.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

7 Mart 2009 Cumartesi

TSL 23. Hafta Hacettepespor 2 -3 Beşiktaş

Stat: Ankara 19 Mayıs Hakem: Bülent Yıldırım, Erdinç Sezertam, Ekrem Kan, Fethi Serkan Koçak (4.) Hacettepe: Recep, Ümit, Adnan, Marel, Kadir, Tozo (Dk.77 Serkan), Selçuk (Dk.62 İbrahim), Patiyo, Orhan, Murat (Dk.87 Arda), Zoko Yedekler: Ulaş, Arda, Serkan, Sedat, Tolga, İbrahim, Ümit Teknik Direktör: Ergün Penbe Beşiktaş: Hakan Arıkan, Ekrem Dağ, İbrahim Toraman, Zapotocny, İbrahim Üzülmez (Dk.46 Serdar Kurtuluş), Sivok, Fabian Ernst, Tello, Bobo, Nobre (Dk.77 Yusuf Şimşek), Delgado (Dk.77 Cisse). Yedekler: Rüştü Reçber, Cisse, Serdar Kurtuluş, Serdar Özkan, Holosko, Yusuf Şimşek Teknik Direktör: Mustafa Denizli Goller: Delgado (Dk.12), Nobre (Dk.18), Bobo (DK.68)Patiyo (Dk.20, Dk.87) Hacettepe Sarı Kartlar: Zapotocny (Dk.73)Orhan (DK.51), İbrahim Şahin (Dk.70) Hacettepe

Al Eline Kuponu Ara Mevzubahisi

İddaa tahminlerine artiz bir giriş yapıp, daha bir kupon bile tutturamayan mevzubahis ekibi yine sizlerle beraber. Belki kuponlarımız tutmuyor ama en azından samimiyiz, sizlerden biriyiz, sizin gibi tek maça yatıyoruz, sizin gibi güreşe doymuyoruz, her hafta yine deniyoruz. Denedik hep yenildik, ama bundan sonra daha iyi deneyeceğiz, daha iyi yenileceğiz yani daha çok para basıp hepten elimizdeki avucumuzdakini yitireceğiz. Zaten amacımız para kazanmak değil, kumar borcu yapıp, ödemek için Dostoyevski gibi bir haftada kitap yazmak. Yoksa başka türlü motive olacağım yok yeni kitabıma. Yeni kitabım dediysem, eskisi yok ki yenisi olsun. Herneyse, mevzuyu uzatmadan mevzubahiste bu haftanın detaylı analizlerine geçelim. İlk maçımız Detroit ile Atlanta arasında. Ne o şaşırdınız mı? Yoksa siz hala iddaa basketbolu denemediniz mi? Ben denedim şahsen, orda da kaybettim. Bu arada size çok yakında mevzubahis ekibine katılacak bir ismi açıklamak istiyorum; nba yorumları ile shelbyl. Henüz kendisinin haberi yok ama Amerika'dan herşeye laf yetiştirmesini biliyor, gelsin taşın altına elini koysun, Türk ekonomisine katkıda bulunsun. Açız uleaaan. Konu yine dağıldı, ilk maçımız Gençlerbirliği ile Ankaragücü arasında. Bir Ankaralı olarak bir haftadır bu derbiyi kokluyorum, Ankara adeta bu derbi ile yatıp kalkıyor. Şehirde resmen bir sessizlik hakim, herkes maça çok ciddi yaklaşıyor, sokaklarda kravatsız kimse dolaşmıyor. Bunun Ankara'nın memur kenti olması ile alakası yok, derbi maç böyledir, bir gelenektir Ankara'da. Bu maç çok zor maç olacak sevgili mevzubahisciler. Gol sesinden çok kemik sesi duymamız mümkündür. O yüzden sizlere alt oynamanızı, eğer alt üst oynamaktan imtina eden bir iddaacı iseniz, iddaa'nın yeni oyunu ilk yarı x seçeneğini işaretlemenizi öneriyorum. Çok ciddiyim, şaka yapmıyorum. Bu hafta sona ermeden yapın bunu. İkinci maçımız ise Kocaelispor ile Es-Es arasında. İki haftadır sürprizlerden sürprizlere koşan Kocaelispor, bu sefer atom karınca Rıza Çalımbay'ın takımını ağırlıyor. Bu maçta Kocaelisporun, iyi defans yapan Eskişehirspor karşısında gol bulamayacağını, Es-Es'in ise bir yolunu bulup, deplasmandan galibiyetle dönerek, düşme potasından tamamen çıkacağını düşünüyorum. Bu yüzden tahminim 2 ya da daha garantici arkadaşlar için x2. Gel gelelim Kayserispor ile Fenerbahçe arasındaki çok bilinmeyenli denkleme. Açıkcası Fenerbahçe'nin yükselişini pek samimi bulan biri değilim, yine destanlar yazılmış Fenerbahçe'nin oturan sistemi üzerine ama özellikle Sivasspor maçlarının, Türbülent'in orta sahasız oyunu yüzünden kolay geçtiğini düşündüğümden, bu maçları ölçü olarak kabul etmiyorum. Kayserisporun düşüşünü ise, Fenerbahçe'nin yükselişinden daha samimi buluyorum. Uzun süreli sakatlıklarlar yüzünden bir türlü çözülemeyen gol yollarındaki sıkıntı, şimdi takım oyununu da olumsuz etkilemişe benziyor ve artık kaybetmeme alışkanlıklarını da yitirmiş gibiler. Herşeye karşın, Kayserisporun 32bin kişilik yeni stadında yenilmeyeceğini varsayarak, biraz da umarak tabi ki, 1x'dan 1.57'lik gibi bir oranı değerli buluyorum ve kuponuma ekliyorum. 303- Gençlerbirliği - Ankaragücü: Alt (1.70) 304- Kocaelispor - Eskişehirspor: x2 (1.50) 374- Kayserispor - Fenerbahçe : 1x (1.57) Toplam Oran: 4.00
6 Mart 2009 Cuma

