.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
8 Mart 2016 Salı

Karne: Beşiktaş 3 - 1 Eskişehirspor


Goller: Atiba Hutchinson (29'), Mario Gomez (36', 70')
En iyi üç: Ricardo Quaresma, Mario Gomez, Atiba Hutchinson
En kötü üç: Kerim Frei, Cenk Tosun, Andreas Beck

Karne:

Şenol Güneş7.2
Beşiktaş7.1
Eskişehirspor3.3
Mete Kalkavan6.2


Tolga Zengin6.5
Marcelo Guedes7.2
Alexis Delgado6.4
İsmail Köybaşı6.7
Andreas Beck6.3
Atiba Hutchinson7.5
Oğuzhan Özyakup6.5
Jose Sosa (71')6.7
Olcay Şahan (78')6.4
Ricardo Quaresma (51')8.1
Mario Gomez7.9


Kerim Frei (51')5.5
Tolgay Arslan (71')6.4
Cenk Tosun (78')6.2


Takım Ortalaması6.7

Anket: 71 kişinin katılımıyla tamamlanmıştır. İlginiz için teşekkürler.


38 Yorum:

Basar dedi ki...

Umarım bu maç, takımımızı olduğundan az görmemizin, rakibimizden 10 gol fazla atmışken onların hucümcu beklerini (yeni bir şey değil, kaldı ki Avrupa'nın en iyi 5'ine girer rakibin bekleri) övmemizin önüne geçer. Daha da önemlisi bozulan özgüvenimizi tekrar kazanmamızı sağlar.

Geçen hafta sadece bir maç kaybettik. Süpriz değil, 11 yıldır kazanamadığımız zor bir deplasmanda; saha, seyirci ve hakemi etkileme faktörünü arkasına alan rakibimize kaybettik.

Ama lig bir maraton, maratonları dağılmayan ve devamlılığı sağlayan takımlar kazanır. Gördüğünüz gibi dağılmadık ve yarışa sımsıkı devam ediyoruz.

Basar dedi ki...

Bizi kilitlediler, orta saha 3'lüsüne baskı yaptılar diyoruz ya bir de olaya şu açıdan bakın fener, ibb ve Konya bu ligin defansif anlamda en güçlü takımları. Ayrıca seneye bizimle birlikte Avrupa'ya gidecek 3 takım.

Kısaca oynayabileceğimiz en güçlü takımlar ve oyunumuzu en fazla zorlayacak 3 takımla maç yaptık. Ayrıca futbolcularda bir form düşüklüğü de vardı. Önümüzdeki maçlarda bu 3 maç kadar zorlanmama ihtimalimiz çok yüksek. Ayrıca futbolcuların formunun da artacağını düşünüyorum. Buna ilaveten, rakibimizin yapacağı maç adedi de bizden fazla olacak.

Sürekli olumsuz düşünmek yerine bu doneleri de göz önüne alalım.

emir mfc dedi ki...

@ başar
özellikle fener, başakşehir ve konya hakkında söylediğin "ligin iyi savunma takımları" yorumuna katılıyorum, hatta araya bir adet de ibrahim üzülmez'li gençlerbirliği ekliyorum. önümüzdeki fikstürde ligde 12. sırada olan rize, 14. sırada olan trabzon ve 13. sırada olan antalya ile oynayacağız. fikstür anlamında daha rahat bir döneme giriyoruz. umarım şans yanımızda olur da son 7 maçta olduğu gibi her maç bir topu direğe vurmayız.

cochise dedi ki...

Beni en çok rahatsız eden en sağlam Sosa savunucularından biri olarak Sosa'nın ilk yarıdaki berbat oyunuydu. Amma vekalin ilk golün asistini (o ana kadar yaptığı bütün ortalar rezaletti) ikinci golün de hazırlayıcısı oldu. Sosa eleştirmenlerinin beklediği işi yaparken Sosa severlerin beklediği işleri yapamadı özetle. 2 beklentiden birini yaptığı sürece sorun yok :)

Oğuzhan ve Atiba'nın kötülüğü biraz normal karşılanmalı artık. Zaten Oğuzhan oyun geniş alana geçtiğinde 'key' işlere başladı. Bundan sonra kilit Tolgay'ın olaya dahil olması. Quaresma'nın sakatlığı ciddi ise Gökhan Töre yerine Tolgay denenmeli artık. Sosa kenara çekilmeli. (En çok güvenilen Gökhan Töre de zayıf halka oldu ya.)

cochise dedi ki...

Atiba'ya kızılmasın derken şu anda en yüksek puanlardan birinde olduğunu gördüm. Millet sevince toz mu konduramadı ne. Dün ikinci yarı sahada yoktu neredeyse.

Bir de hakem konuşulacak maç olmadı. Ama faulleri süzmekte o kadar başarısızdı ki. Tarafsız yaptığı için göze batmamış olabilir ama ben hiç beğenmedim..

planck dedi ki...

