ile odullendirilmesi gerekir ki, bu acidan cok iyi oldu. Bu son 2 macta onu daha da motive edecektir.

Delgado'nun olmadigi bir macta Tello yine ustun bir performans verdi. Son derece iyi top sakladi ve minimum kayipla top dagitti, takimi rahatlatti, tehlikeli sut ve frikik atti, bunun yaninda ciddi ve etkili pres ve markaj yapti.

Bu adam sezona zaman zaman solbek oynayarak basladi, Denizli'nin gelmesi ile sol aciga, sonra Denizli'nin kanatlarda ters ayakli oyuncu sevmesi ile sag aciga, hatta uclu forvete gecti, simdi de forvet arkasi bir oyun kurucu gorevine geldi. Her mevkide basariyla oynadi, her mevkide takima ciddi katki yapti.

Bunu niye yaziyorum? Sunun icin. Iyi oyuncu her mevkide kalitesini belli eder ve takima gozle gorulen, elle tutulan katkida bulunur. Ha bazi mevkide katkisi diger mevkiden fazla olur, ama her yerde kalitesini belli eder. Kimi oyuncular icin yok arkasinda cift onlibero oynamiyormus, yok kanatta oynayamazmis, yok sadece uclu forvetin kanadinda oynarmis, yok yanindakiler onu anlamiyormus vs. gibi seyler bahaneden ileri gitmez.

Ayrica hirs, yenilgiyi kabul etmeme ve ozellikle de liderlik gibi ozellikler sonradan kazanilmaz, bir oyuncuda varsa vardir, yoksa yoktur. Oyle kola bant takmakla vs. gelismez. Nokta.

Bu macin temposu Yusuf'a fazla geldi, ki 1 hafta'da 3. maci cikaramamasi normal karsilanabilir. Ankara macinda direkten donen topu ve Bobo'nun onune biraktigi top ile Fener macindaki performansi bu mactaki yorgunlugunu kabul edilebilir hale getiriyor.

2. yarinin basindaki 15 dakikada Nobre'yi cok aradik, ilerde top tutamiyorduk, pres yapamiyorduk ve Ankara uzerimize cullandi. Iste bu yuzden Bobo'nun pozisyonu buldugu zaman kalitesini ortaya koyup golunu atmasi sart. Nobre presi ve bitmeyen enerjisi ile takimi rahatlatirken, Bobo da gol atarak ve attirarak rahatlatiyor.

Holosko vasat goturdugu macin finalini harika yapti. 80. dakikada topla birlikte arkasindan kosan iki savunmaciya yakalanmadan ve kontrolu kaybetmeden 50 metre top surmek onemli bir is. Ekrem'in ortasi ve Bobo'nun depari ve vurusu mukemmeldi. Gencler macindaki 3. golu andirdi bu gol.

Denizli mactan once bunun sezonun en onemli maci oldugunu soylemis ki, ben de ayni seyi yazmistim. Zaten mac icinde ilk defa yan hakeme itiraza gittigini gorduk ki bu da maca verdigi onemi gosteriyor.

Gs maci zaten derbi, ekstra bir motivasyona gerek yok. Ama bu macta bir beraberlik bile bircok seyi altust edebilirdi. Simdi Sivas haftaya macini oynarken, berabere kaldigi anda Besiktas'in yendigi ve sampiyonlugunu ilan ettigi haberini duyma stresi altinda daha da ezilecek.

3 maclik cadi kazanindan alnimizin akiyla ciktik.

Bu kez olacak.

Adsız dedi ki...

Maç iğrenç, hakem yetersiz, takımlar vizyonsuz. Sonra neden bu lig bu kadar değersiz.

Adsız dedi ki...

bobo top indiremiyor diyenler lüften bu maçı bir daha izlesin. bu maçtaki header istatistiklerini çok merak ediyorum. ikinci yarının başı dışında neredeyse bütün hava topu mücadelelerini kazandı. bir kısmını rakibe geri verdi kabul ama bir çoğunu da holoskoya telloya falan indirdi.

birkaç yıldır sözlükte de yazılarının denk gelmesi sebebiyle jessi'yi uzun süredir biliyorum. sürekli olumsuz eleştirme üzerine kurulmuş bir tarzı var. her şey güzel görünürken (biraz da farklı olmak adına) eleştiriler yapmak mutlu ediyor kendisini. bu aynen... şey... kime benziyor. bildiğimiz hıncal uluç..

özür dilerim, belki yeri değil ama bunu yazmak zorunda hissettim. yoksa blogu severek okuyorum ve burada yazan herkesi seviyorum.

Jessie dedi ki...

bobo benim düşmanım değil. her maç gol atsın sırtımda taşıyayım. ama bobo gibi oyuncular gol atmadıklarında çekilmez oluyorlar çünkü kendi kendilerini golle var ediyorlar. nobre bu değil. nobre -basketbolda da olduğu gibi- oyunun her istatistiğine katkı yapıyor.

gelelim neden bugün bobo'yu konuştuğuma.

şampiyonluk bir süreç işi. 1 maçla şampiyon olunmuyor. tamam bazen 1 gol şampiyonluğu getiriyor ama oraya da 1 golle gelmiyorsunuz.

sezon başından beri onca oyuncunun emeğinin üzerine bobo'nun golleri kalırsa burada benim vicdanım sızlar.

ben bobo'yu değil, bobo algısını eleştiriyorum.

beşiktaş bu sene gol atarak değil yemeyerek şampiyon oluyor.

attığımız gol sayısı 54. fenerbahçe'nin attığı gol 52. demek atarak olmamışız. yemeyerek olmuşuz.

