.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

En İyiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
En İyiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Aralık 2009 Çarşamba

Onyılın En Güzel On Derbi Golü

(Soru: Yüzyıl var da onyıl niye yok yahu Türkçe'de?)
Bu "bir yılı daha geride bırakırken" geyiklerine biz de ucundan kenarından bulaşmasak olmazdı. Mevzumuz futbol, ve hatta Beşiktaş olunca, böyle liste yapacağımız alanlar da kısıtlı oluyor tabii ki. O yüzden, düşündük taşındık, derbilerde attığımız en güzel gollerin listesini yapalım dedik. Aşağıdakiler benim kişisel tercihlerim ve sıralamam oldu; zaten 20 küsür yazar arasında konsensus sağlayana, oylama yapana kadar yeni yılı bırak, ligin ikinci yarısı başlar.
O zaman arka planda "Coşkun Sabah - Anılar" eşliğinde sizleri golleri hatırlamaya/izlemeye davet ediyorum. Anılar'ı bulamazsanız "İspanyola" dinlemeyin sakın.
(Bu arada gollerin link'ini veremediklerimi direkt koyuyorum, buraya da not düşeyim; LigTV'nin internet sitesinden aldım görüntüleri, oradan bedavaya son 8 yılın gollerini izleyebilirsiniz.)
10. 2001-2002 sezonu 9. hafta Galatasaray maçı: Bayram Bektaş.
Bu gol öyle görenin ağzını açık bıraktıran cinsten bir gol değil, fakat herhalde derbilerde son 10 yılda attığımız en organize gol. Ortasahanın orta sağında Nihat topu kontrol eder, Ergün'e üst üste iki çalım atar, pasını verdikten sonra kendini yerde bulur, hakem avantaja bırakır, İlhan duvar pasını yapar, soldan yaldıran Bayram'ın önüne bırakır ve Bayram da golü atar.
Bu tür gollerin benim için önemi hep ayrı olmuştur. Hızlı gelişen bir atak, hızlı ve doğru düşünen futbolcular, sistemin işlerliği. Bu bağlamda 10. sıraya Nobre'nin geçen sene, Serdar Özkan'ın iki sene önce Fenerbahçe'ye attığı golleri de koymak isterdim. Adam "atak yeni başlıyor" diye sandviçinden ısırık, kolasından yudum almak için kafasını eğip kaldırdığında gol olduğunu görecek, spiker saniyede 2 oktav ses atacak, öyle goller. Bu gol Sergen'in frikik golünü eledi son tahlilde, o derece yani.
9. 2002-2003 sezonu 16. hafta Galatasaray maçı: İbrahim Üzülmez
Bu gol niye güzel? Çünkü deli İbo attı, çünkü önce verkaça girdi, sonra bir çalım attı, sonra sağ ayağıyla köşeye bıraktı, sonra da suratındaki dehşet ifadesiyle sevinçten sevince koştu. Bu golün bir başka önemi de "Sergen attı şampiyonluk geldi"nin yolunu yapmış olması tabii.
8. 2007-2008 sezonu Süper Kupa Fenerbahçe maçı: Deivson Rogério da Silva
Böyle yazınca bir an sanki hiç ismini duymadığımız bir yabancı gibi geliyor kulağa, ama bu bildiğimiz Bobô, şaşırmayın. Mehmet Yozgatlı'nın adrese teslim ortası, Bobô'nun bomboş pozisyonda estetik gol atma fırsatını değerlendirmesi, 5 dakikadır "Fenerbahçe bık bık" diye ötenleri birden "Aboov" diye susturması. Güzel şeyler bunlar tabii. Kolay pozisyon, çok güzel sunum, ve zaten adı üstünde, vole.
7. 2007-2008 sezonu 7. hafta Galatasaray maçı: Rodrigo Tello
Maçı izleyen 10 Galatasaraylının 9'u "Alman disiplini" mevzusunu ve Lincoln'un kayınçosunu tartışırken geri kalan biri de Beşiktaşlıların "nasıl korner la bu?" serzenişine laf yetiştiriyordu Tello topu 90'a astığında. Nobre gene ortasahada top dağıtırken (ehue) Serdar'ın koşu yoluna pas atıyor, Serdar yetişip geri Tello'ya çıkartıyor, o da gelişine vuruyordu. Her ne kadar maçın devamında her 10 kişiden 10'u tartışmalı penaltı pozisyonunu konuşmaya başlayacak olsa da, ben bu maçı hep Tello'nun astığı top ile hatırlarım.
Not: Bu arada şu Youtube'a koyduğu videolara y...k kürek müzikler ekleyen herkese de buradan tekrar teessüflerimi iletiyorum.
6. 2002-2003 sezonu 28. hafta Fenerbahçe maçı: Sergen Yalçın
