.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
27 Şubat 2009 Cuma

Herkesin Unutması Gereken Bir Maçtı

Üst üste oynanan iki maç, Beşiktaştaki resmi çok net ortaya koydu. Bir tarafta ligin fair play cetvelinin zirvesinde yer alan Gaziantepspor ve bir tarafta da her maç birer ikişer kırmızı kart görecek kadar sert oynayan İstanbul B.B...O Gaziantepsporla bu sezon üç maç yapmış Beşiktaş, üçüne de kazanmış, bu Belediyesporla ise bu güne kadar üç maç yapmış ve üçünü de kazanamamış, dördüncüsünü ise zor bela kazandı ancak. Uzun uzadıya anlatmaya gerek yok artık şu orta saha meretinin kurtarılması gereken ilk bölge olmasının gerektiğini, ki ligdeki maçlar Beşiktaşa zaten bunu anlatmıştı iki yılda, Denizli de bu uyarıları alıp orta sahayı Cisse-Ernst ile tutmuştu, herşey olması gerektiği gibi ilerliyordu da, peki neydi bu geceki Beşiktaş, neydi bu takımın vasat futbolculardan kurulu bile olsa ligin en sert takımına karşı yufka gibi çıkmasının nedeni, anlamak imkansız, birinin anlatması daha da imkansız.
Belediyesporun iki senedir yaptığı şey basit aslında. Öyle çok gösterişli olmayan isimlerle 4-3-3 sistemini, defansif ve sert bir anlayışla uyguluyorlar. Ortadaki çok koşan üçlü, defansın önünü bloke edip, rakibin nefes almasına izin vermiyor ve oyunu mümkün olduğunca sert oynarak rakibi yıldırıyorlar. İşte bu oyun anlayışı da en çok kağıt helva halinde çıktığında, ki bugün çok umutluydum son maçlardaki orta sahamızla oynayacağımız için, Beşiktaş'a ters geliyor. Beşiktaş zaten o kağıt helva haliyle çıktığında ligin dördüncülüğüne aday, aksi takdirde de ligin zirvesine aday oluyor. Öylesine net bir ayrım var ortada..
Maç klasik bir Ertuğrul Sağlam dönemi maçıydı. Unutalım diyorum da harbiden yordu beni, unutamıyorum, biraz hatırlayalım sonra unutalım şu lanet maçı. Beşiktaş'ın arkadaki dörtlüsü ile öndeki dörtlüsünün arası uzadıkça, araya giren Belediyesporlular hepimizin yüreğini ağzına getirdi. O uzayan mesafede bu takımın en iyileri Ernst, Delgado, Ekrem,Tello gibi isimler vasatlaşırken, oynadığı sürece takımın ne yaptığını umursamayan Nobre yine taktiği maktiği sallamadan iyi oynuna devam ederek ayakta kalan tek isim oldu. Şu geceden sonra kimse Nobre-Bobo tartışması ile çıkagelmesin lütfen. Bir tarafta İbrahim Üzülmezin dahi açıklarını kapatmaya çalışan Nobre, diğer tarafta kendisi açık olan Bobo. Herneyse, bu saatten sonra böyle tartışmalara da tokum. Bunu da unutalım. Serdar Özkan, İbrahim Üzülmez dahil kimse tartışılmasın. Ama bir saniye, biraz Denizliyi mi tartışsak acaba? O son değişiklikler de neydi. Orta saha boş başladı, dedim heralde hatasını anlar, doldurur, hepten ikiye ayırdı takımı. Neyse, onu da unutalım. Bu akşamki maçı hiç oynanmamış sayalım.
Bu arada haftaya takım Ankara'ya geliyor, başka kimler geliyor parmak kaldırsın..

10 Yorum:

shelbyl dedi ki...

Ben unutmuyorum. Yahu s.kindirik oldugunu, s.kindirik olmasa bile Besiktas'in uygulayamayacagini seksen kere (pardon mubalaga ettim, 11 kere) gordugumuz 3'lu defans, karambol free role ortasaha modelini niye uyguladik gene? Sivok 3. stoper, Ekrem ile Uzulmez Wing Back gibi, Tello ile Delgado solda sagda ortada kafaya estigi gibi, Bobo 10 metre ileri git geri gel... Bu ne be? Ernst ile Nobre olmasa halimiz harap resmen. Ernst defansin acigini mi kapasin, atak mi baslatsin, bu ne yahu?

