.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

7 Mayıs 2011 Cumartesi

Yeter Artık

Taraftarla konuşmadan, taraftara dair önlem alan...

"Sporda Şiddet Yasası" diye, mevcut olan ve uygulanmayan yasaları biraz güçlendiren bir şeyler çıkarıp sorun çözeceğini sanan...

"İşte büyük derbi, ne güzel nefret var, mücadele var, kavga var" altmetniyle haberler yapan, alttan alttan gazı veren...

Buyrun. Bunu siz yarattınız.

Şike söylentilerinin üzerine gitmediniz, onun söylenti olarak kalmasını sağlayıp Bursaspor taraftarına paranoya bulaştırdınız. Bu rekabetin tek sorununu "taraftar" olarak gösterip, gerilimden reyting olarak nemalanmayı sürdürdünüz. Olay olacağı belli iken, her seferinde önlem almak aklınıza saat 3-4 gibi geldi, ve de o zaman da önlemin en sertini aldınız, dengesizleştiniz. Memleket sathında her yerde açılan ırkçı, aşağılayıcı, hakaretamiz pankartları göz ardı ettiniz.

(kronstadtli'dan alıntıdır)

Federasyon, medya, emniyet... El ele bu sorunu yıllardır harladınız, körüklediniz. Siyaset hesaplarını futbola alet ettiniz. Bazı grupları beslediniz, hoş gördünüz, "tanırız iyi çocuktur" dediniz.

Buyrun: Bugün daha Beşiktaş taraftar şehre dahi giremeden olay çıktı. Bursaspor taraftarları kendi kendilerine olay çıkardılar. 34 plakalı bir aracı yakmışlar.

Bu sorun artık Beşiktaş Bursaspor sorunu değil. Burada oluşmuş kültürü görüyor musunuz? Bu topluma sinmiş "öteki" yaratma sorununun yansıması olduğunu anlıyor musunuz? Bunun sizin beslemeniz olduğunu biliyor musunuz?

Hem de nasıl biliyorsunuz da...

O zaman ne diyoruz? "Münferit", "üç beş kendini bilmez", "ekran başındaki izleyicilere sesleniyoruz, aman yapmayın"...

Seneye "Acaba bu sefer ne olacak?" diye el ovuşturan başlıklar da açarsınız.

Riyakârlık yasalarca tanınan bir suç değil nasıl olsa.

Trabzonspor Olarak Bunu Doğru Bulmuyoruz

"Son günlerde medyada, oyuncumuz Egemen Korkmaz’ın Beşiktaş Kulübü’yle anlaştığı yönündeki haberler sıklıkla yer almaya başlamıştır. Şampiyonluk yarışının tüm hızıyla sürdüğü ve ligin son 3 haftasında girdiğimiz süreçte, ne Beşiktaş gibi büyük bir kulübün tüm etik değerleri hiçe sayarak oyuncumuzla görüştüğüne, ne de futbolcumuzun bu aşamada transferi düşündüğüne inanmak istiyoruz. Trabzonspor Kulübü olarak sözleşmesi bitse dahi bir oyuncunun kulübüyle bağları kopmadan transfer teklifi yapmayı doğru bulmuyoruz. Geçtiğimiz sezon sonu Fenerbahçeli Semih’le ilgili yaşanan gelişmeler bu duruşumuzun en önemli örneğidir. Futbolda nasıl sahada kazanmak için her yolu mübah görmüyorsak, özellikle büyük kulüpler olarak transferde atacağımız adımlara da dikkat etmeliyiz. Beşiktaş Kulübü’nün kısa süre önce yaptığı açıklamaya bağlı kalarak sezon sonuna kadar aynı tavrı sürdüreceğine inanıyor, tüm kesimlerden takımımızla ilgili gündemin, lig yarışı dışına taşmasına yol açacak eylemlerden uzak durmasını istiyoruz." Adem Buyuk: ARTIK TRABZONSPORLUYUM BANA ÖZEN GÖSTEREN TÜM MERSİN İNSANINA TEŞEKKÜRÜ BİR BORÇ BİLİRİM HAYATIMDA GÖRDÜĞÜM EN MERT İNSANLARSINIZ HEPİNİZE AYRI AYRI TEŞEKKÜR EDERİM
6 Mayıs 2011 Cuma

