6 Ocak 2016 Çarşamba
Beşiktaş Sompo Japan : Meta Burada Morfoz Nerede ?
Bu kısa analizime değerli blog ahalisinden özür dileyerek başlamam gerekiyor sanırım zira uzun süredir basketbol şubesi ile ilgili bir paylaşımda bulunamadık. Bunun hem kişisel hem de takımın mevcut gidişatıyla ilgili insanın hevesini kıran gelişmelerin de etkisi bir hayli fazla .
Son basketbol analizimizin üzerinde geçen 3 aylık periyotta takımımız beklenen koç değişikliği dışında bir iki oyuncunun denkleme girip çıkması ile yola devam ediyor. Koç değişikliği ve bunun takımımıza yansıması biraz daha detaylı irdelenmesi gereken bir konu olduğu için önceliği kadrodaki ufak çaplı oyuncu değişikliklerine vermek daha makul .
En büyük değişiklik sg pozisyonunda takıma büyük umutlarla gelişinin ardından Detmann'ın uzun süre kenarda beklettiği , Yağızer Hoca'nın takımın başına geçmesi ile biraz kıpırdanmasına rağmen beklenen seviyeye bir türlü gelemeyen DJ Seeley ile yolların ayrılması ve yerine Randy Culpepper'ın gelişi oldu . Culpepper hem Engin'i hem Wolters'ı yedeklemesi hem de topu yönlendirmesi beklenerek transfer edilen bir isim . Açıkçası Beşiktaş'ın mevcut finansal durumu ve transfer edilebilecek oyuncu sayısını oldukça az olduğu bu dönemde alınabilecek en iyi isimlerden biri olduğunu söyleyebiliriz . Her ne kadar Beşiktaş'ın en büyük problemleri olan kırılganlık ve savunma konularına büyük artılar getiremeyecek bir oyuncu olsa da Seeley'e göre daha istikrarlı katkı vererek 2 guard pozisyonunu da yedekleyebilecek olması önemli bir avantaj.
Beşiktaş'ın en büyük eksikliklerinden bir diğeri hemen hemen bütün basketbol yorumcularının ortak değerlendirmesi olan çember savunucu pozisyonundaki eksiklikti. Bu konuda da yine son derece başarılı bir hamleyle ligin değerli pota altı oyuncularından ve konunun uzmanlarından olan blok canavarı Chinemelu Elonu kadroya katıldı . Yağızer Hoca'nın savunma sertliği dozajını arttırmak çabasındaki en önemli dişlilerden olsa da arızaların giderilmesi konusunda tek başına yeterli olabilmesi mümkün değil .
Bu iki önemli değişklik dışında süreleri gittikçe azalan isimlerden Kartal Özmızrak İBB'ye kiralanırken , Beşiktaş'a geldiğinden beri muazzam bir formsuzluk seviyesi yakalarak bu konuda büyük istikrar sağlayan Erik Murphy ile de yollar ayrılmak üzere . Bu noktada bir yabancı transferi daha olur mu henüz netleşmiş değil .
Hikayenin bundan sonrasında yazıya da ismini veren Dettmann - Uluğ değişikliği ekseninde hücumu törpülenip , defansı biraz daha itelenen ama bu konuda yeterli yol alamadığı için araform olarak yaşamına devam eden takımımızın mevcut düzeni ile ilgili bir kaç kelam ederek sizleri fazla sıkmadan futbola dönüş yapacağım .
Sezon henüz başında Dettmann Felsefesinin işlemeyişi üzerine bir paylaşımda bulunmuş , Beşiktaş'ın kırılganlığı , spacing temelli tempolu bir hücum takımına dönüşme çabası , bu çabaya uygun biçimde şekillendirilen kadro yapısının nasılda yediğinden fazlasını atmaya çabalarken çok fazla yiyerek bir türlü daha fazlasını atamayışına dem vurmuştuk.
Doğal olarak Yağızer Uluğ'un ilk eğildi konu bu oldu . Takımın üzerine kurulduğu dinamiklerin işin işlevsellik boyutunda sınıfta kalıyor oluşu , berbat bir savunma takımını vasatın bir tık altına çektiğiniz zaman işlerin biraz daha yoluna girmesi ümidini beraberinde getiriyor doğal olarak .