Nouma'nın "Türk örf ve adetleri"ne uymadığı için apar topar postalandığı maçta gelmişti Sergen'in ikinci golü. Cordoba uzun bir serbest vuruş kullanır, Ahmet Dursun topu ıska geçer ve dolayısıyla defans oyuncusuna feyk vermiş olur, seken top Sergen'in önünde kalır ve o da sağ köşeye doğru aşırtma bir vuruşla topu bırakır. Bunun devam filmi de çekildi biliyorsunuz: Stamford Bridge'de Beşiktaş'ın kanat sesleri.
Golden sonraki manzara da Sergen'i niye sevemediğimin göstergesi olarak yan not diye dursun. Herkesi kenara iterek bu saç özürlü arkadaşa sarılması golün sırasını 6.lığa düşürüyor, evet. Bir de golden sonra çalan o müzik.
5. 2004-2005 sezonu 28. hafta Fenerbahçe maçı: Koray Avcı
Bu maç ile ilgili ne yazılsa az, hangi gol seçilse yazık. Tümer'in zor pozisyonda "boy stepsi" çalımı atıp, hızla düzeltip vurduğu gol de güzel, Carew'in yükselip kafayı köşeye bırakışı da, İbrahim Akın'ın yolladığı da. Ama herhalde Pancu kalede biz 10 kişiyken, Carew'in "parmakla" gösterip yolladığı pas, sonrasında gelişen cılız atak, ve arkadan koşarak gelen Koray'ın "Finish Him!"i. O anın tüm Beşiktaşlılara yaşattığı tabir-i caizse orgazmik sevinci kelimelere dökmek mümkün değil. Yandaki resim ile anlatmaya çalıştım ben.
4. 2000-2001 sezonu 9. hafta Galatasaray maçı: Pascal Nouma
"Nouma, Nouma, Pascal Nouma/Nouma, Nouma, Pascal Nouma!" Ortaya uçarak gelip Taffarel'i kamyon çarpmışa döndürdüğü, sonra da hiçbir şey olmamış gibi kalkıp sevindiği gol. Bu golü ne zaman izlesem garip bir haz doluyor içim, böyle Ercan Saatçi olasım, Freudyen dil sürçmeleri yaşayasım geliyor. Öyle bir şey işte. Ne denir ki daha? (O çarpışmadan sonra ciddi sakatlık yaşamayan Taffarel'e de tekrar geçmiş olsun diyelim.)
3. 2009-2010 sezonu 13. hafta Fenerbahçe maçı: Michael Fink
Şimdi Fink iyi denk getirdi, harika vurdu, Fenerbahçe'ye karşı İnönü'de aldığımız mağlubiyetlerin önünü kesti vs. gibi sebeplerden zaten çok önemli ve güzel bir gol bu da; burada bir başka fenomene dikkat çekmek istiyorum ben. İbo gene pasa hareketlenir, gene topu kenara çekmek suretiyle çalım atar, ve gene sağ ayağını devreye sokar. Hafta sayısı da tutsa tam Alacakaranlık Kuşağı muhabbeti olacak, o derece.
Netçede muhteşem bir gol. Fink'in koltuğunu sağlamlaması açısından da önemli oldu diyebiliriz. Gerçi hala daha belirsizlik devam etmekte.
2. 2008-2009 sezonu 30. hafta Fenerbahçe maçı/16.hafta Galatasaray maçı: Filip Holosko
Bu gol, deplasmanda atılan gol gibi; iki gol sayılıyor (klişelere selam). İki golde de vuruş hemen hemen benzer nitelikte, ağdan çıkan "şlak" sesinin bünyede yarattığı haz tarifsiz. Bu iki gol arasında birinciliği Fenerbahçe'ye atılan alıyor tabii, zira orada inanılmaz bir depar, Yusuf'un fast motion'da çekilmiş bir hali var. Spikerin tabiriyle "yoktan var ediyor" pozisyonu. Ama bu golü listeye aldım diye Galatasaray maçındakini es geçmek de olmazdı, o yüzden onu da ekleştiriyorum aşağıya, hem resim olsun biraz daha post'ta.
1. 2005-2006 sezonu 6. hafta Fenerbahçe maçı: José Kléberson Pereira
Tamam, maçın sonu hüzündü de, şu golden sonra Ömer Üründül "Ooooooooooo"su çekmeyen var mıydı Allah aşkına? Herhalde Kleberson'un anılarımıza kazıdığı tek pozisyon budur. Ama çok fenaydı be. Hala daha arada açar, spikerin o coşkusuna tekrardan şahit olurum.
Muuuuuuuuuuuhteşeeeeem bir gooooool!
Yukarıda değinmediğimiz, son elemeye giren goller (bunu koymamışsın ayıp etmişsin demeyin diye diyorum): İbrahim Toraman'ın GS'ye attığı kafa golü, Sergen'in Fener'e attığı vole, Tümer'in malum maçta çaprazdan akıl dolu vuruşu, Ahmet Dursun'un kalenin dibindeki rövaşatası, Carew'in Fener'e attığı ilk gol, Tümer'in kupa finalinde Fener'e attığı goller. Ve evet, Tümer'i zırt pırt elememin tamamen kişisel sebepleri var.
Bitti. Yakın zamanda bir adet "Avrupa Kupaları golleri" düzenlemesi de gelir belki, ama biraz da diğer yazar arkadaşların taşın altına el sokmasını bekliyorum; arşivciyim diye bana yükleniyorlar hep. Cık cık.

Ara