Lan son dakikalarda one gecmissin bala gote (Toraman astirdi kendini 3 haftadir, ona da arti puan), Yusuf'u almak ne? Ernst'i cikarmak ne? Ne yapacak Yusuf, ortasahada pres mi? Savunmaya mi destek olacak? Yusuf Bobo Nobre Holosko ey masallah...

Unutmuyorum hocam, unutursam Denizli haftaya Delgado ve Yusuf ile baslayacak Hacettepe ile oynuyoruz diye. Macin basinda dedi zaten Sanli Sarialioglu "hayalimdeki kadro" diye, o an anladim sictigimizi.

Mac esnasinda o ana kadar iyi kurtarislar yapan Hakan Arikan'a sovup de moralini bozan dengesize de buradan ettigi kufurleri iade ediyorum. Bu mu sizin "takima destek" anlayisiniz? Kalecinizi demoralize ederek mi sampiyon olacaksiniz? Kafanizin icinde ne var beyin yerine?

80 dakika izdirap, uzerine 5 dakika adrenalin, yeter yahu, soyle rahat bir mac izlemek, ne yaptigimizi anlamak istiyorum artik ben.

cem dedi ki...

çift önliberolu, güçlü orta sahadan ve iyi oynanan 2 maçın ardından neden amerika'yı yeniden keşfetmeye çalışıyor denizli, anlamış değilim.

yuki the zorba dedi ki...

yurtdışındayım freak, gelebilsem kaldırırdım parmağı!

shelbyl dedi ki...

Yuki cok "long shot" ama, ABD'nin dogu yakasindaysan beraber izleyelim maci. Boston civari super olur.

shelbyl'e katılıyorum aq.

sanlı kaptan denizli'nin kadrosunu beğeniyorsa o maçtan hayır gelmez.

sanlı kaptan beşiktaş'ın 25 golünü atan 5 adam var bunların hepsi de sahada olmalı dedi.

gola tanlar dediği nobre,bobo,tello, delgado, holosko.

lan sanlı kaptan. bunların 5'ini de koyarsan kim savunma yapacak?

vay be kaptan, senin de beynin sünger olmuş:

Jessie dedi ki...

futbolda iyi hücum etmek için iyi savunma yapma gerekliliğinin olduğunu yadsıyanlar işte tam da sanlı gibi düşünürler. olaya bir bütün olarak değil de, parça parça bakarlar... savunma oyuncularına bakıp "stoper lazım" derler... golcülere bakarlar "golcü şart" derler. işin komiği, yıllardır az sayıda ön libero alma sebebimizi de tam da bu olarak görüyorum.

haaaaaa, gelelim işin acı tarafına

hayali bir takım kursak. cannavarolar falan geri dörtlü müthiş.... şu bizim golcü 5linin de tamamı sahada olsa. kusura bakmasınlar gol ishali olmamız mümkün değil. çünkü iyi oyuncu değiller. nobre, bobo, tello, delgado, holosko... ernst-sivok bu oyuncuların "kalite olarak" bir adım önündeler. genç oyuncular zaten, nereden nereye gidecekler göreceğiz.

beşiktaş'ın hücum gücü zayıf. tello/delgado/holosko/bobo. hepsi istikrarsız oyuncular. bu oyunculara bel bağlayıp şampiyonluk şarkısı söylemek anca bizim gibi delilere yakışan bir iş. e bizim de bir hesabımız var tabi, ernst, sivok, nobre, toraman, ekrem döve döve öğretirler belki şampiyonluğu... inancımız bu.

yav jessie geriye koyduğumuz adamlar cannavarolar şunlar bunlar olursa türkiyeva üstü olur,eyvallah da bizim lig türkiye lgi ve holosko delgado tello nobre bobo da türkiye için son derece uygun isimler. hem de burada tam 5 isimden bahsediyoruz, bize her hafta üç tanesinin formda olması yeter ki nobre her zaman belli bir performans sergiliyor, tello kötü oynadığı maçlarda bile duran top, orta açma konusunda maharetli, bobo işte bir şekilde bitirici noktalara gidiyor, golünü atıyor, delgado kötü oynuyor dendiği maçta 60 dakika sahada kalmış, Beşiktaşın en önemli bütün pozisyonları onun ayağından çıkmış,holosko bir şekide kullanılabilecek bir isim vs vs vs..benim bu adamlardan yana sıkıntım yok açıkcası. sıkıntım, gerideki organizasyonun tam yapılmamasından yana. ben trabzon maçına kadar oynanan maçlardaki pozisyon vermeyen Beşiktaşı istiyorum, çünkü pozisyon vermemeyi becerirsek, bu takım illa ki gol atar, en kötü arada bir 0-0 berabere kalırız...şu an attığımız gol 35, sivas 36, trabzon 30 gol atmış..zaten bu takımlar az gol yiyerek zirvede..4 ve 5. sıradaki fener ile cimbom ise sırayla 43 ve 44 gol atmışlar. ama onların da yediği gol sayısı 24 ve 28, ki burada feneri ayrı bir yere koyuyorum, aslında onlar da çok kabız bir takım ama hacettepe maçı değiştirdi istatistikleri..

