.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
28 Ocak 2009 Çarşamba

27 Ocak 2009 Galatasaray Sivasspor Maci İzlenimleri

Söze nereden başlasam bilemiyorum. Maçı "Jessie gibi yazma teknikleri"yle mi yazsam yoksa -Kerim'in kulakları çınlasın- Cem Dizdar havasıyla mı... Yok biz bildiğimiz gibi yapalım en iyisi. Hadi dediler, akşam maça gidelim. Neymiş efendim, bunları o kadar çok Beşiktaş maçına götürmüşüm ki kendi kulüplerinden çok katkıda bulunmuşlar Beşiktaş'a. Dur dedim ben de arada gideyim ki tekrar çağırmaya yüzüm olsun. Bir Galatasaray'lıyla İnönü'de maç seyretmenin keyfi başka oluyor. Kendi stadında -içeri giriş çıkışlardaki rahatlık dahil- bulamadığı atmosferi buluyor insanlar. Şimdi uygun bir maç bulup iadeyi ziyarete getireceğim hepsini. Bu sezon iki Galatasaray maçına gittim. Biri -malum- bu Sivasspor maçı. Bir de Beşiktaş maçı. Özellikle Beşiktaş maçında stad kuyruğunda yaşadığımız eziyet gerçekten can sıkıcıydı. Yanlış anlamayın Beşiktaş tarafında da değildim. E-5 tarafındaki açıktaydım. Girişi-çıkışıyla tam bir azap stadyumu olmuş Alisamiyen. Hepsinin içinde de bir heyecan, artık yeni stada diyorlar... Öncelikle Sivasspor'un ilk yarıda topu kalesinden uzağa vurmak dışında bir şey yapmadığını söyleyelim. Mehmet Yıldız'ın da gününde olmaması bunda çok büyük etken oldu elbet. Belli ki Kupa-Lig derken Mehmet Yıldız arka arkaya iki Galatasaray maçını kaldıramamış. Her atılan topu Emre Aşık, Fernando Meira ikilisi bastı ve aldı. Galatasaray ise yerli oyuncu kadrosu ile dizilişinde bana parmak ısırttı. Emre Aşık'ı saymazsak, Sabri, Hakan, Topal, Barış, Ayhan, Aydın, Arda'yı yanyana yazdığında kulağa hoş gelen bir takım olduklarını düşünüyorum. İnsanlar Kewell, Lincoln, Meira'nın peşinden koşsunlar takımın dinamosu bu Türk oyuncular. Ama hep söylemişimdir bu oyuncular içinde en önde duran oyuncu Arda'yı doğru tahlil etmek gerek diye. Arda Turan yaratıcı bir oyuncu değildir. Zaten Skibbe'nin maç sonu açıklaması bunu teyit ediyor. Arda da, tamam maç temposunu kaldıramamış ama kaldırsa bile oyuna yaratıcı alanda bir katkı yapabilir miydi şüpheli. Neticede, ilk yarı Sivas yarı sahasında top çeviren Galatasaray'la ayağına gelen topu dan dun vuran Sivasspor arasında geçti. "Ulan o kadar para verdik bari Balili girsin oyun çift taraflı olsun" şeklindeki serzenişlerim Bülent Uygun tarafından uygun bulunmuş olacak ki 46'da Balili girdi. Maç da maça benzedi. İşte gariptir, maç maça benzeyince Sivasspor oyunda ağırlığını hissettirmeye başladı. Arada da golü buldu. Golden sonra gerçi çekilmemiz büyük hataydı demiş Bülent Uygun. Ben bunu maç içinde oyuncularına anlatamayan teknik direktörleri pek anlamıyorum. Fatih Terim döve döve çıkartırdı oyuncularını. Neticede 0-1'den sonra da oyun ilk yarıdaki haline döndü. Galatasaray'ın şuursuz baskısı ve Sivas'ın dan-dunları. O dakikalarda futbol, aklını kaybetmişti adeta. 10 kere ileri top atarsın da bir keresinde forvetlerin indiremez mi topu? İndiremediler, anlayın atılan topların kalitesini. Emre Aşık bir ara cezasahasında Bobo'nunkinden hiç de farklı olmayan bir yumruk attı Bilica'ya. O zaman düşündüm 3 sene önce artık futbolu bırakması lazım diye yolladığımız oyuncu sakatlıklar-makatlıklar neticesinde de olsa ciddi ciddi forma giyiyor. Ya bizde bir sıkıntı var ya onlar hakkaten "tedavi edici camia". Emre Aşık'tan bahsediyoruz 2003'te Lazarov taraından jübileye zorlanan... Bu arada asıl konuşmamız gereken oyuncu; Fabio Bilica Alves Da Siva. Galatasaray akınlarını büyük-küçük demeden aynı konsantrasyonla savuşturdu. Kendi alanında olmayan pozisyonlara da gitti, orada da iş bitirdi. Talihsizlik o ki maçın sonundaki topa yetişemedi 1-1 oldu. İşin özü, Sivasspor'dan alınacak oyuncu mu var diyenlere önce Bilica diyeceğim sonra duruma göre Mehmet Yıldız, Abdurrahman Dereli ve Sonra Sezer. Küfür mevzuuna gelirsek. Şaka gibi ama Beşiktaş tribünün organize olabiliyor olmasının sıkıntılarını bu maçta anladım. Galatasaray tribününde bir birliktelik yok ki küfürde olsun. Kapalının ortasından çok defa -bir şarkıcıya hafif tonda bir kuple şarkı söyletirler ya- işte o tonda küfürler duyduk. Adamların biri Edirne'ye diğeri Hakkari'ye gittiği için küfürler de arada kaynayabiliyor. Şimdi rakip takımın maçına giden ajan durumuna düşmemeyim ama "Kahrolsun İsrail, O.Ç Balili" tezahüratı en nahoş tezahürattı. Uefa'ya başvurulsa ırkçı tezahürattan ceza alınır mı? Ha ben bunu dedim de 3-5 sene önce bizimkiler de Revivo'ya yapmadı mı aynısını. Acı olanı da o. Sonra çıkarlar büyük camia lafları ederler. Onlar da biz de... "Üç-beş kişinin yaptığı camiaya mal edilemez" peki... Normal şartlarda Sivas'ın tur atlaması lazım. Özellikler dünkü oyunu gördükten sonra. Fizik olarak her ikili mücadelede ayakta kalan Sivas'lı oyuncular oldu. Enteresandır fizik olarak Arda Turan'dan çok da güçlü olmayan Abdurrahman Dereli Arda'nın yanında Stam gibi kaldı ikili mücadelelerde. Peki ya Beşiktaş. Bir kere bizden çok çok daha iyi bir saha içi düzenleri var. Oyuncuların sorumluluk alanları bizimkilerden çok daha net. Çok daha bir iyi pas trafiğine sahipler. Bu maçta Lincoln'leri yoktu o yüzden pas trafiğiyle sonuca gidemediler ama yarın gideceklerdir. Milan Baros, Filip Holosko'dan çok daha iyi bir oyuncu. Bunu da gördük. İkisi de aslında aynı tip oyuncular olmalarına rağmen Baros büyük liglerde oynamanın avantajını kullanmasını biliyor. Bizim Holosko gibi şaşkın şaşkın dolaşmıyor. Şaşkından öte sanki Holosko kendi artılarının farkında değil gibi oynuyor enteresan. Şu Sivas, kısıtlı teknik kapasitesiyle Balili girdikten sonra "başka" bir oyun oynamaya başlıyor. Sen bir Holosko'nun dilinden anlamıyorsun. Dedim ya, dilinden anlasan bile Holosko'nun kazmalığından çok odunluğudur bizi sıkan. Zaten Galatasaray, Beşiktaş'tan çok daha ofansif bir takım. Birileri bizi çok pis kandırıyor göze hoş gelen hücum futbolu diye. Yalan! Biz Sağlam döneminde de Denizli döneminde de savunma ağırlıklı futbol oynuyoruz. Hikaye gerisi. Top senin stoperine geçince iki bekin ne yapar ona bakmak lazım. Bizde İbrahim Üzülmez-Serdar Kurtuluş ikilisi topa hafif kafaları dönük hızlı adım "yürüyüş"le top beklerler. Onlarda ise top Meira'ya geldiğinde iki kanat beki orta çizgiye gitmiş oluyor. Bizimkiler maç boyunca zaten kaç defa rakip sahaya geçiyorlar. Bunun nedeni oyuncu kalitesidir derseniz onu bilemem. Ama Beşiktaş'ın hücum etmeye hevesli olduğunu söylememiz mümkün değildir bunu bilirim.

