.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

.

.
22 Ekim 2014 Çarşamba

Maç Raporu: Beşiktaş 3 - 2 Sivasspor

Not: Bütün oyuncuların puanları yazının sonundadır. Bütün istatistikler MatchStudy sitesinden alınmıştır.

En iyi üç: Demba Ba, Gökhan, Olcay.
En kötü üç: Kerim, Tolga, Necip.

DEĞERLENDİRME

Gürcan aşağıda çok güzel özetlemiş: Beşiktaş'ın bu sene üç rakibi var, Passolig, Olimpiyat Stadı ve Beşiktaş'a zimmetli her türlü zemin. Biliç Eylül başında katıldığı Futbol Aktüel programında birinci antrenman sahasında çalışmaya başlayacaklarını söylediğinden beri darbe olmadan saçmasapan sakatlanan futbolcumuz yok benim hatırladığım. Evet, daha 1 ay oldu, belki tesadüftür ama bu kenarda dursun. Olimpiyat ve zemini çilesi olmadan çıktığımız lig maçında takım bu sene ligdeki en yüksek karne puanını aldı; Ersan, Veli, Olcay, Gökhan, Necip, Oğuzhan ve Demba Ba da sezonun en yüksek puanını aldılar. Hatta Beşiktaş'ın ileri ucundaki üçlü, en iyi üç oyuncu seçildi ki böyle bir şey geçen seneden beri ilk defa oluyor sanırım.

"Beşiktaş kazanıyor ama gol atamıyor?" imalı sorularına en güzel cevabı, topu doksana yollaya yollaya verdiğimiz bu maçta ön plana çıkan isim tartışmasız Ba idi. Final vuruşları, pozisyon alışı vs. geçtim, Olcay'a yaptığı asist dahi yeter aslında ama Ba ligde bir maçın her türlü içindeydi, bu çok önemli. Onun performansı, takımın geri kalanını aynen etkiliyor.

Şimdi gözün gördüğünü daha fazla söylemeyi bırakarak Atiba'ya bir paragraf açıp, bu maçın en önemli istatistiğinden bahsetmek istiyorum: Eskişehir maçında Atiba verdiği 39 pasın 27'sini defansif oyunculara vermişti, Rizespor maçında 64 pasın 41'i bu şekilde idi. Bursa maçında bu oran 31'de 9, bu maçta ise 63'te 30 oldu. Demek istediğim: Veli-Atiba ortasahasında, Atiba'nın ileriye oynayabildiği, en azından hücum elemanlarına isabetli pas aktarabildiği anda işleme sözkonusu, yoksa ortaya çıkan sonuç verimsiz oluyor. Bunun da sebebi şu sahaya yerleşim grafiğinde gözüküyor biraz. Veli ile Atiba'nın üst üste bindiği noktada, ortasahada pas opsiyonu yaratabilmek Beşiktaş'ın en büyük sıkıntılarından, ve bunu tesadüfen değil, bilinçli aştığımızdan emin olmalıyız.


Gene aynı grafikten bir başka gözlem ise Serdar'ın Motta'nın dahi önünde olması ve bu iki bekin cezasahasına toplam 16 top göndermiş olması. 18 top gönderen Gökhan'dan sonra, Beşiktaş'ın hücumlarının varyasyonlu olmasının anahtarlarından biri de bu ki gollerin oluşumunda da kenar aksiyonu pay sahibiydi hep. Serdar'ın artan performansının yanısıra, bek mevkiinden alınacak verimin ne kadar önemli olduğunun göstergesi de bu. Sakatlığı talihsizlik, fakat ihtiyacı olan özgüvene kavuşmuş gibi Serdar.

Bir başka sıkıntının sayılara dökülüşü ise şu: Beşiktaş, skor berabereyken ya da Sivasspor öndeyken %65'lik bir pasla oynama oranına sahip. Öndeyken ise bu pas oranı %33.7'ye düşüyor. Buna bir çare hâlâ bulamadık, ve takım en iyi oyununu oynuyor, hücum hattı destan yazıyorken "3-3 olur mu la?" endişesi ile maç bitiriyor olmak pek de olumlu bir gösterge değil.

Gürcan'ın aşağıda yazdığı yazıdan sonra ben de olumlu yanları yazıp tekrara düşmek istemedim, yoksa Beşiktaş'ın "şampiyonluk adayı" statüsüne resmen kavuştuğu bir maç yaşadığımız konusunda herkes hemfikir olsa gerek. Tolga'nın vasatlaşması sıkıntısını da halledebildiğimiz takdirde, gerçekten heyecan dolu bir sezon bizi bekliyor demek. O Arsenal serisinden aldığımız sinyalleri bir ara kaybeder gibi olduk, ama dinlenmek takıma yaramış. Nazar değmesin aman.