şimdi zan'ı eleştiriyoruz. tamam öyledir böyledir ama bu takım ligin en az gol yiyen takımı. zan'ın da bu sene hakkını vermek lazım.

ben bunu dediğimde sanmayın ki zan müthiş stoperdir. sadece bobo'yu bu kadar göklere çıkarıp zan'ı bu kadar yerin dibine batırmak adil değil.

ben, samimiyetle söyleyeyim farklı olmak adına yazmıyorum. sadece insanlar iyi veya kötü şeyleri inanılmaz abartıyorlar.

ben, fenerbahçe'ye ilk yarıda yenildiğimiz maçtan sora bu takım bu sene ike ike şampiyon dedim. aynı mecrada bulabilirsiniz. demek illa olumsuz eleştirmek gerekmiyor.

ama tüm sezonda beni en fazla heyecanlandıran maçtır o. takımın temposu, enerjisi, uyumu üst düzeyde olduğu bir maçı bana göre.

bobo, arkası dönük oynamayı bilmeyen bir oyuncu. beşiktaş gibi hücum etmek zorunda olan bir takımda en az 1 oyuncunun topu alıp servis etmesi gerek. bobo topu kendi indirip dönüp dripling yapmaya çalışıyor. beşiktaş o yüzden tıkanıyor. bobo'nun 2. forvet olarak oynaması gerekir ama beşiktaş öyle oynamıyor. bu bağlamda bobo/holosko da iyi bir ikili değil, kapalı savunmalara karşı görüyoruz, sıkıntı yaşıyorlar.

işte bu yüzden o ikiliden birinin nobre olması gerek. tek forvet oynuyorsak ta nobre olması gerek. bobo'dan daha iyi olduğu için değil, o pozisyonun oyuncusu olduğu için. ibrahim üzülmez messi'den daha iyi bir sol bektir. bu, bunun gibi bir şey.

bakalım; beşiktaş yabancı sınırlaması yüzünden sıkıntı yaşayan bir takım. sırf bu nedenle 45. dakikada abuk 2 oyuncu değişiklikleri yapıyor. alın size nobre'nin bir başka faydası.

bugün zapo-sivok göbekte oynasın diyoruz. zapo-sivok-cisse-ernst-holosko-tello dediğinde 6 oluyor zaten. bobo'ya yer kalmadı.

ben uzun bir süredir futbolcularla duygusal bağ kurmuyorum. kuramıyorum. her futbolcunun değerini bulduğu an satılabilmesi gerektiğini düşünüyorum.

bugün bobo çok babasın diyenlerin bile 2 ay önce "bobo sezon başı satılmalıydı" dediğini hatırlıyoruz. beşiktaş bobo'yu satıp yeni bobo'lar üretebilmeli.

shelbyl dedi ki...

Jessie, sen bosuna laf anlatiyorsun; simdi cikip biri "Maci izlemedin mi jessie Bobo ne paslar verdi!" diyecek. Sen bosuna yorma ceneni.

"ama bobo gibi oyuncular gol atmadıklarında çekilmez oluyorlar çünkü kendi kendilerini golle var ediyorlar."

"ben bobo'yu değil, bobo algısını eleştiriyorum."

"ibrahim üzülmez messi'den daha iyi bir sol bektir. bu, bunun gibi bir şey."

"sezon başından beri onca oyuncunun emeğinin üzerine bobo'nun golleri kalırsa burada benim vicdanım sızlar."

Birader, seni hic dinlediler mi ki anlasinlar?

Gerci senin sayende ben yorulmuyorum, o da ayri bir tesekkur gerektirir.

Not: Bu yazida sozlukte jessie'nin uzerine Besiktas'in tek dusmaniymis gibi gidenlere de hitap edilmistir, herkes toptan uzerine almasin.

delgado dedi ki...

ya benim anlamadığım, beşiktaşlı galatasaraylı fenerbahçeli bobo'yu bir anda beşiktaş'ın en değerli oyuncusu ilan eden var.

ya kardeşim, sezon başından beri her beşiktaş maçını izlemedik mi biz? düşünmedik mi bunları, biz değil miyiz beşiktaş'ı her saniye yaşayan? şuraya daha paragraflarca yazı yazılır insanların olaylara bakış açısı ve mantalitesi hakkında ama boşverin.

"maç kazandıran oyuncu"
"maç alan 10 numara"
"10 numara mevkisi için transfer"
"bir frikik ile oyunun seyrini değiştirmek"

gibi cümlelerin değişmez olduğu bir ülkenin futbol dünyasında bazı şeylerin insanların kavrayabilmesi için daha çok erken.

ulan bugünlerde bobo'ya tapan adamlar bobo 3-4 ay kılını kıpırdatmazken nerdeydi? nobre'yi bobo'ya tercih edenin allah bin belasını versin diyen adamlar bobo son 2 maçtaki performansını sergilemese ne diyeceklerdi? liverpool maçından sonra bobo'yu satmayın, zaten en az 20 milyon euro eder diyen adamlar 3 hafta önce neler düşünüyorlardı acaba? bi tutturun şu dengeyi be.

esrarengiz durumlarda ortaya çıkan esrarengiz adamların garip laflarına kafayı takmaktan şurda futbolculara, bobo'ya teşekkür bile edemiyoruz. neyse, sağol oğlum bobo. böyle devam et.

delgado dedi ki...

klavye başından laf yerleştiğini zanneden denyolar, karşıt fikirde oldukları-eleştirdikleri jessie'yle 5 dakika konuşabilip cümle kurabilirler mi acaba reel hayatta? kuramazlar, çünkü onlar diyeceklerini ve düşünceleri anlık gelişmelere endekslemişler, bu durumlarda ettikleri laflar ve savundukları fikirler de 10-15 kelimeyi geçmiyor.

