.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
21 Ocak 2009 Çarşamba

Bu Mudur?

"Galatasaray profesyonellerine, Yönetim Kurulu üyelerine ve Başkan'ına yönelik hakaret içeren yayınlarından ötürü, Kanaltürk televizyon kanalı görevlilerinin, Galatasaray takımının yaptığı deplasman seyahatlerinde takım uçağına binmelerine, Florya Metin Oktay Tesisleri'nde yapılan antrenmanları takip etmelerine, Galatasaray'ın düzenlediği basın toplantılarına katılmalarına ve medyaya yapılan her türlü tüm bilgilendirme toplantılarına iştirak etmelerine bugünden itibaren izin verilmeyecektir." Şimdi birileri çıkar, "onlar da yalan haber yapmasalardı" der. Medya kuruluşlarının birbirlerinden farklı olduğunu iddia edebilir miyiz? Tuncay Özkan'ın da dediği gibi, "köpek bu bahçeden öbür bahçeye havlayınca kötü köpek, o bahçeden bu bahçeye havlayınca iyi kötü olmaz. Köpek köpektir..." Sonra da çıkar biz bu ülkenin en büyük kulübüyüz falan derler. En büyük kulübünün uygulamasına bak. Basın toplantısına almıyor. Peki kimleri alıyor? "iyi" habercileri alıyor. O zaman ben de medya mensubu olarak düşünürüm, ulan kötü bir haber gelse elime yayına vermeyeyim yarın öbür gün bana da aynısını yaparlar. Bakın yasaklara; Takım uçağına binme yasağı Antrenmanlara katılma yasağı Basın toplantılarına katılma yasağı Bilgilendirme toplantılarına katılma yasağı. Yahu habercinin takım uçağında işi ne? Kendi kendilerine kendilerini ifşa ediyorlar. Sen eğer takım uçağına medya mensubu alacak kadar gevşemiş bir durumdaysan sana hakaret de edilse bu şekilde sırt dönmeye hakkın yoktur. O kadar bellidir ki senin o medya mensubuyla bir çeşit "iş birliği" yaptığın... Bakın çağdaş! yönetim anlayışına. Oh olsun değil mi böyle basına? Farklı noktalardayız. Adaleti arama biçimlerimiz farklı demek ki. Biliyorsunuz Arda Turan Beşiktaş maçında yere düşüp hakeme, aman kart verme kendimi atmadım demişti. Sonra bu olay "faul yok" a çevrilip fair play üzerinden övgüler yağdırıldı. Böyle bir memleket işte. Medyamız medya değil, büyükler büyük değil. Sen mi daha düşersin, ben mi daha düşerim diye yarışıyorlar... Dün bir yazıda okuyorum , Süleyman Seba-Alaattin Çakıcı- Beşiktaş - hayali ihracatlar - devlet - polis... Yahu bunlar ne?

Ara