Kağıt üzerinde baktığınızda Elonu'nun gelişi elbette bazı arızaları düzeltti fakat Beşiktaş'ın kendinden güçlü takımlara karşı hiçbir direnç gösteremiyor oluşu hala geçtiğimiz senelerden baki kalmış durumda. Ligin ilk 6 içerisindeki bütün takımlarından 90+ sayı yediğiniz zaman ne kadar iyi hücum ederseniz edin bu maçları kazanmak hayale dönüşüyor .
Kadro mühendisliği zaafiyetini taktiksel değişiklikler ile çözebilmek elbet elit seviye koçlar için bile oldukça sıkıntılı bir durum ama mental olarak bu kırılganlık hususunun çözülemeyişi Beşiktaş'ın sadece şube olarak değil kulüp olarak da düştüğü psikolojik buhranın bir yansıması gibi.
Son Banvit galibiyeti takımın takımın bu yolda bazı şeyleri yoluna koyduğunu işaret ediyor gibi görünse de aslında benim hissettiğim bunun Beşiktaş kaynaklı değil rakip kaynaklı olması . Beşiktaş'ın maç kazanması için iyi gününde olması yetmiyor. Zira ( zaman zaman savunma dozajını sertleştirebilse dahi) rakibe zorluk çıkarabilecek bir savunma anlayışı yok . Bu sefer hep set hücumuna kalarak temposu düşen takım büyük oranda kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Lampe'nin eline bakar hale dönüyor . Bu durumda Kandemir-Lofton günlerinden çok da ileriye gidemediğimizi hissediyoruz , zira aynı sıkıntılara farklı bir açıdan bakma dışında değişen birşey yokmuş gibi .
Yağızer Hoca'nın Beşiktaş'ı mevcut bütçesi ve kendi kurmadığı kötü mühendislik ürünü kadro ile kazanan bir takım yaratmasını beklemek elbette hayal olur fakat var olan sıkıntılara çözüm arayışı konusunda biraz daha cesur biraz daha arayış içinde olmasını beklemek sanırrım taraftarlar olarak hakkımız .
Son basketbol analizimizin üzerinde geçen 3 aylık periyotta takımımız beklenen koç değişikliği dışında bir iki oyuncunun denkleme girip çıkması ile yola devam ediyor. Koç değişikliği ve bunun takımımıza yansıması biraz daha detaylı irdelenmesi gereken bir konu olduğu için önceliği kadrodaki ufak çaplı oyuncu değişikliklerine vermek daha makul .
En büyük değişiklik sg pozisyonunda takıma büyük umutlarla gelişinin ardından Detmann'ın uzun süre kenarda beklettiği , Yağızer Hoca'nın takımın başına geçmesi ile biraz kıpırdanmasına rağmen beklenen seviyeye bir türlü gelemeyen DJ Seeley ile yolların ayrılması ve yerine Randy Culpepper'ın gelişi oldu . Culpepper hem Engin'i hem Wolters'ı yedeklemesi hem de topu yönlendirmesi beklenerek transfer edilen bir isim . Açıkçası Beşiktaş'ın mevcut finansal durumu ve transfer edilebilecek oyuncu sayısını oldukça az olduğu bu dönemde alınabilecek en iyi isimlerden biri olduğunu söyleyebiliriz . Her ne kadar Beşiktaş'ın en büyük problemleri olan kırılganlık ve savunma konularına büyük artılar getiremeyecek bir oyuncu olsa da Seeley'e göre daha istikrarlı katkı vererek 2 guard pozisyonunu da yedekleyebilecek olması önemli bir avantaj.
Beşiktaş'ın en büyük eksikliklerinden bir diğeri hemen hemen bütün basketbol yorumcularının ortak değerlendirmesi olan çember savunucu pozisyonundaki eksiklikti. Bu konuda da yine son derece başarılı bir hamleyle ligin değerli pota altı oyuncularından ve konunun uzmanlarından olan blok canavarı Chinemelu Elonu kadroya katıldı . Yağızer Hoca'nın savunma sertliği dozajını arttırmak çabasındaki en önemli dişlilerden olsa da arızaların giderilmesi konusunda tek başına yeterli olabilmesi mümkün değil .