Deumi Olayı

Son dönem şampiyonluk yarışlarında merak uyandıran ve kafa karıştıran birçok olay yaşanırken, ‘aman futbolumuz zarar’ görmesin denilerek birçoğunun hasıraltı edilmesi ciddi anlamda alışkanlık oldu. Neymiş efendim, bunları konuşmak, insanları suçlamak, zan altında bırakmak, kimseye bir yarar sağlamazmış. Gelgelelim söz konusu Fenerbahçe ve o'nun menfaatleri olduğu vakit Türk Milli Takımı’nın yıllarca kaptanlığını yapmış Rüştü, hatır şikesi ile suçlanabilmekte ve işin ucu telefon kayıtlarına kadar gidip her şey en ince ayrıntısına kadar araştırılırken kimseden tek kelime ses çıkmamaktaydı. Keza benzer şekilde Cordoba (Gs maçı) ve İbrahim Toraman (Bursa maçı) için de benzer suçlama ve yakıştırmalar yine aynı kulüp tarafından yapılırken kimsenin Türk futbolu ve o’nun geleceğine ilişkin kaygıları yoktu. Aksine, bunların Türk futbolu için milat olabileceği bile konuşuluyordu. Serkan Kırıntılı’nın Fenerbahçe maçından önce Bağdat Caddesi’nde görülmesi, maçta talihsiz goller yemesi ve sezon sonu Fenerbahçe’ye transfer olmasına tekrardan girmeyeceğim, keza aynı şekilde Ediz’in de Fenerbahçe maçından önce kaza geçirmesi, kulübüne haber vermek için tüm telekomünikasyon cihazlarının bir anda iptal olması, buna bağlı olarak kadro dışı kalması, aynı gün içinde affedilmesi, biri hayat öpücüğü penaltı olmak üzere 2 golde başrolde olması ya da Eskişehir'in tek kiralık oyuncusu Diego'nun ilk iki goldeki etkisini ve Fenerbahçe maçında ilk 11'de başlatılacak kadar güvenilen aynı arkadaşın, o günden sonra 1 dakika bile oynatılmaması gibi enteresan tesadüflere de … Şimdi ben gerçekten merak ediyorum bu şike – teşvik araştırmaları ve sorgu sual işleri nasıl başlıyor ? Ben daha bugüne kadar evet ben şu adamı satın aldım, bununla anlaştım, şurada görüştüm diyenine rastlamadım. O yüzden bu tür tesadüflerden işkillenen insanlara paranoyak muamelesi yapılması cidden kabak tadı vermeye başladı. Çok biliyorsanız siz açıklayın o zaman arkadaş ? Nasıl yürüyor, nasıl başlıyor, kim önayak oluyor bu işlerde her şeyi açığa kavuşturmak için ? Yücel İldiz demiş ki, İngiliz Konsolosluğu'nda işi olduğunu söyledi, o yüzden İstanbul’a gitmesine ben izin verdim. Zaten şu ortamda tüm takım idmandayken arkadaşının doğum günü ya da alışveriş için İstanbul’a gidilmez. Kısmen geçerli bir bahane uydurmak şart. İyi de ne işi varmış İngiliz Konsolosluğu’nda ? Fenerbahçe maçından önce bu kadar acil ne olabilir ? Ben bugün iş yerinden izin alıp İstanbul’a konsolosluğa gideceğimi söylesem bile önce bir ‘’hayırdır?’’ derler. Öncelikle ne için gideceğim sorgulanır, sonra da bunun aciliyetine göre gidip gitmeyeceğime karar verilir. Duruma göre gider ya da daha müsait bir zamana ertelemek zorunda kalırım. Ben Deumi’yi Kanyon’un Gültepe çıkışında görüntüleyen arkadaşı tanıyorum, kendisine kefil olacak kadar da güveniyorum. Arkadaş haklı olarak araçtaki mafyavari tipleri görünce ‘’dikkat çekmemek için’’ araca binerken görüntü almaya çekinmiş. Doğrudur, niye yalan söylesin, yalan söyleyecek olsa ne diye aracın plakasına kadar her şeyi versin. Deumi İstanbul’a Metro Turizm'le gelecek değil elbet, atlamıştır arabasına gelmiştir; ya da neyse biz benzine kıyamadığını veya ehliyetini kaptırdığını düşünüp otobüsle geldiğini varsayalım. Otogar’dan inip konsolosluğa gittiğine de eyvallah diyelim. İyi de bu adamlar kim arkadaş ? Genç bir delikanlının görüntü alma cesaretini