.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
8 Ekim 2008 Çarşamba

Gözyaşlarımızı Bitti mi Sandın?


Dik duramadı Ertuğrul Sağlam. Ne Demirörene, ne Engin'e, ne basına, ne de futbolculara karşı dik duramadı. Bitaraf olan bertaraf olur da hertaraf olan bertaraf olmaz mı? Teknik direktörlük liderlik değil mi, liderler yanlış bile olsa bildikleri yoldan gitmezler mi? Sorular sorular, kafamızdaki sorular. Atalım bunları bir kenara.


Halbuki bu sezona ne güzel başlamıştı. Oyun hamdı ama pişecek gibiydi. Travmadan uzak bir başlangıçla devam etmek isterken, dik dur hocam diye dua ediyorduk ki önce basına karşı yavaş yavaş eğilen Ertuğrul Sağlam, sonra futbolculara karşı eğildi ve ilk travmada da yere serildi. Güçlü bir yönetim olsa bunlar elbette ki olmazdı ama camianın kırılganlığı alenen ortadayken risk alan Ertuğrul Sağlam da en az yönetim kadar kendi kaderine etkide bulunduğunu itiraf etmeli. Keşke kalsaydı, tıpkı Del Bosque, tıpkı Rıza Çalımbay, ahhh keşke Can Tigana gibi. Ama işte piramit aşağıdan yukarıya güvensizlikle inşa edilmişse tabi ki yıkılır ilk sarsıntıda. Taraftar, takımdaşına güvenmiyor, federasyonuna güvenmiyor, hakemlere güvenmiyor, yayıncı kuruluşa güvenmiyor, basına güvenmiyor, teknik direktörüne, menajerine, yönetimine ve başkanına güvenmiyor ve orada da benim gibi bazı saflar hala uzun vadeli hayaller kuruyor. Olmaz işte, olmadı, olmuyor.


Şu şampiyonluk peşinde Gollum'a, daha da kötüsü bir İsmail Er'e, Orhan Yıldırıma dönüşüyormuşsum gibi hissediyorum. Ben hala safım, ben hala o şampiyonlukla piramitin basamaklarının güvenle yeniden sağlamlaşacağına inanıyorum. Başka da bir çıkar yol göremiyorum. O yüzden yine bu takımın peşindeyim ama kimseye de gelin diyemiyorum tabi.

Ara