Dünkü oyunu ben rakibe bağlıyorum daha çok. Son iki maçta ligin üzerinde bir savunma anlaşıyışı ile karşılaşmış olmamız moralleri de bozdu ama ben hala sezon başındaki takımın o iki maçı da kaybetmeyeceğini düşünyorum. Ozzynin pas yüzdesine bakılırsa görülür bu sanıyorum. Sonuçta dün gol geleceği belliydi ama biri duran top ki sonunda duran top çalışmış takım yıllar sonra, 3.gol zaten direk savunma hatası, 2.gol yarısı takımın normal golü yarısı yine savunma kaynaklı. Yanlız golün başlangıcında duran top savunmasında gomez topu çıkartıyor, ardından deparla gelip tam olması gerektiği anda olması gerektiği yere geliyor. Kaçırdığı golü affettiriyor ama bu son 3-4 aydır tek vuruşla çok müsait kaçırdığı 6.gol falan. Kendi klası için inanılmaz kötü.

Velinin futbol hayatı tehlikede gibi geliyor bana, kendisi öyle demişti son ameliyattan sonra ağrıları geçtiği zaman verdiği röportajda. Fakat ağrılar geri dönmüş hocanın dediğine göre. Çok zor işi.

Topgay 20-30m den bikaç şut sallasa iyice kendine gelir. 3-4 haftaya iyice ısınır takıma, cidden çok ihtiyaç var.

Tolganın ilk defa reflekslerinin olduğunu gördün son dk.da :) yetmez tabi ama bişeydir.

Marcelonun taç çizgisi civarında tatlı sert kayarak topu taça çıkartacak müdahele yapmasını bekledim bi iki pozisyonda ama adam yere yatmayı sevmiyor herhalde. Devamında pozisyon oluyor ama defans oturmamış olduğu içşn. Bunun dışında baya on numara stoper. Duran top çalışmaya devam edersek senede 5 gol yazar.

Şenol hocanın gaza gelmeyip 3lü çektirmemesi on numara, cidden çok tecrübeli ve aklı başında.

Gomez maç sonu röportajında ağzımızın payını verdi bu arada :p 33.haftaya 1puan önde girsek oluşacak gerginliği düşünemiyorum :)))

turgay dedi ki...

33.haftaya 1 puan önde girsek konyaya yenilir şampiyonluğu kaybederiz diye düşünüyorum. o yüzden gomez'e de cevap olarak 10 değil ama en azından 4 puan fark lazım. oğuzhan'ın inceciliği atiba'nın da nefesi azaldı. bu adamları koruyacak değişiklikler lazım. tolgay'ı ısındırıyoruz ama olcay'ın bu formsuzluğunu kaldıracak durumda değiliz. töre nasıl allah tarafından pasifize edildiyse olcay'a da böyle bişey gerek. bence atiba-tolgay-oğuzhan-sosa kalabalık orta sahası ve Q17nin bu performansıyla gomez'in bitiriciliğini birleştirip bir kaç hafta bu şekilde kayıpsız gidebiliriz diye düşünüyorum. hem de oğuzhanı daha fazla ileri de kullanıp top kapmasını beklemez sosa ile tika taka yaptırıp ince işlere girmesini sağlayabiliriz. yoksa bu formatta sezon sonunu bence iyi göremeyeceğiz. yeni şeyler denemek derken benim önerim bu olacak.

cochise dedi ki...

@planck
Rhodolfo-Marcelo ikilisini izleyebilseymişiz baya dengeli, birbirini tamamlayan, biraz ağır ama hava toplarında ligin en iyisi, tek tek B grubu kalitede ama totalde bu lig için A kalite bir ikili savunmamız olacakmış.

Bu arada her ne kadar Marcelo ersan'dan iyi; Alexis de denk bir oyuncu olsa da Ersan'ın o orta saya kadar bazen gereksiz gördüğümüz çıkışları, faulleri falan bizim işimize çok yarıyormuş. Özellikle Alexis arkaya giderek savunma yapıyor. Çok fazla küçük takım yaklaşımı. Beck'in görünmeyen katkısı dediğimiz hep önü tamamlama çabası Alexis'de tam tersi. Bu yıl yapacak birşey yok ama seneye Alexis 4. stoper olmalı ...

Bir de Atiba-
Oğuzhan ikilisini zorlayan yeni savunma ikilisinin henüz alışmamış olması - belki de hiç olmayacak- bu nedenle atiba'nın çok fazla arkaya yakın oynaması oluyor gibi. Oğuzhan'a da çok fazla bir alan kalıyor. İkisi de fazla yoruluyor. Neyse çok konuştum biraz da çalışayım artık :)

fidddas dedi ki...

mart ayında kalan 3 maçı 9 yapmalıyız. yukarıda verilmiş, oynayacağımız takımlar bizim takımın stiline uygun takımlar.
ayrıca bu haftadan itibaren biz artık fenerbahçeden önce oynamaya başlayacağız.
bir iki maç hariç önce bizim oynamamız bence avantaj olacak.

CDiS dedi ki...