Adsız dedi ki...

bu blogu takip edenlerin jessi'nin ne demek istediğini şimdiye kadar çoktan anladığını sanıyorum. ben burada jessi'nin nobre tezine karşılık bobo'yu savunuyorum. bu tartışma hesaplarla, kontrollü deneyle ispatlanacak bir şey değil.. keşke imkanımız olsa da hiçbir şeyi değiştirmeden aynı maçta bir boboyu bir nobreyi oynatabilsek.

ben boboyu ilk geldiği günden bu yana destekliyorum. bu bir maçlık bir olay değil. buraya "adsız" olarak yorum yazınca "denyo" olunduğunu farketmemiştim.

jessi'yle tabiki reelde konuşurum ve tartışırım bu konuyu benim için problem değil. beşiktaş için harcadığı zamanı ve emeği saygıyla karşılıyorum zaten..

gökhan dedi ki...

herkesin olaylara bakış açısı farklıdır, bu da çok doğaldır zaten. ama bunun eleştirilmesi anlamıyorum. ben bobonun oynaması gerektiğini savunuyorum ve kendimce de haklıyım. sende nobre dersin normaldir. farklı düşüncelere, seninle aynı şeyi söylemeyenlere tepki niye bu kadar sert onu anlamıyorum(geneleydi bu).

polemiklere girmeden teknikten devam edeyim.

"bobo, arkası dönük oynamayı bilmeyen bir oyuncu. beşiktaş gibi hücum etmek zorunda olan bir takımda en az 1 oyuncunun topu alıp servis etmesi gerek."

hah işte bunu söylüyorum. nobrenin şu anda bobodan daha iyi görünmesinin sebebi bu. beşiktaş sürekli top şişirince nobre gerekli kalıyor. ama benim istediğim bu değil işte. ben istiyorum orta sahamız olsun, hucüm setlerimiz olsun. işte bu şekilde oynayan takımda bobo çok daha faydalı olur. ki son maçlarda bobonun faydalı görünmesinin temel sebebi de benim bahsettiklerimin az biraz gerçekleşmeye başlaması.

ayrıca illa pivot santrafor, arkası dönük oynamayı bilen santrafor şart değildir futbolda. ha 22 kişilik kadronda 1 tane olmalıdır ama bunun üzerine takım kurarsan yanarsın. misal manu. geçen sene yoktu pivotları gittiler cl yi aldılar. ama gerekli görüp üstüne de berbatov u aldılar.

son olarak beşiktaşın hucüm sistemi geriden top şişirmektir derseniz nobre oynasın. yok adam akıllı hucüm yapılacak derseniz de bobo oynasın derim.

shelbyl dedi ki...

"keşke imkanımız olsa da hiçbir şeyi değiştirmeden aynı maçta bir boboyu bir nobreyi oynatabilsek."

Adsiz anlatamiyorum ben derdimi. Ben Bobo > Nobre ya da Nobre > Bobo demiyorum zaten. Bu is tek bilinmeyenli denklem degil cunku. Bobo'yu prensi yapanlari elestirdigim nokta da bu. Bu yaklasim yuzunden de Bobo'ya takmis oluyoruz. Lan iyi oynayan adama niye takayim ben, hasta miyim?

Ben Bobo kotu oyuncu demedim hicbir zaman. Formam 13 numaradir, ama sandiktadir kendisi su an.

Bakiniz, ben Bobo'nun potansiyelini gordum ki ben onu formsuzlukla, istikrarsizlikla, kafasini oyuna vermemekle elestiriyorum. Veysel Cihan'i ayni sebeplerle elestirmedim mesela, Delgado'yu da. Ama Tello'yu, Holosko'yu ayni sebeplerle elestirdim.

Bobo, gol atmadigi zaman takima Nobre kadar katki yapmayan bir adam. Daha bugunku macta, ikinci yarinin basinda Nobre olsaydi, ya da son 10 dakikada oyunda olsaydi Nobre, Ankaragucu o kadar uzerimize gelemeyecekti. Ben Nobre'nin bu pres olayini, savunma hucumdan baslar anlayisini seviyorum.

Ama Bobo yedek kalinca kusuyor, uzuluyor. Arkadasim Nobre kusmuyor, uzulmuyor, daha olgun. Nobre'yi daha cok sevmem icin bir sebep daha.

Insanlarin Bobo'yo potansiyeline her yaklastigi macta butun sezon boyle oynamis gibi lanse etmesi garibime gidiyor. Halbuki Nobre butun sezon ayni oynadi. Ne cok eksik, ne cok fazla. Iste Nobre'deki bu istikrari seviyorum.

Fact: Bobo'nun son 2 mactir performansi Nobre'yi alir ikiye katlar. Bobo gol atiyorsa da oynar. Su durumda Bobo kesilmez. Nokta. Ama Bobo gol atamamaya baslarsa, Nobre daha tercih edilir oyuncu haline gelir. Bobo iki mac yedek kalirsa da kuser. Eee? Ben bu adami, sirf prens diye, yedek kalamiyor diye paso oynatacak miyim yani? O zaman neden yedek oyuncu var? Neden rotasyon var?

Benim bir Nobre tezim yok. Ben adami performansina gore degerlendiririm. Ben adami yeteneklerine gore degerlendiririm. Bobo ile Nobre'nin, farkli on plana cikan ozellikleri var; bunlardan hangisi daha gerekliyse, hangisi daha formdaysa o oynar.

Ama Bobo "3 macta 4 gol atti" diye onu birden takimin en degerli oyuncusu, yildizi yapmam. Nobre Bobo'nun tasaklarina kurban olsun demem. Bu takim buralara kadar geldiyse Bobo'dan cok, ya da Bobo kadar Nobre sayesinde de gelmistir.

Bak tekrar diyorum: Bobo ya da Nobre daha iyi demiyorum ben. Bobo boyle oynadikca Bobo iyidir, oynasindir.