elinden alacak tipte adamlarla ne işi var ? Hadi bu insanların (4’ünün birden) Deumi’nin arkadaşı olduğunu kabul edelim, bir alışveriş merkezinin otopark çıkışında buluşmak, ki Gültepe gibi en sapa yerinde buluşmak ister istemez kafa karıştırıyor mu ? Ufak çaplı bir araştırmayla aracın LeasePlan’a ait olduğu tespit edilebiliyor mesela. Neden Deumi’yi kiralık araçla alıyor arkadaşları ? Neden o arabaya bir başka araç eskortluk ediyor ? Deumi bugün deplasmana giderken bile takım otobüsüne eskortluk edilmiyordur. (Deumi'nin otobüsle değil de kendi aracıyla geldiğine inanlar da, niye kendi aracını bırakıp, gideceği yere 2 farklı araçla gittiğini sorgulamalı elbet) Yeni yasalar yıldırıcı olacakmış, şikenin ve teşviğin önüne geçilip, ağır cezalar verilecekmiş. Ne güzel, olması gereken de bu tabii. Şimdi 34 GE 2931 plakalı 2010 Audi A4'e Salı günü Kanyon önünden kimler binmiş, Deumi'yi kimler almış, alan kişiler kimmiş, bu araç kime veya kimlere kiralanmış ? Bu olayları kimse soruşturmayacak mı ? Üzerine gidilmeyecek mi ? Yok mu bu aracın gps'i ? İstendiği vakit, nereye gittiği de belirlenemez mi ? İstemek için ne gerekiyor ? '' Hacı, biz şöyle şöyle dümenler çevirdik, ama sonradan pişman olduk, neyse cezamız razıyız '' denilmesi falan mı bekleniyor ? Ya da siz bulmak istiyor musunuz , istemiyor musunuz hele önce bir onu açıklağa kavuşturun yahu ? Marka değeri marka değeri diye üfürüp, bu değerleri zedeleyecek hadiseler yaşandığı vakit kulaklarının üstüne yatanlar, ölü taklidi yapınca geçiyor mu yahu tüm dertler tasalar ? Bir de şöyle bir hikâye var, Deumi hafta sonu harika bir performans sergilerse, bu tesadüf zincirlerinden kuşkulananlar nereye kaçacaklarmış. Biz hep buradayız da, o araç nerede hacı ? Bu saatten sonra kuşkuları giderecek olan Deumi'nin performansı ya da maçın skoru değil ki, o insanların kim olduğu ve nereye gidildiğidir... Bilmiyorum bu tip işlerin nasıl ortaya çıktığı konusu ve başlangıç sürecinden haberiniz var mı ama, her şey en ufak detay ve ayrıntılardan kuşkulanan insanların sunduğu veriler ve bunların ciddiye alınmasıyla açıklığa kavuşmuştur. Kaldı ki, bu tip olayların araştırılması, marka değerini zedelemekten ziyade, en ufak bir şüphenin bile üzerine gidileceğini gösterir, ki bu da ilerisi ve o çok değer verdiğiniz Türk futbolunun geleceği adına başlı başına bir uyarı niteliğindedir. Altı üstü bir güvenlik kamerası ... Yer belli, zaman belli, araç belli. Çok mu zor incelemek ? Mesela bu olaydan 1 gün sonra Emenike'nin yaşını küçülttüğü ile ilgili dedikodular çıktı ve jet hızla gerek kulüp, gerek oyuncu zehir zemberek açıklamalar yapıp iddiaların asılsız olduğunu ve hakkını farklı mercilerde arayacağını ifade etti. Deumi niye ortalığı yangın yerine çevirip, hakkını aramıyor, neden bunlardan rahatsız olmuyor ? Gerekirse güvenlik kameraları incelensin, orada olmadığım, binmediğim, kimseyle gitmediğim ispatlansın demek çok mu zor ? Neyse yahu ... Bu ülkede seyahat özgürlüğü var nasılsa... amma da abarttık. not: hani olur da ihtiyaç duyulursa, 03.05.2011 12:57 araca biniş saati.
5 Mayıs 2011 Perşembe

Şartlı İstifa

Geçen sene Haziran ayında, Beşiktaş taraftarı ciddi anlamda ikiye bölünmüş gibiydi. O zamanlarda, neden  Beşiktaşlı olduğumu, neden Beşiktaş'ı sevdiğimi anlatan Kimlik başlıklı şu yazıyı kaleme almıştım. O yazıyı okumadan, bu yazıyı neden yazdığımı anlayamazsınız. O yüzden lütfen okuyun.