Fenerli yorumcu mantığıyla;

Beşiktaş panikte, dün Fenerbahçe 'nin 5 puan gerisine düşmenin verdiği panikle (2 maç eksik olması önemli değil ama), özellikle ilk yarım saatte organize olmakta, pozisyon bulmakta zorluk çekti Beşiktaş. (bu sırada, %71 topla oynama oranı, Gomez 'in pozisyonu, Olcay 'ın direkten dönen topu var, rakibin sıfır pozisyonu) Sosa 'nın ortasında ön direk koşusu yapan Atiba 'nın golü Beşiktaş 'ı rahatlattı, son haftaların formsuz golcüsü Gomez, golden 1 dakika sonra boş kaleye golü atamayarak, saç baş yoldurdu. 2 dakika sonra hızlı gelişen Beşiktaş atağında, Quaresma maç boyunca belki ilk defa güzel bir orta yaparak, Gomez 'e golü attırdı, böylelikle Alman futbolcu (RVP olsa, Hollandalı yıldız denirdi) gol orucuna son verdi (gol orucu dediği 1 lig maçı gol atamadı). İkinci yarıda tempoyu düşüren Beşiktaş, Eskişehir ‘li defans oyuncusunun akıl almaz hatası sonucu farkı 3 ‘e çıkardı. Son dakikalarda yediği golden sonra adeta ecel terleri döken Beşiktaş, yine de 3 puanı kurtarmasını bildi. Özellikle, Sosa ‘nın son haftalardaki düşüşü devam etti (adamın son 10 maçta, gol-asist olarak yanılmıyorsam 1 maç boşu var)
İşte kardeşlerim, televizyonlarda, popüler gazetelerde yer sahibi ortalama bir Fenerbahçe ‘li yorumcunun, fikri budur, bu bir algı oyunudur. Bu oyuna Beşiktaşlıların geldiği çok iyi bilinmekte, bu kurgu devam etmektedir.
İlk yarı, en az 5, toplamda en az 8 olacak maç 3-1 bitti, kümede zor kalır denen Eskişehir ‘i, Fenerbahçe, 4-5 hafta önce, uydurma penaltı ve kırmızı kartla yenmişti, unutulmasın. Bu takımın kıymetini bilin. Maçtan sonra, Gomez ve Oğuzhan ‘ın açıklamaları, ne basına ne de başka bir takımaydı, bu açıklamalar, 1 maçta hemen kendi takımının oyuncusunu doğramayı marifet zanneden Beşiktaş taraftarınaydı, unutulmasın, göz ardı edilmesin..

CDiS dedi ki...

Yıllık belki 10 milyon euro alan (belki diyorum çünkü açıklanmadı, ama bu rakama yakın bir rakam olduğu belli) ve gol atamayan RVP 'yi, FB 'liler, ama 2. golde çok güzel ön direk koşusu yaptı diyerek parlatmaya çalışırken, biz Mario Gomez niye hat-trick yapamadı diye eleştirme isteğine giriyoruz. Tarihe not düşülsün..

YSY dedi ki...

Gs sene sonu oyuncuları elden çıkaracakmış. Aslında podolski yi alabilsek iyi olurdu :(

yilmaz dedi ki...

adamların taraftarı (FB) maç 0-0 giderken ve BOK GİBİ oynarken fener gol gol gol, şampiyonluk geliyor diye tezahurat yapıyor, bizim taraftar 3-0 önde olduğu maçta son zamanlarda çok formsuz bir dönem geçiren oyuncusunu gol kaçırdığında motive etmek yerine ıslıklıyor, yuhluyor ana bacı dümdüz gidiyor.

Bu takım şampiyonluğu sonuna kadar hakediyor da taraftar için emin değilim.

Coolio dedi ki...

@planck

Gomez'in bizim ceza sahasından yardırarak gelip karşı ceza sahasında gol atması hiç üzerinde durulmadı nedense (@CDIS, RVP olsa uçan hollandalı geri geldi denirdi, neyse renklilerin övgülerine ihtiyacımız yok). Gomez bunu aslında her maç bir kaç kere yapıyor. Ayrıca o golde rakip oyuncu kaptırdı topu ama Sosa'nın sürekli top kapan olması veya daha ilerde pres başlatan adam olması da şans değil.

Veli iyi durumda olsa bile Şenol Hocanın oyununda ona yer yok bence. Zaten sene sonu yollar ayrılır muhtemelen. Önümüzdeki sene yam yam (topa karşı yamyam) bir zenci yedek kulübesinde iyi olur bence.

Marcelo konusunda aynı fikirdeyim. Yatmayı sevmiyor. Adamın rakibin uzun attığı topları karşılama yüzdesi %100'e yakın. Ayrıca Ersan'ın yaptığı ileride karşılama işlerini ben onun ara ara yaptığını düşünüyorum.

Tolga konusunda da ben yazıcaktım sen yazmışsın. Kurtardığı top bayağı iyidi aslında. Tolga'yı beğenmediğimiz için üzerinde durulmadı. Bir de yediği bir golde ilk defa gözleriyle izlemek dışında topa doğru uçtu. İlginç bir değişim.

Coolio dedi ki...

@yılmaz, kendimi şöyle kandırıyorum hep: Başakşehir ve Olimpiyata gelen seyirci kitlesi böyle. Vodafone arenaya geçince daha çok futboldan anlayan, her konuda daha farklı bir profil (zenginlik değil söylediğim) maçlara gelecek diye kendimi avutuyorum. Elbette 40,000 kişinin böyle olması beklenemez ama çoğunluk diğerlerini bastırır umudu içindeyim. Yoksa söylediğin durum devam ederse yazıkki ne yazık.

yilmaz dedi ki...