Ama Bobo'nun butun seneki performansini goz ardi edip; "ama kusmustu cancisim, ama cani sikkindi ne yapsin tosunumun, Nobre de kim ki?" derseniz ayip olur.

Bak tekrar ediyorum (anlasilmiyor cunku), su Bobo varken Nobre'yi kesmem. Nobre iyilesti diye ilk 11'e koymam, ama Nobre iyilesti diye sevinirim, onu da daha cok severim yukarida soyledigim sebeplerden oturu.

Hayir daha da anlamayan iki post asagidaki "Stefano Marrone" yazima baksin, daha ne diyeyim artik.

shelbyl dedi ki...

Ayrica neden Bobo'ya methiyeler duzmedigimde "Nobreci, Bobo dusmani" olarak anilmak ve tekrar tekrar kendimi anlatmak zorunda kaldigimi da anlamiyorum. Goren de Nobre'nin sozlesmesinden komisyon aliyoruz sanacak ha..

jtr dedi ki...

yorumların çoğunu okudum uzun zamandır süregelen nobre-bobo ikilemi hakkında.
herşey iyi hoş da nobre fanlarına şunları sormadan edemiyorum:
1)nobre'nin fenerde oynadığından beri kronik bel sakatlığı olduğunun farkında mısınız? belki de yakında fıtık ameliyatı olacak ve takımdan ayrı kalacak
2)nobre ha bu çarşamba yok öteki pazartesi figer hazretleri teşrif edince diye diye hala yeni sözleşme imzalamadı,2 hafta sonra bavulunu kapıp giderse ne olacak?kaz-tavuk denklemi içersinde düşünün bir bakalım

shelbyl dedi ki...

Ben iki saat aciklama yaptiktan sonra hala daha "Nobre fani" olarak niteleniyorsam, bu minvalde Nobre'nin sakatligi ve kontrat olaylari uzerine sorgulaniyorsam iki olasilik var. Ya ben Turkce bilmiyorum, ya da milletin algi kapilari kapanmis.

Bobo super adam. Nobre'nin amini gotunu dagitir.

Adsız dedi ki...

aaa kelime oyunu yapmayınca ne kadar kuru bir post'a yol açmışım.ama hemen durumu kurtarıyorum
"ben bobo'yu değil, bobo algısını eleştiriyorum."

hmm mesela bu şablonu direkt olarak kullanabilirim

-ben "nobre fanı" diyerek her fırsatta "bobo satılmalı", "bobo press yapmıyor zaten götü de kocaman" diyenleri eleştiriyorum

-bobo ve holosko da istikrar yok diyerek canım ciğerimiz nobreyi leblebi gibi gol atan bir santrfor gibi lanse edenleri eleştiriyorum

-oyuncunun transfer olduğu gün çeşitli ortamlardan "bjk ye tacettin den fayda gelmez,atın çöpe gitsin olmazsa cami avlusuna bırakın" anlamında sözler sarfedip adam takımın yıldızı olunca bi türlü geri vites yapamayıp geri 180 derece dönecek kadar geniş viraj arayanları eleştiriyorum

velhasıl takım içinde bazı oyunculara sonsuza yakısayan krediler verip diğerlerinin emeklerini,içlerindeki ateşi görmezden gelmek bilmemkimin fanlığıdır evet...

ps:yukardaki tacettin,tello'nun yıllardır görmediği ikiz kardeşidir.

jtr dedi ki...

yukardaki post bana ait kimvurduya gitmesin;)

shelbyl dedi ki...

"bobo ve holosko da istikrar yok diyerek canım ciğerimiz nobreyi leblebi gibi gol atan bir santrfor gibi lanse edenleri eleştiriyorum"

Canim benim, Nobre leblebi gibi gol atan bir santrfor olmadigi icin tercih ediyoruz zaten. Nobre, GOL ATILAMADIGI ZAMAN, Bobo'dan daha yararli bir santrfor. Nobre formsuzken dahi yarar saglarken Bobo o yarari saglayamaz. Lan bunu dedigimi idrak etmek cok mu zor?

Bakiniz, benim Bobo - Nobre tetkiklerimde iki oyuncunun da ozelliklerine deginilirken, sizin tetkikleriniz sadece "Bobo en cok gol atan oyuncumuz, Bobo gol rekoru kirdi, Bobo 3 gunde 4 gol atti, Bobo iyi pas verdi" ekseninde. Lan biz gercekleri tartismiyoruz ki? Istatistikleri niye tartisayim, ben oyuncunun ozelligini ve istatiktikleri kuru oldugu zamanki faydasini tartisiyorum. Bobo boyle oynasin canimi yesin demedim mi zaten iki yukarida lan?

Bizi 180 derece donememekle ithaf ediyorsunuz da; siz bu Nobre dusmanliginizi, bizim Bobo ve Nobre kiyasimizi israrla anlamamanizi ne diye tanimliyoruz o zaman? 181 derece?

Bobo pres yapmiyor evet. Yapiyor mu? Bobo'nun kilo fazlasi var evet. Yok mu?

Ben pres yapan forvet seviyorum, sen sevmiyorsun. Ama bu farkli kriterlerimizden bahsedecegine, gelip "Bobo'mu elestirmeyin" babinda bir yazi yaziyorsun.

Hayir surada 15 paragraf yazi yazdim, oradan cika cika "Nobre leblebi gibi gol atiyor" gibi, tam aksini iddia ettigim bir sonuc ciktiysa, sizi ayakta alksilar yerime otururum.