Bu iki önemli değişklik dışında süreleri gittikçe azalan isimlerden Kartal Özmızrak İBB'ye kiralanırken , Beşiktaş'a geldiğinden beri muazzam bir formsuzluk seviyesi yakalarak bu konuda büyük istikrar sağlayan Erik Murphy ile de yollar ayrılmak üzere . Bu noktada bir yabancı transferi daha olur mu henüz netleşmiş değil .
Hikayenin bundan sonrasında yazıya da ismini veren Dettmann - Uluğ değişikliği ekseninde hücumu törpülenip , defansı biraz daha itelenen ama bu konuda yeterli yol alamadığı için araform olarak yaşamına devam eden takımımızın mevcut düzeni ile ilgili bir kaç kelam ederek sizleri fazla sıkmadan futbola dönüş yapacağım .
Sezon henüz başında Dettmann Felsefesinin işlemeyişi üzerine bir paylaşımda bulunmuş , Beşiktaş'ın kırılganlığı , spacing temelli tempolu bir hücum takımına dönüşme çabası , bu çabaya uygun biçimde şekillendirilen kadro yapısının nasılda yediğinden fazlasını atmaya çabalarken çok fazla yiyerek bir türlü daha fazlasını atamayışına dem vurmuştuk.
Doğal olarak Yağızer Uluğ'un ilk eğildi konu bu oldu . Takımın üzerine kurulduğu dinamiklerin işin işlevsellik boyutunda sınıfta kalıyor oluşu , berbat bir savunma takımını vasatın bir tık altına çektiğiniz zaman işlerin biraz daha yoluna girmesi ümidini beraberinde getiriyor doğal olarak .
Kağıt üzerinde baktığınızda Elonu'nun gelişi elbette bazı arızaları düzeltti fakat Beşiktaş'ın kendinden güçlü takımlara karşı hiçbir direnç gösteremiyor oluşu hala geçtiğimiz senelerden baki kalmış durumda. Ligin ilk 6 içerisindeki bütün takımlarından 90+ sayı yediğiniz zaman ne kadar iyi hücum ederseniz edin bu maçları kazanmak hayale dönüşüyor .
Kadro mühendisliği zaafiyetini taktiksel değişiklikler ile çözebilmek elbet elit seviye koçlar için bile oldukça sıkıntılı bir durum ama mental olarak bu kırılganlık hususunun çözülemeyişi Beşiktaş'ın sadece şube olarak değil kulüp olarak da düştüğü psikolojik buhranın bir yansıması gibi.
Son Banvit galibiyeti takımın takımın bu yolda bazı şeyleri yoluna koyduğunu işaret ediyor gibi görünse de aslında benim hissettiğim bunun Beşiktaş kaynaklı değil rakip kaynaklı olması . Beşiktaş'ın maç kazanması için iyi gününde olması yetmiyor. Zira ( zaman zaman savunma dozajını sertleştirebilse dahi) rakibe zorluk çıkarabilecek bir savunma anlayışı yok . Bu sefer hep set hücumuna kalarak temposu düşen takım büyük oranda kariyerinin en iyi sezonunu geçiren Lampe'nin eline bakar hale dönüyor . Bu durumda Kandemir-Lofton günlerinden çok da ileriye gidemediğimizi hissediyoruz , zira aynı sıkıntılara farklı bir açıdan bakma dışında değişen birşey yokmuş gibi .
Yağızer Hoca'nın Beşiktaş'ı mevcut bütçesi ve kendi kurmadığı kötü mühendislik ürünü kadro ile kazanan bir takım yaratmasını beklemek elbette hayal olur fakat var olan sıkıntılara çözüm arayışı konusunda biraz daha cesur biraz daha arayış içinde olmasını beklemek sanırrım taraftarlar olarak hakkımız .