KARNE NOTLARI:

GENEL
Slaven Bilic7.9
Beşiktaş8.1
Mete Kalkavan2.9
Sivasspor5.6
TAKIM
Tolga Zengin5.6
Ersan Gülüm6.7
Tomas Sivok6.7
Ramon Motta6.6
Serdar Kurtuluş6.7
Atiba Hutchinson7.7
Veli Kavlak7.4
Kerim Frei5.4
Olcay Şahan8.2
Gökhan Töre8.8
Demba Ba9.2
Oğuzhan Özyakup7.6
Necip Uysal6.0
Pedro Franco6.4

2 Yorum:

Coolio dedi ki...

Necip,Kerim, Atınç devre arası kiralık verilmesi şart. Bu sene giyecekleri kısıtlı forma ile kendilerini geliştiremezler, oynadıkları sürede de bize faydaları dokunmuyor. Atiba (süper ötesi faydalı olmasına karşın yaş durumu ve şampiyonlar ligi nedeniyle) ve Sivok'un sezon sonu sözleşmesi bitiyor ve her ikisinede güzel bir şekilde veda edilmeli. Anlayacağınız yine 2 yabancı hakkımız daha çıkıyor (bunun için Özen ve biraz da yönetime hakkını vermeliyiz, bu kadar basit diye düşündüğümüz planlama örnekleri yıllarca YD zamanında yapılamadı, renkliler hala yapamıyor). Yeni yabancılar orta saha ve defans olmalı. Eğer yabancı sınırı arttırlırsa kaleye Cech düşünülür.
Hala yabancı hakkımız kalır ve de bütçemiz kalırsa (sanmıyorum) Olcay'ın mevkisine biri alıanbilir. Sağ beki zaten devre arasında halledeceklerini varsayıyorum.

Yarınki maça gelirsek, zor şartlarda bir maç olacak. Partizan'ın açık futbol oynadığını sanmıyorum dolayısıyla işimiz çok zor. 1 puan işimize yarar ama güzel bir zemin bulursak 3 puan beklentisine girerim şimdiden söyliyim.

james sneijder dedi ki...

Bu grafiğe göre, durumu Sivas takımı ile birlikte değerlendirince bazı şeyler daha bir açığa çıkıyor.

shelbyl’in dediği Veli-Atiba’nın aynı yerde kalması aslında rakipten de kaynaklanıyor. Avrupa maçlarında açık oynayıp orta alanı hızlı geçen takımlara karşı bu ikili yine full yeterli olmasa da, ligdeki kadar sorun yaşamıyor. Sivas gibi kapanıp ama aynı zamanda orta alanı az biraz pasla kalabalık geçebilen takımlar karşısında Veli-Atiba pek ileri gidemiyor. İşte Oğuzhan oyuna girince, çok başarılı olmasa da, bir miktar dikine oynayınca Sivas da geriye çekildi ve set hücumu oluştu. Oysa bu ikiliden biri Mbia tarzı bir adam olsa, Oğuzhan kaleye daha da yaklaşacak ve çoğunlukla Töre’nin lkişisel başarılarıyla içeriye taşınan toplar Olcay’ın da devreye girmesiyle daha da artacak-tı. Sivas maçındaysa Olcay biliçli bir şekilde “la dinamita” olmasından mütevellit Oğuzhan’ın girmesiyle ceza alanına daha fazla sokuldu, orası net ve sonra gol geldi. Fakat bu sefer de, geride kalan Veli-Atiba ikilisinden birisi fazlalık kaldı. İşte daha önce bahsettiğim kondisyon nedenleriyle Bilic bu ikiliyi maçın sonuna kadar bozmadı, sonlara doğru takımın pili bitince defansif anlamda sigorta kalsınlar diye.

Biliyorum bu videoyu daha önce de yayınladım fakat işte söz konusu Cruyff; adamın 2:28 dakikalık videosunda söyledikleri birçok olaya ışık tutuyor:

http://www.youtube.com/watch?v=gW65Isv58A4&list=PL9fD7rozRsivDJ6akPEj-A7Lj5eFcgq05

Özellikle “iki defansif orta saha” kısmına ve bizim diğer sorunumuz olan bekler hakkında söylediklerine dikkat lütfen. İki defansif orta saha olunca olay beklere kalıyor ama bu sakat bir durum diyor adam, bizdeki beklerin ofansif performanslarını düşününce bir de :)

Sivas için işledi, amma velakin geriye kapanmayı daha fazla düşünen mesela bir Erciyes için bu kadar işler mi, bilinmez. İşte bu yüzden bazen şaşırıyoruz, sen git Arsenali ve Tottenham’ı elinden kaçır, sonra ligin sonlarındaki X takım karşısında zorlan hatta puan kaybet, diye. İyi bir CM bu kadar fark yaratabilir mi gerçekten? Bakınız: Giunti, bakınız: Ernst. Ne olurdu De Rossi’nin bir tarafı Türk olaydı da “başka takımda formam giymem futbolu Roma’da bırakacağım” demesindi de Beşiktaş’a gelseydi, demeden, iyi bir maliyetle bulunabilecek CM’lere bakmalıyız. Bahsettiğim Norveçli, ki Beşiktaş’ın ilgilendiği yazıldı, videolarında ofansif anlamda özellikle dikine gitmede gayet başarılı bir CM gözüküyor. Ucuz da. Neden olmasın.

Yorum Gönder

Ara