.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
26 Ocak 2009 Pazartesi

Sivas Futbolu ve Çağdaşlık Sorunu

Çağdaş'ı neye göre değerlendirdiğimize bağlı herhalde bir sistemin çağdaş olup olmadığını anlamak. Futbolun dili evrensel ise, Sivasspor çağdışı bir futbol oynuyor. Diğer Sivasspor yazısında 2004 Yunanistan örneğini verilmiş, fakat 2008'de o futbolu oynayan her takımın, başta Yunanistan, şamarı yiyip döndüğü hesaba katılmamış belli ki. Çağdaş futbol dediğimiz, 2006 dünya kupasından beri büyük takımların uygulamaya çalıştığı, başarıyla uygulayan takımların ortalığı esip gürlettiği futboldur. Kabaca nedir, 4-3-3 etrafında şekillenen, öndeki 3 adamın da ortadaki 3 adamın da oyunun her alanına dahil olduğu, uzun topları pivotun kafasına değil de, arkalara sarkacak adamların koşu yollarına kullanan takımlardır çağdaş futbol denmeyi hakeden futbolu oynayanlar. Bir şeyi çağdaş yapan onun sonuca ulaşması değildir. Şu an Sivasspor sıkıcıdır demeyeceğim; sıkıcı kurallarla boğulmuş ve insanlarına mutluluk vadetmeyen kurumlar da başarıya ulaşabilir. bu onları çağdaş kurumlar mı yapar? Varmak istediğim sonuç şudur; neye dayanarak başarı=çağdaşlıktır? Başarı başarıdır. Çağdaşlıksa çağdaşlık. Bunun yanında Sivas, evet sıkıcıdır. Çok sıkıcı. Savunma takımlarını da severiz yeri gelince; Kendi yarı sahasında oyunu kabul eden, sonra hızlı topları hızlı adamların koşu yollarına atan, hızlı ve göreceli olarak kalabalık çıkan ve kalabalık dönen takımları.. Bazen bayılırız hatta onlara. Benim defalarca tvde, hüzünlü ve isyankar gözlerle İnönü'de izlediğim Sivas oyunu zaman zaman sertleştiren, zaman boğan ama asla hızlandırmayan bir takım. Öyle 10 adam falan da koşmuyor, 10 adamın koşması için sahaya yayılmış olmanız lazım. Yunanistan'a benzettiğiniz bir takımın, Mehmet Yıldız'a şişirilen topları başarıya giden doğru yol ise mübahtır dediğiniz bir takımın koşuyor olmasına imkan ihtimal yoktur. Sivas'ın 2 senedir başarılı olması talihsizliktir. Bugüne kadar iyi giden Anadolu takımlarına diğer Anadolu takımlarının daha yumuşak olduğunu burada da bilmeyen yoktur. Sivas Mehmet Yıldız'ın üst düzey yetenekleri, Balili'nin iyi bir kontracı olması ve Bülent Uygun'un iyi bir takım savunması oturtmasıyla buralara geldi. Önde basan, oyunu kitlemek gibi bir derdi olmayan, aldığı topları en ilerideki 'target man' yerini alsın diye beklemek yerine ilk fırsatta dikine oynayan, takım halinde çıkan, ve orta sahasıyla oyunu şekillendiren ama bunları yaparken savunma yönü ağır basan bir Metalist'i ise Sivas ile yanı kefede yazmak, güzelim Ukrayna takımına yazıktır. Orta sahası hakkında elle tutulur laflar üretemeyeceğimiz bir takımın sadece başarılı diye çağdaş olması söz konusu değildir.

8 Yorum:

Jessie dedi ki...

çağdaş:bulunulan cagin anlayisina, sartlarina uygun olan, cagcil,modern, asri.


ben bu açıklamadan direkt korelasyon kurabilirim çağdaşlıkla başarı arasında.

çağdaş, kelimesi tam da buna işaret eder zaten. çağdaş kelimesinde 433'ler, barcelona'lar ve hatta metalistler, yunanistanlar, sivaslar yoktur.

bulunduğu çağın anlayışına uygun olana çağdaş denir. bulunulan çağın anlayışı nedir? denirse eğer dünya futbolu için konuşuyorsa elbette futbolun en ileri seviyesine bakar ve evet barcelona'ları chelsea'leri arsenal'leri görürüz.

ama ama ama ama ama ama.....

oranın gerçekleriyle buranın gerçekleri farklı.