Hayırdır Belediye...

Son iki üç haftadır Beşiktaş İnönü Stadyumu çevresinde hummalı bir çalışma gözümüze çarpıyor. Yol yapım çalışmaları, genişletme, tünel, üst geçit vs... O dar alanda ne kadar çalışma yapılabilirse, sağolsun belediye yapıyor. Biz de doğal olarak çamur içinde stadyuma girip çıkmak zorunda kalıyoruz. Bu işlerin olması gereken şekli bu mudur? Beşiktaş kulübünün "çıkışları kapalı tarafından yapalım" çağrısı dışında bir etkinliği söz konusu mudur? Fenerbahçe stadyumunun hangi şartlarda yapıldığı malum, Aslantepe aynı şekilde. Trabzon'un kör-topal ilerlediğini görüyoruz. Biz ise yerimizde saymayı bırakın, sahip olduğumuz değerleri bile kaybediyoruz. Stad planlarında otopark olarak planlanan yerde şuan yol genişletme çalışması mevcut. Hoop uçtu otopark. Dünya stadı yapacağız ya, bundan sonra otoparksız olacak, hayırlı olsun. Lakin benim anlamadığım husus, bu belediyeye ne olduğu? O bölgenin aciliyeti mi vardı? Böyle seçim arifesinde, hem de stadın durumu belli değilken neden apar topar böyle bir işe girişildi. Hadi girişildi diyelim bunun bir yol-yordamı yok mudur? Maç saatinde bile vinçler, kamyonlar çalışıyor. Bir yandan tezahürat yaparken diğer yandan vinç seslerini dinliyoruz... Çamur deryası içinde maçlara girip çıkıyoruz. Bir garip işler dönüyor... Bilen anlatsın...