@Coolio inşallah, ben de böyle olmasını hayal ediyorum.

EC dedi ki...

herkes hemen hemen tum konulara deginmis.. maci ara ara izlemistim, gece de tamamini tekrar izledim..

Takim istekliydi ilk yari da one dogru cikislarda yavastik ilk 30 dk da.

Sosa bunu hep yapiyor onde ilk presi yapan, toplari kapan yada kapilmasina yardimci olan oyuncumuz.

gol atamayinca medya hemen SOSA kotu yaziyor..

Olcay bence dun cok istekliydi ve tikanmis defansa karsi da orta sahamiz icin bir cok kez pas opsiyonu olusturdu, Gomez e alanlar da yaratti. sanssizlik, vurdugu girseydi ilk yarida, 2ci yaridakini de atardi..

takimin biraz sut calismasi gerek.. ceza sahasi disindan, Sosa Oguzhan Olcay Quaresma Cenk ( hatta Atiba - bilmiyorum sut cekebiliyor mu?) sut atmasi gerek. deneyen tek kisi Tore ve Gomez su ana kadar gordugum.. Ismail denemesin..
bence dun takimda hala ne yaptigini bilmeyen ( ileri cikislari harika, Kerim den Tore den ve Quaresma dan daha fazla defans arkasina kosu gosteriyor ) ama ayagina atildiginda o toplar, geri donuyor, halbuki pozisyonu ileri dogru suruklemeye devam etse sans dogacak.. hizi yerinde, ayagi dengesiz, kafa zaten kesik tavuk!

Digeri de ayaklarinin kisaligi ve cabuklugu aslinda Messi izlenimi veren Kerim.. ihanet ediyor yetenegine. o hiza guvenemiyor. defans arkasina kosu yapip tek vuruslarla gol yapabilecek kapasite var ama, ayagina top geldiginde ilk yaptigi sey geri donmek kendi sagina dogru daire cizmek ve ceza sahasindan uzaklasmak.. ilk hedef kale olmali..

ben Oguzhan in ve Olcay in patlama yapacaklarini bekliyorum.. Atiba yerine daha hucumcu bir stil ile Tolgay Sosa Oguzhan orta 3lusune donulmesini dusunuyorum.. ilk ayrida fisleri cekip, 2ci yarilarda rolantide kart ve sakatlik konusu yasamadan tamamlamayi daha uygun gorusyorum..

FB kesinlikle puan kaybedecek ama soru su ; " Yuce Turk Medyasi & ItDemiroren kaybettirir mi? o zaman lig biter.. LigTV simdi 10 hafta bunu satacak boyle puan puana gidilirse.. istekleri sonunda FB nin sampiyonlugu ve 4cu yildizlarin esitlenmesi.. eger FB sampiyon olamazsa onumuzdeki yil onlar icin de FFP lik!..

Sakin kalip hirsi toptan cikarmali futbolcular.. demeclerden anladigim hepsi ( Turku - Hollandalisi, Almani ) bu adaletsizlige ve medya algisina, hakem cifte standardina karsi hirslanmis. bunu simdi aksiyona donusturup kupe zarar vermeden, maclarda enerjiye donusturme zamani..

Mor Ridvan gormek bana zevk veriyor! ( takimi karistirmak icin onlar uydurmaya devam edeceklerdir!)

Kuzeyfo dedi ki...

Ben sahsen medya konusunda Gomeze Mehmet Demirkola katiliyorum, Oguzhana katilmiyorum. Baskiyi biz yaratiyoruz. Oguzhandaki formsuzluk ornegin fiziksel degil. Burada da gorduk, kaybedilen derbiyle sampiyonluk gitti, cok kotu takimiz vidi vidilarini. Ben sahsen medyada boyle bir baski gormedim.
Bizim problemimiz net aslinda. Kazandigimiz hemen her maci cok daha farkli kazanacak seviyede oynuyoruz. Bu gercekci degil. Osmanli, Bursa maclari gibi galibiyetlere cemkirmemek lazim. Bunlara ihtiyacimiz var bazen. Daha verimli olmaliyiz. Burda Olcaya Quaresmaya Sosaya Oguzhana is dusuyor. Sorunumuz bence gol/gol pozisyonu oraninin dusuklugu.

planck dedi ki...

gol/gol pozisyonu oranı demişken:
https://pbs.twimg.com/media/Cc4NVH0UsAA88Ww.jpg:large

savunma versiyonu: https://pbs.twimg.com/media/Cc4N90MUMAAFqJY.jpg:large

hücum savunma dengesi : https://pbs.twimg.com/media/Cc4M0f8UsAEMfqH.jpg:large

CDiS dedi ki...

@planck

Atılan gol, alınan puan, alınan galibiyet gibi 'somut' verileri dikkate almak gerekmiyor mu? Artı bir de sahada herkesin gördüğü bir 'oyun' var. Yoksa, hangi mantıkla yapıldığı belli olmayan grafikler mi bir takımın iyi veya kötü olduğunu gösteriyor??

planck dedi ki...

