Karışık Hisler
Niang transferi gayet optimum, hele ki maliyeti de düşünülürse. Fakat bu sefer Dentinho transferine anlam vermek güçleşiyor, zira kendisi şu durumda ileri üçta şişkinlik yaratacak. Belli ki "yedek kulübesinden gelip fark yaratacak isim" olarak düşünüldü, lakin bu sefer de akla yabancı kontenjanı sorusu geliyor. McGregor, Sivok, Fernandes, Almeida, Niang, Holosko, Hilbert ve Dentinho 8'lisinin forvet kısmında ilginç denklemler var.
Eğer Niang sol forvet oynayacaksa, Holosko ya da Olcay kesik yiyecek, bu sefer Dentinho burada 3. tercih konumuna düşüyor. Yok eğer çift forvete geçeceksek sene başında öngörüldüğü gibi, bu sefer de iyi kötü oturmuş sistem baştan yaratılacak ve ortasaha için yeterli alternatifimiz var mı emin değilim (daha doğrusu şöyle diyeyim: o kadar çok alternatif olacak ki dengeyi bulmamız ne kadar sürer emin değilim)
Bir de en büyük sorunumuz devam ediyor hala, skor tutmamıza yardımcı olacak bir kazma/çapa/izbandut ne dersek diyelim. Serdar Kurtuluş ismi telaffuz edildi, hem sağ bek hem çapa alternatifi olacağı için iyi bir düşünce olabilir, lakin zaten vidaları sökülecek olan takıma bir de maç bazlı müdahale yapmak ne kadar verimli olur, bilemiyorum.
Neyse, neticede transfer dönemi kapanırken, bize sadece bu gelişmelerin nasıl sahaya yansıyacağını bekleyip görmek kalıyor. Umarım takımın ilk yarıda şahlanmasının bir sebebi olan kadro istikrarı ve rol belirginliği müessesesi fazla zedelenmez.
Vaka-ül Batuhan ve Düşündürdüğü
Şimdi bu benim görüşüm, ama Batuhan'ı Beşiktaş'ın da üzerine koyamam. Beni Beşiktaşlı yapan tek bir oyuncu değildi çünkü, ya da tersine çevirelim, Fenerbahçe ya da Galatasaray'dan da bir oyuncu sebebiyle hoşlanmıyorum diye bir durum yok. Gene kategorik olarak Fenerbahçeli ya da Galatasaraylı oyunculardan nefret etme gibi bir durumum da yok, Alex'i, Umut'u vs. severim mesela.
Bu -ümidimce durduğum yeri anlatan- girizgahtan sonra, Batuhan transferine cidden anlam veremediğimi de söylemem lazım. Almeida'nın yedeği mi olacak, ucuz diye mi alındı, ortasahadaki kısıt ortadayken 6 tane forvete gerek var mıydı gibi sorular aklımda. Lig öncesi maçları pür dikkat izlemediğim ve taktiksel yanımın hiçbir zaman güçlü olduğunu iddia etmeyeceğim için bu sorulara cevap veremiyorum, ama makul sorular olduğunu düşünüyorum.
Bir de işin taraftar yönü var. Eğer taraftarın çoğunluğu bir oyuncuyu istemiyorsa, o oyuncu gene alınmalı mıdır? Taraftar bu takımın sahibiyse, taraftar bu oyuncuların maaşlarını ödüyorsa, ve içinde yaşadığımız dünya idealse, hayır. Peki bizim kulüp idealin kaç km uzağında? Yönetimin taraftarla ilişkisi, #feda ötesine geçecek mi? En baştan beri sorulan bu soruların şiddeti hafiflemiyor hiç.
Fikret Orman yönetiminin "zor günde Beşiktaş'ı kurtaracak adamlar"dan "Demirören zihniyetinin emanetçisi" tarafına salındığı pendulumda uçtaki topun nereye düşeceğini merak etmeye devam ediyoruz. Biz de mey'us taraftar profilinden mütefekkir taraftar profiline kaydık bu sene.
En azından geçen seneki yabancılık yok henüz. "Henüz".
