.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
18 Mayıs 2009 Pazartesi

Can Tigana

14.05.2007'de 32. hafta sona erdiğinde sözlükte tigana ile ilgili bir şeyler karalamıştım. 32 haftaya genel bir bakış yazısı altındaki yorumlarda hiç istemediğim halde konu tigana'ya kilitlenince hem bu eski yazıyı yad etmeyi ve tigana'yı da ayrı bir konu başlığında irdelemeyi daha uygun buldum. işte o yazı dan dan dan!!! (bugün halen gönül ferahlığıyla altına imzamı atarım) "beşiktaş'ın bugün gelmiş olduğu başarısız noktanın kimilerince bir başarı olarak yorumlamasını öncelikle masaya yatırmak lazım. elbette ki bu başarıdan söz eden zevat-ı kiram, kazanılan üç kupayı takımın ligdeki ikinciliğini öne sürüyor. beşiktaş'ın son iki haftaya girerken toplamış olduğu puan 58'dir. 2003-04 skandalının olduğu sene ligi 62 puanla rakiplerinin hayli gerisinde bitirmiştir. 2004-2005 sezonunda ise 69 puanla ancak 4. sırada ligi tamamlamış beşiktaş. geçen sezona baktığımızda ise (ki yarısı tigana'nın eseridir) 54 puanla ligi tamamlamış ve ezeli rakiplerinden tarihi puan farkları yemiştir. şimdi bu tabloya baktığımız zaman bir başarıdan söz etmek mümkün değil. sözünü ettiğimiz sezonların tamamında sezon içinde sürekli teknik direktör değişikliğine gidildiğini, son dört yıl içinde ilk defa beşiktaş camiasında bir hocaya bu kadar şans verildiğini de göz önüne almak lazım. sezon öncesi takım tertibatı, oyuncu seçimi, antreman programı, taktiksel düzen tamamıyla hazretlerinin bilgisi dahilinde oluşmuş. ve bugünlere 7 beraberlik ve 8 mağlubiyetle gelinmiş... şimdi gelin beşiktaş'ın bu sezon yaptığı maçları ve elde ettiği skorları tekrar gözden geçirelim: 1.hafta 06 ağu 06 v.manisa beşiktaş 1-0 2.hafta 11 ağu 06 beşiktaş gaziantepspor 2-1 3. hafta 20 ağu 06 denizlispor beşiktaş 0-2 4.hafta 25 ağu 06 beşiktaş konyaspor 3-1 5.hafta 10 eyl 06 beşiktaş trabzonspor 2-3 6.hafta 17 eyl 06 galatasaray beşiktaş 1-0 7.hafta 24 eyl 06 beşiktaş ankaragücü 2-1 8.hafta 01 eki 06 k.erciyesspor beşiktaş 1-1 9.hafta 15 eki 06 beşiktaş g.birliği 1-0 10.hafta 22 eki 06 ç. rizespor beşiktaş 0-1 11.hafta 29 eki 06 beşiktaş sakaryaspor 0-0 12.hafta 05 kas 06 antalyaspor beşiktaş 4-4 13.hafta 11 kas 06 beşiktaş sivasspor 0-1 14.hafta 19 kas 06 fenerbahçe beşiktaş 0-0 15.hafta 24 kas 06 beşiktaş bursaspor 3-1 16.hafta 02 ara 06 ankaraspor beşiktaş 0-0 17.hafta 09 ara 06 beşiktaş kayserispor 2-1 18.hafta 28 oca 07 beşiktaş v.manisa 3-1 19.hafta 04 şub 07 gaziantepspor beşiktaş 0-0 20.hafta 10 şub 07 beşiktaş denizlispor 2-0 21.hafta 16 şub 07 konyaspor beşiktaş 2-1 22.hafta 24 şub 07 trabzonspor beşiktaş 3-2 23.hafta 03 mar 07 beşiktaş galatasaray 2-1 24.hafta 11 mar 07 ankaragücü beşiktaş 0-1 25.hafta 18 mar 07 beşiktaş k.erciyesspor 1-0 26.hafta 02 nis 07 g.birliği beşiktaş 0-2 27.hafta 07 nis 07 beşiktaş ç. rizespor 1-0 28.hafta 14 nis 07 sakaryaspor beşiktaş 1-1 29.hafta 21 nis 07 beşiktaş antalyaspor 1-0 30.hafta 29 nis 07 sivasspor beşiktaş 0-1 31.hafta 05 may 07 beşiktaş fenerbahçe 0-1 32.hafta 13 may 07 bursaspor beşiktaş 3-0 derbi maçların büyük bir çoğunluğundan boynu bükük ayrılmış, ligin alt sıralarındaki takımların çoğuna puan vermiş, sezonun her iki yarısında birden galip geldiği takım denizlispor dışında yok, ikinci devredeki bir beş maçlık galibiyet periyodu dışında taraftarının yüzünü üst üste güldürememiş. beşiktaş, rakiplerin puan kaybı sonucunda çok kötü geçirdiği bir sezon sonrası ikinciliği başarı olarak görmez ve görmemeli. eğer bu tabloda beşiktaş liderliği bulamamışsa, bir hafta dahi olsa o koltuğa oturamamışsa birz oturup düşünmek ve tigana'yı irdelemek lazım... basın mensuplarıyla kavga etti, futbolcularıyla didişti, taraftarla ağız dalaşı yaptı, yeri geldi basın toplantılarında futbolcularını at yarışıyla, antremana çıkmamakla suçladı. koskoca 17 maçlık ilk yarıda bir kez olsun delgado ile ricardinho'yu yan yana oynatmadı. ikinci yarı sakatlıklar hariç her maç ikisini ilk on birde oynattı. takımın yüzde yetmişini hiç oynamadıkları mevkilerde denedi. türkiye'nin en teknik iki orta saha oyuncusunu kanatlara mahkum etti. koray'dan stoper, serdar'dan ön libero(kimse demesin iyi oynuyor diye, ön libero oyunu iki taraflı oynama zorundadır, serdar hücuma mı çıkarıyor takımı?), burak, delgado, ibrahim toraman'dan sağ açık, ricardinho, gene burak, bobo'dan sol açık, nobre'den sprinter, baki'den futbolcu, ibrahim üzülmez'den libero, dört stoperden çizgi defans yapmaya çalıştı. futbolun en önemli mevkisi orta sahayı ikinci yarıda bir kalemde sildi. 7 kişinin hep savunmada kaldığı 3 hücumcunun çizgide eriyip gittiği akıl, mantık dışı bir oyunla maç kazanma amacı güttü. sahaya sürdüğü futbolcunun teknik özelliklerine, yeteneğine hiç bakmadı. kafasında oluşturduğu garip, fantastik oyun düzenine göre futbolcu yontmaya çalıştı. beşiktaş son haftalara girerken 1-0'lık galibiyetler aldığı dönemde bütün maçlarını mucize eseri tek atak tek gol ve bol kaleci kurtarışlarıyla kazandı gene de bir gün kendisinde ve garip sisteminde hata aramadı. seozn boyunca hiçbir yanlış anlayışı düzeltmediği gibi her geçen gün yanlış defterine yeni sayfalar ekledi. ve geldik en önemli mevzuya. bunların hepsi unutulur da asıl şu faciayı unutmak mümkün değil. beşiktaş takımında şu an arkasından övgü alacak tek fayda bırakmadı. yeni gelen teknik direktör kim olursa olsun sıfırdan başlamak zorunda kalacak. yeniden savunma öğretecek, bir buçuk senedir çalışılmayan ölü top organizasyonlarını anlatmaya çalışacak, oyunu iki taraflı oynamanın değerini anlatacak, edecek, yapacak da yapacak... tigana mali'deki şirin evinde yoksul ve kimsesiz çocuklarla uzun eşek oynarken, biz burdaki beşiktaşlılar bir süre daha revizyona giden takım sabrına gireceğiz, zamanla olacak inşallah dualarına sarılacağız ve sıfırını tüketmiş bir kadronun yeniden sihirli dokunuşlarla ayağa kalkmasını dileyeceğiz. yolun açık olsun tigana, öyle ferah bir yol olsun ki git git bitmesin, geri dönüşü olmasın..."