bir kere biz barcelona'la aynı çağda yaşamıyoruz. :) yaşıyor idiysek yusuf şimşek, matias delgado, alex de souza, lincoln diye futbolcular olmaması gerekirdi.

bu ligin gerçekleri bu.

detaya girelim.

ali tandoğan sağ açıktır. ama beşiktaş'a gelir sağ bek yapılır. çünkü bizim büyük takım anlayışımızda ileride "oynak" oyuncu oynar.

sivas'ın en önemli isimlerinden musa aydın'ı al beşiktaş'a koy. yine sağ bek yapılır. yani dünyanın gerçekleri farklı bizim gerçeklerimiz farklı.

eğer birileri çağdışı ise sivas'tan çok önce beşiktaş galatasaray fenerbahçe çağdışıdır...

sebep ne olursa olsun. sivasspor 2 sene üstüste zirveyi zorluyorsa oradaki çağdışı, çağdaş laflarını çöpe atacaksın.

naçizane fikrim de o dur ki, trabzonspor ve sivasspor'a çağdaş futbollarından dolayı teşekkür etmeliyiz. umarım bu anlayış fenerbahçe-galatasaray-beşiktaş gibi takımlara örnek olur.

beşiktaş zaman zaman sağ bekte ibrahim toraman'ı, solda baki mercimek'i oynatırken sivas 2 senedir ligin kalbürüstü hücumcu bekleri hayrettin ve abdurrahman'ı oynatıyor.

puan durumu konuşuyor zaten. avrupa şampiyonasında da konuşmuştu. türk futbolu adına talihsizliktir falan diye açıklanacak bir konu olduğunu düşünmüyorum bunun.
saygılar...

shelbyl dedi ki...

Semantik giris:
Bir taktik, sadece Turkiye'de basarili ya da basarisiz olursa o taktigi "cagdas degil" diye nitelememiz, sadece Turkiye'nin "cagdas" olmadigini kabullenmemiz halinde gecerli arguman olur. Cunku cagdas olmayan yerde cagdas olmayan kazanabilir. Ama dunyanin her yerinde hala daha kabul goren, hala daha uygulanan ve basariya ulasan bir taktige "cagdas degil" dersek, o zaman argumanda bir yanlislik vardir. Ayni mantikla sunu soralim: Dunyada basarisizliga ugramis bir taktigi "ama olsun ya, cok cagdas" diye ovebilir miyiz? Icinde bulundugumuz cagda basarisiz olan bir taktik nasil "cagdas" olabilir? Olsa olsa yeni, heyecan verici, goze hos gelen vs.'dir.

Bir takim bir sene basarili olur, tesaduf dersin. Ikinci sene de basarili olur, "helal olsun" dersin.

Mesela catenaccio cagdas miydi zamaninda? Evet, cagdasti. Peki bir takim, catenaccio tarzi bir oyunu yeniden yorumlasa ve basariya ulassa cagdas olmaz mi? Olmaz diyelim. Bir takim "total voetbol"u uygulasa ve basarili olsa cagdas olur mu? Olur diyelim. Iste ben burada gorus ayriligina gidiyorum. Cagdas futbol, insanlarin "begenileri" ile sekilleniyor ulastiklarindan cok.

Benim yazdigima ithafen yazdigin Metalist - Sivas ve kefe olayina gelirsek: Simdi dusun ki insanlar Metalist'e "Bu ne ya, boyle futbol olur mu, 10 kisi defans yapiyorlar" deyip o takimi "cagdisilik" sucluyorlar. Sen de "Metalist ile Sivas farkli" diyorsun. Bu durumda, digerlerine gore sen "cagdisi futbol" anlayisini ovuyor, Metalist'i abartiyorsun. Bu yazdigini sozlukte yazsan su an zamanin otesinde (Cagdisi) bir entry'in olacakti, garanti ederim, kendimden biliyorum.

Dedigim su: bu konularda, insanlar begendigine, goze hos gelen futbola "cagdas" deyip geciyor. Mesela dun bir Fenerbahce - Trabzonspor maci izledik. Ilk 6 dakika boyunca toplam 18 top kaybi yapildi, iki takim da uzun toplarla cikmaya calisti, ortasahada iki pas olmadi. Ama kime sorsan "Abi tempo yuksekti, super top bir o kalede bir bu kalede" diyecek, Sivas'in oyunu cagdas degil ama bu defansif rezalet cagdaslik olacak. Yerim ben oyle cagdasligi.

Cagdas futbol cagdisi futbol default gelmez. Cagdisi futbol, istisnasiz basarisiz olan futboldur, cagdas futbol da denenip basarili olan futboldur. Basarili olani daha cok takim benimsemeye meyil gosterir, cagdas olur.