Kurtuluş...
http://www.ligtv.com.tr/VideoHaber/?r=1&hid=81443
Bu kafadaki topçulara benim gibi ümit bağlamak zorunda kaldığımız sürece, Inter'i, Milan'ı, Manchester United'ı, Barcelona'yı en konforlu en güzel stadyumlarda izlemek için verilen paraların on katını gözümüzü kırpmadan her maça verdiğimiz sürece, futboldaki kapalı piyasa ekonomisini kırmadığımız sürece bu iş düzelmeyecektir... Batuhan'un bugün dünya futbolunda ederi sıfırdır. Bakın 1 milyon değil, sıfır... Türkiye'de ederi 18 yaşında bir Ferrari aldıracak kadar vardır... Suçu öven, medeniyet göstergesi trafik ışığını - eminim o ışıkların yerine medeniyetsizliğin simgesi üst geçit koymamalarına şaşmıştır - eleştiren, 63 saniye beklememek için başkalarının canını tehlikeye attığını gerine gerine anlatan bir genç adam...
Türk futbolunun kurtuluşu yabancı sınırını kaldırmaktan geçiyor. Futbolda bu kapalı piyasa ekonomisi kafası devam ettiği sürece ileri doğru tek bir adım atamayacağız. Yetenekli çocuklar sadece iki kuruşluk yetenekle değil, yaşam kültürüyle bir yerlere gelebileceklerini öğrenene kadar türk futbolu bugünden öteye gidemeyecek... Bugün buradan ekmek yiyenler futbolu da yönettiklerinden, bu söylediğimin gerçekleşmesi bir ütopya! Sergen Yalçın'ların ve hatta efsaneleşmesi için sahaya çıktığı 100 maç yeterli olan Rıdvan Dilmen'lerin değil, kariyerleri boyunca sahada olmak için hayatlarını düzenleyen, planlayan Mehmet Özdilek, Tugay Kerimoğlu'ların örnek olduğu futbolu görmenin birinci yolu rekabettir... Bugünün ekonomisinde her yere rekabeti sokarken, futbola yapılan bu ayrıcalık, bu gümrük memuru zihniyeti fazladır...
Bir de futbol takımlarındaki Türk sayısıyla rekabetin, formaya bağlılığın doğru orantılı olduğunu düşünenler var... Son yirmi yılda bunun böyle olmadığını yüz kere gördük zaten... Soralım o zaman, Ernst mi, Nihat mı? Ferrari mi, Ekrem mi? Sivok mu, Nobre mi? Bak Guti, Bobo, Quaresma demiyorum... Tümer gibilerin yerli futbolcu bağlılığını ne yapayım ben?
100 bin euro edecek topçular 100 bin euro kazandıkları gün; Türk futbolcularının akıllarının başlarına geldiği gün, eğer ki ayağa kalkacağı varsa, Türk futbolu ayağa kalkacak... Aksi durumda kulüplerimiz ve dolayısıyla futbolumuz sonsuz güce sahip yerli oyuncuların oynarken de futbolu bıraktıktan sonra da oyuncağı olacaklar...
Takas Güncesi ve Global Hedefler
Ali Güneş
- 11 Mayıs 2010 - Batuhan Eskişehirspor'da...
- 2 Haziran 2010 - Mustafa Denizli Sağlık Sorunları Nedeniyle Görevinden Ayrıldı.
- 21 Temmuz 2010 - Beşiktaş Batuhan'ı Geri Alabilir...
Batuhan Eskişehir'de
Hafızamı biraz zorluyorum da her yaz transfer döneminde Jancker, Koller, Lokvenc, Kovacevic hatta Jankauskas tarzı adamları, kimi dönem ‘’ artık yaşı geçti’’ mazeretleri, kimi dönem de yüksek maliyetleri sebebiyle kadromuza dahil edememiş, lâkin hep ‘’keşke bu tip bir santraformuz’’ olsun diye iç geçirmiş, yolunu gözlemiştik. Bir Carew kolay mı geldi ?
Gelinen noktada Beşiktaş'a belki 50, belki 100 yılda bir nasip olacak Batuhan gibi önemli ve yetenekli bir ''değeri'' 2 milyon euro karşılığında ‘’yeter artık uğraştığımız’’ diyerek Eskişehir’e sattık.