Finale Doğru

Evet geliyor, hissediyoruz. Büyük bir aksilik olmazsa bir Türkiye Kupası finalinde daha Fenerbahçe ile karşılaşacağımız zaman yavaş yavaş geliyor. Biz formdayız, takım oturuyor. Fenerbahçe Sivas'ı iki maçtada süpürdü. Lig yarışı kızışıyor, kupa heyecanı artıyor. Artık iki kulvardada son düzlüğe çıkıyoruz. Bundan sonra 1-0 önde girdiğimiz hiç bir maçın son 10 dakikasını yürek kaldırmaz. 4-4-2 dedik 4-3-3 dedik, Bobo dedik, Nobre dedik, Çarşı dedik, tüpçü dedik ama işte artık zurnanın zırt dediği yerdeyiz. Bundan gayrısı laf-ı güzaf. Atkısıyla, formasıyla sezonun düğümleri atılıyor. Safları sıklaştıralım.
3 Mart 2009 Salı

FTK Yarı Finali 1.Maçı Ankaraspor 1-3 Beşiktaş

Hakem: Selçuk Dereli, Mustafa Emre Eyisoy, Cem Satman, Özgüç Türkalp (4.) Ankaraspor: Evren, Muhammed Hanifi (Dk.56 Neca), Ediz, Murat Tosun (Dk.79 Konate), Mehmet Çakır, Batak, Uğur Demirkol, Bilal, Erhan Güven, Hürriyet, Adem. Yedekler: Meye, Kadir, Neca, Murat Akyüz, ömer, Konate, Umut, Teknik Direktör: Aykut Kocaman Beşiktaş: Hakan Arıkan, İbrahim Toraman, İbrahim Üzülmez, Sivok, Zapotocny, Ekrem Dağ, Fabian Ernst, Tello (Dk.Cisse), Delgado (Dk.79 Yusuf Şimşek), Nobre, Bobo (Dk.66 Holosko). Yedekler: Rüştü Reçber, Serdar Kurtuluş, Cisse, Uğur İnceman, Erkan Zengin, Holosko, Yusuf Şimşek. Teknik Direktör: Mustafa Denizli Goller: Delgado (Dk.41), Holosko (Dk.77), Yusuf Şimşek (Dk.89)Bilal (Dk.25 penaltı) Ankaraspor Sarı Kartlar: Fabian Ernst (Dk.53), Zapotocny (Dk.58)Neca (Dk.75), Hürriyet (Dk.86) Ankaraspor