Hayir dediklerime karsi cikin, "Hayir Nobre dedigin gibi degil, Bobo daha istikrarli, Bobo daha cok pres yapiyor, Bobo on alanda, topsuz oyunda, atak baslatmada daha faydali" deyin (mesela gokhan boyle birseyler yazdi, adam gibi tartisma ortami olsutu), canimi yeyin. Gelip oksijen korukleyip korukleyip kacmayin.

jtr dedi ki...

benim verdiğim sadece bir örnekti.yani nobre nin skora aşırı bir katkısının olmaması.şimdiye kadar ki tüm argumanlara bir tek postta eleştiri getirmem gerektiğini bilmiyordum kusura bakma!!!

yanlış anlamayın benim nobre ile de hiç bir sorunum yok benim için bobo-holosko neyse kendisi de o hemde tc vatandaşı.
ama körü körüne o kadar peşine düşmüşsünüz ki bazı düşüncelerin diyecek laf bulamıyorum.


"Nobre, GOL ATILAMADIGI ZAMAN, Bobo'dan daha yararli bir santrfor"
abicim bu ne demek ya.

biz her maçımız barca ile manu ile mi oynuyoruz ki "GOL ATAMAYALIM".salalım nobreyi üzerlerine ortada sıçan şeklinde yarı alanlarında top çevirsinler.yanına bir de güiza yı alalım hatta o da iyi basıyor rakip stoperlere alakasız yere.ilahi dostlar siz gebermeyin emi:)

shelbyl dedi ki...

Jtr,

O ne demek biliyor musun? Topsuz alanda oyun demek. Pres demek. Atak baslatma demek. Savunmayi rahatlatmak demek.

Net soru. Nobre'yi Bobo'dan daha cok seviyorum diye topa tutulan benim; koru korune bazi dusuncelerin pesinde olan benim. Nobre'yi neden daha cok sevdigimi anlatinca "koru korune Nobre fani" olan benim.

Hangimiz daha koru korune? Bunu cevapla.

Her Nobre adi gectiginde "Ama Bobo daha iyi, seni gidi Nobreci" deyin, sonra bir de Bobo'yu Nobre'den daha cok sevmiyorum diye "koru korune" olsun. Oh ne ala Mualla.

jtr dedi ki...

sevgili dostum shelby, söylediğin tek durumun açıklaması olarak :"Topsuz alanda oyun demek. Pres demek. Atak baslatma demek. Savunmayi rahatlatmak demek" diyerek bir sürü olumlu özelliği yükledin nobreye.neyse

soruna cevap şu:bu blogta önde gelenler tarafından nobre bu kadar öne çıkarıldığı için insanlar holosko ya da bobo yu savunmaya geçiyor.yoksa bize de o da bizim oyuncumuz diğeri de bizim.formalara ne kadar ortaksa başarılar da o kadar ortak.

malumdur ki "etki tepkiyi doğurur"

shelbyl dedi ki...

Suradaki tartismalara bakin. Kaci Nobre ile Bobo'yu kiyasliyor hakkaniyetle, kaci Nobre iyidir diyenlere bireysel duzeyde -Bobo-Nobre ekseninde degil- elestiriyle geciyor?

Benim demek istedigim bu. Anlayana tabii.

Jtr 3 madde yaziyor, hepsine karsi arguman yaziyorum. Sonra birini "oylesine ornekti" diye saviyor, birine hic deginmiyor bile.

Bu mu saglikli tartisma? Benim sorularima cevap verilmeyince siz argumaninizi kanitlamis mi oluyorsunuz?

Dogru soyleyin, yazdiklarimin hepsini okuyor musunuz, yoksa ezberden mi konusuyorsunuz?

Su soruma cevap verin, ona gore konusalim.

shelbyl dedi ki...

Jtr kardesim. Bak usenme, ana sayfada, yani en son 10 post'un oldugu sayfada "Nobre" kelimesini ara. Var mi o 10 post'un icinde Nobre? Yok.

Simdi dusun bakalim bu Nobre muhabbetini durup durup kimler aciyor?

Millet Jessie'ye bilenmis, Bobo gol atinca yukleniyor, Tello asist yapinca yukleniyor. Goren de Jessie "Bunlar kotu oyuncu" demis sanacak. Jessie bunlarin iyi oynadigini bildigi icin elestiriyor zaten, potansiyelsiz oyuncuyu niye iyi oynamiyor diye elestirelim?

Konulari isitip isitip surenler, bizim sorularimiza cevap vermeyenler, dediklerimizi okumayip, anlamayip ezberden konusanlar hep karsi taraf. Turkce bilmeyen ev arkadaslarim bile yazdiklarimi okuyup ne demek istedigimi cozmustu simdiye kadar "keyword"lerden yararlanip.

Anlatabildim mi? Bari sen anla.

jtr dedi ki...

derler ya hep neyi söylediğin değil nasıl döylediğin önemlidir diye.
bu söze çok kaptırmışsın kendini.
ben cevap verdiğimi düşünüyorum ama "anlayana"

bu konu elbet başka postlarda sürer ama burda daha fazla uzamasın.
son bikaç lafım var sadece.son zamanlarda spor programlarında beşiktaş'ın çok hızlı hücuma çıkan ve modern futbolun gerektirdiği gibi orta sahayı çok hızlı gecen bi ekip olduğu söyleniyor.tabi en önemli etken holosko bunda.
son sözüm şu "bugun takımda nobre olsaydı beşiktaş bu kadar rahatlıkla rakip defansı yerleşmeye fırsat vermeden avlayabilir miydi?örneğin ankara gücüne atılan üçüncü gol ya da fenere kupada atılan son gol gibi..elini vicdanına koyan mantıklı düşünür heralde...

jtr dedi ki...

shelby ben seni anlıyorum hiç merak etme.
ama sende gir bi bak eksiye,jessie tello transfer oldugu gün adam daha formayı giymeden neler yazmıs.benim lafım peşin hükümlü davranan herkese.
ben isterimki kendisi de entrylerinin altına ufak editler yapsın da yanıldım desin.hatadan dönmek ayıp değil,hiç birimiz de kahin değiliz zaten

shelbyl dedi ki...

