.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
9 Şubat 2009 Pazartesi

Melis Kızımızın Ağlamasının Döngüsel Karakteri

Tartışılır edilir hani, sosyolojik gelişme doğrusal mı, ekonomik gelişme doğrusal mı, tarih doğrusal mı, cart doğrusal mı, curt doğrusal mı?.. Uzatmadan söyleyeyim canım; şu hayatta gördüğünüz bütün soyut ve somut olgular doğrusal değil, döngüseldir. Bir kere dünyanın şekli geoit, hareketi, izlediği yörünge elips şeklinde... Daha öteye, uzaya git yine tüm cisimler aynı şekilde. Şimdi bu konudan neden bahsettiğime geleyim. Malumunuz, birkaç senedir camia olarak hakem hatalarından ne acılar çektik. Ama "gülersen dünya seninle birlikte güler, ağlarsan tek başına ağlarsın” hesabı yalnızlığımıza gömüldük. Arka çıkan, sırtımızı sıvazlayan bir el uzanmadı. O el uzanmadığı gibi üzerine alay konusu edildik. - Abi, top Nobre’nin eline deymedi. Hakem bal gibi golü yedi - Ehehee, ağlama Melis - Rüştü’nün göğsüne çarptı top. Adam kırmızı gösterdi. Kalecisiz kaldık derbi maçta.. - Ağlama Melis, ağlama - Delgado, neden sarı kart göstermiyorsun demedi, bana neden o pozisyonda çıkardın dedi. - Melisçim ağlama - Ehh.. Medya ve federasyon içinde bir tezgah olduğu görüşünü halen paylaşıyorum, ama bu takım 1903 yılında anasının karnından da hakem hatalarıyla doğmadı ya!.. Şimdi bakıyorum, rüzgar tersine döndü. Galatasaray ve Fenerbahçe aynı hafta içinde hakem hataları yüzünden Melis moduna girdiler. Lincoln’ün kırmızını ve Fenerbahçe’nin yediği ilk goldeki ofsaytı izleyemedşm. Ancak ikinci gol bariz ofsayt pozisyondan gelişti. Bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Çeken bilir diyerek, yeri gelmişken söyleyeyim. Bizim ağlamamız, haykırmamız hakemler lehimize karar versin diye değildi. Rakiplerimizin hakları yensin diye de değildi. Bizim isyan ettiğimiz nokta, karşılaşma kimin arasında geçerse geçsin; maçın adil yönetilmesiydi, art niyetsiz düdük çalınmasıydı. Kimler karşılaşıyor olursa olsun, kul hakkı yenmemesiydi, alın terinin gasp edilmemesiydi. Şu Beşiktaş taraftarının her biri, karşınıza geçip “şimdi de siz ağlayın ulan ipneler” dese tek bir söz söylemeye kimsenin hakkı yok. Ama bize yakışık almaz. Bu yüzden halen ısrarla söylüyorum; hakkaniyetli bir lig, art niyetten arındırılmış bir yönetim. Sadece sana bana değil, herkese lazım kardeşim, anlayın artık. Bir gün sensin Melis, bir gün ben. Hep dünya kendi etrafında dönüyor diye oluyor bunlar.

4 Yorum:

shelbyl dedi ki...

Hocam Fransizlar 18.yy'da "Zaman dongusel degil dogrusal" de ufuklari acildi, hatirlatayim :)

valla şöyle bir isteğim var ama öyle etrafta pek dillendiremiyorum, burada fısıldıyayım, ben artık ucuz bir penaltı, ofsayttan bir golle falan maç kazanmak istiyorum, adalet terazisi dengelencekse ancak öyle dengelenir. serdar ortaç öğretisi der ki, "kalbim adalet peşinde, hem işinde gücünde kendi çakrasında.."ne de güzel demiş valla büyük usta.

shelbyl dedi ki...

Serdar Ortac alintilayan birisiyle ayni blog'da yazamam. Eksi Besiktas benim icin bitmistir.

Geyik bir kenara da, bir kere Ali Tandogan'in hatali taci sonucunda Nobre'nin attigi golle bir mac kazandiydik, ben onu hatirliyorum tek son yillarda.

krasotkin dedi ki...

dostum, bir tek zaman doğrusal, o da var mı yok mu, insanoğlunun bir yaratımımı belli değil =) hipotezimi değiştirmeme yeter kanıt değil

benim aklıma da erciyesle oynadığımız final geliyor. hakem bariz penaltılarını vermemişti son dakikalar doğru. ama garip bir psikolojik hava vardı o maçta. kimse sallamadı, erciyes bile. zaten kümede kalmaya kitlenmişlerdi. ayrı bir yazının konusu. uzun uzun tartışmak lazım

yasinin ters taklaları unutulmaz ama ;)

Yorum Gönder

Ara