MevzuBahis Şeytanın Bacağını Titretiyor

Yayın hayatına yeni başlayan mevzubahis ekibinin tahminlerini sunduğu ilk üç programda yaşadığı şanssızlıklar hepininizin malumu. Şeytan, Arsenal-Fullham, Denizlispor-Gaziantepspor, Bursaspor-Kocaelispor maçlarında topa bacağıyla müdahale edip, ters köşeye yatırmıştı bizleri. Ama şimdi o bacağın kırılma vakti. Mevzubahis ekibi gerekirse şeytanın bacağını kırar, eline verir... Gerçi bu sabah güzelim laptopumu 300 liraya saydırıp, bu satırları internet cafeden yazmam moralimi bozmuyor değil ancak bilirsiniz ki bir laptop milyonlar getirmeyebilir fakat o 300 lira doğru ellerde, yani bizim elimizde, iddaa müessesesinin batmasına neden olabilir. Şimdi geçiyoruz hafta içi programının detaylı analizine. Bu programı elime alır almaz dikkatimi çeken ilk maç Mallorca-Barcelona mücadelesi oldu. İspanya'da düşme mücadelesi veren Mallorca'nın, lig ve şampiyonlar ligi maçlarıyla beraber tam 4 maçtır kazanamayan Barcelona karşısında çok fazla direnç gösteremeyeceğini tahmin ediyorum. Dertler bizim, çile bizim, kupalar sizin olsun mentalitesindeki Mallorca karşısındaki Barca, bu sefer 1.65'lik oranıyla Barcalar.. İspanya'daki kupa heyecanından İtalya'dakine geçecek olursak, burada da güzel bir maç bizleri bekliyor. Lazio-Juventus karşılaşması, ligde aradığını bulamayan Lazio için kupa güzel bir fırsat. İlk maçta avantajlı bir skor almak isteyen Lazionun, bu maçta yenilmeyeceğini öngörüyor, 1x'lık çifte şanstan Lazio'yu kuponumuza ekliyorum. İtalya,İspanya derken iyi gezdik, geçerken bir de Almanya'ya uğrayalım. Buradaki kupa maçları aslında biraz sakat, tek maç, atanalırspor usulü. Ki maç da iddaa müessesesinin zengin olmasını sağlayan bir takımın, yani Schalke'nin maçı. Ama ünlü iddaa uzmanı juan spirit'in dediği gibi, iddaa yürekle oynanır ve Mainz-Schalke maçında 1.80'lik oranıyla Schalke'ye bir şans daha verilebilir. Kupa maçlarından sonraki durağımız ise, haftaiçi-haftasonu demeden maç yapılan ingiliz premier ligi. Ah endüstriyel futbol, adamlara noelde bile maç yaptıracak kadar vicdansız oldun, pestilleri çıktı be zavallıların ama konumuz bu değil. Konumuz Hiddink'li Chelsea ve yine yeniden şampiyonluk hayali suya düşen Liverpool. Bu iki ekibimiz zayıf rakipleri karşısında maçlarını alır, iddaacıların yüzlerini güldürür. Kuponumuzun genel hali de şöyle efendim. 109 - Mainz-Schalke: 2 (1.80) 111 - Portsmouth-Chelsea 2 (1.40) 144 - Lazio-Juventus 1x (1.35) 149 - Liverpool-Sunderland 1 (1.25) 236 - Mallorca - Barcelona 2 (1.65) Toplam Oran: 7.02... Laptopdan aldığımız 300 liranın, 1/300'ünü internet kafeye veririm birazdan, 4/300'ünü de cep harçlığı yaparım. Geriye kalan 295/300'ünü de şu güzelim kupona yatırdım mıydı, ne olur kazancım artık siz hesaplayın..

Tartışılmayan Oyuncu

Enteresan bir camiayız. Birine laf etmek için söylemiyorum, kendime bakınca da bunu görüyorum. Üzerinde uzlaşılan tek bir futbolcumuz yok. Bi Fabian Ernst var, o da zaten yeni geldi diye. Bir Fenerbahçe'liyle konuşsan, Semih dünya yıldızı, Alex maestro, Deivid müthiş oyuncu, Lugano Avrupa'nın her takımında oynar, Gökhan Gönül Avrupa Şampiyonası'nda oynasaydı şampiyon olurduk, Carlos'un kalitesi tartışılmaz, Burak Yılmaz yeniden doğacak... Meira yılın transferi, Lincoln ligin en iyisi, Kewell yeni Hagi, Arda dünya yıldızı, Servet müthiş stoper... Oyuncuları tanımasan sanırsın Barcelona'yla Real Madrid'ten bahsediyorlar... Şimdi bizim takıma bakıyorum. Bobo et midir balık mıdır belli değil. Deli gibi bağlananlar var, oynamamasını tercih edenler var. Nobre çok savaşçıysa gitsin savaşa, bu futbol oyunu diyenler var, benim gibi sevenler var. Tello'nun etkisi çok kısıtlı diyenler var, kısıtlı mısıtlı en çok etkiyi yapan yine o diyenler var. Delgado'da bir Beautiful Freak cephesi var, bir de geriye kalanlar. Zapo müthiş defans diyenler var, Toraman'dan ne fazlası var diyenler de... Toraman ve Zan'ın stoperde oynadığı Beşiktaş'tan hayır gelmez diyen Yuki The Zorba cephesi var, sanki Zapotocny bu adamlardan iyi diyenler var... Acaba diğer taraftarlar da Alex'i, Deivid'i, Kewell'ı bizim gibi eleştiriyorlar da biz mi farketmiyoruz. Yoksa kendi oyuncusunu derinlemesine analiz eden, ufak hatalarını büyüten ve ufak başarılarından sonra yine göklere çıkaran bizlerde mi bir anormallik var? Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarından ne farkımız var diyorsak bence bu -hala- ilk sıradadır... Bu fark, iyi midir kötü müdür bilemem. Ama bir fark olduğu da kesin...
2 Mart 2009 Pazartesi