Sivas'in, bu kriterlere gore, oynadigi futbolu "cagdisi" diye degerlendirmek, bana hala daha agir ve anlamsiz geliyor.

conju dedi ki...

cevaplarınız için teşekkürler öncelikle. sözlükte de sık sık konusu geldikçe yazdığım şeylerdi aslında bunlar. buraya da yazmayı düşünüyordum, sizin yazıları görünce şimdiymiş zamanı diyerek yazdım. tartışmayı biraz da olsa buraya çektiysem affola.

çağdaş'ı kelime anlamıyla alırsak, bu tartışmada bizim kullanacağımız karşılık çağın şartlarına uygun, modern olur sanırım. burdan sonrası ise; tufan. cidden çok göreceli. uzun uzun yazmıştınız, şimdi uzun uzun yazdım, yine uzun uzun yazdınız.. kendimizce haklıyız.
kısaca; modernin belli kriterleri olsa gerek. kelime manasından gidersek göze hoş gelmesi gerek. karanlık çağa girerseniz, o çağın şartlarına ayak uydurmak için kaos ortamına sürüklenmek çağdaşlık değildir. katenaçyo çağdaşlık değildir. o çağda başarı katenaçyo ile gelsin, katenaçyo modern bir sistem olmaz, mümkünatı yok. ama göreceli mi, itiraza yetkim ok bu duruma. kale önünde dizilmiş 10 kişiyi izlemek dahi bana zevk verir derse bir insan, buna nasıl itirazım olabilir?

çağdaş futbol hala ve hala rinus michels'in total futboludur benim gözümde. rinus hücum adamıydı, o total futbolu alır kopyasını çekerek savunma futboluna yedirirsiniz. ama başarı var diye, kusura bakmayın sivas'ın target man'e top şişir, o indirirse balili kaçar.. şeklinde giden ve yine diyorum, orta saha gücü nedir ne değildir hakkında pek kelam edilmeyen bir sivas'a çağdışı diyorum ben de.

diğer yandan ve sanırım son olarak jessie, alex'li fenerbahçe geçen sene son yıllarda türkiye'den çıkan en iyi futbolu izlettirdi bize.. sadece alex var diye çağdaş olamaz bunlar dersek; kaka'lı milan'ın, del piero'lu juve'yi, totti'li roma'yı, robinho'lu city'yi, juninho'lu lyon'u vs vs.. nereye koyacağız? alex, lincoln kötüdür iyidir'i geç. dünyada 7-8 tane kalburüstü takım var şu 10 numaralara ihtiyaç duymayan. gerisi 10 numaralara muhtaç hala, sayddım az önce. bu adamları iyi kullandığın sürece, mevcut şartlarda ihtiyacın var. ve arkada ayhan-mehmet topal, önlerinde arda-kewell-lincoln kullanarak öyle de 'modern futbol' oynayabildiğini gördük ki biz heriflerin.. oluor yani, zaten arsenal-liverpool falan değilsen oldu mu böyle oluyor.

shelbyl dedi ki...

Zevkli tartisma, ama iki bira devirip uzerine yuzyuze tartismadikca bu konu cozume baglanmayacak, cunku argumanlar belli. Tekrar edip duruyoruz. Benim son sozum su olsun:

Ben hala daha "cagdas futbol" taniminin gereksizligini (bana Urundul'u hatirlatiyor biraz, belki de o yuzden) savunuyorum. Bence guzel oyun vs. iyi oyun gibi iki kategori var, ve insanlar cagdasligi degerlendirirken bu ikisini karsilastirip/karistirip kendince agirlik koyuyorlar. Mesela ben iyiyi guzele tercih ediyorum, ozellikle tuttugum takim icin; mesela Turkiye - Hirvatistan macinda Turkiye guzel oynamadi ama iyi oynadi dersem demek istedigimi anlatmis olurum herhalde.

O yuzden "cagimizda basarili olan ve baskalarinca benimsenen bir anlayis cagdastir benim icin".

Jessie dedi ki...

