.

.

.
Ekşi Beşiktaş. Blogger tarafından desteklenmektedir.

3 Ekim 2008 Cuma

Büyümek İçin Küçülmek


Büyük Beşiktaşa bizlerin neleri yakıştırdığını biliyoruz ama tarihe bakın ne diyor. Üst üste alınan şampiyonluklardaki o güzel yılların ardından bu seneye gelene kadar 16 yılda 2 şampiyonluk kazanmış Beşiktaş. Hem de o 16 yılda Galatasaray'ın UEFA zaferini, Fenerbahçenin geçen seneki büyülü Avrupa macerasını da bonus olarak izleyerek. Peki bugüne bakın ne oluyor, Beşiktaş tarihinde hiç başarılı olamadığı Avrupada yine bildik bir bilinmedik takıma elenerek karışıyor. Hayır!

İtirazım var buna. Beşiktaş öncelikle küçülerek büyümeli. Kendini ve konumunu iyi belirmeli ve hedefini iyi seçmeli. Tabi ki Beşiktaş Metalist Gibi Avrupada üçüncü kez mücadele eden bir takıma elenmemeli ama bu hezimet de Beşiktaş'ı asıl hedefinden uzaklaştırmamalı. Beşiktaş'ın hedefi Lig şampiyonluğudur ve bu hedefe ulaşamadığı her yıl bu hedefe ileride ulaşması da daha zor bir hal almaktadır. Bakın Trabzonspora, artık Trabzonsporun şampiyonluk olasılığından bahsederken ne kadar da ütopik birşeymiş gibi geliyor değil mi? Peki Beşiktaş birkaç sene daha şampiyon olamazsa, kimi inandıracaksınız sezon açılışlarında Beşiktaş'ın şampiyon olabileceğine? Her yenilgiye karşı hassaslaşan camiada zor zamanlarda nasıl tek vücut kalabilceksiniz?

Daha önce de dediğim gibi. Bir şampiyonluk tüm sorunları çözer ve herhangi bir teknik direktör değişikliği tüm şampiyonluk şansını alıp götürür..
2 Ekim 2008 Perşembe

Hakem Golümüzü Yedi Anane!


Ah be anane. Alışmamız lazım ama bir türlü alışamıyorum. Her defasında ilk defasındaymış gibi şaşırıyorum, kızıyorum. Sakin kalmak en doğrusu ama en zor olanı aynı zamanda. Diyecek çok da birşey yok aslında. O zaman futbolun lordları için Morrisey'den gelsin..
"so please please please let me, let me, let me
let me get what i want this time "
(Not:Fotoğraftaki güzel insan benim ananem değil ne yazık ki.)

Sistem Öldürmez Duvarlar Öldürür


Gerets gelir, orta sahası kalabalık bir Galatasaray yaratmaya çalışır, olmaz derler. Türkiye'de böyle oynanmaz. Türkiye'nin sistemine uyacaksın denir. Sonra da bir bakarız saçma sapan bir takıma elenir Galatasaray. Zico gelir, içeride dışarıda her maç aynı sistemle oynar. Sistemi Avrupada zor çözülür ama Türkiye'de kimsenin hoşuna gitmez. Çünkü koca Fenerbahçe tek forvet oynamaz der hazretleri. Halbuki o sistemle Fenerbahçe Avrupada hiç görmediği yerlere gelmiştir. Ertuğrul Sağlam yeni sezona 4-2-3-1 sistemi ile başlar. Hem Beşiktaşa hem modern futbola uygun bir sistemdir bu ama hazretleri yine beğenmez, koskoca Beşiktaş bu sistemle oynamaz der.

Evet koskoca Beşiktaş, Galatasaray ve Fenerbahçe. Bunlar küçük ligimizin büyük takımları. Küçük ligimizde şampiyon olmak için saçmasapan taktiklerle, 2-4-4 gibi sistemlerle oynayabilirler ama bu sistemlerle istikrarlı bir başarı yakalanamaz. Şu takıma karşı şu taktikle, bu takıma karşı bu taktikle oynayarak bir sistem oturtmanız mümkün değildir. Ne yani, bütün sene çok forvetle karambolden gol atmaya alışmış bir takım, ciddi maç olunca organize ataklar mı yapmaya başlayacak. Tabi ki hayır. Herkes bunu biliyor ama kimsenin umrunda değil, amaç küçük ligin büyük takımlarına büyük gazlar vermek. Sonra da o verilen gazlar ölçüsünde yerden yere vurmak.

Sorun Ertuğrul Sağlam'ın, Gerets'in, Zico'nun, Tigana'nın, Skibbe'nin oynatmaya çalıştığı sistemlerde değil. Sorun bu sistemleri kimlerle yapmaya çalıştığında. Yeteri kadar zaman tanırsanız elbet başarı kaçınılmaz ama ne sisteme ne teknik direktörlere sabır tanınabilecek bir ortam var bu ülkede.
1 Ekim 2008 Çarşamba

B Sınıfı İnter; Beşiktaş


Bu gece 1-1 biten İnter-W.Bremen maçını izlerken, İnter'in oyununu görünce aklıma hemen Beşiktaş geldi. Topu oynaması için rakibe veren, kendi 18'ine kadar rakibi hataya zorlamayan İnter'e Beşiktaşın iyisi demek, ya da daha doğrusu Beşiktaşa İnter'in kötüsü demek çok da hatalı bir benzetme olmaz heralde. Hele İnterin de tek hücum anlayışının yetenekli isimlerle hızlı çıkış olduğunu görünce iyice ikna oldum buna.

İlerleyen günlerde bu iki takımı eş zamanlı olarak incelemek lazım. Neden böyle rakiplerine oyun imkanı veriyolar ve neden bu kadar pas yapma özürlüler.

İbrahim Üzülmez Strikes Again




Ne cengaverler geldi gitti sol bek sevdalısı. Şu an takımda sol bekte oynayabilcek ne cengaverler var; Tello, Seric, Emre Özkan. Ama İbrahim Üzülmez her devrin adamı. Onun futbol dehasını anlamayan bizlere her defasında sol cenahtan nanik yapıyor. Hele son iki maçta yabancı kısıtlaması olmamasına rağmen Seric kenarda dururken, İbrahim Üzülmez sahada ise diyecek birşey yok. Zaman herşeyin ilacı, elbet o da bir gün gelecek futbolu bırakacak. O zamana kadar ya sabır hepimize.

Ara