50 Yorum:

shelbyl dedi ki...

Celiski: "koskoca 17 maçlık ilk yarıda bir kez olsun delgado ile ricardinho'yu yan yana oynatmadı"

ve

"futbolun en önemli mevkisi orta sahayı ikinci yarıda bir kalemde sildi."

Tigana Delgado ile Ricardinho'yu ayni anda oynatma sevdasina silmedi mi ortasahayi, daha dogrusu bu yuzden sildirilmedi mi ona ortasaha? Delgado ile Ricardinho'nun yanyana oynadigi bir ortasahadan ne umut edilir?

Ayrica gecmis sezonlarda toplanan puanlari yasanan sezonla karsilastirmak, istatistik bilimine hakarettir. Bu karsilastirmalar yapilirken baska bilinmeyenler (Avrupa macerasi, lider ile puan farki, lider ile sonuncu arasindaki puan farki, yonetimsel sorunlar) devreye sokulmazsa varilan sonuc yanlis olur.

Sozu arkadaslara birakiyorum.

Jokond dedi ki...

"Tigana Delgado ile Ricardinho'yu ayni anda oynatma sevdasina silmedi mi ortasahayi, daha dogrusu bu yuzden sildirilmedi mi ona ortasaha?"

ikisi aynı anda oynamıyorken de orta sahasız çıkarıyordu takımı. ayrıca beraber oynattığı dönemde de ikisini de olabilecek en gudik şekilde sahaya sürdü. ricardinho sol çizgide delgado sağ çizgide. normal miydi sence?

"Delgado ile Ricardinho'nun yanyana oynadigi bir ortasahadan ne umut edilir?"

ricardinho beşiktaş'a gelmeden önce brezilya'da ne oynuyordu ona bakmak lazım. delgado ortanın ortasında hemen yanında da ricardinho hiç denenmedi.

Jokond dedi ki...

"Ayrica gecmis sezonlarda toplanan puanlari yasanan sezonla karsilastirmak, istatistik bilimine hakarettir."

katılmıyorum buna. bütün değişkenlere rağmen, istisnai sezonlara rağmen şampiyonluk puan çıtası az çok bellidir.

T. Egemen Gul dedi ki...

@Jokond

Korelasyon nedensel değildir. Bu yüzden bazı karşılaştırmalarını otomatikman mantıksız kılıyorsun. Ama yine de söylediklerinin altına bir imza da ben atabilirim. Çünkü o sezon sonu ne dusunduysem sen de bunları yazmışsın.

shelbyl dedi ki...

Tigana sol kanat istedi, ona Ricardinho'yu aldilar. Alternatif de hatirlarsan Ze Roberto idi. Ben olsam bunun uzerine Ricardinho'yu sol bek bile oynatirdim.

Sunu sorayim ben sana, sen Tigana'nin yerinde olsan ortasahayi nasil kurardin mesela? Ne yapmaliydi Tigana o kadroyla?

Toraman'dan ilk sag bek icat eden de Tigana'dir, faydalarini 2 sene gecikmeli aldik.

shelbyl dedi ki...

Jokond'a odev sorusu:

Asagidaki kadrodan, 3'lu defans fazntazisin sapmadan, guclu bir ortasaha cikariniz:

vedran runje, murat şahin, ramazan kurşunlu, baki mercimek, ibrahim üzülmez, serdar kurtuluş , ibrahim kaş, ibrahim toraman, mustafa doğan, ali güneş, gökhan zan, mehmet sedef, fahri tatan, ricardo luis p. Rodrigues, jose kleberson pereira, emre özkan, serdar özkan, aydın karabulut , burak yılmaz, matias emilio delgado, ali tandoğan, mustafa koray avcı, ibrahim akın, kenan özer, mert nobre, gökhan güleç, deivson rogerio da silva

Jokond dedi ki...

yanlışın üstüne yanlışla devam etmeyelim. toraman hala ve hala sağ bek oynayamıyor. oradan nasıl bir verim alıyoruz ben çözemedim. tigana'yı da en güzel özetleyen buydu aslında. bir önceki takımında iyi veya kötü sürekli sağ bek oynayan serdar kurtuluş'tan ön libero ve stoperden sağ bek yapan fantastik bir teknik adamdan bahsediyoruz. yani ikisi de asli mevkisinde oynamıyor. elinde sağ bek yoktu o yüzden gitti torman'ı sağa çekti diyemiyoruz ki. baki mercimek ısrarına ise hiç değinmek istemiyorum zira hatırladıkça kaşıntı yapıyor.

Jokond dedi ki...

ben hayatımda hiç kadro yapmadım shelbyl, yapanları da hep komik bulmuşumdur. varyasyon, zihniyet, anlayış hepsini konuşalım iyi hoş ama isim isim kadro yapmak çok gülünç olur. eğer bu kadrodan tigana maksimum verimi aldı, dahası da olmazdı diyorsan kadroyu okuyup, maçları şöyle bir hatırlayıp biraz daha düşünmeni dilerim.

gökhan dedi ki...

tigana nın elinde neresinden tutarsan tut çok kötü bir kadro vardı. oyuncular kötü müydü tartışılır ama bir takım çıkması mümkün değildi. buna rağmen 3 kupa ve şampiyonlar ligi bileti kazandırmıştır takıma. bence gayet başarılıdır.

yazıdaki her cümleye itirazım var. başlayalım;

"basın mensuplarıyla kavga etti"

beşiktaş taraftarı değil mi bütün basın traş forzabeşiktaş diyen. niye dokunuyorki basınla kavga etmesi. ayrıca ismail er gibi rezil adamlarında foyasını ortaya çıkarmıştır. artıdır yani bu hareketi.

"futbolcularıyla didişti, taraftarla ağız dalaşı yaptı"

ben böyle şeyleri net olarak hatırlamıyorum. ama takımı sergen gibi tümer gibi adamlardan temizlemesi çok doğru bir harekettir ve o zaman için gerekliydide.

"koskoca 17 maçlık ilk yarıda bir kez olsun delgado ile ricardinho'yu yan yana oynatmadı. ikinci yarı sakatlıklar hariç her maç ikisini ilk on birde oynattı."

öyle bir hale gelmişki tigana nefreti ne yapsa kulp takıyorsunuz. iki cümle tamamı ile çelişkili. ama açarsak, delgado geldikten birkaç ay sonra bağırsak enfeksiyonu geçirdi ve 5-6 kilo kaybetti. toparlaması da anca 2. devreyi buldu. zaten 2. yarıda sürekli oynadılar.

"türkiye'nin en teknik iki orta saha oyuncusunu kanatlara mahkum etti."

en baştada yazdığım gibi eldeki malzeme ile bir takım kurmak imkansız gibiydi. adamcağız da verim alabilmek için elinden gelen herşeyi yaptı. önce 4-2-2-2 gibi birşeyler oynattı birkaç hafta başarılı oldu. sonra çözüldü ve 4-2-3-1 oynatmaya başladı.

delgado-rico-bobo
nobre

dizilimi ile oynadık son haftalarda. Bundan daha verimlisi o kadro içinde mümkün değildi.

“koray'dan stoper, serdar'dan ön libero(kimse demesin iyi oynuyor diye, ön libero oyunu iki taraflı oynama zorundadır, serdar hücuma mı çıkarıyor takımı?”

Koray ağırlıklı olarak orta saha oynadı. Mecburiyetten arada bir stoper oynamış olabilir. Oynarda ,sırıtmazda. Ancak serdar konusu apayrı. Sağ bek olması mümkün olmayan adamdan çok iyi bir orta saha oyuncusu çıkardı. Gösterdiği gelişim olağanüstü idi. Sonra Ertuğrul sağlam geldi ve adamı beke hapsetti ve futbol hayatı bitme noktasına geldi. Sık sakatlığının sebebi beke hapsedilmesidir. O fiziklr adam bek oynayamayaz çünkü.