@CDiS

niye atarlandın anlamadım, grafikleri ben yapmadım ama hangi mantıkla yapıldığı gayet belli, okumak isteyene gayet yol gösterici. istatistikler, rakamlar ile ortaya konan tüm veriler "somut" verilerdir, sadece atılan gol, alınan puan, alınan galibiyet somut veri değildir. o dediklerin fotomaç okuruna yeter, biraz daha analiz yapmak isteyen insanlar için pek birşey ifade etmez. onlarca farklı "somut" veri + arkadaşların belirttiği olcayın alan açması topsuz koşuları gibi daha "soyut" verileri ile dönen bir oyunu 3 veriye indirmek istiyorsan senin bileceğin iş :)

CDiS dedi ki...

@planck

Atarlanmak değil yanlış anlama, sadece bu tip grafikler kolayca manipüle edilebilir, insanlar çok kolay bir şekilde istediği tarafa çekebilir demek istiyorum aslında.. O dediğin 3 veri aslında takımın şampiyonluk yarışında temeli oluşturan yapıdır, ancak daha önce de söyledim, bir de işin saha tarafı var. Artık futbolu hemen herkes biliyor, haftada avrupa ligleriyle beraber en az 5-6 maç izliyor ortalama bir seyirci. Saha içinde olanları, biraz objektif gözle izleyen insan zaten hangi takımın ne olduğunu az çok anlayabiliyor..

Mayor dedi ki...

Bu kadar zayif bir rakip karsisinda hayal kirikligina ugradim acikcasi.
Eskisehirspordan 1 gol ye, en az 2 tane tehlikeli pozisyon ver, bir kac defa defansin dengesiz yakalansin. Eger ileri adamlari bu kadar beceriksiz olmasaydi, mevcut adamlarin yarisi kadar daha iyi olsalardi veya o gun iyi gunlerinde olsalardi biz yine son dakikalarda hasta olurduk.

Senol hoca surekli defansa ileri cik diyor ama sanki her donen topu alacagiz gibi dusunuyor nedense.
Takim ataga kalkarken kaptirilan toplar aninda defansi gafil avliyor. Delgado'nun Marcelo'nun 1 hatasina bakar is.

Fener puan kaybeder diyoruz ama bu oyun duzeniyle biz de kesin kaybederiz.

Senol hoca su noktada daha garantici bir kurguya gecis yapsa cok daha mantikli. Zaten ilerde kontraatak yapmayi seven adamlarin ve Gomez gibi kaleciyle karsi karsiyada super bir adamin var.
Aykut kocaman'in Feneri gibi oyna Iste kalan maclari.

Diger turlu her yedigimizden 1 fazla atmamiz gerekiyor ki rakip biraz disliyse olmuyor o is.

yilmaz dedi ki...

@Mayor oyun sistemini değiştirmek için sence de biraz geç değil mi? Aykut Kocaman'ın takımı bunu yapmaya meyilli oyunculardan kurulu olduğu için böyle oynadı. Bizim takım bunu yapmaya kalksa 15. dakikada bir gol yer, çıkartmak için 80 dakika debelenir. Takımın maç kazanmasının tek yolu yediğinden fazla atmak.

Coolio dedi ki...

bende @yılmaz'a katılıyorum. Bu oyuncu kadrosuna uygun bir oyun tarzı değil.

@mayor, ama farklı bişeyler denenmesi konusunda katılırım sana. Gerçi fazla bişey denemey bile gerek yok, oyuncular maçları ciddiye alıp maksimumlarında oynasalar yeter. Birde antremanlardan sonra bol bol şut, gol vuruşu çalışsınlar.

Kuzeyfo dedi ki...

@planck

Istatistikler cok guzel.
Ornegin, Fb'den 10 gol fazla atmis olmamiza ve cok daha fazla pozisyona giriyor olmamiza ragmen mac basina bir sut eksik cekmisiz. Bu aslinda bircok pozisyonu sut cekmeden harcadigimizi gosteriyor. Ilk yarida bir mactan sonra Senol hoca da soylemisti, daha cok kaleyi denememiz lazim diye.
Bu cok onemli. Duran toptan, uzaktan sutlarla atilan goller deli gibi kapanan takimlari acmanin yolu. Ilk golu attigimiz hemen her maci kazandik. Bunu daha cok yapmamiz lazim. Biraz Sosa devreye girdi ama Olcay, Oguzhan ve Quaresma da bunlari yapmali.
Bu arada her zaman Ersan'in duran top yeteneksizi bir adam oldugunu dusunmustum. Marcelo ilac gibi geldi acikcasi. Her mac bir iki tane korner topuna vuruyor. Iyi yerlere de vuruyor. Mutlaka gol katkisi olacak bence.

Bir de bek konusu konusulmustu bir ara. Bizim beklerin skora katkisi cok az Fb'ye gore filan deniyordu. Onunla ilgili gozden kacan birsey var. Besiktas'in oynadigi oyunda beklerden boyle bir beklenti yok. Plan bekler uzerine kurulu degil. Bizim beklerin ceza sahasina girmemesi biraz da oyun planimizdan. Tabi ki Ismail bir Caner degil veya Beck bir G.Gonul degil ama adamlarin ana oyun plani kanatlardan gelen ataklar uzerine kurulu.

BJK4EVER dedi ki...