Jtr,

Benim derdim su. Beni Nobre fani olmakla suclarken Bobo'nun olumsuz ozelliklerinin goz ardi edilmesi. Bobo hucum pres yapmaz, Bobo'nun kilo fazlasi var. Ben Nobre'nin eksiklerini kabul edip karsilastirma yapiyorsam; karsi taraftan da ayni basireti beklerim.

Ben bu sene iki defa sampiyonluk bitti dedim. Biri Saglam kovuldugunda, digeri ise Ankaraspor macindan sonra oyuncular kendini kaybettiginde. Simdi o maclardan sonra girdigim entry'lerin, sagda solda ettigim kelamlarin hepsinin altina gidip "Pardon, yanilmisim" mi yazayim? Yoksa simdiki zamanda soylediklerimin o zaman yanildigimin kaniti olmasi yeterli midir?

Her Bobo golunden sonra buraya gelip "jessie n'oldu" deyip de ortami gererse arkadaslar, ki ozellikle jessie "Bobo gol atamaz, iyi oynayamaz" gibi birsey dememisken; tartisma buralara kadar uzar iste.

Bizi koru korune Nobreci olmakla suclarken kendinize donup bakin. Ben onu yapiyorum, jessie de yapiyor, delgado da yapiyor. Diyoruz ki, "Bobo iyi oyuncu, Bobo boyle oynasin canimizi yesin." Bunlar kulak ardi ediliyor, sonra Bobo gol atinca "Muccuk, jessi n'oldu?"
-----------------------------------
Ben sordum ki sana, "Bobo pres yapmiyor evet. Yapiyor mu? Bobo'nun kilo fazlasi var evet. Yok mu?"

Ben dedim ki sana, "Bizi 180 derece donememekle ithaf ediyorsunuz da; siz bu Nobre dusmanliginizi, bizim Bobo ve Nobre kiyasimizi israrla anlamamanizi ne diye tanimliyoruz o zaman? 181 derece?" Biz Bobo dusmaniysak siz Nobre sever misiniz yani?

Sen dedin ki "Topsuz alanda oyun demek. Pres demek. Atak baslatma demek. Savunmayi rahatlatmak demek" diyerek bir sürü olumlu özelliği yükledin nobreye." Ben burada sitem, sikayet havasi aliyorum. Dogru mudur? Onyargi var midir Nobre'ye karsi?

Kusura bakma, ben bu sorulara "acikca" cevap verdigini dusunmuyorum. Verdiysen de tekrar edersen sevinirim, anlamadim cunku.

olay iyice bobo-nobre tartışmasına dönmüş hiç hesapta olmayan şekilde. bobo geldiğinden beri aynı şeyi söylüyorum -üstelik de takımda en sevdiğim adam olmasına rağmen- bobo gol atmadığı hiçbir maçta oyunda yok.bunun sebebi de hava topu indirememesi falan değil sadece. oyunun içinde olamaması çoğu zaman. bobo'nun gol atmadığı ve çok iyi oynadığı sadece 1 (yazıyla bir) maç hatırlıyorum, o da 2006 türkiye kupası finali. onun dışında gol atmadığı sürece bobo'nun neredeyse oyunda olduğu bile fark edilmiyor. seviyorum, o ayrı:)

madem bobo-nobre istikametine gitmiş olay, sadece bir soru sorayım: ligde 1-2 kaybettiğimiz fb maçında nobre olsaydı, fb defansı -ali bilgin-gökhan gönül-yasin çakmak-roberto carlos- bu kadar rahat olur muydu, bu kadar rahat top çıkarır mıydı, emre-selçuk ikilisi elini, kolunu ve hatta zikini sallayarak sonsuz pas yapıp başımıza xavi-iniesta kesilir miydi? maçı yine kaybedebilirdik elbette, buna lafım yok ama bu şekilde mi kaybederdik?

Jessie dedi ki...

ben zapotocny geldiğinde de eleştirdim. tello'yu da eleştiririm. bugün dünya futbolunu az çok bilen herkes şampiyonlar ligi'nde tello'yla falan bir iş yapılamayacağını bilir. ha, bu kötü oyuncu mu demek? hayır.

da silva bobo, şu an ismini hatırlayamadığım bir uefa kupası maçında -hatırlayan söylesin- bir ilk 15 dakika oynadı, sanırsın kalanını liverpool'da devam edecek. ama 16. dakikada bitti. bir daha adını duyan olmadı. alışı verişi, dönüşü, oyun görüşü muhteşemdi. belki de denk geldi bilmiyorum.

...

ben bu sene ankaragücü ve ankaraspor maçları hariç tüm maçlara gittim inönüdeki. tribünde nobre ve bobo'nun nasıl konumlandırıldığını çok iyi biliyorum. tribünden bobo'ya edilen bireysel küfürlerin haddi hesabı yok. samimiyetle söylüyorum bunu. ama nobre'nin oynadığı çoğu maçta "bi nobre var aq" dendiğine şahit oldum.

ama bobo'ya küfreden aynı insanlar -sadece bobo da değil, delgado da öyle- bobo gol atınca hemen tezahürata başladılar boboooo bobooo diye. şaşırdım. adam 10 saniye önce yanımda delgadoya ana avrat düz gitti, sonra matiaaaaas deeeelgaaadooo.

olayın bir yüzü bu. diğer yüzü de, taraftarın futbolcusuyla duygusal bağ kurma ihtiyacı. camia kendi yıldızını yaratma derdinde. bir yere sarılmak istiyor. bireysel futbol tanrıları üzerinden futbolu yorumladığımız için illa bir kahraman çıkması gerekiyor. bakıyorlar takımın kahramanı sırasıyla ernst - toraman ve sivok. ama hiç biri kahraman olmaz ki bunlardan.