Hem de hiç oynatmadan, şans vermeden ve ısrar etmeden ! Dahası çocuk denilecek yaşta olduğunu unutup, o'nu anlamadan, dinlemeden. Halbuki çok doğaldı yaşıtlarına oranla burnunun havada olması ve yanlış tercihler yapması; zira diğerlerinden üstün, farklı ve fazlasıyla popülerdi, bunu kaldırması, dengelemesi o yaşta '' tek başına '' kolay değildi; daha da önemlisi bu acı tecrübeleri şimdiden tatmasıydı gelecek adına herkesi umutlandıran. Zira yaşadı ve gördü, yanlış olduğunu öğrendi, çokca da burnu sürttü.
Bu klubün bünyesinde çalışıp da milyon dolarları cebine indiriyorsa birileri, benim değerlerimi korumak, eğitmek ve milyonlarca Beşiktaşlının önüne sunma görevini de yerine getirmek ZORUNDAYDI ! Ne onlar üşenecekti, ne de Batuhan gocunacaktı zira bu sürecin sonunda Beşiktaş ve Batuhan kazanacaktı.
ama her zaman olduğu gibi bu sefer de kolayı seçtik ...
Şu çocuğu geçen hafta Serie A’da Roma - Cagliari maçında izlesek, bırakın gol atıp, asist yapmasını ‘’lan 19 yaşında kule gibi bir santrafor var, bizim yönetim neden böyle genç adamları araştırıp bulamıyor’’ diyerekten forumlarda transfer komitesine üfürmeye başlar, sonra da bir başkası gelip ‘’haklısın dostum, biz ancak 32 yaşına geldikten sonra eşini ikna edebilirsek getirebiliriz’’ falan derdi.
ama artık diyecek bir söz de kalmadı ...
35'lik Yusuf'u kaptırmayalım diye 2 ay önceden bağladık, o'ndan yana sıkıntı yok.
Haydi Sen Dışarıda Oyna
Batuhan Karadeniz
Batuhan'ın Gidişi
Batuhan Karadeniz
I Have A Dream
I have a dream; aslında paran olacak eve bilardo masası alcaksın.. Değil tabi ki diyeceğim. Bu hafta Eskişehirspor-Antalyaspor maçındaki golleri görünce biraz gaza geldim, ne yalan söyleyeyim. Hayal o ya, bizim Batuhan çocuk yaşta yaşadıklarının ardından kiralık olarak gittiği Eskişehirspor'dan tam bir profesyonel olarak dönüyor yuvasına. Doğum tarihine bakıyoruz, 24 Nisan 1991. Haylazlıktı, şımarıklıktı derken bir de bakmışız ki 20 yaşında Beşiktaş tarihinin en genç kaptanı oluyor iki sene sonra. Peki Batugol'ün arkasında kim mi var? 13 ocak 1995'te dünyaya gelmiş olan yeni solağımız, Muhammed Demirci. Batu kaptanlığı aldığında o da henüz daha on yedi, on yedi, 17'ymiş... Bekle ki olgunlaşsın ekolünden değil, çıkar çıkmaz çakan genç futbolcu ekolünden başlıyorlar takımı sürüklemeye. Kim bilir arkalarını orta sahada Necip Uysal süpürüyor, Batu'nun yanına Nihat Kahveci geliyor, "Özkaymak Forveti" oluşturuluyor vs vs vs..
Başkalarının gerçeklerinin bittiği yerde bizim hayalimiz böyle başlar ve hemencecik biter. Tekrar gerçeklere dönecek olursak; Beşiktaş U-14 Akademi Takımı bugün Bucaspor'u 3-0 yenerek Türkiye şampiyonu olmuş. İki gol, Muhammed Demirci'den. Tebrikler emeği geçen herkese.Bizim Mami videoda da göreceğiniz üzere bayağı büyüyüp, serpilmiş. Berbere de "10 numara saçı kes abi" demiş anlaşılan. Beşiktaş adına son yılların en heyecan uyandırıcı wonderkid'i yavaş yavaş ayak seslerini duyurmaya başladı, bakalım filmin devamı nasıl olacak?..
Nobre Gitsin, Batuhan Gelsin!
Batuhan Karadeniz
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...8 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-