Ben Eskisehir macinda 1-0'dan sonra gosterdigimiz reaksiyondan cok memnunum. Ayrica Eskisehir'e verilen pozisyon veya hucum firsatlarinin oldukca normal oldugunu dusunuyorum, asiri pozisiyon vermedik.
Hem Bilic doneminde hem bu sene zaman zaman gorduk ki kontrol futbolu oynayamiyoruz. Kontrol futbolu oynayabilmek icin yeterince sert ve tecrubeli oyunculara sahip degiliz maalesef, ki kadromuzda Marcelo, Veli ve biraz Atiba disinda bu tarz bir futbola uygun oyuncu hic yok.
Tamamen top teknigi yuksek, basariya ac, topla oynamayi seven oyunculardan kurulu bir takimiz. Ki takimin becerilerini gectim; top bizdeyken takimin cok daha fazla zevk aldigi cok belli oluyor. Biz savunmayi gol yememek icin yapamiyoruz, ancak topu mumkun oldugunca hizli bir sekilde kapip tekrar atak yapabilmek icin yapabiliyoruz.
O yuzden tempo kesmeye veya kontrol futbolu oynamaya calismaya kesinlikle gerek yok, cunku olmuyor. FB deplasmaninda tekrar gorduk iste. O maci bir de icerideki GS maciyla kiyaslayin bakalim; daglar kadar fark var.
Takim ne kadar ileride oynarsa, ne kadar fazla topa sahip olursa ve ne kadar cok atak yapma firsati bulursa o kadar oyundan zevk aliyor ve iyi oynuyor.
Bence oyun planinda bir degisiklik olacaksa bu tamamen oyuncu degisikliklerinde olmali. Bence oyuncu degisikliklerini Senol hoca mukemmel yapiyor Bilic'e kiyasla, resmen cag atladik. Ama maalesef ilk yarida Frei ve Cenk'ten alinan katki 2. yarida alinamiyor. Bence oyuncu degisikliklerini 80-85 yerine 60-65'e cekebilirsek bizim icin daha iyi olur. Ozellikle Veli ve Tolgay iyilesmisken maksimum fayda saglamak gerekir. Boylece asiri baskili oyun sonucu son 20 dakika takimin cokmesini de engellemis oluruz. 60'ta 2 ve 75-80'de 1 degisiklikle takimin cok daha iyi bir reaksiyon verecegini dusunuyorum.

can dedi ki...

@ Kuzeyfo

Oyun planini oyuncular belirler. Fener'in oyun planinin bekleri uzerine kurulu olmasi tamamen oyuncu niteligiyle ilgili. Kaldi ki bizde de hem Beck hem Ismail en az Caner ve Gokhan kadar bindirme yapip, hucuma katiliyorlar (ustelik de Yugoslav faullerinde bize cok daha kolay kart cikmasina ragmen) ama sonuca etki anlaminda yetersiz kaliyorlar.

Su an icin en elzem konulardan biri orta saha rotasyonuna girebilecek oyuncularimizin saglik durumu. Tolgay'in urkekligi ve mac ekisigi cok goze batsa da gene de oyun gorusuyle onemli katkilar yapacak gibi duruyor. Veli'nin durumu ne asil? Yok psikolojik, yok futbol hayati bitti filan deniyor; saka maka 1 seneyi de gecti sakatligi. Basketbolcu olsa neyse de, bir futbolcunun omuz sakatligindan bu kadar uzun cekmesi hayra alamet degil.

Emrah dedi ki...

Eskişehir maçındaki şut çekmeyip gereksiz gereksiz paslaşmalar beni sinir etti. Özellikle Oğuzhan birkaç kez önü bomboşken ceza alanı çizgisinden saçma sapan pas denemeleri yaptı. Önde olduğumuz için bu maçta çok sorun olmadı ama az pozisyon bulduğumuz maçlarda çok başımız ağrır bu kafayla. Fenerin yedek sağ beki 40 metreden Allah ne verdiyse vuruyor, bizim oyun kurucumuz ceza alanından şut çekmiyor bir türlü. Yıllar sonra duran top organizasyonu yapmamız çok güzeldi.

beagle dedi ki...

@planck
Bu grafikler şut bazlı olarak ve gol oranlarını değerlendirerek yapılmış. Ama "atak sonlandırma" gibi boyutları kaçırdığından 3. grafikteki birleştirme dağılımının ligdeki performansı hiç yansıtamadığını, takımların lig pozisyonundan bağımsız dağılımları ile görüyoruz.

Eskişehir maçında da net gördüğüm şu:
*****Bir atağı tehlikeye/şuta çevirme oranımız çok düşük******
Gol/Emek gibi bir istatistik olsaydı bizim atmamız düşük, yememiz çok yüksek çıkardı.

Hücum zaafımız gerek oyuncularımızın planlama, öngörü ve yetenek eksikliği, gerekse takımımızın sistemsel hücum planlarının olmamasından kaynaklanıyor olabilir. Basındaki gereksiz şişirmelerin aksine bu maçta hücumda bir arpa boyu yol katedmedik. Lig sonuncusunu normal olaraktan vasat bir şekilde yendik. Bu takımın gole yönelik kenar forvet + 10 gol üstü ortalamalı destek forvete ilk 11'de yer vermeye ihtiyacı var.