sonra bobo çıkıyor sahneye. bobo'nun bu sezon attığı tüm gollere bakın. ekstra tek golü fenerbahçe ye attığı goldür. onun da ne kadarını bobo atmıştır, ne kadarını volkan yemiştir tartışılır.

bu sene beşiktaş futbol takımı hiç bir maçında bobo'nun yokluğunu hissetmemiştir. ama bir çok maçta nobre'nin yokluğunu hissetmiş hatta bu uğurda doktorlar seferber edilmiş, kupa maçına zor şartlarda çıkarılmıştır.

bugün milad olsun. tüm yazdıklarımız burada duruyor, bakalım bobo'nun kariyeri ne şekilde ilerleyecek. hep beraber görelim.

bugün itibariyle, bobo orada oynamaz, sistem bobo'ya uygunsuz sözleri taça çıkmış oluyorsa, bobo baba gibi oynayacaksa, sağdan sola dönemediğinde bilmem kaç kilo fazlasıyla sıkıntı olmayacaksa buyrun sisteminizi bobo'ya göre kurun.

ama tek bir dileğim var; bir metalist faciası daha yaşatmasın bize. 2-1 den pay verdiğimiz gibi 8-0dan da pay verelim kendisine. şampiyonluktan hakettiğini alsın ama kaç senedir uefadan çıkamamaktan, kaç senedir ligde bilmem kaçıncı olmaktan da payını alsın. başarı bobo'ya, başarısızlık nobre'ye gidince metalist'i istanbul'da yenen takımın 11 oyuncusu rövanştaki maça 11'de başlamıyor, skor 4-0 olmasına rağmen takımının onurunu gururunu kurtarmak için son 15 dakika girip ölümüne oynuyorsa orada o adama ayıp oluyor demektir. futbolda her şey yetenek değil.

beşiktaş biraz da emeğin takımıdır. sanki ne bileyim, kırmak istemem kimseyi ama, gol atınca samba yapanlar bu şehrin bir başka takımıdır...

@jessie
benim de katılmadığım bir sürü yorumun, yazın vs. oluyor; ki olmaması abestir zaten. ama sırf şu son yazdığın yorumun için bile sana büyük saygı duyuyorum. ben de bu yıl inönü'deki tüm maçlara gittim. sadece 2 kupa maçına gidemedim. ve aynen senin dediğin gibi maç boyu bobo'ya, delgado'ya sövüp gol olunca adlarını çığıran adamların sayısı dudak uçuklatan cinsten. bir kocaeli maçı hatırlıyorum mesela, 2-0'dan 5-2 aldığımız, delgado sahanın en kötüsü. 60. dk civarı ceza sahasının sol köşesinden müthiş bir gol attı ve herif kahraman oldu. hatta maç boyu "orospu çocuğu" diye delgadoya bağıran, delgado golü atınca da çığıran dayıya "orospu çocuğu taktı golü" dediğimi hatırlıyorum. herif sallamadı tabi:D

bence son yazdığı paragraf bu tartışmanın özetidir. biraz beşiktaş'a nasıl baktığınla ilgili aslında tartışmanın hangi tarafında yer aldığın. ben o son paragraftan, emekten yanayım.

Jessie dedi ki...

natura, kocaeli maçında yanyana oturuyor olmayalım? :) benim delgado için verdiğim örnek, isim vermemiş olsam da kocaelispor maçı idi :)

shelbyl dedi ki...

Yillar once Tekirdagspor - Ayazagaspor macindayim. Bayagi yillar once ama, ilkokula falan gidiyorum ben. Neyse, takimlar sahaya cikacak, once Tekirdagspor cikti, yanimdaki adam ana avrat kufretmeye basladi butun kadroya. "Eyvah" dedim, "kendi evimizde gittim Ayazagali manyagi buldum." Ayazagaspor sahaya cikarken bu adam gene kufretmeye basladi. Zaten gol pozisyonlari haricinde butun mac kufretti adam. Ne kulup baskani kaldi gecirmedigi, ne antrenor ne birsey. Maci 3-2 aldik. Yasar 2 gol atti. Bir Yasar'a kufretmediydi o amca; Yasar da 3. Lig 8. Grup'ta(sonradan 10 oldu, simdi ne oldu bilmem) daimi gol kraliydi. Gittigi her takimda gol krali olur gelirdi, golu genc Semih'ten iyi koklardi bizim 30+ Yasar. Ben su an sagliksiz yemek yemeye baslayip 1 yil durmasam Yasar'in gobege ulasirim ama, oyle bir adamdi fizik olarak.

Neyse, ben meramimi anlattim herhalde.

Ne salakça yarabbim yaa. Gol atınca kolbastı oynamiyor mu Trabzon saftorikleri, adam Brezilyalıysa samba, Arjantinliyse tango yapar sana ne. Neymis emegin takimiymis. Git o zaman Zeytinburnuspor'u tut. O da emegin takımı. Biz diyoruz dünyayi yakalayalım, bu denyo hala emegin takimi falan filan. Offf saçma yaa.

Tello'ya bok ata ata kendi yazdıklarını yedin sonunda hala durmuş burda hangi yüzle yazıyorsun çok merak ediyorum.

Shelbyl falan da artık seni korumayi biraksin, komik oluyor.

hahaha... tekirdağspor maçları bir klasiktir zaten. bir tekirdağspor maçında bildiğin şoparların oynadığını gördüm ya başka sözüm yok. bir de havaalanında futbolcu karşılar gibi 87 yaşından sonra tekirdağspor'a transfer olan ali nail'i otogarda istanbul seyahat otobüsünden inerken karşılamışlığı vardır tekirdağspor taraftarının. hastasıyız...

@jessie
mümkündür:) şaka bir yana benim kombine yeni açıktan, sen kapalıda izliyorsun sanırım. ama stadın her yerine yayılmış o dayılardan yahu.

delgado dedi ki...