“burak, delgado, ibrahim toraman'dan sağ açık, ricardinho, gene burak, bobo'dan sol açık, nobre'den sprinter, baki'den futbolcu, ibrahim üzülmez'den libero, dört stoperden çizgi defans yapmaya çalıştı”

Hep aynı yere geliyorum. Eldeki kadrodan bir takım çıkması mümkün değildi. Adam da denedi ha denedi. Yapacağı başka bir şey yoktu maalesef.

"dört stoperden çizgi defans yapmaya çalıştı"

benitez, mourinho da aynı şeyi yapıyor. açın şampiyonlar ligi yada üst düzey ligleri herkes çizgi savunma oynar. zorunluluk haline geldi artık bu. ki mustafa doğan-toraman-zan-üzülmez dörtlüsünden başarılı bir çizgi savunma çıkarmak için doğa üstü güçlere ihtiyaç var. tiganayı en çok alkışladığım nokta da budur.

“futbolun en önemli mevkisi orta sahayı ikinci yarıda bir kalemde sildi. 7 kişinin hep savunmada kaldığı 3 hücumcunun çizgide eriyip gittiği akıl, mantık dışı bir oyunla maç kazanma amacı güttü.”

Beşiktaşın son yıllarda orta sahası bir tek o yıl vardı. Tigananın en büyük artısı oydu zaten.

Ayrıca yine son yıllardaki en kompakt Beşiktaş tigananın zamanındaki beşiktaştı.

“ve geldik en önemli mevzuya. bunların hepsi unutulur da asıl şu faciayı unutmak mümkün değil. beşiktaş takımında şu an arkasından övgü alacak tek fayda bırakmadı. yeni gelen teknik direktör kim olursa olsun sıfırdan başlamak zorunda kalacak.”

Tigananın ardından gelen teknik direktör sıfırdan değilde tigananın kurduğu düzenden devam etseydi şu an çok başka yerlerde olurduk. Zaten Ertuğrul sağlama olan öfkemin asıl sebebi budur.
sonuç olarak beşiktaşın son yıllarda gördüğü en güzel şey bana göre tiganadır. Keşke gitmeseydi. Yapacak çoook şeyi vardı…

shelbyl dedi ki...

Isim isim kadro yapmak ile, "O niye orada oynadi, bu niye burada oynamiyor?" demek arasinda hicbir fark goremiyorum ben. Hatta isim isim kadro yapan adam en azindan "Bunun yerine bu burada oynasin" dedigi icin daha yapicidir gozumde.

Fenerbahce'nin Aurelio - Appiah - Alex'ine karsi bizim Ricardinho - Delgado - Kleberson var. Sagda Ali Tandogan - Ali Gunes, sol acik diye alinmis Ricardinho var. Sol bek Uzulmez. Gobekte Zan. Hangi isim isim kadro zaten?

Tigana cok az gol yiyen bir takim yaratmayi basarmistir, oyle ya da boyle. Bunu kabul edelim. Bu lig basarisi getirmis midir? Hayir. O kadroyla da ancak bu kadar olurdu diyorum iste ben de bu yuzden. Kendisini kucuk dusunmekle suclayabiliriz, ya da realist/pesimist olmakla. Bundan gayri bir kusur goremiyorum ben kendisinde.

Oyunu cift yonlu oynayacak Kleberson ve Ricardinho hic yonlu oynarken, oraya bir adet amele lazimdi; o amele de Kurtulus oldu. Hucum yonu zayif diye sucladigin Kurtulus'u niye bek oynatmadi diye kiziyorsun adama. Bu da bence celiskidir.
----------------------------------
Mantaliteye gecelim. Ismail Er gibi bir adam uzerine salindi Tigana'nin, sen onu basin mensuplariyla kavga etmekle sucluyorsun. Yabanci bir teknik adam Denizli gibi yaklasamaz, yaklasmamali Omer Guvenc'in sacma sorularina, Er'in ismarlama yazilarina. Ben bu yuzden de seviyorum adami, son toplantisinda bile birseyler desifre edip gitti.

Tigana kusursuzdu, 10 numaraydi, hayatimin askiydi demiyorum. Ama adamin yapmaya calistiklarini, elindeki malzemeyi gormezden gelip butun olumsuzluklari listeleyerek kendisine dayanmak bana adilce gelmiyor.

Jokond dedi ki...

tigana gitti yaşasın tigana. ama olmuyor ki?

basınla kavgalı olmayı sadece ismail air vakasına bağlamanız hoş olmuyor. tek tek kaynak mı göstereyim? maç sonrası açıklamalarına, muhabirlerle girdiği laf dalaşlarına tek tek link mi bulayım? yapmayın etmeyin. ne çabuk unutuyorsunuz. tigana'nın dobra bir adam olmasını, düzgün bir kişiliğe sahip olmasını bir önceki konuda dile getirmişim zaten. ama bu bana hocalık performansına duygusal bakma hakkını vermez. malesef siz tigana'ya duygusal bakıyorsunuz.

ben kendimi bildim bileli en çileli sezonu tigana ile yaşadım. oynattığı futboldan ölesiye nefret ettim. kanat bindirmeleri yoktu, organizasyon yoktu. tek atak, tek vuruş ve tek golle aldığımız maçları ne çabuk unuttunuz? sakat murat şahin'in devleştiği antalya maçı, sivas'ta mucizeler sonucu sivas'ın kaçırdığı on golden sonra son saniyede delgado'nun beşiktaş'ın ilk ve tek pozisyonuyla attığı golle gelen galibiyeti ne çabuk unuttunuz? 2-0'dan verilen trabzon maçını neremize sokacağız? şampiyonluk ve kader maçında bobo'yu kenarda tutup kendi sahasında savunma ağırlıklı oynayan beşiktaş'ı yaratan adam zihninizde eriyip gitti mi?

yapmayın, etmeyin yahu. tigana'nın beşiktaşı çok kötüydü. adamın kişiliği gözünüze perdeler indirmesin.

Jokond dedi ki...

"Isim isim kadro yapmak ile, "O niye orada oynadi, bu niye burada oynamiyor?" demek arasinda hicbir fark goremiyorum ben."

arasında dağlar kadar fark var. her maça ayrı kadroyla, ayrı dizlişle çıkılır. illa belirli bir şablona bağlı kalmak gerekmez. bu yüzden sabit bir diziliş ve sabit bir 11 beirlemek doğru değil. benim orada demek istediğim çok basit, her oyuncu geçmişten beri sürdürdüğü mevkisinde değerlendirileceğine hepsinden başka şeyler yaratılmaya çalışıldı ve bu bize pahalıya patladı diyorum. o takımdan maksimum verim alınmadı, temel öğelerle çok oynandı diyorum.

"Fenerbahce'nin Aurelio - Appiah - Alex'ine karsi bizim Ricardinho - Delgado - Kleberson var. Sagda Ali Tandogan - Ali Gunes, sol acik diye alinmis Ricardinho var. Sol bek Uzulmez. Gobekte Zan. Hangi isim isim kadro zaten?"

sol bek üzülmez diyorsun bak yanlış hatırlıyorsun. sezon boyunca adam gitti oraya baki'yi koydu. üzülmez'den libero yaptı libero abi. hatırlıyor musun o cefayı?

"Tigana cok az gol yiyen bir takim yaratmayi basarmistir, oyle ya da boyle. Bunu kabul edelim. Bu lig basarisi getirmis midir? Hayir. O kadroyla da ancak bu kadar olurdu diyorum iste ben de bu yuzden. Kendisini kucuk dusunmekle suclayabiliriz, ya da realist/pesimist olmakla. Bundan gayri bir kusur goremiyorum ben kendisinde."

5-6 kişinin sürekli kendi sahasında çakılı kaldığı, oyun içinde aktif olmadığı, pozisyona girmenin şişirme toplarla tesadüflere kaldığı maçları lütfen ama lütfen anımsayın. yoksa kurdeşen dökeceğim ben burada...