Benim azıcık umutlandığım tek konu Alexis-Marcelo ikilisini oturtmak için bir fırsat maçı oldu. Genelde savunma hattı dağılmadı.

Dip not: Hala bu Alexisi onaylayan ve isteyen yetki sahiplerinin futbolcu değerlendirme kapasitesinden şüphem var. Bir de Ersanla aynı boy diyen arkadaş vardı. Menejer verilerine inanma kardeşim. Adam Toraman gibi topukla 180.

ideal 11 dedi ki...

@basar

konya ya iyi savunma takımı demişsin.katılmıyorum.konya iyi savunma takımı değil.iyi faul yapan anti futbol oynayan bir takım sadece.

bu ligin en önemli şifresinin faul sayıları olduğunu defalarca yazdım.

ilk yarıdaki konya maçına bakın:
http://www.mackolik.com/Mac/2118791/Besiktas-Torku-Konyaspor

14 faulle oynamış konya.skor 4-0

başakşehir beşiktaş maçı.başakşehir 22 faulle oynamış.skor 2-2

http://www.mackolik.com/Mac/2118827/Medipol-Basaksehir-Besiktas

akhisarın 2-0 kazandığı maç. akhisar 21 faul ile oynamış

http://www.mackolik.com/Mac/2118756/Besiktas-Akhisar-Belediyespor

kupada konya deplasmanı: konya 23 faulle oynamış.

http://www.mackolik.com/Mac/2465424/Torku-Konyaspor-Besiktas

beşiktaşın yağ gibi aktığı maç eskişehir ise 11 faulle oynamış.

http://www.mackolik.com/Mac/2118854/Besiktas-Eskisehirspor

kupada karabük maçı.karabük 23 faulle oynamış.skor karabük lehine 2-0

http://www.mackolik.com/Mac/2434944/Karabukspor-Besiktas

olayın özeti şu: rakipler 20+ faul ile oynadığında ve hakemler buna izin verdiğinde yani çok faul olduğunda akan oyun olmuyor ve faullerden dolayı yetenekli ayaklar sinirlenip oyundan düşüyorlar.

konyanın iyi defans yaptığı falan hikaye aga.konya bir avrupa maçında 10-15 faulle oynasın bakalım ne olacak?avrupada hakemler öyle 20+ faule izin vermezler aga.11 kişi tamamlayamazsın.

son olarak derbi öncesi bertan kaya analiz yapmış.bakın ne demiş:

''Maçla ilgili son kritik istatistik, fauller. Beşiktaş ligin en az faul yapan takımı. Fenerbahçe ise bu alanda ligde ilk sırada. Kendisine en çok faul yapılan takım ise, Beşiktaş. Bu tablo çok ilginç, çünkü derbi heyecanı ile Fenerbahçe, Beşiktaş’ ın klas ayaklarını faulle durdurmaya kalkar ise, bol sarı ve kırmızı kart görme ihtimali var. Bu durum, Fenerbahçe açısından büyük risk. Hakemleri suçlamaya alışmış ve bir şekilde agresif futbolculardan kurulu Fenerbahçe’ nin aynı zamanda ligin en çok ikili mücadele kazanan, rakip atak kesen ve hava topu kazanma oranına sahip takım olduğunu da belirtmek gerek. Eğer hakemler müsamahalı bir tutum içinde olur ise, Fenerbahçe, saha içinde Beşiktaş’ a ciddi bir fiziksel üstünlük sağlayabilir. Burada hakem etkili olacaktır. Hakemin maçın ilk 15 dakikası içindeki kararları, maçın genel gidişatını etkiler. Maçın kaderini etkileyecek ikinci unsur ise hakemler olacaktır.''

http://www.milliyet.com.tr/bertan-kaya-fenerbahce-besiktas-derbisinin-mac-oncesi-analizi-2201393-skorer-yazar-yazisi/

ideal 11 dedi ki...

şuda ilginç bir istatistik aslında.hakemlerin nasıl fenerin anti futbolunu koruduğunu gösteriyor.

ligin en fazla faul yapan takımı fener sadece 1 kırmızı kart görmüş.fenerin oynadığı rakiplerde tam 8 kırmızı kart görmüşler.hemde tek tek gösterilen kırmızı kartlar.

http://www.mackolik.com/Takim/2/Fenerbahce/2015%2F2016

gene enteresan olan ligin en çok faul yapılan takımı olan beşiktaşın rakiplerine 1 kırmızı kart göstermiş hakemler.çoh enteresan.

http://www.mackolik.com/Takim/3/Besiktas/2015%2f2016

imdi fenerin maçlarında fener faullü oynuyor rakipler kırmızı yiyor.enteresan işler tabi.

can dedi ki...

@ beagle
Alexis Ruano'nun boyunun transfermarkt verilerine göre Ersan'la aynı olduğunu söyleyen benim. İnsanların boylarını uzaktan gözüne güvenerek ölçersen bir kaç santim yanılman çok normal. Çünkü fiziksel yapı, dik/kambur durma vs gibi şeyler insanın 3-4 santim rahat yanılmasını sağlar. Futbolu boylarını menajerlerin yanlış aksettirdiği konusundaki yorumuna güler geçerdim ama google'da 1.83 gösterilen Alexis transfermarkt'da 1.85 gösteriliyor ve bu tip bir farklılığa daha önce rastlamadım, o yüzden belki haklısındır.