Jessie dedi ki...

ben hücum hattımızın iki büyüklere oranla çok geride olduğunu düşünüyorum

kewell-baros-lincoln-arda.

tamam sawunma yönleri tartışmalı ama bu sene iki maçlarını izledim. pas alışverişleri bizimkilerin 2 gömlek üzerinde. top dönüyor. bizde 3 pas üstüste yapınca seyirci heyecana geliyor.

holosko-bobo-tello-delgado dan hangisi galatasaray/fenerbahçe 11'ine girebilir?

holosko kewell?

tello arda?

delgado lincoln alex?

bobo baros guiza/semih?

dalga geçilen guiza'nın bobo'dan da kötü olduğunu iddia etmiyoruz herhalde.

düşün farkı. bir tarafta guiza dalga geçilen adam, diğer tarafta bobo baştacı. bir gariplik var.

artık tesbiti de yapayım; tello da yawşamıştır. 2 maç alır 2 maç verir. bana öyle adam lazım değil. 90 dakika dolansın bir pas atsın... böyle adam yok dünya futbolunda. her maç standardını oynasın yeter. onu da oynamıyor.

trabzon maçını veren adam tello idi. en ihtiyacın olduğu maçta rezildi. tek kelimeyle rezil. 2 pas atıyormuşmuş... beklenti bu mudur tello dan? işte bobo gol atsın başka bir şey yapmasın dersen o da 3 haftada 1 gol atıp ilah oluyor, tello 3 haftada bir iki asist yapıp ilah oluyor. peki tellonun bizim rakip sahaya yerleşemememizde etkisi yok mu?

bu takıma tello ve delgado fazla. aynı işi iki futbolcuya niye yaptırıyoruz anlamıyorum.

bob bu konuda anlaşamayacağız anlaşılan..en başta ben bu x futbolcu şu takımda 11'e girebilir mi? tipi futbolcu değerlendirmesine karşıyım. Koşullar tamamen farklı, sistemler farklı, camianın futbolu yaşayışı farklı..Holosko Beşiktaş'a geldiğinde, Galatasaray'ın da Fenerbahçe'nin de onbirine girerdi,şimdi zaten bizim onbire de giremiyor. Alex, Lincoln forvet oynadığında coşuyor, Delgado nerdeyse ön libero oynatılıyorsa, bu karşılaştırmanın da doğru yapılamayacağı ortada.O zaman cisse ile alex'i de karşılaştıralım isterseniz? Tello'yu istediğin kadar eleştir, şu an bizde sol kanat olarak oynamıyor ama uğur boralın sol kanatta oynadığı fenerde çok rahat onbire girer.Onun dışında da ligin ikinci yarısında antalya maçındaki tek gol, trabzon maçındaki korner,antep maçındaki 1 gol 1 asist, son maçtaki 1 gol 1 asist...bu gibi istatistikleri Lincoln,Alex gibi isimler yakaladığında, kötü oynasalar dahi vay be nasıl da skora etki ediyorlar diye gazlayan bir futbol ülkesinden, o isimlerden çok daha hareketli oynayan tello'ya bariz bir haksızlık var ortada. Ve en büyük haksızlığı da Bobo'ya yapmışsın, olay ahmet çakar'ın "x futbolcu değil", geyiğine dönmüş biraz açıkcası:))

Jessie dedi ki...

walla ben teknik direktör olsam.

uğur boral mı tello mu tercihinde uğur boral derim çok net.

hangi sistem hangi taraftar olursa olsun.

sora 45. dakikada döwüyorlar bizi diye mesaj atarsın :) niye trabzonu döwemiyorlar da seni döwüyorlar abi?

Yorum Gönder

Ara