.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
13 Şubat 2009 Cuma

Karadeniz'den Boğaz'a

Konuk Yazar: Kendi Kalesine Gol Atan Kaleci ligimiz kaliteli mi kalitesiz mi, puan durumunun zirvesi ilerleyen haftalarda geleneksel görüntüsüne döner mi dönmez mi tartışmaları arasında geçirdiğimiz sezonun 20. haftası bir büyük maça sahne olacak; beşiktaş-trabzonspor. hafta başından bu yana iki takımın da genel performansları üzerinden “maç ne olur”a cevap bulmak amacıyla yoğun fikir alış verişleri yapılmakta. zaten bir maçı büyük kılan da, söz konusu iki taraf için, sıralamada nerede olurlarsa olsunlar bu “maç ne olur”a cevap verilememesidir. ülkemizdeki genel taraftarlık ve medya yapısı nedeniyle ekseriyetle “beşiktaş ne durumda”, “bu maçta ne yapar” konuları daha fazla konuşulmakta, iyi-kötü aralarda bir trabzonspor kritiği de yapılmakta. trabzonspor kanadında ise elbette maça addedilen önem çok büyük ve camia kendi arasında, dışarıya çok fazla yansımasa da ince hesaplar yapmakta. bu hesapların gelip durduğu son nokta “acaba rakibimiz olan beşiktaş genel olarak ne durumda” noktası. bu sene içerisinde bulunduğu konum nedeniyle ilgili rakiplerini, kendileriyle maçı olsun olmasın dikkatli gözlerle takip ediyor trabzonsporlular. onlar da aslında beşiktaşlılar’ın takımlarıyla ilgili genel rahatsızlıklarını belirtiyorlar hesaplarında. mustafa denizli göreve geldiğinde insanların kafasında oluşan “beşiktaş’a hücum futbolu oynatacak” düşüncesinin özellikle son birkaç maçta gerçekleşmediği görülüyor. takımın en büyük soru işareti olarak defansı görülmesine rağmen beşiktaş son maçlarında kalesini gole kapatmış durumda. etkili hücum anlayışlı futbolcularına rağmen ise gol sayaçları genelde 1’i geçmemekte. bu sebeple ersun yanal’ın sezon başından beri oynattığı sistemi değiştirmeyeceğini düşünüyoruz. ibrahima yattara destekli gökhan ünal-umut bulut çift forveti beşiktaş’ın defansını mümkün olduğunca yormaya çalışacaktır. ancak sıkıntı şu ki, ersun yanal’ın futbol anlayışında eğer rakip defans bunaltılmak isteniyorsa topluca ve ilerde pres yapılması gerekiyor. ancak beşiktaş’ın hücum hattı düşünüldüğünde bu uygulama bir harakiri olabilir. bu sebepten dolayı selçuk inan-hüseyin çimşir ikilisini çok da fazla ileride göremeyebiliriz bu maçta. bu tablo sonucu ortaya çıkan şu ki, trabzonspor ileri uç elemanları ava giderken avlanabilir, rakip defansı yoracağız derken kendileri yorulabilir. saha içi oyun anlayışı dışında saha dışında da önemli faktörler var bu maçla ilgili. bu faktörlerin belki de en önemlisi tribünler. trabzonspor bu sezon ilk kez (ve belki de son kez) ateşli bir rakip takım taraftarının karşısına çıkacak. beşiktaş kendi sahasında taraftarını en iyi kullanan ekip. hatta bazen kulübesinden bile etkili bu konuda, değişik dönemlerde beşiktaşlı futbolcuların ilgili açıklamalarından bunu gayet net anlayabiliyoruz. işte bu yüzden beşiktaş hangi dakikalarda daha fazla gol bulmuştan ziyade, tribünler beşiktaş’a hangi dakikalarda daha yüksek desibelle tezahürat yapmışı düşünmek biraz daha mantıklı geliyor. trabzonsporlu futbolcuların dikkat etmesi gereken en önemli nokta taraftara karşı şık olmayacak hareketlerde bulunmamaları, ki bu konuda şimdiye kadar yapmadıkları gibi, yine böyle hareketler yapmayacaklarını düşünüyorum. ola ki yapılacak aksi bir harekette beşiktaş tribünlerinin sahaya yansıtacağı takımları adına itici destek trabzonspor’u elini ayağını hesapta olmayan bir şekilde bağlayabilir. yani kendi kazdığı kuyuya kendisi düşebilir. bu sebepten dolayı kesinlikle ama kesinlikle tribünleri etkileyecek olaylardan, hal ve hareketlerden çekinmeli bordo-mavili futbolcular. bunun dışında, futbolda yer alan, bazen istemeden de olsa kendimizi büyüsüne kaptırdığımız “o takıma şansımız tutmuyor” düşüncesi, trabzonsporlular tarafından beşiktaş maçlarında sıklıkla söyleniyor. evet, beşiktaş’a karşı sürekli yenilmiyoruz, son 7 senede deplasmanda 3 galibiyetimiz var ancak benim söylemek istediğim farklı. trabzonspor tarihinde, üç istanbul takımına karşı en ağır mağlubiyetler hep beşiktaş’tan alınmış. yani o ilgili şans bir tutmayınca sonuçları çok üzücü oluyor. trabzonsporlular’ın beşiktaş maçları öncesi futbolun görünmeyen yüzüne ait en büyük tedirginliği işte bu “şansın tutmaması” konusu. karşılaşmayla ilgili benim takımım adına kendi beklentim “yenemiyorsan yenilme” düşüncesi. bu konuda trabzonspor rakibine oranla daha rahat çıkacak karşılaşmaya. ben maalesef, hani umarım gerçekleşmez de, aynen ilk yarıdaki gibi zevksiz bir futbol bekliyorum. ilk 10-15 dakikada bir gol olursa bu üzücü beklentimin çuvalladığını görerek büyük bir sevinç duyacağım. ancak eğer ki ilk yarı 0-0 biterse klasik bir “golü atan kazanır” karşılaşmasına dönebilir bu maç. her zamanki isteğim ve dileğim üzere, umuyorum ki karşılaşmayı iyi oynayan ve hak eden kazanır. bir trabzonsporlu olarak ezeli rakip-ebedi dostumuz beşiktaş’a başarılar diliyorum." Kendi Kalesine Gol Atan Kaleci

1 Yorum:

tathar dedi ki...

her zaman bekleriz.

Yorum Gönder

Ara