.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
5 Şubat 2009 Perşembe

Kural Hatası mı?

Kural hatası tanımı futbolda yıllardır var olmasına karşın, Türk futbolunda çok az örneği yaşanmıştır. Son olarak ligde oynanan Sivasspor Galatasaray maçından sonra yine kural hatası iddiaları atıldı ortaya. kural hatasıyla hakem hatasını ayırabilmeye yetenekleri yetmeyen bir çok kişi ki medya mensubu demeye dilim varmıyor, durum hakkında attı tuttu. Attı tuttu, attı tuttu... O kadar çok konuşuldu ki, maçı izlememiş olmamdan keza özetleri görebilecek vaktim olmadığından ötürü çok sonra öğrendim ben de durumu. Durum bence de kural hatası, kitabına uygun olarak. Çok ama çok fazla konuşuldu pozisyon, herkes; sonradan ünlü olan, 5 Ekim 1994 G. Antepspor Denizlispor maçında yaşanan pozisyon hatırlatıldı, bir çoğu değil maçı, maçın tekrar edilmesine neden olan pozisyonu dahi hatırlamıyordu. Daha evvel sözlükte de yazdığım üzere, maçta çok ilginç bir şekilde 2 kural hatası yaşanmıştır. Birincisi, hakemin çaldığı direkt vuruş aleyhte çalınan tarafından kullanılmış, dahası o top gol olmuş, ikincisi kaleci Metin Akçevre'nin kullandığı aut atışı top cezasahasını terk etmeden Antepli bir futbolcu tarafından temas edilmiştir. ( Cumhuriyet gazetesi maçtaki kural hatasının ofsayttan doğan endirekt vuruşun karşı yarı sahadan kullanılmasından ötürü olduğunu yazdı geçenlerde, hafızama çok güvenmsem de açık kapı bırakalım) Maçtaki pozisyonlar ermanla hıncalgillerin Kale Arkası pozisyonunda görüntülenmesinden sonra maçın tekrarı hükmedilmiş, yanlış hatırlamıyorsam maçı yine G. Antep bu kez 3-1'le kazanmıştı. Sonrasında o çok ünlü Fener Rizespor maçı, Ali Aydın'ın yapıp sıvaması, tekrar edilen maç, yeni transferlerin oynatılması... 2006-07'de yeni kurulmuş toy takım bir şekilde şampiyonluk yarışında kalmış ve Fenerbahçe ile ligin finali tadında bir maça çıkmış, o vakte kadar tutan ofsayt taktiğinin iflası ile maç kaybedilmişti. Ancak maçta, Toroman'ın atıldığı pozisyonda hakem faul çalmayıp, maçı sakatlıktan ötürü durdurmuş, Toroman'ı atmıştı. Gariplik sonrasında yaşanmıştı, hakem atışıyla başlaması gereken maç, FB'lilerin taç atışıyla başlamış, Alex topu tekrar taca yollamıştı. Bu da kitabına uygun bir kural hatasıydı, en babasından... Ancak durum satır aralarında geçiştirildi, yönetimin yaptığı itiraz, Beşiktaş ağırlıklı haber yapan web sitelerinden başka yerde duyurulmadı bile. Ve o maç ligin finaliydi, o sezon benim gördüğüm en kalitesiz liglerden biriydi, kim şampiyon olursa olsun, top oynamadan kazanmış olacaktı. Ve şampiyonluk boğazın karşı yakasına gitti... Bu maça olan itiraza verilen cevap, web sitelerde bile yayınlanmadı. Şimdiye dönecek olursak, Ergün Gürsoy'a Allah uzun ömür versin, futboldan uzak tutsun gerçi de, onu yönetici olarak reenkarne eden Haldun Üstünel'in ortalığı velvereye vermesiyle başlayan tartışmaların gündeme oturdu. Ve ben 3 gün boyunca, medyanın verdiği reaksiyondaki farkları anlamaya uğraşıyorum. Anlamam da gerekmiyor ya, hoş bu güne kadar anlamadıysam, daha da anlayamam heralde. Ağır abilerinin karbon kağıttan çıkmış 2 pozisyona farklı yorumlar yaptığını, 2 pozisyonda da doğru kararı Beşiktaş'ın aleyhine olarak bulduğunu hatırlayacak olursak, sayın medyaya pek kızmamak gerekir sanırsam. edit: yazmaya çok hevesli olmama karşın, işlerin yoğunluğundan bir merhabadan fazlasını olduramamıştım... kısmet gece yarısından sonra uykudan feragat ederek yazmakmış...

Ara