Etiketler:Beşiktaş Sompo Japan
Kaydol:
Kayıt Yorumları
(Atom)
Ara
-
DERBİ POZİSYON ANALİZLERİ - 1- 0:24 saniye! Gatasaray'ın ilk etkili atağı. Burada en büyük hata *Jailson'un partneri Serdar Aziz'e gereksiz yakınlığı oldu.* Seri burada muhteşem bi...6 yıl önce
-
Feda, Sefa, Farklı Olsun bu Defa - Beşiktaş'ın son dönemini iki ana çizgi olarak ikiye ayırmak mümkün. 1- Yıldırım Demirören dönemi 2- Fikret Orman dönemi. Ben Yıldırım Demirören dönemini te...6 yıl önce
-
Bir Sağ Bek, Üç Mevki: Aaron Wan-Bissaka - Premier Lig geçtiğimiz hafta başladı. Hem takım hem de oyuncu bazında her sezon yeni bir hikaye demek. Galiba geçtiğimiz sezon hiç de fena bir görüntü verm...7 yıl önce
-
Duhuliye - Duhuliye'den 5 ay önce haberim oldu. O da bu fotoğraf sayesinde. Bunca zamandır nasıl hiç duymamışım derken, etrafımdaki çoğu Beşiktaşlının da bilmediğ...9 yıl önce
-
Euroleague bwin Mart 2015 MVP Nemanja Bjelica Röportajı - Fenerbahçe Ülker dokuz maçlık bir galibiyet serisi yakalamış durumda ve 2008-2009 sezonundan bu yana ilk kez Euroleague 'playoff'larına katılma hakkını ...11 yıl önce
-
Önce krampon, sonra performans - Her çocuk gibi sokaklarda başlayan futbol maceramız, bazı çocukların yaptığı gibi benim de toprak sahada devam etmişti. Sonrası okul, iş, hayat mücadele...11 yıl önce
-
NBA: Bir Ayın Ardından... (Part 1) - Her ne kadar başlığımızda bir aylık zaman dilimini ele aldıysak gerek tembellik, gerek iş güç yüzünden yazının paylaşılması, gerekli güncellemeler yapıldı...11 yıl önce
-
Manchester United - Burnley maçı - Manchester'ın ligin yeni takımı Burnley deplasmanında galibiyet alması bekleniyordu ama yine olmadı. Geride kalan 3 haftada takım henüz galibiyet görem...11 yıl önce
-
Bu Sefer Bahanem Var - Yine ihmal ettim blogu ama bu sefer sağlam bahanem var. Son 9 senedeki ikinci kıtalar arası taşınma olayına kalkıştım. Bilenler bilir, son 9 senedir Avu...12 yıl önce
-
Babylon Dergisi Röportajı - http://www.aliece.com/2013/11/babylon-dergi-ali-ece-roportaji/#more-189512 yıl önce
-
Arsenal Kendine İnanıyor - Arsene Wenger'in sözleriyle, *"İyi bir rakibe karşı alınmış tatmin edici galibiyet." *Arsenal hafta sonu Liverpool'u oyun dışı bırakarak, bölüm bölüm saha...12 yıl önce
-
Hiç Unutmadığım... - 17 sene önce bugün tek bir imzanın milyonlarca insanı bu kadar etkileyebileceğini tahmin edemezsiniz. O adam hakkında bir sürü yazı yazdım, hala okuyan ...13 yıl önce
-
-
4 Yorum:
Murphy, -sanırım dün okumuştum- değişik işler yapmaya çalışan büyükçekmece ile anlaşmış.
profesyonellik olmayan yerde istikrar, istikrarın olmadığı yerde de başarı olmaz. mali kısıtlar sonraki mevzu. zaten futbolda noktalı virgüllü soru işaretli, kör topal olan kurumsallık, diğerlerinde hiç yok. sadece şube yöneticisinin, basketbol yanındaki diğer sorumluluklarına bakın, anlaşılıyor.