"Oyunu cift yonlu oynayacak Kleberson ve Ricardinho hic yonlu oynarken, oraya bir adet amele lazimdi; o amele de Kurtulus oldu. Hucum yonu zayif diye sucladigin Kurtulus'u niye bek oynatmadi diye kiziyorsun adama. Bu da bence celiskidir."

dörtlü savunmada ön libero ve sağ bek kavramlarını tekrar masaya mı yatıralım shelbyl? bir adamı savunmak için bu kadar yanlış şeyler yazmana inanamıyorum. sağ bekin temel görevi karşı takımın kanat akınlarını engellemek, koridoru daraltmak ve sağ açığa servis yapmaktır. bekler yüksek tekniğe sahip olmak zorunda değildir, en önemli görevleri kesiciliktir. ön libero ise bambaşka bir şey. çağdaş futbolun en temel öğesi. orada oynayan adam çok iyi bir kesici ve çok iyi bir servisçi olmak zorunda değil. olursa süper olur elbette ama ikisini de vasatın üzerinde yapması kafi. serdar işte o iki ayağın birine hiç sahip değildi.

"Mantaliteye gecelim. Ismail Er gibi bir adam uzerine salindi Tigana'nin, sen onu basin mensuplariyla kavga etmekle sucluyorsun. Yabanci bir teknik adam Denizli gibi yaklasamaz, yaklasmamali Omer Guvenc'in sacma sorularina, Er'in ismarlama yazilarina. Ben bu yuzden de seviyorum adami, son toplantisinda bile birseyler desifre edip gitti."

yine tekrar ediyorum. sorun sadece ömer güvenç veya ismail air değildi. bu admaın basınla iletişim yeteneği sıfırdı. her demeci negatif elektrik, her açıklaması huzursuzluktu.

"Tigana kusursuzdu, 10 numaraydi, hayatimin askiydi demiyorum. Ama adamin yapmaya calistiklarini, elindeki malzemeyi gormezden gelip butun olumsuzluklari listeleyerek kendisine dayanmak bana adilce gelmiyor."

ben de diyorum ki çok ciddi olumsuzluklarına rağmen, sırf "can tigana" olduğu için beşiktaş'taki tatsız, rahatsız edici performansını temize çıkarmaya çalışmak adil olmuyor.

eksibesiktas dedi ki...

tigana gitti de o kadro tigana'dan sonra uçmadı ki be abi.

T. Egemen Gul dedi ki...

Kaldı ki Tigana'nın Can olması, komisyoncu oldugu gerçeğini de değiştirmiyor.

Bu adamın Beşiktaş'a oynatmaya çalıştığı futbol resmen çağdışıydı. Bunu gormek bu kadar zor olmasa gerek.

gökhan dedi ki...

üşenmedik iki sayfa yazı yazdık, o yazıdan çıkara çıkara kişilik, duygusallık çıkardıysan yuh sana. evet tigana adam gibi adamdı, süper bir kişilikti, çok seviyorum ama sırf bunun için gözümü kör edecek değilim.

tigananın en büyük hatası 2-0dan dönen trabzon maçında yaptıklarıdır. bak hatasını da söylüyorum. olabilir, benitez de hata yapar lippi de yapar.

"Bir hocanın çapı yaptığı değişiklikten, kazandığı maçtan belli olmaz, genel duruşundan, genel felsefesinden, kupasından belli olur."

http://noatsamisa.blogspot.com/2007/11/msy-krdan-2-uzun-zaman-nce-balang.html

tigana nın asıl olayı budur. kusursuz değildir elbette ama beşiktaş için büyük bir şanstı ve kötü değerlendirildi.

hayır anlamıyorum ki elde çok iyi bi kadro vardı da tigana mı bunun içine etti. o şurda oynamaz bu burda oynamaz. hadi bi yere kadar eyvallahta çözüm sunmadan eleştiri yapmak hiç olmaz.

Jessie dedi ki...

komisyon olayında kendi kendini dava eden tiganadır. dava sürmüş ve sonuçlanmıştır. bu bağlamda, komisyoncu demek bir yanlışa imza atmaktır bence.

Jokond dedi ki...

şimdi diğer sayfadan uzun uzun, tatlı tatlı yazdıklarını kaale alıp cevap yazıyordum gökhan, ara sıra da buradan sayfayı yeniliyorum ki güncel yorumları kaçırmayayım. bir bakıyorum "yuh sana" yazmışsın. bana, bu şekilde ifadede bulunman sana hiç yakışmadı. yaşını bilmiyorum gökhan, ama kendimi biliyorum. yıllardır envai çeşit beşiktaş ortamında yazarım, hiç böyle bir ifadeyle karşılaşmadım. yakıştıramadım sana.

Şekerli dedi ki...

Tek tek neleri doğru neleri yalnış yaptığığını yazabiliriz , birileri beğenir birileri beğenmez ama insanların karakterine , şerefine dil uzatmak yakışmaz . kimseninde haddine değildir. Tigana gerek Türkiye'de kendine bu söylemi dile getirenler karşısında gerekse İngiltere'de adalet önüne çıkıp kendisine yapılan suçlamaların haksız olduğunu ortaya çıkarmıştır. Birilerinin dikkatine.

shelbyl dedi ki...

Sol bek Uzulmez dedigimde tam da onu anlatmaya calistim aslinda. Adam sol bek olarak Uzulmez'e alternatif aradi. Belli bir sure sonunda Baki ileriye yardirma yetenegi kazandiydi, hatirlar misin o saskinligi? Ha, Baki'den sol bek olmaz bence de. Uzulmez de oynasa oynasa bir mac stoper oynamistir, butun sezon degil bahsettigin sey.

Sag bek ile onliberonun farkini tartismiyorum ben Kurtulus orneginde, onu bilmiyorsam zaten burada yazmayayim. Demissin ki "sağ bekin temel görevi karşı takımın kanat akınlarını engellemek, koridoru daraltmak ve sağ açığa servis yapmaktır." Eh bunu Toraman da yapiyor, ama sen Toraman'in sag bek performansini cok sert elestiriyorsun mesela. Toraman'dan sag bek olarak niye sikayetciydik biz? Cok cakili durmasi, oyunu geride kabullenmesi degil miydi o?

Kanat bindirmesi olmamasindan sikayet etmissin, sadece acikla kanat bindirmesi yapamazsin. Elinde kanat bindirmesine destek verecek, iki yonu guclu bek yoksa ortayi saglam tutarsin; keza onunde Ricardinho ve Delgado oynuyordur. O bahsettigin cagdas onlibero olarak kim vardi Besiktas'ta? Uzun boylu, iyi kesici, genc potansiyelli Kurtulus oraya yerlesti; kanatsizlik hallerinde Rico ve Delgado ile ortadan gol aradik. Bu da sistemdir, dogru ya da yanlis. Oynadigimiz kolpa 4-2-2-2 bunun sonucuydu iste.

Bircok oyuncu kariyeri boyunca pozisyon degistirir. Tigana da elindeki malzemeden bir hamur cikarmaya calisti. Sen ona kiziyorsun, haklisin da, keza pozisyon degisikliklerinin olumlu sonuclarini goremedik, tutmadi cogu. Ama o kadroda o deneyin yapilmasi beni rahatsiz etmiyor.

"Her maca ayri dizilisle, ayri kadroyla cikilir" demissin ya; o noktada ayriliyoruz ve sorun basliyor. Ben bir takimin belli bir sablonu olmasi gerektigine inanirim. Denizli'yi bu yuzden elestirdim uzun sure. Hah, mesela Chelsea'nin yaptigi gibi, Barcelona ile oynuyorsan taktik degisiklige gidersin; ama belli bir sistemin, dizilisin, omurgan, cekirdek kadronun olmasi sarttir benim gozumde.

Iste sirf bu yuzden de birbirimizi ikna edemeyiz sabaha kadar konussak da.

gökhan dedi ki...

jokond ben tamamı ile saha içinde olan biteni anlatmaya çalışırken sen duygusallık yüzünden savunuyorsun diyince öyle bir tepki verdim. bunu sert bir biçimde söylemedim. yada hakaret etmeye çalışmadım. yanlış anlaşıldıysak affola...

