.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
23 Ocak 2009 Cuma

Bitsin Dertler

Öncelikle benden de selamlar. Başta beni de davet eden 'ibne fenerli jessie' olmak üzere emeği olan herkese teşekkürler. Aşağıda ismim conju olarak gözükecektir, sözlükten purplepurple'dır nickim. Demirören döneminde Rıza Çalımbay'dan itibaren giden her hocanın Demirören'e kredi sağladığı gün gibi aşikar. Bu yüzden Denizli dahil her hocanın gönderilmesine karşıyım. Taraftarın ne olursa olsun, karşısında olduğunu söylediği başkanın ekmeğine yağ sürmemek için kızılcık şerbeti içtim diyerek hocaların arkasında durması gerekiyordu da, gerekiyor da. 6-7 aylık çile dönemlerinden sonuncusuna genel bir göz gezdirirsek; Beşiktaş ile fazla kafayı bozmaktan kaynaklanan, aslında taraftarın belki de çok da üzerinde durmaması gereken konuların dışında, teknik olarak da Ertuğrul'un hep kalması gerektiğini düşündüm. Onun döneminde iyi değildik belki, ne var ki Demirören döneminde ne zaman 'iyi' olduk tartışılır. Ertuğrul zamanında hiç değilse, kullanmaktan artık imtina etmemiz gereken noktaya gelen klişeyle; sahada eli yüzü düzgün bir takım izledik. Diyelim ki bu görecelidir. Denizli dönemindeyse sahada ne yaptığı belli olmayan bir takım... Kusura bakılmaya, işte bu göreceli değildir. Denizli futbolunun tek açıklaması kısa vadede getireceği başarıdır. Ben kısa vadede gelen büyük başarısızlıklar görüyorum ve görmeye devam edeceğimden şüphem yok. Denizli kitlelere oynamayı bilen bir adam. Geldiği haftalar boyunca ne olursa olsun önde basan, hücumda olduğu sürece serbestliği sınırsıza yakın, buna bağlantılı olarak da hücuma yönelik futbolculardan kurulu bir takım çıkardı. O dönemde bu skor olarak dönüş yapmamış olsa da basında 'Denizli'nin hücum futbolu'na görkemli bir merhaba olarak hocanın beklediği karşılığı buldu. Halbuki ilk yarı boyunca Denizli'nin tek işlevli takımı Kadıköy deplasmanındakiydi. Beşiktaş'ın son yıllarda Kadıköy deplasmanlarına her zaman 'kartallar gibi' çıkıp, maç başlarında rakibini abondone etmesini bir kenara, o maçta oyunda dengelerin oturacağı dakikalarda Beşiktaş'ın 10 kişi kalmasını bir kenara koyarsak, o maç için de sağlıklı bir yorum yapamıyoruz. Ben 'zaten bu takım Kadıköy'de her zaman iyi başlar' tarafındayım. İnsan unutuyor, alışıyor. Aradan aylar geçti, sahaya çıkan takım siyah-beyaz Beşiktaş. Ne olursa olsun, farkındalığına varmadan destekliyoruz çocukluğumuzun takımını. Yarın yeni bir nefes, Yusuf'umuz eski takımlarından sadece birine karşı oynayacak Beşiktaş formasıyla ilk kez. Daha bunun Fenerbahçe'si var, Bursa'sı var. Nasıl heyecanlanmayalım onun adına? Bu 2 maçta kaptanlık verilsin derim genç delikanlı Yusuf'umuza. Başarısızlıkta dönüp arkasını gidecek olsa o adam, Beşiktaş'ı desteklemezdim. Hevesimiz kurumuş. Yapacak bir şey yok, gelecek olan dertlerin içinde aslan payı Demirören'ünse ona da eyvallah dedik artık. Bitmesin dertler..

2 Yorum:

Jessie dedi ki...

fenerli olmaktansa ibne olmayı tercih ederim diyeceğim ibnelere ayıp olacak...

:)

Adsız dedi ki...

vay, jessie :)

beklemiyordum böyle bir çıkışı :D

Yorum Gönder

Ara