öncelikle sohbette katkıda bulunan herkese teşekkürler.

http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=228561

"Şampiyonluğu kaçırmalarında Lincoln'ün 'solo' oynama hevesi etkili oldu.
Lincoln bir Hagi değil. Üstelik Hagi zamanından bu yana yedi yıl geçti. Futbolda 'oyun kurucu 10 numara' devri bitti. Bu futbolcular artık ya
ileri ikilide ya da 4-3-3'te ileri ikili arasında oynuyor ve her koşulda savaşmasını öğreniyor. Kaka, Ronaldinho, Robinho, Riquelme gibi... Öğrenemeyenler ise 'dünya yıldızı' diye Türkiye'ye geliyor. İster 10 numara giysinler, ister 17 ya da 20, büyük takımlarımızın zayıf halkası bu futbolcular"

diyor ibrahim altınsay. elbette her dediği doğru değil, elbette bak bu da söylüyor o yüzden bu doğru demiyorum ama sanırım hepimizin fikirlerine saygı duyduğu bir adamdır ibrahim altınsay.

türkiye'de bunu dillendiren kim var? ibb teknik direktörü abdullah avcı. lincoln'ü, alex'i ben teknik direktör olsam oynatmam açıklaması var. başka kim var ersun hoca var. bunu uygulamaya döken.

ama tartışalım, güzel konu. tam da sivas/trabzon üzerinden tartışabiliriz bunu. 10 numarası olmayan ama ligin ilk iki sırasını paylaşan iki takım. ankaraspor arkada ha keza, biraz daha arkada kayserispor ha keza.

ben demiyorum ki 10 numaraları atın-satın. ben diyorum ki futbolda başarılı olmak için tek yol bi 10 numara bulup takıma koymak değildir. atıyorum bir takım yenilince, 10 numarası yok denmesi bana saçma geliyor.

lyon bir 4-3-3 takımıdır. roma ha keza. city öyle, messi-ronaldinho zaten 4-3-3ün kanatlarında oynuyorlar. yani bu sayılan oyuncular kendilerini o sisteme adapte edebildiler.

ayrıca çağın futbolu total futbolsa, bu oyuncular da bu oyuna uygun değillerse, en başta 3 büyüklerin çağdışı nitelendirilmesi gerekir diyorum.

hatta ileri gidip, beşiktaş'ın ibb-kayseri-sivas gibi takımlara üstünlük kuramayışını tam da bu "çağdaş" oyun anlayışına aykırı hareket etmekte buluyorum.

ibb bence şu ligin en zayıf kadrolarından biri. onları o seviyede tutan, taktik anlayışları olduğunu düşünüyorum. biz kaç senedir yenemiyoruz o taktik dizilişi ve oyun anlayışını.

yahu bu çağdaş kelimesini futbol değil de gelin gündelik hayata koyalım, yine karşılığı sıkıcılıktır benim için. kısa ve öz; kahrolsun modern yaşam, modern futbol. yunanistan da sıkıcıydı, mourinholu chelsea de, sivassapor da sıkıcı. zaten kişisel olarak artık şampiyonlar ligini ve şampiyonaları izlememe nedenim tam da budur..ama sivassporun çağdışı adledilmesi konusu ise başka birşey. sivassporun tam da galatasarayı yendikten sonra çağdışılıkla suçlanması, kaç yıldır aynı olan sahanın bu hafta buz pisti olması galatasaray hazımsızlığından başka birşey değil. konu o kadar dallandı, budaklandı birimiz de şunu net söylemiyor, aceto balsamico da medyadaki diğer emsallerinden farklı olmayan yazar çizer takımından. bu çağdışılık muhabbeti de kuyruk acısından gayrı birşey değil.

işin futbol kısmına gelirsek, sivasspor 'un oynadığı oyunu total futbolla ilişkilendirmek yanlış, arkada bir küme, önde bir küme ve ortada koca bir boşluk. sırf başarılı oluyor diye ortasahasız bir takımın oyununa çağdaş demek haksızlık olur. ama ortadaki başarıyı sırf talihsizlik olarak kabul etmek de başka bir haksızlık olur, sonuçta kaç yıldır çağdaş futbolu değil şampiyonluğu yakalamaya çalışan ve sivasspor kadar ligin tepesinde kalamayan bir takımın taraftarıyız. net olarak gördüğüm, sivas ligde takım olmayı başarmış belki tek takım. her takımın öne çıkan birkaç ismi var, sivasspor iki yıldır bu denli başarılı olmasına rağmen kadrosundan bir kişiyi dahi büyüklerin gündemine sokamayacak kadar takım oyunu oynuyor. hatta mehmet yıldızı bu listeye sokmaya çalışıyorlar ama bir türlü beceremediler satmayı. ama tek tek baktığımızda büyükleri cezbetcek bir adam çıkaramayan bu takım, bir bütün olarak işte iki senedir zirvenin etrafında. beraber düşünme, teknik direktörün istediğini sahada gerçekleştirme ve bunların da üzerine üstün bir fizik gücü koymak gibi yarattıkları artı değerler var.