Jokond dedi ki...

shelbyl sayende güzel bir tartışma oldu öncelikle teşekkür ederim. sözlükten takip edenler iyi bilir, tigana gidince şampiyonluk kaybedilince ben bunları yazmaya başlamadım. hala hepsinin kayıtları sözlükte var, o sezonun başından beri ben bunları hep yazdım.

en azından şu noktada anlaşabildik. tigana çok fazla şey denedi, kimi zaman fantastik şeyler yaptı. bazen de ortalama adam olmakl lazım. hiç normali denemedi, basit olanı hep görmezden geldi benim itirazım bunadır.

Jokond dedi ki...

sevgili gökhan,
herkes beşiktaşı aynı şekilde sevmek zorunda değil. o ilk mesaj ortak bir cevaptı ve dediğim gibi ikinizin de yazdıklaına ayrıntılı cevap verme çabasındaydım. sert çıkmaya, kırıcı sözler söylemeye de ihtiyacımız yok. sorun çözülmüştür, yakın zamanda yazına da karşı görüşümü ekleyeceğim.

Riggs dedi ki...

TIgananin takimi gol yediginde, o golu sittin sene cikaramiyordu. Geriden gelip aldigimiz mac yok denecek kadar azdir. 1-0 larin sebebi de bu. Yaslan babam yaslan cak bi tane yatmaya devam. Elindeki malzeme buydu yorumlarina da hic bir zaman katilmiyorum ve kendisine verilen sure de cok kisa degildi. Durumu mumkun oldugunca idare etti, gitti. Yaptigi isten zerre keyif almadigi her halinden belli olan bir adami haybeye tartisiyorsunuz.

shelbyl dedi ki...

Ben de tesekkur ederim jokond, dediklerimin hepsini okuyup sorduklarimin hepsine cevap yazan insan pek bulamiyorum bu tur tartisma ortamlarinda.

Burada tartistigimiz seyin stil olmasi onemli; senin begendigin teknik direktor stili ile benimkini Besiktas uzerinden yorumluyoruz. Ileride herhangi bir teknik direktoru sistem-deneme-uslup olarak elestireceksek, kenarda dursun bu, referans olur.

Tigana bence basit bir sistemi oturtmaya calisti, fakat oyunculari karmasik denklemlere soktu genc ve ogrenmeye ac oluslarina guvenerek. O oyuncular, Tigana'nin vermek istedigi kompleksligi daha kisa surede emebilselerdi; su an cok farkli yerlerde olabilirdik. Semsiye acilmaz zaten bu saatten sonra.

Riggs dedi ki...

Malzeme konusuna tekrar deginmek isterim ; eger bu adama chelsea, lyon, bayern ayarinda takim teslim edilmiyorsa ki malzemenin krali var, demek ki kisitli imkanla bir seyler basarma kapasitesi cok fazla degil. Fullham ikinci ligdeyken cok basariliydi evet ama premier ligde perisan oldu. Kim su an buyuk takimlarin basinda, o adamlarin kariyeri, kalibresi belli kadrolari sekillendirip dikkat cekici basarilar kazanmakla sekillenmistir. Tigana'da ben boyle bir yetenek, potansiyel goremedim, kimse kusura bakmasin. Idare temketen fazlasini yapmadi, yapamadi. Gecelim malzeme bahsini.

Jokond dedi ki...

"beşiktaş taraftarı değil mi bütün basın traş forzabeşiktaş diyen. niye dokunuyorki basınla kavga etmesi. ayrıca ismail er gibi rezil adamlarında foyasını ortaya çıkarmıştır. artıdır yani bu hareketi."

bahsini ettiğin şekilde ismail air olayı dışında ben bir cengaverliğini görmedim. teknik direktör takımın lideridir, takımını kamuoyuna aktarırken hedef göstermez, tam tersine takımına hedefler gösterir. tigana bunu hiç yapamadı...

"ben böyle şeyleri net olarak hatırlamıyorum. ama takımı sergen gibi tümer gibi adamlardan temizlemesi çok doğru bir harekettir ve o zaman için gerekliydide."

bir maç sonrası basın yoluyla mağlubiyetin sorumlusu olarak taraftarı gösterdi. yanılmıyorsam istanbuldaki sivas maçıydı. sergen'in gönderilmesi büyük hataydı, tümer'in adını anmayalım kötü kelimeler doluyor ağzıma:)

"öyle bir hale gelmişki tigana nefreti ne yapsa kulp takıyorsunuz. iki cümle tamamı ile çelişkili. ama açarsak, delgado geldikten birkaç ay sonra bağırsak enfeksiyonu geçirdi ve 5-6 kilo kaybetti. toparlaması da anca 2. devreyi buldu. zaten 2. yarıda sürekli oynadılar."

orada bir eksik var. çelişki yok. beraber oynatırken de birini dağa diğerini taşa koydu. delgado 4 ay boyunca mı cırcır olmuştu:) sapağlamken, taş gibiyken yedek kulübesinde kuruduğu günleri unutmayalım.

"en baştada yazdığım gibi eldeki malzeme ile bir takım kurmak imkansız gibiydi. adamcağız da verim alabilmek için elinden gelen herşeyi yaptı. önce 4-2-2-2 gibi birşeyler oynattı birkaç hafta başarılı oldu. sonra çözüldü ve 4-2-3-1 oynatmaya başladı."

delgado ve rico'nun ortada yan yana oynadığı iki maç var. birisi bursa maçı ki delgado sonradan oyuna girmiş ve hocasının isteğine karşı gelerek çizgiyi boş bırakmış rico ile sazı eline almış ve maçı kazandırmıştır. ikincisi de ikinci devre başındaki tek farklı galibiyetimizi aldığımız manisa maçıdır.

"Koray ağırlıklı olarak orta saha oynadı. Mecburiyetten arada bir stoper oynamış olabilir. Oynarda ,sırıtmazda. Ancak serdar konusu apayrı. Sağ bek olması mümkün olmayan adamdan çok iyi bir orta saha oyuncusu çıkardı. Gösterdiği gelişim olağanüstü idi. Sonra Ertuğrul sağlam geldi ve adamı beke hapsetti ve futbol hayatı bitme noktasına geldi. Sık sakatlığının sebebi beke hapsedilmesidir. O fiziklr adam bek oynayamayaz çünkü."

koray en az beş maçta stoper oynadı. ve hep sırıttı. sağ bek olması mümkün olmayan serdar, beşiktaşa gelmeden önce hep sağ bek oynamıştı. çok mu iyiydi? hayır ama vasat da değildi.

"benitez, mourinho da aynı şeyi yapıyor. açın şampiyonlar ligi yada üst düzey ligleri herkes çizgi savunma oynar. zorunluluk haline geldi artık bu. ki mustafa doğan-toraman-zan-üzülmez dörtlüsünden başarılı bir çizgi savunma çıkarmak için doğa üstü güçlere ihtiyaç var. tiganayı en çok alkışladığım nokta da budur."

tigana'nın çizgi savunmasıyla avrupadakinin alakası yok. bak işte bunu izah etmek zulüm gibi geldi. düşün ki top rakipte ve pas yaparak üstüne geliyor. 50 metrelik geniş alanda her oyuncunun arasında 10'ar metre mesafe var. ve rakip final pası yapana kadar hiç direnç yok. pas atıldığı anda bütün savunma yangından kaçar gibi kendisini boşluğa atıyor. bunun aynısını avrupadan örnekle ben başka bir şey demeyeceğim.

"Beşiktaşın son yıllarda orta sahası bir tek o yıl vardı. Tigananın en büyük artısı oydu zaten."

hayrettin yapma!

Jokond dedi ki...

riggs sen nerdesin sabahtan beri kuzum?

hele şükür ya nefes aldım:)

Riggs dedi ki...

Ben gecelerin adamiyim birader

:))

shelbyl dedi ki...