@Adsız

"denyo" lafını tamamen üzerine alınmanı anlamadım. senin sözlüğü takip ettiğin gibi ben de sözlüğü takip ediyorum, bobo'nun iyi maç oynamasından sonra ortaya çıkıp laf sallayan adamlardan bahsettim. gerçi "eleştirince mutlu oluyor" "hıncal uluç bu" tarzı lafların da hoş değil, ama olsun.

Jessie dedi ki...

yok yeni açıktayım ben de bu sene. ama seneye inşallah kapalıdayım.

shelbyl dedi ki...

@Kasarli Yumurta

Once Jessie'ye "mal, aptal, deli" dedin ve bunlari 3 cumleye sigdirdin, bravo. Simdi de ayni tondan hakaret dagarcigina "denyo"yu da ekleyerek Bobo-Nobre muhabbetine daliyorsun. Yumurta gibi adamsin.

Yahu ben Jessie'yi niye koruyayim? Ben fikrimi koruyorum. Ama zaten sizin gibilere anlatamadigim da bu. Ben Bobo - Nobre olayinda verileri ortaya koyup "Bobo boyle oynasin canimi yesin, ama Bobo'nun takima gol harici alanlarda katkisi yok" diyorum. Siz gelip "Ehehe Bobo ayar verdi, Jessie dedigini yut, nasil koyduk ama" diye ego tatmini yapiyorsunuz.

Ben Besiktas'im icin daha dogru oldugunu inandigim bir "fikri" savunuyorum, sizin yaptiginiz Besiktas uzerinden ego tatmini. Iki tarafin da farkli fikirleri olabilecegini anlamiyorsunuz. Biz fikrinizi elestirirken siz bir tek "jessie'yi got etme" sevdasindasiniz, esas at gozluklu sizsiniz de farkinda degilsiniz.

Ben jtr'den hala sorularima cevap bekliyorum bu arada. Yumurtaya da uslup, yordam, terbiye gibi kavramlarla tanismasini oneriyorum bu arada.

Jessie dedi ki...

shelbyl, ne kadar enteresan yaklaşımlar değil mi. senle futbol görüşümüz üç-aşağı beş yukarı birbiriyle örtüşüyor. mesela freak'le de sahaya dair yorumlarımızda ayrı fikirde olduğumuz konu son derece azdır. mesela yuki, spirit... biz bu adamlarla yüzyüze de görüşüyoruz. farklı düşündüğümüz konular da olabilir, mesela yuki ile semt takımı konusu böyle bir şey ama bir çok konuda aynı lafı söylüyoruz, sana,ona,buna bu fikirler nedeniyle eleştirmek yerine sana "onu hala savunuyor musun" diyorlar.

işte bence bu, bir fikrin ne olduğundan öte o fikrin kim tarafından dillendirildiğinin önemini ortaya koyuyor. hep söylüyorum, beşiktaş'ı hepimiz ayrı ayrı yerlerden seviyoruz. tek ortak noktamız belki de, beşiktaş'ı seviyor olmamız.

tello'dan delgado'dan bize ne. bizi tek ilgilendiren şey var, o da beşiktaş. ben beşiktaş'ın tello'suz daha iyi bir takım olabileceğine inanıyorum, bir başkası tello ile. benim tello'nun kişiliğiyle veya nobre'nin maaşıyla ilgili ne gibi bir çıkarım olabilir.

insanları da sıkıyoruz bu muhabbetle aslında.

size bir anektod anlatayım. kayseri maçıydı... 25.dakika falan gibi serdar özkan ayağına aldığı her topu eziyor, durmadan hata yapıyor. herkes çıldırmış... sağ kanatta serdar'ın önüne top attılar. yanda hafifçe yaşlı bi abi vardı, top serdar'a gidince "aaah" dedi "atak bitti, izlemeyin, bi skim çıkmaz oradan" dedi. serdar aldı topu, çalımı attı, ortayı yaptı, yusuf vurdu gol oldu. biz de hemen abiye döndük, güldük falan. abi göt olmuş mu oldu? hepimiz aynı şeyi düşünürken, o bunu ifade etmişti. dolayısıyla hatayı da biz değil, o yapmış oldu.

futbol bu. hangi fikri savunduğundan öte önemli olan bunu nasıl temellendirdiğindir. ben,temellendirmeye çalışıyorum. yanlış mantık kuruyorsam bunu eleştirebiliriz. ben de keyif alırım. bobo müthiş golcü, bunu inkar eden futboldan anlamıyordur demek bize bir tartışma platformu bırakmıyor.

Jokond dedi ki...

lütfen hakaret içerikli yorumları silin arkadaşlar.

Gökhan dedi ki...

bütün yorumları okuyorum ve benim de bobo-nobre konusundaki düşüncelerim jessie-shelbyl ile neredeyse tamamen aynı.
06-07 sezonunun 2.yarısının başında bobo nun gecekten faydalı oynadıgı bir dönem vardı sonra sakatlanmıstı hatta sonra erken dondu kupada fener e gol attı,tam o zaman da taraftarın sevgilisi haline geldi ve yeterli gördü o an ki halini belki de,kendini geliştirmediği gibi yeterince istekli de oynamıyordu.son 3 maçtaki yükselişinin arkasında da belki bir transfer söylentisi ve taliplerinin gözüne girme düşüncesi olmadığına kesin olarak inanamıyorum böyle olunca.
nobre her zaman taraftarın lafa gelince savaşan,formanın hakkını veren birisi olsun cok yetenekli olmasa da olur klişesine uygun bir adam hatta bence yeteneksiz de de gıl ama artık her nedense diğer ofansif oyuncularımız kadar sevdiremedi kendini

Yorum Gönder

Ara