Mevzuya geri dönersek: Artık Beşiktaş'ın yarı-resmi haber sitesi gibi çalışmaya başlayan Haber 1903, zaten aklımızda olan bir olasılığı taşımış gündemine. O da Fatih Terim'in Beşiktaş'ı çalıştıracak olması. Yeni bir söylenti değil bu, 1.5 senedir bir şekilde dile geliyordu zaten.

Ben şimdiden söylüyorum, çünkü sonra gündeme gelen bir şeyi eleştirince "Hep olumsuzsunuz, hep muhalefet olmaya çalışıyorsunuz" deniyor. Benim Beşiktaş'tan beklediklerim, o Kimlik yazısında açıkça anlatılmıştır. Onlara uyan iş yapıldığında yönetimi övdüm, uymayan iş yapılınca yönetimi yerdim. O konuda da hemfikir olmalıyız, olmayan arşive baksın.

Heh, şimdi söylüyorum: Fatih Terim'i Beşiktaş'ın başında gördüğüm dakika, ben eski "pasif" Beşiktaşlı olduğum zamana geri dönerim. Fatih Terim, politik olsun, insana dair olsun tüm düşündüklerimin tersi yönde, bir eksene otursak apayrı uçlarda olacağımız bir adamdır. Motivasyonmuş, basınla ilişkisi iyiymiş, geçiniz. Demirel de bu halkın içindendi, Demirel'in de basınla ilişkisi iyiydi, Demirel de başarılıydı. Zaten Demirel de Ağar ile kankaydı.

O yüzden şimdiden söylüyorum: Ben, önce shelbyl'im, sonra Beşiktaşlıyım. Birey olarak haz etmediğim çok şeyi üzerinde toplamış Terim gibi bir ismi Beşiktaş'ın başında gördüğüm an susarım ve de konuşmam. Zaten gidişatımız konusunda umutlu değildim, o an son çivi çakılmış olur benim için.

Beşiktaş'ı her şeyden öne koyanlar, "başarı tabii ki şart" diyenler, benim Beşiktaşlılığımı beğenmeyenler olacaktır. Saygı duyarım. Hatta yeri gelir "Keşke ben de sizin gibi olsam" derim.

Ama ben şimdiden söyleyeyim de, sonradan tatava olmasın.

Fatih Terim'i Beşiktaş'ta istemiyorum, düşüncesi bile korkunç. Çok açık, çok net söylüyorum.
2 Mayıs 2011 Pazartesi

Egemen Korkmaz Transferi

Egemen. Türkiye gibi stoper konusunda yerli piyasası çok da bereketli olmayan bir ülkede, alternatifler sayılırken atlanmayacak bir isim. Orası tamam.

Ama o Egemen, bu Egemen:


Şimdi soru şu: Beşiktaş taraftarı, Egemen transferini ilk cümlem doğrultusunda kabul mu edecek, yoksa bu resim ve resmin anlattıkları konusunda ret mi?

Bu sorunun cevabına verilenler, 2010 yılında piyasaya sürülen "yeni Beşiktaş"ın da rotasının akıbetinin ne olacağını da gösterecektir bize.

Bu da ek endişe olsun: Toraman - Ersan - Egemen. Bir de yabancı stoper deniyor, ve hatta Ömer Toprak deniyor (edit: Kendisi Leverkusen ile sözleşme imzalamış, ama başımızda Mendes varken kesin bir yabancı stoper gelir) . Buna rotasyon denmez, şişkinlik denir, bu sene olduğu gibi ortasaha varlık içinde yokluk yaşar. Bu listeden bir şeyler eksilecek/eksilmeli, ama ne olur onu bilmiyorum.

Ara