Jokond ama simdi "Sergen'in gonderilmesi buyuk hataydi" demissin, boyle paslar atiyorsun, olmuyor.

Neyse susuyorum, dun Nobre bahsi bugun bu, yoruldum, bir iki gun polemikten uzagim.

jtr dedi ki...

aaa bu olmadı shelby pusuda bekliyorum ben :)

aşkın dedi ki...

Ertuğrul Sağlam'ı savunup Tigana'yı eleştiriyorlar.
Bir diğer arkadaş kadro sıkıntısının mazeret olmadığını söylüyor.
Ballı Denizli -ki şampiyonluktaki rakibi Sivas'tır ve onu da daha geçen hafta geçebilmiştir- şampiyon olsa medyamız ulu bilge ilan edecek.Elinde Sivok - Zapo var, ortasaha için Ernst buyurdu getirildi.Tigana o bölge için Serdar Kurtuluş'u oynatıyor ve dahi övgü alıyordu.
Onca yamaya rağmen Denizli şampiyon olamasa; yahu takımı şampiyonluğa oynatıyordu, saha içinde deli organizasyon görüyorduk demez bunlar.Şimdi şampiyonluk bahsi var, vur Tigana'ya.
Bütün bu tepkinin sebebini de biliyorum ya, çıkar kanıt göster derler.Sorarlarsa çıkarırım.

Starks dedi ki...

Tigana'nin oyun sistemi, oynattigi futbol, topladigi puanlar gibi konular Tigana'nin neden Besiktas gibi bir takimda teknik direktorluk yapamayacagin belki de EN AZ onemli olan faktorleriydi.

Daha onemli faktorler, Tigana'nin hemen her demeci ile her aciklamasi ile Besiktas'i kuculten, camiaya umutsuzluk pompalayan aksiyonlari ve aciklamalardir.

Evet Tigana kotu bir yonetimle calisti, ayni Bosque, Calimbay, Saglam ve Denizli gibi. Bunun yaninda Tigana'nin adi gecen diger TD'lerin sahip olmadigi bircok avantaji vardi. Neydi bunlar siralayalim.

- Besiktas'in basina Ekim sonunda geldi. Yeni sezondan once 8 aylik bir alisma periyodu gecirdi, aldigi sonuclara kimse karismadi, ses
cikarmadi. Bu 8 aylik bolumde istedigi denemeleri yapti, takimdaki oyunculari cok yakindan tanidi, camiayi ve beklentileri ogrendi, medyaya alisti vs. Bunun, ornegin bir Temmuz ayinda damdan duser gibi Turkiye'ye gelen ve ne oyunculardan ne medyadan, ne camiadan haberi olmadan goreve baslayan Bosque'ye gore ne kadar buyuk bir avantaj oldugunu anlatmaya gerek yok.

- Takimda istemedigi tum oyuncular ismine cismine bakilmadan gonderildi. Hangi TD bir sozuyle Sergen gibi birisini takimdan gonderebilirdi? Gonderilmeleri dogruydu/yanlisti ayri konu, fakat bunlarin yapilmasi Tigana'nin takim uzerindeki elini cok guclendirdi. Futbolcular uzerinde, "bu adam bir sozuyle Sergen'i bile gonderebiliyorsa herseyi yaptirabilir" imaji olusturdu.

-Kendisinden onceki iki TD o veya bu sebepten cok basarisiz oldugu icin kendisine gorulmemis bir kredi
tanindi. Ona bir "kurtarici" gozuyle bakilip ilk yari boyunca haftalarca kotu futbol ve sonuclara ses cikartilmadi. Kiyaslanma citasi Lucescu'nun cikardigi zirveler degil, Bosque ve Calimbay'in (Demiroren'le beraber) indirdikleri taban noktalari haline gelmisti.

- Yonetim her ne kadar acikca "bu sene sampiyon olamayabiliriz" demediyse de, "genc takim kurduk,sabretmek gerek, gelecek yillarin takimi" soylemleri ile Tigana'nin uzerindeki baski kaldirildi.

- Tigana'nin esas sezonunda ilk 16 haftada 22 puan kaybetmemize ragmen diger Besiktas hocalarini daha ilk haftalardan otomatikman baski altina alan, medyaya yem yapan ve hataya zorlayan "ligden kopma" durumuna yakalanmadi. Rakipler de cok sorunlu oldugu icin medyadaki elestiriler uce bolundu.

***

Tigana bazi iyi seyler yapti. Disiplinli bir takimda az gol yemeyi dusunen saglam bir oyun felsefesi yerlestirmeye calisti. Serdar gibi bir oyuncuyu takimimiza kazandirdi. Bunlar guzel seylerdi.

Bunun disinda yanlis yaptigi veya yapamadigi seylere bakarsak:

-Inonu'de Trabzonla oynarken, hic izlememis bir TD gibi, Gokdeniz'in onune Rico ve Baki'yi koyup Gokdeniz'i kahraman yapti, 3 puani hediye etti. Baki'nin yuhalandigi, taraftarin gozunden dustugu en onemli mac budur. Kimisi bunu istemedigi Rico'nun sol kanat olmadigini gostermek icin yaptigini iddia etti. Sanki bu takimi sabote etmek icin gecerli bir sebepmis gibi. Ayrica Rico'nun arkasina Gokdeniz gibi bir adama karsi Uzulmez'i degil, Baki'yi koymasi bile ya rakip konusunda sifir bilgisi oldugunu ya da ozellikle sabote ettigininin gostergesi.

-Bizim mactan once Fener'e duran toptan kadikoy'de 2 gol atan Antalya'yi hic izlememis gibi Antalya deplasmanina cikti ve sadece duran toplardan Coskun kariyerindeki ilk ve tek hattrick'i bize karsi yapti.

-Genc oyuncu yetistiriyorum dedi. Burak Yilmaz en iyi macini ligin 2. maci olan Antep macinda oynadi. O gunden beri her gun geriye gitti. Gokhan Gulec'i aldirdi, O da hicbir gelisim gosteremedigi gibi durmadan geriye gitti.

-Ligin ilk macinda manisa'ya yenildik, basin toplantisinda yenilginin nedenini soran gazetecilere "onun sebebini oyunculara sormak gerek" diye cevap verdi.

-Oynadigimiz tarihte basinda hocasi bile olmayan ve kadro kuramadigi icin bizim maca 14 kisiyle cikmak zorunda kalan Erciyes deplasmaninda sefil bir oyunla 1-0'in ustune yatmaya calisti, son dakikada gol yiyince, sanki Barcelona ile oynamis gibi "ne yapayim, oyuncularim kalitesiz, tecrubesiz, kadrom dar" dedi.

-4-4'luk Antalya macinda 3-1 ondeyken durum 4-3'e gelip berabere bittikten sonra verdigi roportajda, "tepkilere anlam veremiyorum, Fulham'dayken bir macta Arsenal ile uzun sure 1-1 berabere gitmis, maci 5-1 kaybetmemize ragmen taraftarlar takimi alkislamisti" diye akillara durgunluk verecek bir aciklama yapti. Oysaki Fulham Arsenal'a karsi son galibiyetini 1966'da almisti, bundan sonraki ilk galibiyeti tam 40 yil sonra, 2006 Kasim'inda oldu. Besiktas'in basindaki TD, bu ornek ile 2. ligden o sezon cikan Antalya ile Besiktas arasinda, Fulham - Arsenal gibi akillarak durgunluk veren bir baglanti kurdu. (Bu bile Besiktas'i nasil gordugunu ve hedefleri ne kadar kucuk bir takim haline getirmek istediginin en onemli gostergesi idi)

-Haftalarca beste bir butceyle kurulan Anadolu takimlarina ne sonuc ne oyun olarak ustunluk kuramadik, hala "ne yapayim kulupte para yok, elimde olsa Ronaldinho'yu transfer etmek isterim" dedi.

