.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
15 Ekim 2014 Çarşamba

Sosa'nın bonservisi alındı


Herkesin beklentisi doğrultusunda Sosa'nın transfer hakları Metalist takımından satın alındı. Benim gibi önce şaşırıp "n'alâka ya?" diyenler olmuş olabilir, ama kendisinin kiralık sözleşmesindeki ifade şu şekildeymiş meğer:

Jose Ernesto Sosa'nın geçici transferi ile ilgili olarak oyuncunun kulübü ve kendisi ile anlaşmaya varılmıştır. Buna göre;

FC Metalist kulübüne kiralama bedeli olarak 1.400.000 Avro ödenecektir. Ayrıca Şirketimiz FC Metalist Kulübüne 15 Ekim 2014 tarihine kadar 2.000.000 Avro ödemek suretiyle sezon sonunda oyuncunun transfer haklarını satın alma opsiyonuna sahiptir.

Yani bugün 2 milyon Avro ödemeseydik, Sosa'nın bonservisini temelli almak için pazarlık yapmak zorunda kalacaktık tekrar. Peki soru şu: Sosa için 3.4 milyon Avro ödeme yapmaya değdi mi?

Bunun için objektif bir değerlendirme yapmaya çalışalım: Rizespor maçı ile tutmaya başladığımız karne notlarına bakarsak, takımın -6 dakika forma bulmuş Atınç haricinde- en iyi oyuncusu Sosa. Bu puanlara bakarken, oyuna sonradan giren oyuncunun genelde daha düşük puan aldığını ve Sosa'nın 3 maçta oyuna sonradan girdiğini de unutmamalı.

Maddi açıdan bakarsak: Beşiktaş'ın ligde topladığı 11 puanın 1.5'inde direkt katkısı var (Bursa maçında Olcay'a asisti). Naklen yayın gelirlerinin %45'i puan performansına göre belirlendiği için, bu puanın Beşiktaş'ın performans gelirine katkısı mevcut puan durumunda yaklaşık %0.5 oluyor, bu da geçen seneki gelirlere göre yaklaşık 1 milyon lira demek. (Bu rakam tabii ki değişecek, ama bir fikir vermesi açısından burada dursun). Zaten takımın en iyi oyuncusu olduğu için, puan performansı primindeki payını daha yukarıdan belirlemek de mümkün (mevcut durumda Beşiktaş'ın geçen seneki rakamlara göre 20 milyon lira geliri olacak) Avrupa Ligi'nde aldığımız iki beraberlikle kazandığımız 200 bin Avro'da da, her iki maçta da takımın en iyi üç oyuncusu arasında olduğu için yadsınamaz katkısı var.

Sene sonunda bütün oyuncuların maddi katkısını ayrıca hesaplayabileceğiz hem karne notları, hem de skor performansları itibariyle; fakat Sosa'nın şimdiye kadarki formu, uzun vadede kendisinin maliyetini maddi ve manevi şekilde çıkartacağını göstermekte. "Şöyle olsa şu kadar paraya alırdık" gibi varsayımlar yerine, mevcut dataya bakıp hesap kitap yapmak daha isabetli olur, ve de an itibariyle bu transfer oldukça olumlu gözüküyor.

3 Yorum:

Basar dedi ki...

Analizi ve transferi mantıklı bulmak ile birlikte şu konunun da düşünülmesinde fayda olduğunu düşünüyorum:

Sosa-Oğuzhan-Gökhan 3lüsünün tamamı yetenekli, iyi niyetli fakat bu oyuncuların attığı gol adedi 4-5'i geçmiyor. Defansif orta saha Veli, Atiba ve Necip'in de gol sayısı 1-2 düzeyinde. Orta sahası bu kadar az gol atan takım şampiyonluk ipini göğüsleyebilir mi analiz etmek gerekir.

Tekrardan, lütfen yanlış anlamayın bu transfere karşı değilim ama yukarıdaki konuyu ciddi ciddi düşünüyorum. Cevap bulabilen varsa tartışalım.

Benim aklıma gelen her gün normal idmana ilaveten uzaktan şut idmanı yapılması. Bu hem gol sayımızı hem de sıkışan maçları açmamızı sağlayacaktır.
İlaveten Fernandes'li dönemdeki gibi korner gollerine de ihtiyacımız olacak. Bence şu kadro yapısı ile bu iki konu elzem.

Barreto dedi ki...

@ Basar

Çok doğru. Bu konu da takımla ilgili bir başka realite. 100. yıl kadromuz bununla ilgili güzel bir örnek. Takımda çok fazla golcü (bitirici) vardı. En az gol atandan en çok atana doğru sıralayayım. Tümer, Kaan Dobra, Pascal, Pancu, A.Dursun, İlhan, Sergen. Bu 7 oyuncu ile birlikte Ronaldo da kale önünde fevkalade iyiydi. Üstelik Kaan Dobra, Pancu, Tümer ve Sergen santrafor pozisyonunda oynamıyorlardı. Ya santraforunuz "gol kralı" olacak ya da orta sahadan da ciddi skor katkısı alacaksınız. Biz de her iki durumla ilgili pek iyi sinyaller yok maalesef.

gökhan dedi ki...

bu gol problemi şut ile çözelecek bir mesele değil ya. asıl problem ceza sahasına girememek. serger, tümer, pancu falan uzaktan şut ile değil, ceza sahasına girerek skor yapıyordu. bazen lucescu döneminin maçlarına denk geliyorum da, aynı anda ceza sahasında 4-5 adamla bulunduğumuz oluyormuş. en kötü birine çarpıp gol oluyordu işte. şimdiki takımda santrafor haricinde ceza sahasına girmeyi akıl eden bir tek olcay var. balıkesir maçında bile o kadar topla oynamaya rağmen ba dışında kimse olmuyordu kalenin çevresinde. bir tek mustafa nasıl fark yarattı gördük 2. yarıda.

ben iki senedir bunun için neden bir çözüm üretilmediğini anlamıyorum. sözlüğe falan da 50 kere yazmışımdır. bilic'in teknik direktörlüğünü genel olarak beğenirim ama sırf bu mesele yüzünden kadro mühendisliği konusunda becereksiz olduğunu düşünüyorum.

Yorum Gönder

Ara