Arada büyük maçlar kazandık ama ben hala ama hala bir "takım" göremiyorum. Daha önceki postta savunma sorunlarından bahsetmiştik. Birazcık daha toparlandı savunma. Ama Lampe bir sakatlık daha geçirse ne olur bilemiyorum. Savunmayı sevmese bile liderliği ile sahada olduğu her saniye daha iyi geçiyor. Elonu henüz kendini gösteremedi. Kimani FFriend gibi bi oyuncu bulsalar da yeterdi aslında. Bu arada savunmadaki tek sorun arka alan değildi. Ön alan savunması da çok zayıf ve bunu tolere etmek için Mutombo vari bir adam olması lazım arkada. O nedenle Culpepper'in de doğru isim olduğundan emin değilim. Ama biraz daha takıma alıştığında daha net göreceğiz. En azından atletik bir kısa. Takımın genel hantallığına bir katkısı olur.
Eurocop'tan elenmek de hayırlı oldu. Zaten kısıtlı bir takım enerjisini lige odaklasın da bir daha play off dışı saçmalığı yaşanmasın.
Bundan sonra da bir takım baştan kurulacaksa; takımın Lampe'sini garddan seçsinler. Geçmişte başarılı olduğumuz tüm sezonlarda hep en sağlam yerd gard idi (El Amin - Kerem'in ilk dönemi - Arroyo)
merhaba,
güzel yazı ve yeni başlık için teşekkürler @övünç
Bahsettiğin ve artık elle tutulabilir bir hale gelen eksiklikler dışında benim naçizane görüşlerim şu şekilde;
Koç değişikliği ilk etapta takıma olumlu yansıdı, arka arkaya gelen galibiyetler takımın dibe vuran moralini yukarı çekmeye başladı, ta ki Eurocup macerasının beklenmedik şekilde! erken sonlanması ve ardından kısa süre içerisinde rakip görülen takımlara karşı alınan derbi mağlubiyetlerine kadar. Kağıt üzerinde hatırı sayılır bir skor tehdidi olan bir takımın derbi maçlarda, taşıdığı potansiyele yakışır şekilde, daha yüksek bir direnç göstermesini ve yakalayacağı ivme ile birlikte devreyi ilk 5 içerisinde tamamlamasını düşünüyorduk, ama o potansiyel Efes ve Banvit maçları dışında sahada pek görünmedi. Takımın sezon başından beri bence en temel sorunu birbirine uyumlu oyunculardan kurulu olmasıydı! Öyle ki sezon başındaki takımda herkes çizgi ötesinden şut sokma potansiyeli taşıyordu, herkesin bileği oldukça "yumuşak"tı, fakat o "yumuşak" bilekler ribauntlara bir türlü uzanmadı. Yetiş ya elonu ile o açık biraz kapatıldı.
En temel sorundan sonra ikinci başlık, en büyük kayıp. Sezon adına en büyük kayıp Ryan Broekhoff'un elden kaçması oldu, çok kızdığımız Kandemir'in takıma kazandırdığı "yegane değer" olan Broekhoff, kariyeri için ayrılınca, gerektiğinde özellikle 3 numaradan o "beklediğimiz" katkıyı yerli ve yabancı transferlerden alamadık. Diğer taraftan 2 numarada değişmeli oynayan Engin/Wolters ikilisinin savunmada felaket olması ve hücumda takımla birlikte oynamadan, takım içi organizasyondan çok bireysel sayıyı kovalamaları sebebiyle de kısa rotasyonundan beklediğimiz katkıyı alamadık. Yani ön alandaki "yumuşak" bileklerin "yumuşak yumuşak" savunma yapması kaçınılmaz gerçekleri her maçta yüzümüze yüzümüze vuruyor.
Takım adına Macej Lampe tek kazanç olarak gözüküyor, eğer etrafına daha doğru oyuncular gelirse ve eldeki potansiyelli yerli gençler rotasyona dahil edilerek bir kadro mühendisliği yapılırsa, seneye daha ümitli olabiliriz.
Saygılar...
bu hafta 2 mac var ama sanirim admin ler; kaleci transferi olmadigi icin post bile acmiyorlar.. lideriz ve bu kaleci ve defansla iyi bir performans gecirdik ilk yarida, destek olmaya devam edilmeli.