ha tüm bunların dışında bir de türbülans var, ona da birşey demek gelmiyor içimden:)

delgado dedi ki...

genel kanı, "çağdaş" kelimesinin aslında doğru olmadığı, doğruysa da başarıya endeksli tanımlandığı şekilde olmuş. evet, bir takım olağan durumdan apayrı bir sistem uygulayabilir, catenaccionun başka bir yorumu gibi. ama başarılı olur mu derseniz, iddialı bir şekilde hayır derim. çünkü futbol bir felsefe değil. futbol, gelişen, yaşayan bir canlı. "modern futbol" diyoruz evet, bu modern futbolda 11 kişi birbiriyle uyum içinde olmalı diyoruz, başarı da hızlı düşünmekten, hızlı oynamaktan, verimli koşmaktan geçiyor diyoruz. yani hızlandı artık oyun. bu saatten sonra hiçbir takım catenaccio gibi bir tarzla çıkamaz bir takıma karşı, en iyi ihtimalle orta vadede dağılırlar. futbol, 20 yıl, 30 yıl, 40 yıl, 80 yıl öncesinden daha kaliteli oynanıyor.

"çağın gereklerine uygun" futbolu kim oynuyor derseniz, büyük takımlar dışında metalist'i örnek veririm, ankaraspor'u örnek veririm. senin takımdaki her oyuncunun özgüveni varsa, gözle görülür bir uyum su yüzüne çıkıyorsa o takım başarılı olur arkadaş. hangimiz metalist'i inönü'deki ilk maçta izledikten sonra "biz bu takımı geçeriz" dedi ki. şöyle bakıldığında adamların gerçekten de kaliteli adamları yok, birkaçı dışında. ama hepsi yardımlaşıyor, hiçbiri pasif kalmıyor, sorumluluktan almaktan kaçmıyor, nereye koşu yapılması gerektiğini biliyorlar, futbolun en temel hareketlerini(pas, top kontrolü) bir futbolcuya yakışır biçimde yapıyorlar.

derseniz ki, sadece hızlı oynayan, izleyenlere zevk veren takımlar mı bu yardımlaşmayı beceriyor. sadece bu takımların oyuncuları mı birbirlerinin ne düşündüklerinin farkına varabiliyor, her mevkiinin oyuncuları yapması gerekenlerin hepsini yapıyor. sadece bu takımların, yani zevk veren, hücum futbolu oynayan takımların mı futbolu çağdaş?

o zaman, bu kavramı biraz daha genişletelim.

mantalitesi ne olursa olsun(atak/savunma), oyun temposu hangi çizgide olursa olsun, eğer bir takımın oyuncuları belli bir sistem içersinde çoğu maçta aynı tarz oyunda ve aynı süreklilikte oynuyorsa, takımın, sahadaki 11 oyuncusu teker teker oynadığı oyunu hissediyor, ve kendilerine öğretilen sistem/oyun şablonu içindeki görevlerini biliyor, buna biraz da kendi yaratıcılıklarını katıyorsa, ve takımın beklenilen düzeyin biraz veya çok üstünde bir başarısı varsa, o takım çağdaş futbol oynuyordur arkadaş.

[aslında yazıyı daha değişik yazmak istedim, anlatmak istediğimi tam olarak anlatamadım, eksik veya düzensiz anlattım, gecenin bu saatinde bu kadar. iyi geceler herkese.]

conju dedi ki...

iş çağdışı nedir noktasında kitlendi yalnız. shelbyl en iyisini demiş, çağdaş futbol tanımı gereksiz. modern futbol da çok ciddi bir klişe artık ve az önce dediğim gibi rinus michels bunu 30 sene önce yaptı. ondan daha modernini, onun gelişmiş haliyle barça yapıyor şimdi. o zaman yeni bir terim kullanalım 'barça futbol'. evet, sivas barça futbol oynuyor mu oynamıyor mu bunu tartışalım.

yalnız ne olursa olsun yunanistan 2004'te harika bi iş yaptı. herkes tiksindi adamların futbolundan. ve kesinlikle bağlantılı, 2006'dan itibaren böyle 'kilit futbolu' oynayan takım azaldı. ve şu 4-3-3 denen nanenin kilit yapan takımları açmakta sağladığı başarıyla hepsi hacemat oldu.

Yorum Gönder

Ara