Evet 5 Yeriz, 7 Yeriz Ama 6 Yemeyiz. 7 Yeriz, 9 Yeriz Ama 8 Yemeyiz.

Sivasspor teknik direktörü Bülent Uygun'un sözü. Galatasaray ve Beşiktaş'a gönderme yapmış kendince. Bu adam oturup bugün ropörtajda ne söylesem de manşet olsa diye mi düşünüyor acaba? Çarşamba günü değişik bir Sivasspor izleteceklermiş... Biz pazar günü yeterince değişik! bir Sivasspor izlemiştik oysa ki. Bizim maçta tekrar çıkışa geçmek istersiniz şimdi siz. O maça kadar fark kapansın da Sivas'ta görüşelim tekrar... Ropörtaj Buradan

Erdoğan Arıca İstifa Etti

Haftasonu oynayacağımız Hacettepe'nin başarılı! teknik direktörü Erdoğan Arıca görevinden istifa etti. Kulübün yeni bir teknik direktör arayışı içinde olmadığı, yardımcı antrenörler Ergün Penbe ve Kemalettin Şentürk'ün takımı hazırlayacakları söyleniyor. Normal bir teknik direktör değişimi olsa, ilk haftadan kendini gösterme gibi faktörler devreye girebilirdi ancak Arıca'nın istifası bana Hacettepe'nin pes ettiği izlenimini veriyor. Zaten bir ligde iki takımın olması kaldırılması kolay bir durum değildi. Neticede bize bu hafta zorluk çıkarmasınlar da, ister düşsün ister çıksınlar...

Yarıda Kalmış Gol Sevinçleri...