3 Yorum:

kerim dedi ki...

kulaklarım çın çın evet.. bir balili girdi yetti adamlara. kural hatası var. balili ayağıyla attı..

@freak

sen gs lincoln topal dengesi mi demiştin ?.. birisi dedi öyle birşey. lan bu lincoln zaten ihtiyaç oldu mu acun firarda. ))

shelbyl dedi ki...

Freak'in yazisina yaptigim yorumda da soylemistim; ki zaten genelde Turk futbolunun hastaligi bu, ama bizde artik son asamada hastalik. Besiktas camia olarak sadece "basari"ya odaklanmis durumda, ve de bu basarinin tanimi "toplanan puan" ile olculuyor. Biz "iyi oyun" diye paralasak da kendimizi, "Yenikoy kasabi" gonderildiginden beri her teknik direktor oturma organini kollama derdinde; ve de bu cacik olamayacak kadroya (yetenek degil, guven ve istek bazinda) bakip "Yahu bari gol yemeyeyim" zihniyetiyle cikariyorlar maca. Tribunler ve yonetim huzursuz/sabirsizlandikca daha da guvenlikci oluyoruz. Ersun Yanal gibi bir adam bile camiasinda taslar yerine oturana ve kendini guvende hissedene kadar savunma agirlikli oynadi. Bizim taslar ohohoo.

Ben maci izlemedim, yalniz bir Baros ve "Fuck You" vakasi olmus sanirim. Hayir onlarin futbolcusu da Cek, bizimki de; bizimki nasil bir agir kufur etti ki acaba?

kerim dedi ki...

ne çeki ya çekomastik o.

baros çingenedir. çingenenin hası..

bu arada mehmet yıldızın kafayı iyi çelmişler 2 gs maçında da sahada geziyordu.. o kaman mı nedir baştan başlasa gs 1-1 i bile göremezdi..

Yorum Gönder

Ara