-Leverkusen macindan sonra onlibero oynayan "Serdar'a bir sakatlik gelecek diye cok korkuyorum, orta sahamizi ayakta tutan oyuncu" dedi. Soyledigi dogruydu ama ayni zamanda takim planlamasi konusunda iflas ettiginin acik bir itirafiydi. Ilk olarak sezon basladiktan 5-6 hafta sonra Ts macinda sag icte bir kez denedigi ama basarili olmayan Serdar'in onlibero olarak takima girmesi Kleberson'un beklenmedik sekilde sakatlanmasi sonucu bir tesaduf eseri gelisti. Tesadufler sonucu takima giren bir oyuncu eger Aralik ayinda takimi ayakta tutan oyuncu ise, o TD'ye "sen sezon basinda nasil takim planlanmasi yaptin, gecen sezon 8 ay bu takimda bulundun, istedigini gonderdin, istedigini transfer ettin, simdi bunu mu soyluyorsun" diye hesap sorulur.

-Bircok defa kulubu kucuk dusurucu aciklamalar yapti. Ornegin 21. haftadaki Konya deplasmanindan sonra "gecen sene Fener'den 16 puan gerideydik, simdi 8 puan, demek ki basariliyiz" seklinde, degil bir Besiktas TD'unun, hicbir buyuk kulubun TD'unun hicbir sartta soylememesi gereken kucultucu, oyuncularin ve camianin guvenini kirici, akillara zarar demecler verdi.

Ayni seyi Demiroren cikip soylese, "Fener'den bu sezon sadece 8 puan gerideyiz, demek ki basariliyiz" dese, yer yerinden oynar hakli olarak carmiha gerilirdi. . Real Madrid bundan cok daha masum bir demec yuzunden Shuster'i kapi onune koydu. Tigana'ya bu gerizekalica aciklamasindan dolayi tepki bile verilmedi.

-Avrupa kupasina gelince. Kurdugu takimla, yaptirdigi transferlerle Del Bosque'nin ve Riza'nin topladigi puani bile toplayamadi. Ilahlarin yardimi ile UEFA grubundaki 4 mactan sadece ve sadece 4 puan almak bizi cikariyordu ama 4 macta 3 puanla elendi ve bunu bile beceremedi.

-Futbolculugumda da buyuk maclari severdim dedi. Esas sezonun ilk yarisinda, Gs, Ts, Fb veo devre Yanal ile buyuk cikis yapan Manisa ile dort kritik mac oynayip toplam 1 puan cikarttik.

-Daha once de bahsettigim gibi takimdaki lider karakterli olan ve kendisinin yaptiklarini sorgulayabilecek tum oyunculari gonderdi. Delgado gibi futbolculugunu gectim sifir liderlik karakteri olan bir adami transfer edip takimi onun uzerine kurdu ve is zora girdiginde tikanan, kirilgan ve "8 puan gerideyiz, demek ki basariliyiz" tarzi demecleri ile destekledigi ezik bir takim karakteri olusturdu.

Bu takimin basinda 2 yila yakin kaldi ama hala kendisini
Arsenal'dan 15 puan geride olmanin muthis bir basari olarak goruldugu Fulham'da zannetti.

Taraftari aptal yerine koymaya calisan aciklamalarindan birisi benim favorimdi.

Hatirlarsaniz UEFA grubundaki son macta Leverkusen'le beraberlik bile yetiyordu, Baki penalti yaptirinca yenilmistik. O mactan sonra su demeci vermisti:

Tigana, Leverkusen'in kazandığı penaltı öncesinde oyuna müdahale edemediği için elendiklerini söyledi, "İbrahim Kaş'ı oyuna alacaktım ama eşofmanlarını çıkarıp hazır olana kadar penaltı düdüğü çaldı" dedi

"Bana göre maçın kopma noktası rakibin kazandığı penaltı öncesi oyuncu değişikliği yapamamamızdı. Penaltıdan hemen önce İbrahim Kaş'ı oyuna sokmak istedim. Çünkü Leverkusen bir hücum oyuncusu sokmuştu oyuna. Ama İbrahim eşofmanlarını çıkarıp, hazır olana kadar penaltı düdüğü çaldı. 30 saniye ile maçı elimizden kaçırdık. "
,

Milliyet
http://www.milliyet.com.tr/2006/12/15/spor/aspo.html


Tabii zaman gecti, unutulmustur, bunun neresi skandal denebilir. Hatirlatayim.

15 Aralik gunu oynanan o macta, sezon basindan o ana kadar TEK RESMI MACTA BILE OYNATMADIGI Ibrahim Kas, sezonun en kritik macinin en kritik dakikalarinda Clark Kent gibi esofmanlarinin altindan cikacak Superman formasi ile sahaya girip Besiktas'i ust tura tasiyacakti. Ama iste fermuar sIkIstI, bir turlu cikmak bilmedi, Tigana'nin buyuk (!) emeklerle oralara kadar getirdigi tur da gitti.

***

Uzadi, kesiyorum. Tigana, Besiktas gibi kendi liginde her zaman basarili olmaya mahkum bir buyuk takimin basina getirilebilecek en son teknik direktordu. Devamli hedef kuculttu, camiayi ezik bir psikolojiye soktu, "kaderinize razi olun bu camiadan ancak bu kadar olur, 32. haftaya 64 puanla giren Fener'e 8 puan uzakta olmak bile buyuk basaridir" diyebilecek kapasitede ve bu camiayi anlayamayan bir teknik direktordu. Erken gonderildi diyenler hakli, biraz daha kalsa amacina ulasip, Arsenal ile bir sure 1-1 gittigi icin alkislanan Fulham ornegindeki gibi Fener'le oyunun bir bolumunde basabas oynadigi icin taraftarinca alkislanacak bir camia haline getirmeyi basaracakti.

gökhan dedi ki...

jokond,

teker teker alıntı yapamıyorum geç oldu zaten daha da uzar bu tartışma.

şimdi tigananın oynatmayı düşündüğü futbol ne idi. 4-3-1-2. mesela 2006 dünya kupasında lippi de böyle başladı. tabi sonra de rossi uzun süreli ceza aldı, değiştirmek zorunda kaldı sistemini. neyse, yani o gün için modern sayılabilcek bir sistemi vardı. sol içte oynayabilecek bir adam istedi, büyük başkanda gidip brezilyanın sol kanat oyuncusunu getirdi. işte olay burda koptu. adamın tüm planları altüst oldu.

şimdi elindeki kadroya bakıyoruz. bir takım çıkması pek mümkün değil. adamda sürekli denemeler yaptı. diyorsunki delgado-rico yanyana oynasın. 4-5 maç oynadı çok net hatırlıyorum. 4-2-2-2 gibi bir düzen ortaya çıktı. birkaç maçta işledi ama rakipler bunu çözünce işlemesi artık mümkün değildi. daha sonra mecburen delgadoyu kanata çekti. bir gs maçı varki çok net hatırlıyorum, tigana basbas bağırıyor delgadoya kanata gel diye.

ileriyi delgado gibi, rico gibi savunma yönü çok zayıf adamlarla kurunca serdar gibi, koray gibi defansif oyuncular kullanmak zorunda kaldı. işte bu yüzden takımın yarısı savunma yapıyor yarısı hucüm yapıyor gibi görünüyordu. ama takımın boyu kısa olduğu için aşırı bir sırıtışta yoktu. ayrıca takımın boyunun kısa olması koray ve serdarın da katkısıyla ile orta sahamız oluyordu. mesela ertuğrul sağlam gibi 70-80 metreyi sadece cisse ye emanet etmiyordu.

serdar konusunu açarsak, ben bilmiyorum bursa kariyerini. bursa da sağ bekmiş bizde bek oynasın diyenlerin kaç tanesi bek oynadığını görmüş, izlemiş merak ediyorum.

bi kere adamın fiziği müsait değil. ayrıca dar alanda ağır kalıyor. fransadaki marsilya maçını hatırlayın hiçbirşey yapamadı. sakatlandı, ibrahim kaş girdi de dengeledik. orta sahadaki performansı da tigana zamanında çok iyidi. ertuğrul sağlam onu beke çekerek kariyerini bitirmiştir bence.