Yarıda kalmış gol sevinçleri... Taraftardan hep birşeyler götürür ve yaşanmamışlıkların muhasebesini yaptırır insana. Tuna Kiremitci gibi bir giriş oldu, farkındayım, ama kiremit düşsün ki kafama futbolun acımasız bir oyun olduğu, bizler "GOOOOOL" diye çığırırken, hakem kafasını iki yana "yok kardeşim ne golü, nerden çıkarıyorsunuz böyle şeyleri" der gibi salladığında anlaşılıyor en çok. "Göt olmak". Amiyane bir tabir ama cuk oturuyor bu duruma ve biz Beşiktaşlılar ne kadar da çok göt oluyoruz ayıptır söylemesi. Geçen sezondan beri gol sevinçlerim hep bir yarım, hep ölçülü, tedirgin, kekremsi.. Herşey geçen sene oynanan Ankaraspor maçı ile başladı, belki evveliyatı da vardır ama emin değilim. Son dakikalar yaklaşırken, soldan bir orta kaleci topu içeri alıyor, GOOOOOOL!?!, ama o da ne? Hakemler kendi aralarında birşeyler konuşuyorlar. Gol iptal. Nasıl göt oldum anlatamam. Gerçi bu birşey değil, şu Higuain'in gol sevincine bakın hele. Onunla beraber hepimiz göt olduk, rooooaarrr,gooooooaaal diye bağırırken. Allahım, ne büyük bir ceza bu, maçta efendi gibi yenilsek olmaz mı, ne bu şimdi? O yetmedi, bir de bu sene son dakikada Holosko gol attı Kadıköyde. Ayıptır söylemesi ben yine yedim bu numarayı. Zaten Holosko'nun ofsaytı bilip bilmediğinden şüpheliyim, aynı teraneyi Metalist maçında da yaptı, göz göre göre ofsaya düştü. Hele şu İBB maçları başka bir fiyasko. Bu sene iki maç yapmışız bu Belediyemizin güzide ekibiyle. İki maçta tam 4 gol iptal edilmiş, 3'ü bize ait, 1 tanesi de Belediyesporun. Bu arada size de oluyor mu bilmem ama şu takımın adını yazarken bir kararsızlığa düşüyorum, İstanbul BB, İ.B.B, Belediyespor, Büyükşehir Belediye... Takım başlı başına bir dert biz Beşiktaşlılar için. Küme düşerler umarım. Herneyse, takım gol atıyor, ben seviniyorum, hakem iptal ediyor. Bir insan aynı numarayı kaç kez yer, şu son maçta Nobre kafayı çakınca nasıl da kendimden geçmişim anlatamam. Ulan bir maçtaki hiçbir gol de doğru dürüst olmaz mı? Nobre atar sayılmaz, Tello atar ağları bulmaz, İ.B.B.'liler atar bir ofsayt kuşkusu verir, son gol gelir ofsaytla, daha Gökhan mı Bobo mu atmış belli değildir, Bobo hareket çeker gibi bir vuruşla son bir dokunuş yapar... Ömür törpüsünden başka birşey değil bu ama buradan söz veriyorum kendime, bir daha yemem böyle numaraları.
1 Mart 2009 Pazar

Bobo Gidici

Niye böyle diyorum? Kendisi şu açıklamaları yapmış: "Bobo, Beşiktaş Dergisi'nin Mart ayı sayısında yer alan röportajında, ''Bir ömrü İstanbul;da geçirir misin'' sorusuna ''Kesinlikle geçiririm'' yanıtını verirken, jübilesi için de ''Buna da cevabım, kesinlikle isterim. Kaldı ki yapacağım da'' dedi." 24 yaşında adama "Jübileni Beşiktaş'ta yapmak ister misin?" diye soran adamı da alkışlıyorum buradan. Neyse, röportajı yapanın Beşiktaş Dergisi olduğunu düşünürsek, bu Bobo için bir PR çalışması olsun diyelim. (wishful thinking)

Beşiktaş Cola Turka:110 - Fenerbahçe Ülker:95

Basketbol takımımız, ezeli rakibimiz Fenerbahçe Cola Turka'yı -bence- rahat bir oyunla farklı bir skorla devirdi. Koç değişikliği takımımıza olumlu yansımış gözüktü. Baxter, Cevher ve Chatman'ın ofansif olarak iyi günlerinde olmaları maçı bize getirdi. Muratcan, Haluk, Mims, Adem, Mehmet, Wesson gibi oyuncular da bu oyunculara eşlik ettiler. Aslında fena takımımız yok. Seyirci böyle olduktan sonra bu takım kendi sahasında Türkiye Ligi'nde her maçta favoridir. Ha, yenilir yener önemli değil ancak kazanmak için gerekli potansiyeli vardır. Beşiktaş kulübü -aslında hiç yapamadığı- sürekliliği ve disiplini basketbol branşında sürdürebilirse bu braşın tekrar El-Amin'li günlere dönmemesi için bir neden yok. Basketçilere teşekkürler. Fenerbahçe'yi yenmek çok zevkli bir olay. Keşke maç ta daha çekişmeli olabilseydi...

Yardım... Maçta yemek yiyen insan fotoğrafları...