Yüzde yüz haklı olduğun bir şey varsa o da Alexis'i transfer eden adamın - bu işten komisyon almadıysa -futboldan hiç anlamadığı. Pedro Franco geldiğinde hem kısa hem yavaş olduğu için asla Beşiktaş'ın stoperi olamayacağını söylemiştim (iyi oynadığı dönemde beni şaşırttıysa da sonuç hüsran oldu.) Alexis Pedro'dan da beter görünüyor, çünkü Pedro'nun en azından pozisyon bilgisi ve sezgisi vardı. İzlediğim kadarıyla Alexis ise bunlara da sahip değil, ayrıca korkunç kart görmeye meyilli bir oyuncu. Bir de çekilen şutları ellerini arkasında kavuşturarak eğilip sırtını dönerek karşılaması var ki! Hayatımda böyle bir stoper izlemedim diyebilirim.

WiLdHoney dedi ki...

Alexis konusunda sanırım karavana attık ama kiralık olması (sanırım) yada en azından maliyetinin çok düşük olmasıyla elden çıkartmak kolay olacaktır. Ben Marcelo'yu çok beğendim bu ana kadar, Rodolfo eğer sağlam şekilde sene başında dönecekse Rodolfo ve Marcelo'ya sahip olacağız ve yanlarına 2 adet daha stoper ihtiyacımız var yok eğer Rodolfo ile sorun olacak gibiyse 3 adet stoper ihtiyacımız olacak ki bu çok kötü olur işte. 3'te 3 tutturmak çok zor olacaktır. Alexis'i 4. stoper opsiyonu olarak tutarak gene 2 stoper almakta bir opsiyon olabilir elbette.
Milo ve Pedro'nun geri dönüş ihtimallerinden bahsetmedim bile, çünkü Şenol Hoca kaldığı sürece geri dönebileceklerini sanmıyorum.

Coolio dedi ki...

@ideal 11

fauller konusunda görüşüne çok ama çok katılıyorum. bende zaman zaman vurgulamaya çalışıyorum bu durumu. Türk futbolunun yerlerde sürünmesinin suçlusu her kesimdir (taraftar, yönetim, federasyon, devlet, medya ...vs) ama en çok hakem müsvetteleri bunun sorumlusudur. Türkiye ligi sert bir ligdir diye de milletin ağzına yapışmış. Türkiye ligi sert bir lig değildir, Türkiye ligi oyun kurallarının uygulanmadığı bir ligdir. Sert lig İngiltere'dir. Sertlik ancak ve ancak topa karşı olabilir!! Rakibe yaptığın sertlik anında en ağır şekilde cezalandırılır. Bizim hakemlerimiz hem hayatlarında futbol oynamayaıp sertliğin ayrımına varamadıkları için hemde kafalarında binbir tilki dolaştığı için oyun kurallarını uygulayamıyorlar. Denildiği gibi maçta 30 faul yapıp kart görmemiş bir takım (zaten kart görmediği için bu rakama ulaşabiliyor, kart görmüş olsa 15 de kesilecekti) sadece maçın içine etmiyor, Türk futbolunun da içine ediyor çünkü akıcı oyun oynayamadığımız için hücuma yönelik oyun planları geliştermiyoruz, aynı şekilde müdaafa planları da geliştiremiyoruz çünkü sadece faul ile durdurmayı biliyoruz.. oyuncularımız tempolu oyun deneyimi kazanamıyor. Sonra avrupa düzeyinde ve milli maçlarda berbat kalıyoruz. Çünkü oyuncularımız adil hakem yönetimindeki akıcı oyuna göre oynamayı bilmiyorlar, tempo karşısında da yoruluyorlar..

ideal 11'in dediği gibi FB'nin istatistkileri muhteşem. Kokuşmuş ligimizin gerçekleri. Sarışınlar aldıkları kupaları alın teriyle açıklamaya devam etsinler.

emir mfc dedi ki...

Fener güzel yıprandı bu akşam.. darısı ikinci maça... umarım turu geçip dortmund çekmezler, eleyebilecekleri bir rakip iyi olur lazio liverpool felan..

beagle dedi ki...

Can çok iyi noktaya degindin. Biz çocukken su çekmiş meşin topa, koca agabeyler vurdugunda bile kaçmaz, agiz burun kaleyi korurduk. Eskiler bilir, mahalle takimina 12 14 yaş arasi bekten girilirdi ve karşı takımlarda bazen kramponlu lisanslı topcular olurdu. Patlayan dudağa, karnina top veya diz yiyip nefes kesilmesine pabuç birakmiyorsan takimda geleceğin olurdu. Alexis gibi topa kicini dönerek savunma yapiyorsan senin yerine 9 10 yasinda cesur bir çocuk koyarlar, ömür billah da oynatmazlardi.
Milyon euro alip, üzerinde "Beşiktaş" formasi ile sahada toptan kacanlara, geri geri kaçarak savunma yapamayanlara tahammül edemiyorum. Boyu da herhal o sebepten gözümde gittikçe kisaliyor :)

Yorum Gönder

Ara