çizgi savunma olayına gelirsek, başarılı bir şekilde uygulandı mı uygulanmadı mı? bence başarılıydı. bir maçta ters tepti diye koca sezonu çöpe atamam.

ayrıca takımın temizlenmesi gerekliydi. anlamıyorum bu sergen aşkını. ne vermiş beşiktaşa yahu. 2002-2003 demeyin, sadece sergene bağlarsanız diğer herkesin emeğine yazık olur. 2 maç var 3 maç yok, disiplin yok. temizlemek şarttı. sonuna kadar katılıyorum gönderilmesine.

toparlamak gerekirse, eldeki kötü malzeme ile 3 kupa ve şampiyonlar ligi bileti başarıdır. oynanan futbol güzel değildir ama malzemeye göre iyidir.

bol düşük cümleli, daldan dala atlayan bir yazı yazdık. sabahın 5inde anca bu kadar. idare edin artık...:)

Jokond dedi ki...

starks benim anlatmak istediklerimi ama üşengeçliğimden örnek veremediğim şeyleri çok güzel yazmış sağolsun. sergen konusunu da ayrı bir başlıkta tartışmakta fayda var...

Riggs dedi ki...

Valla katilirsiniz katilmazsiniz, Starks'in analizi tebrigi hakediyor birader. Neyi neden sevmedigini, begenmedigini yazabilen adam her daim saygiyi hakeder.

theotheo, yorumlarını ben sildim kardeş... sürekli ortamı gerginleştircek yazıların var, sorun ne söylediğinde değil nasıl söylediğinde..sonuçta ben de tiganayı severdim ama öyle tahrik edici yazıyosun ki, ortam gereksiz yere geriliyor. hem de konu ne? iki sene önceki hocamız. yani hadi tigana da tartışılır, milne de, seba da ama şimdi zamanı mı ve şu üslup doğru mu?

T. Egemen Gul dedi ki...

LUTFEN!

Şu sansürcülükten vazgeçin. Bırakın dileyen diledigi gibi yazsın.. Offf..

blogda küfür dışında silinen bişi yok, ki kişisel olarak da küfürden alınmam; güler geçerim. ama ortamı germenin ne manası var,konudan sapmanın, kişiselleştirmenin, gereksiz sataşmaların ne manası var? ne istiyosan yaz, argo konuş ama karşındakini rencide edici şeyler söyleme, tamamdır işte... bunun adına da sansür değil adab-ı muaşeret denir. tabi ki kimseye bişey öğretmeye çalışmak haddime değil, böyle bir amacım da yok fakat ekşibeşiktaş'ın her isteyenin aklına her geleni yazıp laçkalaştırdığı ve yorumlarıyla-argümanlarıyla oturup buraya vakit ayıran insanları yorup kaçırdığı bir platform olmasını istemiyorum.

Jessie dedi ki...

burada sansür niyetinin "s" si olsa yorumlar denetimden geçer öyle yayınlanırdı. burada alınmış olunan tutum bence eleştiriden öte alkışı hak ediyor. bizim için yazarlar kadar yorum yapanlar da değerli. en azından ben böyle düşünüyorum.

bununla birlikte, "şimdi zamanı değil" tarzı eleştirilere de pek katılmıyorum. illa bir gündemin olması gerekmiyor.

ama sansür niyetimizin olmadığı çok açık. burada belli bir görüş yok ki belli bir sansür mekanizması var olabilsin. sansür olsa benim jokond'u, spirit'in krasotkin'i falan sansürlemesi falan lazım.

yok böyle bir niyetimiz. ama tartışmaları şahısların dışına çıkaralım. okunulan, tartışılan beşiktaş olsun. hepsi bu

shelbyl dedi ki...

Toplam kalite yonetimi deiyelim buna sansurden cok.

theotheo dedi ki...

burada aylardır yorum yaparım, bir çok adamla tartışmamız oldu, böyle bir anlayış görmedim.

ben ortamı laçkalaştırıyorsam, sizin 100 yorumluk organizasyon yorumlarınız ortalığı ne hale getiriyo ha?

herkesin tartışma stili vardır, senin hoşlanmadığın birşey, başkasının hoşuna gidebilir.

burada ağalık taslamıcaksın. o kadar kolay değil.

theotheo,

"tabi ki kimseye bişey öğretmeye çalışmak haddime değil, böyle bir amacım yok" demişim zaten..

ki yorumun geneli seninle ilgili değil,sadece daha önce neyi sildiğimizin ya da bundan sonra neyi sileceğimizin açıklamasını yaptım nacizane...

oradan senin üstüne alınman gereken kısım "kişiselleştirme, sataşma" kısmı sadece.

e herkesin bir tarzı var da, senin tarzın hep ofansifse yoruyo insanları, tadımız kaçıyo be abi.

sence ben miyim bundan tek rahatsız olan ve dile getiren?

yukarıda o kadar yorum var uzun uzun emek verilmiş ve birden sen çıkıp ortaya sikertmeli çökertmeli, gereksiz sataşmalı bir yorum yazıyosun, sonra da olayı buranın ağası sen misine getiriyosun.

e buranın ağası ben değilim de basit bir "edit"leme hakkımız da olsun. bir yorum silmek için 23 blog yazarı toplanıp, açık oylama yapacak halimiz yok nihayetinde..

theotheo dedi ki...

ya valla tuncayın mustafa doğanı sikerttiğini söylemek ortalığı geriyorsa, o maçta intihar etmeniz gerekiyodu.

bunun dışında herkes eleştirilir. ben seba'ya demediğim lafı bırakmam, belgelerim de var. bu konuda gocunmam, beşiktaşın sebanın son senelerinde nası oyulduğunu iyi bilir o zamanları iyi etüt edenler.

demek istediğim, tigana değil, wenger olsaydı. tuncay mustafa doğanı.... di. bu kadar.

theotheo dedi ki...

şimdiden sora holoskomuz, ekremimiz onları ......cek.

Jokond dedi ki...

@jessie

"...sansür olsa benim jokond'u, spirit'in krasotkin'i falan sansürlemesi falan lazım..."

hayırdır ne alaka?

Jessie dedi ki...

jokond,

isimleri öylesine söyledim. beğenilmeyen fikrin sansürlenmesi olsa yazarların da birbirini sansürlemek istemesi gibi bir durum oluşurdu anlamında.

bir isim vermek gerekince de seni söylemeyi uygun gördüm, tüm beşiktaş'lı kardeşlerimi severim, jessie hariç gibilerinden :))

Jokond dedi ki...

bi dakka bi dakka hemen öyle kolayca yırtmak yok bu işten. demek sen benim fikirlerimi beğenmiyorsun? yedim seni jessie:)

Adsız dedi ki...

tigana'nın beşiktaşı anfieldde 8 yermiydi?

cevap:bence hayır..

Jessie dedi ki...

6 yerdi 7 yerdi 9 yerdi ama 8 yemezdi evet :)

zaten liverpool da tigana'nın hürmetine atmazdı 8, 5'te falan bırakırdı. ha bana sorsan o kadroyla isterse mourinho olsun 8 yerdi. gerçi 8 yemek için teknik direktöre para vermeye de gerek yok. çıkıp oynasalar zaten 8 yerler.

shelbyl dedi ki...

Liverpool bu sene Real'e de 8 atacakti eger haftasonu Man U maci olmasaydi.

O gun bircok kosul inanilmaz bicimde bizim 8 yememiz dogrultusunda sekillenmisti. Fenerbahce macinin gerginligi ve baskisi, Liverpool'un 3 macta bir puan toplayabilmisligi, Liverpool'un gollerdeki sansi (Babel kariyeri boyunca gotuyle kac gol atmistir ki?), Besiktas'in yedikce defansa yaslanmasi falan. O masalsi bir gundu; o kosullar dahilinde Jessie'nin, Mourinho'nun, Ferguson'un, bizim bakkal Hamdi Abi'nin; herkesin Besiktas'i 8 yerdi. Daha da atabilirdi adamlar aslinda, biraz da sansimiz yaver gitti (ironi?).

Yorum Gönder

Ara