Yakın bir arkadaşımın Master Projesi için kullanmak üzere maçta yemek yiyen insan fotoğraflarına ihtiyacı söz konusu... Ne yediği önemli değil, simit olur, pide olur, acıbadem olur, köfte ekmek, çekirdek, hatta karidesli sandviç bile olur! Yabancı liglerden de fotoğraflar memnuniyetle kabulümüzdür... Elinizde uygun fotoğraf varsa, carltonmyers@hotmail.com adresine yollarsanız seviniriz...

MevzuBahiste Pazar Keyfi

Mevzubahis ekibi olarak (ekip dediysem yaverim spirit ve ben) sizin için hummalı çalışmaların ardından (hummalı çalışmalar dediysek 10 dakika) pazar kuponlarını hazır eyledik. Geriye sadece bu kuponlara çoluğunuzun çocuğunuzun rızkını yatırıp, bir elinizde çayınız ile maçların sonucunu beklemek kalıyor. Ne derler bilirsiniz, "bu tufa kaçmaz!" ve yine tekrarlamakta fayda var, "parası tatlı olan şeker yesin..." Pazar programının en dikkat çekici üç maçı, yalnız ve güzel ülkemizin biçare ve süper ligi Turkcell Super Liginden. Baharın başladığı bu güzel günde, Ankaragücü ve Bursaspor ligin dibinden kurtulma mücadelesi veren rakipleri karşısında oldukça şanslılar. Bursaspor Ertuğrul Sağlam'ın gelişiyle yeni bir kimlik yakaladı falan fıstık, Ankaragücü ligde uzatmaları oynayan Hacettepesporu yenmek zorunda falan feşmekan... Sizi bu gibi ayrıntılarla sıkmak istemiyorum, umarım bu güzel havalar bizi mahvetmez, bu güzel havalarda tek maça yatmayız. Hele bu iki maçın yanına bir de son iki haftada kaleyi bulan toplam bir şutu olan Trabzonspor ile can derdindeki Antalyaspor arasındaki maça Alt dersek, bizi kimse tutamaz, Jessie bile tutamaz, yıldızlar tutamaz, bir uçurum gibi...Bu arada Jessie dedim de, o Arsenal'in allah belasını versin demeden edemiyorum. 4 hafta üst üste bir takım 0-0 berabere kalır mı, bir gol atmak bu kadar mı zor? Neyse, ada futbolu yandan çarklı diyor, diğer kuponumuza geçiyorum. Pazar neşemizin ikinci kuponunun direği büyük takımlar üzerine kurulu. Ne varsa yine büyük takımlarda var, Allah onları başımızdan eksik etmesin. Almanya'da şampiyonluk yarışı kızışmışken, bir çok arkadaşımızın aynı ligden iki maçı aynı kupona koymama prensibine meydan okurcasına, Şampiyonlar ligi fatihi Bayern Münih'i ve Avrupadaki gururumuz Sabri Sarı'lı Galatasaray'ın rakibi Hamburg'u aynı kupona koyuyorum. Bayern Werder'i deplasmanda yenemez mi? Güldürmeyin beni lütfen. Hamburg patlar mı? Bunu da nerden çıkarıyorsunuz? İki kuponumuz tek maça yattı diye hemen tavır yaptınız, demek kredimiz bu kadarmış. Olsun varsın, siz ne kadar tavır alsanız da bilirim bu maçlara oynar, yanında bir de Madrid deplasmanındaki Barca'yı koyar, aramızdaki buzları eritirsiniz. Unutmayın! gerekirse annenizin kolundaki bileziği dahi almaktan çekinmeyin, zira başarıya giden yol her zaman güllerle dolu olmaz, ki ben de size gül bahçesi vaaddetmedim. İşte yukarıdaki yazıyı okumaya üşenen tembel takipcilerimiz için kuponlarımızın resmi.
Bu aşağıdaki kuponlar da juan spirit'in kupon gibi kuponları. Kendisi kuponlarına o denli güveniyor ki, açıklama yapma gereği dahi duymuyor. İşte o kuponlar..

Ara